dünyaitiraf.com

#özgürler 

5301.
mahlasımı değiştirdim ve yenisine henüz alışamadığımdan neydi diye düşünüp duruyorum. bu yüzden kendimi dost olarakekledim, şimdi kenarda bakkal tabelası gibi asılı duruyor.
devamını gör...
5302.
fark ettim de ben buraya sık sık yazar olmuşum. tez hocam türkçe öğrenip buraya girse benim yazdıklarımı okusa halinden utanıp derdi ki;
- tamam evladım senin tezini bu sefer kabul ediyorum yapma etme dünyamıza geri dön
ama yok bu polonyalılar çok zalım dostum. hristiyanları kendime dost edindim ne oldu elde var sıfır. koskoca ayet var edinmeyiniz diye. çok şükür yahudi dost edinmedim daha doğrusu edinemedim. neden mi, çünkü potansiyel türk-arap dış görünüşüne sahip olduğum için yahudi arkadaşlara göre potansiyel terörist edasıyla dolaşıyorum ecnebi ülkelerinde. bak sinirlendim şimdi hatırlayınca. neyse şimdi uğraşamayacağım yahudilerle. bu arada tez hocamın yaptığı eziyetler yetmezmiş gibi bölüm dekanı bana kafayı takmış durumda. psikopatça bir mail atmış tarihe karışmıştır. yazdığım geri dönüş maillerine cevap vermediği için öldüğünü farz ederek varşova'ya gider gitmez mezarına binlerce mum dikeceğim yoksa içimdeki kin geçmez.
ha bu arada insan nasıl mı cinnet geçiriyor sorusunun tam cevabı bu aralar ben oluyorum. gidiş tarihim yaklaştıkça sürekli değişen psikolojimi google da arattığımda
(bkz: jüvenil huntington hastalığının kognitif ve psikolojik bozuklukları) olarak çıkması bütün yaşadığım bu hayatı özetlemeye yetiyor.
hastalığım bile karizma ama yaşım daha genç. neyse zalımsın dünya, ben gideyim de az daha paper okuyayım. yine yazarım gençler.*
devamını gör...
5309.
az buçuk oy verilebilecek bir tanım yazmışsam/yazılmışsa ve hemen altına başka bir yazar tanımını girmişse oyu hak eden üstteki tanım oy almış mı diye bakıyorum. almamışsa alttaki yazarı ķendimce kınayıp black list e yazıyorum. evet evet yapıyorum bunu. oy verilsin diyedir.
devamını gör...
5311.
bu aralar bu başlığı çok sık kullanmaya başladım ama kusura bakmayın içimin kurumlarını kusmam lazım arınmak için.

iki günü aynı olan zarardır. hadis-i şerif minvalince günlerim neredeyse hep aynı geçiyor ve çok huzursuzum bu durumdan ötürü.
sabah saat 6.15 de uyanıyorum ve tıraş ol, diş fırçala derken 6.45 de çıkıp işe gidiyorum. aynı yer ve saatte servise biniyorum, serviste hep aynı. iş yerine gidince çay-simit ikilisi ile değişmez kahvaltı. saat 8'de işe başla falan derken öğle oluyor. yemek ye, çay içi biraz geyik muhabbet ve öğleden sonra tekrar işe başla. akşam saat 5.45 de servise bin eve dön. akşam yemeği hazırla, ye, bulaşıkları falan yıka, çay demle derken oluyor saat 7.30-8. bazı akşamlar yarım saat falan koşmaya çıkıyorum. sonra da bilgisayar başında yatana kadar takılıyorum. sözlükte, twitter da veya dizi-filmlerde piyasa yapıyorum. saat 12 gibi de yatıyorum.

ortalama bir günüm bu şekilde geçiyor. bunu delmeye çalışıyorum ama çok da etkili olmuyor. kitap okuyup yeni şeyler öğrenerek kendime bir şeyler katarsam zararda olmam düşüncesi ile hareket etmeye çalışıyorum. durum vaziyet tam olarak budur.

sonuç olarak şunu anladım; tarih değilde bizim hayatımız tekerrür etmek ve de monotonluğun dibine dalmakmış.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar