dünyaitiraf.com

#özgürler 

4661.
doktora tez konusu bulmak ne zor bir şeymiş yarabbi. neredeyse doktoraya devam edemeyecektim biraz daha bulamasam. işin kötüsü size yardım edebilecek kimse yok. tam bir konu buluyorsunuz. bu konuda iyi doktora yazılır falan diyorsunuz. bir bakıyorsunuz kitaplar, makaleler yazılmış, seminerler verilmiş. öyle bir konu bulmalısınız ki hem orijinal olsun, hem araştırılabilir olsun, hem de literatüre bir katkısı olsun. neyse ki buldum sonunda.
devamını gör...
4662.
bu öğrenci milleti bir garip, sağları solları belli olmuyor. bayram öncesinde bir kapak olayı yaşadım anlatayım. şimdi bizim okulda ilginçtir sınıf defteri yok. yoklama fişini biz yanımızda gezdiriyoruz ve sınıf listesi sınıf başkanına emanet. tabi çocuk bu unutmuş sağda solda ve arkadaşları listenin anasını ağlatmış. işte bu garibim de üzülüyor hocam müdür yardımcısı bana emanet etti, şimdi kızacak falan filan... ben de üzülmesin diye olum dedim boş ver bayrama kadar idare et bayram dönüşü kaybettim dersin yeni liste verirler bir şey olmaz dedim. şöyle bir baktı bana yüzünde hafif gülümseme, ben yalan söylemem hocam dedi. giderim anlatırım olanları ama yalan söyleyemem dedi. kaldım tabi ben öyle, iyi hayırlısı o zaman dedim ben de. yalnız harbi kötü kapaklandım, gençlerle doğruyu doğruluğu öğretmek yerine nasıl sahtekarlık yapacan, nasıl günü kurtaracan hesaplarını öğretiyorum. ben de eğitimci miyim be peh!...
devamını gör...
4664.
işyerindeki çaycının ismi hüseyin ve ben bazen çocuklar duymasın setindeymişim gibi geliyor. bu kadar leşlik bir yerde rastgele toplanamaz bunun için gayret gerekir azim gerekir pislik gerekir. dağılın lan isyanım var!
devamını gör...
4665.
birisi var aklımda
ismi lazım değil
birisi var aslında
tarzım değil
hiç kimse bilmiyor
anlatmadım daha
duyulsa yer yerinden oynar aslında...*
devamını gör...
4666.
araftayım.haftanın yarısı işte yarısı okulda.sıkıntı valla ikisinede uyum sağlamıyorum.allahtan kayseriliyimde idare edyoz.
devamını gör...
4667.
bu ülkeden kaçmak istiyorum ama kaçamıyorum, çünkü param yok. parası olan bir arkadaşımı daha bu ay almanya'ya kalıcı olarak yolcu ettik. o da bir şey.
devamını gör...
4668.
evimden ayrılmak istemiyorum, yastığıma başımı koyduğumda acaba bir daha ne zaman bu huzura kavuşacağım diye düşünüyorum.
devamını gör...
4669.
bugün soğutma dersinde yazdıklarımı beğenmedim sonra hepsini yırttım şimdi tekrar yazıyorum. sorun şu, lan bu hoca bu kadar çok mu yazdırmıştı be. insaaaf
devamını gör...
4670.
geçen senelerde ailecek kız görmeye gitmiştim. tabi kız evi çok farklı, rengarenk ve birazda buruk bir heyecan. aileler tanıştı, tatlılar yenildi, çaylar içildi. buraya kadar her şey normal bir şekilde, ama o anadolu insanı temiz kalpli babam daha önce hiç görmediğimiz hiç misafiri olmadığımız evde benden kendisine mutfaktan bir bardak su getirmemi istedi. ah baba, nasıl desem çok utandım lan! ağlamam geldi, ama nedense sümkürdüm. zaten kızı da vermediler.
devamını gör...
4671.
her gün görmek zorunda olduğum birinin psikopat derecede bana aşık olduğunu bilmek ne kadar rahatsız ediciyse insanın aklının ve kalbinin özgür olması da o kadar büyük bir nimet Allah'ım!..
ve tabi ki hayat mottom olarak bekarlık sultanlık.
devamını gör...
4672.
şöyle kesin olarak bildiğimi sandığım şeyleri hocalar çürütüyo da böyle yıllarca inandığım şeylerin boşuna olduğunu farkediyorum ya. kahrolsun bağzı şeyler. ..
devamını gör...
4673.
hocanın derste yazdığı ingilizce kitapları internet aracılığıyla temin edebildim diye hoca beni bi halt sanıyor. bi programı öğrenmemi ve soğutma hesaplarını o programla yapmamı yıl sonunda da arkadaşlarıma bir sunumla programı anlatmamı bekliyor. iyi de ben programdan hiç bir şey anlamıyorum tutöyrıl ( nasıl okunuyorsa o halt ondan işte) filan da yok nette, böyle afedersin sibek gibi kaldım yani.

ama huzurluyum elhamdülillah. elhamdülillah.
devamını gör...
4678.
zeka seviyem yerlerde...

ders çalışırken yaptığım aptallıkları farkedince, neden yalnız kalmaya mahkum olduğumu anlayabiliyorum.

misal bir camiinin ismi ve kim tarafından yaptırıldığı ezberlenecek. camii'nin ismi sidi ukbe camii, yaptıranın ismi ise ukbe b. nafi. ve ben bu ikisi arasındaki bağlantıyı bir türlü kuramıyorum. niye? çünkü sidi ukbe camii ismi beynimin kıvrımlarından geçerken, -artık nasıl güçlüklerle karşılaşmışsa demek- dönüp dolaşıp sebk i hindi şekline bürünmüş. kalıcı olarak düzeltemiyorum da. bu sadece küçük bir örnek. hayatım böyle saçmalıklarla dolu.

mesela kursta bir kadın var, ismi melek. melek ile arasında fonetik açıdan uzaktan yakından bir alaka olmadığı halde, kadına yaklaşık bir aydır, "hanife abla" diye sesleniyorum. kadın da artık bozulmuş olacak ki, "sen en iyisi bana angel de, alışmanı sağlar" dedi. gülmeye çalıştım, renk vermemek için.

a 101'e c 101 demem de ayrı bir alay konusu.

gülelim eğlenelim diye yazmıyorum, cidden moralimi bozuyor bu durum. bir cümlenin iki kez tekrar edilmesinden nefret eden ben, bu hatalarımı düzeltemediğim için, her defasında "hanife değil melek" "c 101 değil a 101" gibisinden uyarılarla karşı karşıya kalmak zorunda kalıyorum.

ismi munise olan kadını her gördüğümde aklıma arpa şehriyenin gelmesi de apayrı bir konu tabii.

öyle işte...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar