alın lan size itiraf.

baba başlığına baktım. özellikle pia'nın ve diğer babasını kaybetmiş yazarların tanımlarını okudum. okudukça da üzüldüm. ben asla öldüğünde üzülebileceğim bi babaya sahip olamadım. muhtemelen tek üzüntüm ölmeden şöyle bi kere bayıltana kadar dövememiş, ağzını burnunu kıramamış olmak olur.
devamını gör...
dünyaya ağlamak için gelmişim anladım. aşk hayatım hicbir şekilde yolunda gitmiyor. en başta bulaşmayacaktım bu işlere. bir kez aldatildim ve bir daha yüzüm gülmedi. gülmüyor
güvensizlik had safhada. bana yara olan başkalarına en sıcak ve içten hallerini kuşanarak yar oluyor. kötüyse sadece bana kötü. yaptığım tek şeyin delice sevmek olmasına rağmen...
devamını gör...
karar verdim artık kaliteli müzikler dinleyeceğim. kalitesiz hayatıma renk getirmenin tek yolu bu gibi. birazda cengiz kurtoğlu tarzı şeyler de eklerim üstüne tamam işte. sizde mahrum kalmayın. iki efsanevi parça.

amatör müzisyen falan diyor. birisi aladdin yavaşça, tambur çalan necdet yaşar. diğerleri de sağlam abilerdir muhtemelen, amatör kadroya bak.

3.15'den itibaren giren melodi... mükemmel desem yetmez...
devamını gör...
Allah akıl fikir versin bu çizgi film izleyip de ağlayanlara. daha ne diim.
devamını gör...
ilk defa birkaç gün önce dinlediğim bir müziğin etkisinden hala çıkabilmiş değilim. ne varsa eskilerde var.
devamını gör...
her tuzum var diyene hıyarla koşan bir iş arkadaşınız mı var? Allah kolaylık versin. niye sazan gibi her şeye atladığı muamma bu arkadaşların. bir de sürekli çok işi olduğunu söyleyip durur. sebep mi? sazan gibi her şeye atlarsan senin olmayan işler bile sana kalır.

sakin olmalıyım, sakin.

edit: kendi kedi sevdiği için herkesin sevmek zorunda olduğu gibi bir tarzda davranması da cabası. kedilerini camdan atmak istiyorum artık, öyle gına geldi.
devamını gör...
geçen hafta perşembe günü akşam saat 9a doğru dersten çıkmış 2 saat uzaklıktaki evime gitmek için adeta uçuyordum ki daha okul kapısında kanadım kırıldı. çıkmakta olduğum merdivenlerden düştüm hatta yerle boğuştum diyebilirim. bahçenin loş ışıklı ve neredeyse boş olması teselli kaynağımdı amma ve lakin ki dizim yırtılmıştı. elimdeki ceketi kamuflaj olarak kullanırken en son 10 yaşında böyle düştüğümü fark ettim.

cuma günü ise hiç değilse hocaya görüneyim diye gittiğim ders teknik aksaklıklardan dolayı 1 saat sürdü. evet 4 saat yol çekiyor 1 saat ders görüyordum müthişti zaten okula bin yılın başı gidiyordum bir de sınanmam beni zorluyordu.

ve bugün. bugün ne muhteşem bir gündü ya rabbi! yılın kerizi ödülünü öpmelere doyamıyorum. saat 17.00 deki derse akşamın 7sinde gittim. okul boş, bir iki sınıfı dolu. derslerini basıp hepsini tek tek öpüp bağrıma basasım var. evden çıkmadan o kadar oyalandım hatta zahirde yetiş'deki sakallı kadının son halini bile izledim. enerjimi yüksek tuttum bu hafta ders ekmeyeceğim dedim ve çok afedersiniz mal gibi o yolu geri döndüm. yarın öğle namazı sonrası tebriklere ve alaylara açığım. gelirken lokum getirirseniz sevinirim, güllü lokum ya da kuş lokumu tercihimdir. teşekkürler.
devamını gör...
insan hisseder. ikimiz de aramıza giren soğukluğun farkındayız fakat ikimizin de üşüdüğünü söylemeye ve ısınmak için bir şeyler yapmaya niyeti yok. itiraf etmesek de sanki bu uzaklığı sevmiş gibiyiz. ayrılmışız da vedası eksik kalmış gibi bir his var içimizde.
devamını gör...
psikolojik olarak çökmüş haldeyim. günlerimi odamda geçirip sadece ağlamak istiyorum.
devamını gör...
eh tam da beyazından bir sayfa açmak vakti geldi de geçiyordu... çok sıkılmıştım, çok üzülmüştüm... bugün şöyle uzun uzun uyudum, sonra uzun uzun oturdum, sonra uzun uzun denize baktım, sonra uzun uzun düşündüm, sonra kendime bir içecek koydum "bol limonla gideri olan"dan, mahlas değişikliğiyle başlayayım dedim... ve start verildi...
devamını gör...
işim dolayısıyla sıklıkla girip çıktığım devlet kurumlarında %40 oranla anahtarlığım yüzünden durduruluyorum. x-rayden geçerken minik bir çakıyı andıran anahtarlık adrenaline sebep oluyor güvenliklerde. genelde gösterince tamam deyip geçiyolardı bugünkü aldı inceledi "denizaltıymış" dedi bıraktı. evet abla denizaltı. bunu belirtmeniz bu anahtarlıktan vazgeçmeme konusundaki dirayetimi daha da perçinledi. gbt için durdurulmaktan da hoşlanmaya başladım. önceden hiç durdurmazlardı beyaz tenimiz sicil temiz diye bağırıyor herhalde. şimdi bi siyah ceket filan tekinsiz char mı olduk nedir... öyle ya belki metrobüse binerken sol göğsümün üstünde orta boy bir balta taşıyorum bunu kim bilebilir... gbtde de çıkmaz gerçi bu.
devamını gör...
bu aralar nörokimyaya taktım. nörokimyanın etkilerini araştırmaya başladım. dolayısıyla tıp makalelerini kurcalamaya başladım. bir sürü yabancı kelimeye rağmen bir miktar anlıyordum ki bir psikiyatri dergisinin sadece nörokimya üzerine bir sayısı olduğunu keşfettim. dergi 70 lira. pdf hali 35... ve ben çulsuz bir öğrenciyim. hayallerim yıkıldı sözlük. öğrenmek istediğim güzelim bilgiler internetin bir köşesinede parlıyor ama dokunamıyorum... moralim bozuldu tüm gün depresif depresif gezdim.
devamını gör...
bundan 9-10 yıl önce bir üniversitede koro+solo içerikli bir konser verecektik. benim de keman solo parçam vardı. provalar bittikten sonrs tabi saçlar yaptırıldı, ciciler giyildi hepimiz şıkır şıkırız falan. geriye müzik yapılacak alana enstrümanları taşımak ve bizim kulise ulaşmamız kaldı. buraya kadar her şey inanılmaz cool... devamında hocamız arkası açık bi kamyonet getirtti önce piyano çello vs yüklendi kalan boşluklara da arkadaşlarımla biz bindik, kulise öyle gittik.... her coolluğun bir sonu varmış, o zaman anladım...
devamını gör...
dengesiz manyağın tekiyim ama beni seven böyle sevsin beraber delirelim istiyorum. ayrıca ot gibi yaşıyorum ve ot gibi yaşamayan herkese imrenerek bakıyorum. uykum var ama avrupa yakasının tekrar bölümünü izlemek için direniyorum çünkü gece çıkıyor. bunları neden yazdığımı da bilmiyorum. son olarak uzun zamandır yaşadığım duygusal buhrandan sıyrılmıştım, en azından ağlama seanslarım bitmişti. korkarım ki yine başlıyoruz, atlatmak istiyorum artık ama çok zorlanıyorum, sözlük el birliğiyle bana bir dua edin lütfen çünkü ben bazen boğuluyorum. *
devamını gör...
on dakika önce ağlıyordum aklıma sözlüğe girmek geldi ne alaka bilmiyorum ama dikkatimi güzel dağıttın tebrikler sözlük.
devamını gör...
bilgisayarımın arkasında kulaklık deliği var oraya hiç bakmadan kulaklığı takabiliyorum, telefonu şarja takarken ucu tek seferde takıyorum. usb bellekleri de tek seferde bakmadan takabiliyorum ama şu patates ve hıyar soyacağının doğru tarafını tek seferde bir türlü tutturamıyorum.
devamını gör...
tamam bugün yediğimiz künefe en güzeliydi ama bunu ona söylersem dünyanın en iyi künefesini bulma oyunumuz sona erecek. bu yüzden peyniri biraz tuzluydu.
devamını gör...
sözlükte yorum şeysi olmaması iyi mi kötü mü karar vermedim bir türlü. troll olunmaz bu zamanda..
devamını gör...
birine günümün her anını anlatmak istiyorum ve üstelik anı yaşarken olduğundan çok daha uzun anlatmak istiyorum. benzetmeler bularak hissimi yüzümde yaşayarak örnekler vererek uzatarak sıkarak ve saçmalayarak. dinah washington what difference a day makes i söylüyor. ama ingilizcem yetmiyor anlamıyorum fakat istediğim kişiye günümü anlatamayacak olmanın derin hüznü içerisinde çalan şarkının ritmine ayak uydurup karanlık bir oda da tek başıma dans ediyorum.
devamını gör...
şu sıralar sürekli ekiliyorum, ilişkilerim hakkında bir sorgulama sarmalındayım, canım sıkılıyor...
hayırlısı olsun.
devamını gör...
--- alıntı ---

ben usanmam ben bıkmam ben onsuz yaşayamam
ben her gece gizli gizli ağlamazsam uyuyamam

--- alıntı ---
devamını gör...
sözlüğe hayatımın son üç ayından kısa bir kesit sunmak istiyorum. benim açımdan oldukça anlamsız ve gülünç bir süreç. belki buraya yazarsam benim bir parçam olmaktan çıkar. çünkü hayatımda yaşadığım nadir gereksiz süreçlerden biri.

şimdi anlamsız sürecin en başına alıyorum sizi. eski hesabımı kullanırken bir yazara mesaj gönderdim. tamamen merak ve bir nedenden dolayı gönderdiğim içerik bakımından oldukça sade olan bu mesaj ilgili yazarla tüm güne yayılacak seri bir mesajlaşmaya neden oldu. gerçekten de birbirinden alakasız oldukça fazla konu üzerinde durup, büyük bir düşünce alışverişinde bulunduk. kendi adıma oldukça keyif aldığım bir iletişim oldu. mesajlaştığım yazar için de öyle olduğunu sanıyorum ki mesajlaşma bitince oldukça uzun bir yazı yazmıştı. keşke, mesajı burada paylaşabilme ya da kesit kesit alıntı yapma şansım olsaydı. çünkü yazılan her satır baştan sonra hitap edilen kişiyi mest edebilecek güzellikte. kendi açımdan o an mesajın dürüstçe ve samimi bir dille yazıldığını düşündüğümden oldukça mutlu oldum. hiç tanımadığım bir insan sözlükte yazdıklarıma, hayata bakış açıma ve kendisiyle paylaştığım düşüncelerin hepsine dair beğenilerini belirtmişti. ama yazdığım gibi paylaşmak istesemde yazan kişinin rızası olmadan paylaşmam mümkün değil. ki mesajı aldığım gün telefonuma kaydettim. evet,hayatım boyunca aldığım en güzel mesaj değildi ama sadece fikirlerimin, düşüncelerimin takdir edilmesi oldukça hoşuma gitmişti. bu süreçte de okudukça mutlu olduğum,kendimi takdir ettiğim bir mesajdı. şimdi için önemi ya da mutlu eden tarafı yok. o zaman fark etmesem de yüksek ihtimal karşısındaki kişinin gözünü boyamak için yazılmış birkaç satır. bugün için aynı içtenlikle yazıldığını kabul etmem çok güç.

devam edelim. takdir edersiniz ki bu tek günlük mesajlaşma ara ara sözlük içersinde devam etti. daha sonra ise bir mesajlaşma/iletişim uygulamasında devam etti. bu iletişim uygulamasında iki aya yakın olarak iletişim halinde kaldık. ikimizinde uygun olduğu zamanlarda birbirinden farklı konular üzerinde durup sohbet ediyorduk. hatta sohbetin yanı sıra kendisi benimle alakalı kafasında oluşturduğu profili çizim olarak kağıda yansıtmıştı. yaklaşık bir hafta uğraşıp portre çalışması yapmıştı. yeri geldiğinde çocukça mesajlaşmalar dahi oluyordu. kendisini kaya olarak betimleyen bir insana külkedisi ve tontiş olarak hitap etmek gerçekten hoş ve eğlenceliydi. mesela uygulamayı kullanamayacağımız süreçleri de birbirimize haber veriyorduk. ki iki tarafın haberi olsun. kısaca birbirimize karşı aşırı nazik tavırlara sahibiz. aramızda çocukluk anıları, fotoğrafları paylaşılıyor. aslında uzaktan bakılınca yüz gülümseten anılar gibi.

itiraf etmem gerekir ki bu iletişim sürece hiçbir anlam, önem yüklemedim. çoğu kez bu iletişimin bir gün biteceğini, hayatımızın herhangi bir döneminde denk gelip karşılaşma ihtimalimizin oldukça imkansız olduğunu belirttim. benim bu tavırlarıma karşın ilgili yazar da kafasında karşılaşma tesadüflerini paylaşıyordu. en ilginç ve şaşırtıcı olanı öğrencisi olduğum fakültenin sınıflarına girip kendini tanıtmayı aklından geçirmesiydi.

kısa süre içersinde epey muhabbet etme şansımız olsa da ben kendisi hakkında,onun benim hakkımda sahip olduğu bilgi ve düşünceden çok fazla veriye sahip oldu. muhabbetlerde ağırlıklı olarak veri paylaşımımı sınırda tutmaya özen gösterdim. bunun en önemli sebebi karşımdaki kişiyi sadece internet üzerinde tanıyor olman. ister istemez belki haklı olduğum bir güvensizlik bir kuşku halim vardı. hani bir insan iyidir hoştur ama onunla ilgili kafanıza yatmaya şeyler vardır. benim tam olarak öyle oldu. hatta bu yüzden zaman zaman karamsar, depresif, iletişimden kaçan bir tutum sergilediğimi dahi belirtti. iyi ki de öyle yapmışım. bilinçli olarak takındığım bir tavırdı.

ama ne olursa olsun mesajla dahi hayatımın bir döneminde iletişim halinde olduğum insanla en azından bir kahve bitirme süresi kadar oturup yüz yüze sohbet etmek isterdim.

galiba bu sürecin nasıl sona erdiğini yazmaya başlayabilirim. bu iletişimde yer alan iki kişide öğrenci olduğu için eylül ortasında ikimizinde eğitim dönemi başladı. ben sormadan ilgili yazar kişisi hangi aralıklarda iletişim uygulamasında bulunacağından bahsetmişti. dönem başladıktan sonra ben zaten eski sıklıkta iletişim kuramayacağımızdan emindim.

ama bakın ne oldu. araya sebebini bilmediğim bir soğukluk girdi. soğukluk az kalır; kocaman bir buzdağı. yazar kişisi iletişim uygulamasını neredeyse kullanmayı bıraktı. dönem başladıktan sonra sadece bir kere kullandığımız iletişim uygulamasında sohbet edebildik. sözlük içersinde de çoğu kez benim entri girdiğim başlıklara benim yazdığım entrylere zıt entryler girmeye başladı. sözlük içersinde de nasılsın/napıyorsun dışında bir iletişimimiz olmadı.

benim aklıma ilk olarak bir sıkıntısı olduğu geldi. çünkü iki üç aylık süreçte emoji olan mesaja emoji ile cevap veren bir insanın böyle davranması çok anlamsız geldi. ama sözlük içersinde de bana zıt tutumları olunca benimle alakalı bir sorun olduğunu düşündüm. tek şarkısını dinlediğim müzik grubunun başlığın şarkının linkini bırakıyorum ardından gidip, müzik grubunu beğenmediğinden ne kadar kötü olduklarından bahsediyor. bir de üstüne ona mesaj atmamdan rahatsız olduğunu belirtmeye karar veriyor.

bir noktadan sonra gerçekten vicdan azabı çekmeye başladım. durduk yere bir insanın davranışlarının, tavırlarının değişmesi çok güç. gerçekten benim yazdıklarımdan,davranışımdan dolayı böyle olduğunu düşündüm ama o bunun tersini benimle bir problemi olmadığını belirtti. yoğun, yorgun, sohbet etmek için zihni çok meşgul imiş.

şirinlik olsun diye de kedi videoları atıyordum. bir şekilde sohbet konusu açmaya çalışıyorum. çünkü karşımda kedi misali tanıdığım, yeri geldiğinde külkedisi diye hitap etmeme müsade eden biri değil de artık bir kaya var. en son sözlükte büyük harflerle bir mesaj atınca ben de durumu kabullendim.

işin fena ve son kısmı ise sözlüğün radyosunda gerçekleşti. radyoda denk geldik diye niye orada olduğuma dair mesaj attı. üstüne sözlükte var olan bir yazarla konuşup konuşmadığıma, ne kadardır konuştuğuma,onla ilgili konuşup konuşmadığıma dair hesap sordu. çünkü kendisi onunla mesajlaşmaya başlamış.

kendi açımdan bu iletişimin bir gün kopacağını bekliyordum. ama karşımdaki kişinin değişeceğinden dolayı böyle olacağını sanmazdım. belki değişmemiş hepte böyleydi, emin değilim. belki benimle alakalı olumlu ifadeleri de samimi ya da dürüst değildi göz boyamak içindi. dediğim gibi emin değilim.
devamını gör...
#6434684 ne güzel özetlenmiş. düzgün insan kalmadı diyor ve arttırıyorum; bu insanlar ürüyor. geçmiş olsun. gelecek çok çirkin.
devamını gör...
yarın hayatımın ikinci iş görüşmesine gideceğim. ilkinde yerin dibine sokulup sokulup kendi imkanlarımla yukarı çıktığım için mideme ağrıyor giriyor.

itiraf değil ammmaaa şimdi karalama defterini aramak var, yazmak var, yazıp da gizlenmiş olma ihtimali var. var da var.
devamını gör...
inceldiği yerden kopunca bir ferahladım Allah daha güzel kapılar açacaktır ümidindeyim hazinesi geniş istemeyi bilmiyoruz .
devamını gör...
ağlarken çirkin olduğumu söylediklerinden beri hep gülüyorum. sağolsunlar böyle acı acı severler beni.
devamını gör...
kapıları kendi ellerimle kapatıp çıkış bulamıyorum.

"toprak yolun bittiği noktada, önümde sarı bir deniz uzanıyor. dizlerimin üzerine çöküp sudaki aksime bakıyorum. bu yüz, benim yüzüm. bu gözler, benim gözlerim. ellerim, benim ellerim... hep kendim kalacağımı idrak ediyorum o zaman. tanrım, bu nasıl bir lanet? derimi yırtmak, gözlerimi oymak, dişlerimi sökmek bir işe yaramaz. kendime mahkumum. ağlasam, gözyaşlarım benim gözyaşlarım. ben cehennemde değilim, cehennem benim içimde..."
devamını gör...
dünya çok ağır lan! sadece o olsa yine iyi, sınavım da baya zor.
devamını gör...
bu aralar çılgınlık üzerine çılgınlık yapıyorum, there's just one life kamoon diye kendimi gaza getirerekten. oha bunu ben mi yaşadım dedirtecek sonuçlar alıyorum, yaşadıklarım gerçek mi rüya mı anlamak için bı durup çimdik falan atmam gerekiyor. daha az kararsız, daha az geri çekilen, daha çok bu anı şimdi yaşamazsam bi daha hiç yaşayamayabilirim kafasında hareket ediyorum. hayatıma renk geldi ayol.
devamını gör...
şekerin bile tadı kaçmış... şekere gelene kadar nelerin balı acıya döndü bilseniz...
devamını gör...
etkilenmediğimi,üzülmediğimi,kırılmadığımı sanmıştım. galiba kendimi kandırmışım. (bkz: 6434684) kafamda zaten soru işaretleri dört dönüyor. niye böyle yalan söyledi, amacı neydi. gidip büyük bir ruh hastasına denk geldim galiba. az önce uykudan uyanınca birden ağlamaya başladım. üzüldüğüm şey büyük ihtimal böyle pişkin, saçma bir durumun içersine kendimi düşürmüş olmam.
devamını gör...
söylenmişi var itirafımın... hazıra konduğumun resmidir...

kar çiçeğim soldurmasan
düşlerimi yandırmasan
bir el edip bir çağırsan
dönerim dönerim dönerim.
devamını gör...
günlerdir akşam vakti odada bir yerlerden hortlayıp beni akşamdan sabaha kadar düdükleyen sivri sineği demin buldum..bil bakalım ne yaptım. duvara rönesans tablosunu çıkardım. pişman mıyım? tâbi ki hayır, keyf sigaramı yaktım cesedine üflüyorum.cesedi orada bıraktim ki diğer geleceklere bir mesaj olsun.
devamını gör...
dombili doktor "çocuklar bütün iyi özelliklerini annelerinden alır" dedi.

kapak olsun bana.
devamını gör...
instagram hesabıma gelen takip isteklerini eğer kişiyi tanımıyorsam asla kabul etmiyorum. hatta instagram 'da mesaj özelliğini de kapalı tutuyorum. son zamanlarda hesabıma 25-30 farklı hesaptan takip isteği geldi. kadın-erkek bu tutumum değişmiyor. sonuçta orada sözlükteki gibi bir anonim değilim. niye tanımadığınız insanlara takip istediği gönderiyorsunuz olm, ananız babanız size tanımadıklarınızla konuşma demedi mi diye bu tipleri kafalarından tutup duvara çarpmak istiyorum.
devamını gör...
kırılmak üzmüyor ama daha çok kırana üzülüyorum. çünkü ben kırılmaması gereken biriyim. ben iyi biriyim. kıran suçludur. vicdansızdır. kalbine koyması gereken birini ayağının altına almak istemiştir. Allah'a nasıl hesap verecek düşünmelidir. o düşünmez diye ben güzelce kırılır ve parçalarımla birlikte oturur ona ağlarım.
devamını gör...
bazen "allahım iyi ki hatunum ama neden erkekler de bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmiyor ki?" şeklinde düşüncelere dalıyorum. ne bileyim mesela işten eve koşarak gelip yemek yapsa ya da çamaşır, bulaşık, temizlik işlerini yapsa. hiç olmadı regl veya doğum sancısı çekse de anlasa biraz kadının halinden. eminim dünya daha güzel bi yer olacak.*
devamını gör...
"senin fikrin öyle saygı duyuyorum ama benimki de böyle, uzatmayalım" diyerek kapattığım konunun uzatılmasından nefret ediyorum. bunu kabullenmeseniz de değişen bir şey olmayacak, niye beni bir savaşa sürüklemeye çalışıyorsunuz ki? savaşmaktan nefret ediyorum.
devamını gör...
yazmayı çok özledim sözlük. ama biliyorum ki yine fazla kalamayacağım...
devamını gör...
yıpranmalar yüzünden tahammülüm iyice azalmış durumda. toprağa basmaya ihtiyacım var ama hava soğuk. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar