dünyaitiraf.com

#sözlük dışı/forum 

827.
bişeyi bilmiyorsam ya çaktırmamaya çalışıyorum ya da "iyi bişey olsa kesin bilirdim" şeklinde aymaz bi tavır alıyorum..abandone kelimesinin anlamını bugüne kadar bilmiyordum,ama hiç kimseye de çaktırmadım,madem bilmediğim artık biliniyor,"iyi bişey olsa kesin bilirdim"..
devamını gör...
828.
babam spor olsun diye evde bir oraya bir buraya yürüyor. buraya kadar sıkıntı yok fakat yürürken sessiz sessiz konuşuyor hatta resmen tartışıyor.kiminle tartışıyor ya da neye kızıyor bilmiyorum. tek bildiğim beni hep babama benzetirler. korkuyorum.
devamını gör...
829.
babam spor olsun diye evde bir oraya bir buraya yürüyor. buraya kadar sıkıntı yok fakat yürürken sessiz sessiz konuşuyor hatta resmen tartışıyor.kiminle tartışıyor ya da neye kızıyor bilmiyorum. tek bildiğim beni hep babama benzetirler. korkuyorum.
devamını gör...
830.
demin bi başlıkta comün diye bi kelime geçiyodu. düşünüyorum lan bu ne demek filan diye.komün mü acaba falan bile dedim. sonra dank etti cogitomünazara kısaltması diye.tabi tartışmayı pek sevmeyen bi insan olduğ... beyin koşarak uzaklaştı.
devamını gör...
831.
kararsızlık ve güvensizlikle boğuşuyorum. yine yol gösterecek kimse yok. ceremesini sonradan çekeceğim hataları yapmaya başladım bile.
devamını gör...
834.
burasi o kadar huızurlu insanca olsun istiyorum ki konuşmak üpaylamak hiç dert değil huzur ver kardeşim ben buranın bizim olduğunu hissedeyim diyeyim ki memleket korkma bizim çocuklar boş zamanlarında sözlükte iyi şeyler yazarlar diyeyim ki kardeşim madem sosyal medya denilen tiri vırı var bizim çocuklar da var. böyle şeyler düşünüyorum abiler. çok mu şey istiyorum.
devamını gör...
836.
çok sinirliyim sözlük. sırf sinirimden böyle bir sürü tanım yazıyorum. muhtemelen sinirim geçince yahu ben ne mantıksız şeyler yazmışım deyip sileceğim.
devamını gör...
837.
uyku öncesi kitap okumak akıl işi değil.. bir cümle ile dağılıyor insan. sonra dönsün dursun o cümle sabaha kadar zihninde...
devamını gör...
839.
herhangi bir masanın etrafında oturduğum çoğu zaman çevremde dönen esrarı, hep ben içmem diyerek çevirdiğim zamanlarım çok oldu. aslında hep oldu. bir kere içip, nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemiştim ki şimdi hiç konuşmadığım arkadaşım sen hiç içmedin, o yüzden sana yok diyerek reddetmişti isteğimi.

ta ki bu yıl, bu gece yarısında, ondan istememle bu durum ilk kez bozuldu.

ilk kez içtim ve kova olarak. sigara gibi değil tabiki.

nasıl bir şeydi onu anlatayım, 2 sefer çektim kovadan, 2 sefer.

ilk çekişimde hiçbir şey yoktu, en azından ilkinde yoktu. ikinciyi çekişte ise kafanın bir ton halinde insan vücuduna yaptığı yükü gördüm. öyle böyle bir şey değildi hani, yürüyemiyorsun, yürütmeyecek kadar da çok kötü bir ağırlık. sonra bacakların bedende olmadığını düşünmek, o şekilde hissetmek de çabası. sonradan kolların yerinde olmayışı ve kafanın içinin bomboş olduğunu hissetmekle de bu iş tam da nirvanaya ulaştı ve yatmak zorunda olduğumu hissettim.

yatakta, o etkilierin hepsini gördükten sonra, vücudu saran ilginç ağrılar, yüzünüzde sanki bir yerlerden kan aktığını hissetmek sizi paramparça edercesine sarıyor. öyle kötü şeyler düşünüyorsunuz ki o ağrının olduğu yerleri kesmek, 10. katta oturmanın etkisiyle tüm ağrılardan kurtulmak adına atlamak, gerçekten kötü şeylerdi. kendime kötü bir şey yapmaktan korktuğum için arkadaşımın, odadan yanıma gelmesini ve ben yatana kadar da gitmemesini isteyecek duruma düştüm. banyoda yatıp, kapıyı üzerime kilitlemeye kadar düşündüm. 10 katta oturuyorsunuz, kafanızın güzel olmasıyla neler yapacağınızı, bir sonraki hamlenizin ne olacağını düşünememek.

ne yapacağınızı tam olarak kestiremiyorsunuz, kötü bir şeyler yaparım diye düşünüyorsunuz. tek istediğiniz yatıp, uyumak. yattığınızda ölü gibi olacağınız için en iyisi o diye düşünseniz de vücudunuzdaki ağırlık sizi uyutmuyor. gözlerinizi kapatıp, dalmak istiyorsunuz fakat olmuyor. her ne kadar sonradan uyumuş olacağımı bilsem de, korku besliyorsunuz durduk yere.

bu ilkti ve son olarak kalacaktır da. bir kere taddım, nasıl bir şey olduğunu gördüm bir daha mı? asla.

not: içmeyin sakın.
devamını gör...
842.
ilkokula başlayacağım yıl, sırf atatürk kurdu diye, evimize hayli uzak olan cumhuriyet ilköğretim okuluna* gitmek istedim. ailem de o okul iyi diye oraya yazdırmak istemişti. neticede arada 2 tane okul daha bulunmasına rağmen o okula yazılmıştım. tabii benim mutluluğumun sebebi atatürk' ün kurduğu okula gidecek olmamdı. gitti mi o okula gidilirdi.

***

okul başladı, günler geçti, ben okuma yazma öğrendim. hayat bilgisi diye bir ders de girdi öğrencilik hayatıma. akabinde tarihler falan.
ve işte, atatürk'ün ölüm tarihini öğrenmemle o dersin teneffüsünde, okulun tabelasındaki kuruluş tarihine bakıp "anaaa" demem arasında geçen buhranlı evreyi hatırlamıyorum. lâkin yaşadığım hayâl kırıklığının daha sonraki okul hayatımda ne denli çalkantılara sebep olduğunu tahmin edebilirsiniz. o gün içimdeki duygu çatışmalarının verdiği etkiyle bütün maddi birikimimi futbolcu kartlarına yatırmıştım.

yıllar geçti ve ben öğrendim ki türkiye' de her on okuldan dokuzunun adı cumhuriyet. *
devamını gör...
844.
market bakkal karması dükkanın önünden geçerken küçük iş makineleri oyuncağı gördüm. altında bir tüp üstüne tutturulmuştu. tüpün içi bonibon çakması şekerlerle doluydu. sigaram olmasına rağmen sigara alacak gibi girdim içeri, sanki sigara alırken gözüm ilişmişte farketmiş havası vererek bunlar neymiş?, kaç lira bunlar? diye sordum. bir silindir bir tane de kazıcı yükleyici aldım. şekerleri bir güzel yedim oyuncaklarla da oynuyorum.
devamını gör...
845.
dün metrobüsten inip diğer metrobüse bindiğinde tekrar kart okutan kişi bendim. o şöförün güldüğü kişi yani. hatta abi bir kere daha basayım beni evin önüne kadar atıver diyen de o ben değildim işte arkadaşımdı.
devamını gör...
846.
istanbul'a yolu düşenler bilirler,metrolarda akbil turnikelerinin hem girişinde hem çıkışında akbil okutulabilecek mekanizma vardır..giriştekine basarsanız biletinizi alır,turnike çalışır geçersiniz..lakin turnikenin öbür tarafında kalan mekanizmaya bastığınızda akbilinizden bişey düşmez sadece cihazda ne kadar kontör kaldığını görürsünüz..

işte ben istanbul'da yaşadığım dönemlerde iş çıkışlarında çok yorgun olduğum bazı zamanlarda metroya binerken bastığım gibi çıkarken karşıma gelen o kontör sorgulamaya yarayan mekanizmaya da akbil basardım..ama öyle bakayım kaç kuruş kalmış demek için değil,bildiğin turnike açılsın diye..çok pis rezil olunuyor,denedim yüzde yüz çalışıyor..
devamını gör...
847.
bazı entrylerimi gördüğüm zaman artılamak için büyük bir istek duyuyorum.

diğer yandan eksilenmediğimi görüp kızıyorum.

tuhaf bir ikilem.
devamını gör...
848.
beklenen telefonun gelmek bilmemesi çok ama çok iğrenç bir şey..gelmiyor,bekliyorsunuz,siz bekledikçe daha çok gelmiyor,gelmedikçe daha çok bekliyorsunuz..böyle saçmalardan saçma bi paradoks halini alıyor..
devamını gör...
849.
başka bir sözlüğü okurken kendi mahlasımı gördüm. Allah Allah, ben bu yazıyı nasıl yazmış olabilirim diye düşünürken aslında benim mahlasımı çalan başka bir yazarmış. bu sözlükte muhibbi'yim ama başka sözlükteki muhibbi ben değilim. sinirlendim açıkçası.
devamını gör...
850.
biraz utanç verici. küçükken sabıka kağıdını, temiz kağıdını; savcılıktaki bir yetkilinin a4 üzerine sadece onlara özel kaşe ile temiz bir kağıt sanardım. evet gerçekle işe alındığımda yüzleştim. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar