dünyaitiraf.com

#özgürler 

5082.
normal olmayan bir şey oldu ve ben cok korkuyorum.
ne olur dua edin de kötü bir şey olmasın, hemen düzelsin.
cok üzgünüm ve kimseye de söyleyemiyorum.
devamını gör...
5083.
daha yeni cıktım kütüphaneden ve bugün hic yemek yemedim.
midem de bulanıyor, bu saate kadar calışmaktan olsa gerek. ah evim evim güzel evim diyerek gidiyorum.
devamını gör...
5086.
lisedeyken konferansa gitmek icin hocaya yalvarırdık. tabii ikna ederdik. neyse hoca bizi konferans salonuna götürünce hep aradan kacardım birkac arkadasımla. lise hayatım boyunca her konferanstan ve törenden kactım, sokaklarda dolaştık.
diğer lisenin önünden gecip, ip gibi dizilen sıkılan öğrencilere bakıp gülüyorduk.
cok uyuzdum galiba ama cok eğlenceliydi.
devamını gör...
5090.
bugün bir dükkanın önünde beklerken, dükkanın önündeki yeni dökülmüş bir çimentonun orta yerine birinin bastığını farkettim.
baktım o kaldırım o şekilde kurusa baya bozuk bir görüntü ortaya çıkacak. hemen inisiyatif almam gerektiğini düşündüm ve ayakkabımı bir mala gibi kullanarak bozulmuş yeri düzeltmeye başladım.

tam o sırada çimentonun dökülü olduğu dükkanın sahipleri çıktı dükkandan. göz göze geldik. orayı benim bozduğumu sandıklarını düşündüm. içimden "hay senin alacağın inisiyatifin.." diye kendi kendime çok sağlam küfürler ettim.

çimentoyu benim bozmadığımı anlasınlar diye hafif bir gülümsemeyle "hayvanın biri orta yerine basmış" dedim.
dükkan sahibi "bizim oğlan basmış, hallederiz" dedi. bu da sıvama kısmı oldu benim için.
resmen adamın çocuğuna hayvan demiş oldum. tekrar hafif bir tebessüm atıp hızlı adımlarla uzaklaştım.

daha da bu zalim dünyada bir şeyleri düzeltmeye çalışmayacağım. sistemin bir dişlisi olmaya devam edeceğim.
bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın ulan.

hakkaten bu dünyada iyiler sevilmiyor.
devamını gör...
5093.
az önce bir okulun önünden geçiyordum. çocuklar topu kaçırdılar dışarı. ben de tabi hemen aldım onlara fırlattım böyle cool bir edayla. çocuk "sağol teyze" dedi! bir an dumur oldum, öyle ağrıma gitti ki.* neredeyse ayşen gruda tarzı çemkirecektim "nereden teyzen oluyorum" diye. off yaşlandım da farkında değilim resmen...
devamını gör...
5095.

ablamın kredi kartı ile ara sıra netten kitap alıyorum, *
sonra o kitabı ablama tanıtıyorum,heveslendiriyorum ''ver ben okuyayım önce'' demesini sağladıktan sonra kitabı okuyup ana hatlarının altını kalemle çizmesini büyük bir iştahla bekliyorum.
çok iyi bir okuyucudur kendisi,onun işaretlediği kısımları okumak yeterli oluyor çoğu zaman,
bitirdikten sonra ablama * ''istersen senin kitaplığına % 50 indirimli olarak kazandırabilirim'' teklifini sunuyorum genellikle kabul ediyor.
itiraf ediyorum ben çok hainim,dolandırıcıyım,felaket korkunç bir kardeşim sözlük. *
devamını gör...
5096.
sözlük babam bu sefer ayağını incitti.tam dükkandan kurtulduk derkene yine bana kaldı dükkan.o değil açıköğretime çalışamadim.malak gibi girecem sınava.
devamını gör...
5098.
emetofobi* sahibiyim.. midem bulanmaya başladığı anda sırtımdan soğuk terler boşanır, ellerim ayaklarım zangır zangır titrer, çarpıntım tutar, kendimi öyle bir kasarım ki boğaz kaslarım tahriş olur, hele ki evdeysem ya da yanımda yabancı biri yoksa hüngür hüngür ağlarım.. en son evdeyken midemi üşütmüştüm ve bütün evi birbirine katmıştım "midem bulanıyoooğğ" diye..apartmandaki herkesin haberi olmuştur yani*.. sanıyorum yaşadığım stresten boğazımdaki kaslar öyle bir kasılmış ve tahriş olmuş ki abartmıyorum 1 ay boyunca yutkunurken acıdan gözümden yaş geldi.. hayatta sağlıkla ilgili engelli olmaktan sonra en büyük korkum midemin bulanmasıdır öyle diyeyim siz anlayın artık.. Allahtan ki yolculuklarda öyle bir sorunum olmuyor, ne kadar şükrediyorum bilemezsiniz, yoksa hiçbir yere gitmezdim herhalde*...
devamını gör...
5099.
dünyada hiç kimsenin bilmediği bir şeyi bilmek istiyorum sözlük. bu nasıl bir saplantıdır söyle bana. istiyorum ki hiç kimsede olmayan bir yeteneğim veya bir keşfim olsun. belki de vardır değil mi sözlük. yoksa da en kısa zamanda olacaktır, değil mi?
devamını gör...
5100.
sıradan bir gece. sıradan bir ranza.. sıradan bir yatak... aniden bütün hayatımın bir yönünü etkileyen konuşmanın yapılmasına tanık olan bir koğuş.

alaya operasyondan döneli iki gün olmuş ve bol bol istirahat ediyor tim. gündüz biraz spor ve atış talimi o kadar. iştima bile öylesine. koğuşun en arka kısmında alt ranzada uyuyorum. tim çavuşu olmanın ufak bir artısı. yanında ki ranzada kardeşim kadar sevdiğim birisi var. ikimizde gözlerimizi üst ranzaya dikmiş düşünürken birden bana dönüp o güne kadar demediği kadar içten bir sesle 'kardeşim' diyor... dönüp aynı içtenlikle buyur kardeşlerin hası diyorum. 'senden bir isteğim var' diyor. elbet diyorum. bana bir şey olursa eğer oyunu hep benim partiye vereceksin diyor. düşünmeden 'söz' diyorum. sağol diyerek dönüp kafasını üst ranzaya çevirip devam ediyor düşünmeye. sonra aniden bana tekrar dönüp 'senin ne isteğin var benden ' diyor. birlikte ve tek parça dönelim diyorum. gülümseyip tekrar devam ediyor o üst ranzanın gri demirlerine bakmaya. uyuyoruz.....

ertesi gün o lanet helikopterlerin sesi duyulurken alaydan koşarak toplanıyoruz son sürat. yine bir yerlerde birileri var. yine gidiyoruz. kaçıncı bu gidiş. kaçıncı bu bilinmeze yol alışımız.

daha atlayamadan helikopterden mermiler yağmaya başlıyor üstümüze. bir taş bir kaya parçası arıyorum, toprağı kazar gibi sürünürken. bir telaş bir can havli ile nereden geliyor mermi, en yakın düşman nerede diye bakınırken az ilerimde görüyorum onu. kardeşimi. o anlarda ilk mermiyi sıkana kadar korku ile dolu oluyor insan sonra her şeyi unutup sadece her mermide isabet yapmaya çalışıyor. işte yine aynısı oluyor aynı şeyler. mayonlarımı taşıyan silah yardımcım yakınımda mı diye bakıyorum. o da yakın bana. ilerliyoruz daha sağlam bir yer bulmak adına yanyanayız kardeşimle ve o'nun varlığı güven veriyor bana. çatışıyoruz ve o an o lanet an o korkunç şey oluyor yere düşerken görüyorum. yanındayım kardeşim diyerek elimi kanayan yarasına bastırıyorum. ellerimden yavaş yavaş kayıp gidiyor işte ve ben sadece durmayan bir yaraya bastırıp belkide canını yakıyorum iyice. ellerim kan gözlerine bakıyorum 'anne' diyor güç bela. yorma diyorum yorma kendini sarılıp... gözlerim yaş yüreğim ikiye ayrılmış gibi. kurşun sanki bana isabet etmiş gibi yanıyor yüreğim. 'unutma' demesinden öyle korkuyorum ki yalvarırım deme diyorum içimden ne olur deme. bana bakıp sadece bakıp kayıp gidiyor ellerimden...

nasıl döndük nasıl sağ çıktım ondan sonra çatışmaya ne kadar devam ettik, ettiysek çatıştım mı ateş ettim mi aklıma gelmiyor.

alaya dönüyoruz sayıca üç eksik .. ama aslında timin tamamı eksik. bir an ayrılamıyorum yanından. kopup gidecek olan parçam o kadar acı verecek ki dayanamayacağım diyorum. havaya bir kaç el ateş edip saygı duruşundan sonra uğurluyoruz.

ranzamdayım... bedenim ruhum acı dolu. yanımda ki ranza sanki bir düşman, sanki bir bela. sigara içerken buluyorum kendimi. ben sigara icmem ki... sabahlara kadar uyumuyorum. uyuyamıyorum. dolabını kim açacak .. kim toplayacak senden kalanı, senden geriye kalan üç beş eşya mı ki toplansın bitsin.

kardeşimi çok özledim be sözlük.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar