dünyaitiraf.com

#özgürler 

7301.
başarılı insanları hep takdir ederek izlemişimdir, onların emeklerinin karşılığı olarak övgüyü ve iltifatı hak ettiklerini savunurum ayrıca, lakin yaptığı işi insanın gözüne sokarak iltifat ve övgü bekleyen insana o övgüyü ve iltifatı sunmak içimden gelmiyor.,çünkü o yaptığı işi hakkı ile yapmak için değil ,işin sonundaki o övgüyü almak için yapıyor. evet sonuç olarak iyi bir iş yapmıştır övgüyü de hak etmiştir diyebiliriz lakin karakteri oturmamış insanlara övgü sunmak içimden gelmiyor açıkçası. hatta çok itici geliyorlar bu davranışları ile yaptıkları işler de güme gidiyor farkına bir varsalar daha iyi olacak .
devamını gör...
7302.
bazen su o kadar lezzetli, o kadar şekerli geliyor ki sünger gibi içiyorum, damacanaya düşesim geliyor. mesela az önce koca damacananın son kısmını şu saatte hunharca içtim. sonra aaaaa bitmiş dedim. zavallı abim evin erkeğiyim ayağına su bulmaya gitti garibim. ne iyi adam.
devamını gör...
7303.
gelenekselleşen sakarlık evrem başladı belli ki.bu sabah 5'ten sonra uyku tutmadı televizyonu açtım kumandayı alıyım derken elimden kayıverdi ve hücrelerine ayrıldı mübarek.birleştirdim ama o çalışmaz haldeyken olay yerini terk ettim.sonrasında laptopu yere düşürdüm birazcık hip hop yaptı yerde.vatana millete hayırlı olsun ki artık kendisi şarjı çektiğim anda kapanıyor.buna şükür ne diyeyim ki ben*
devamını gör...
7307.
''annen..?'' ya da ''tuba teyze..?'' dedikleri an burnumdan baloncuk çıkana kadar ağlıyorum .ama son zamanlarda demiyorlar eee alıştılar artık aynı senaryoya ben olsam ben de annemle ilgili soru sormam!
devamını gör...
7308.
itiraf ediyorum. ay cogheycanlı. geçen hafta bana ait olmayan bi fotoğrafı ınstagramda paylaştım. isim belirtmeden. en çok eleştirdiğim uyuz olduğum şeyi yaptım. tanrım.bunu yaptım resmen. ama olay şöyle gelişti, arkadaşımın hamsterını fotoğraflayacaktım ama küçücük hayvandan korktum. arkadaşıma sen çek bana ver dedim. bende kendim çekmişim gibi paylaştım.
kınadığım şeyi başıma getirmiş olduğuma göre bi sonraki kınama da görüşürüz dedim kendime.
devamını gör...
7309.
kılayvırt üniversite yıllarımda lakabımdı evet...neden bu lakabı aldığımı tahmin edersiniz gari...

sirillo ise çocukken izlemekten keyif aldığım atlı karınca dizisinin fakir ve zenci ama gururlu genci cirilo - el negrito carinoso y enamorado hayatımın tüm evresine vücut etmesi sonucu aldığım nikimdir...bilmeyenler kalmasın efenim...

ayrıca ekşisözlükte kluvert81 nikiyle yazdığım devlet sırrı değildir...ihl sözlük'te de nikim buydu zaten...
devamını gör...
7311.
bundan bi 5 sene önce ''olur da bir parti ayasofya'yı ibadete açarsa oyum onadır'' demiştim.bu zamana kadar hiçbir partiye oy vermedim. lakin sözümün arkasındayım ve ayasofyayı açana oyumu vererek sözümü tutacağım.
devamını gör...
7313.
bu gün annem aradı, yarın sana bir kız istiyorum dedi. hayırlı olsun dedim, olacak inşallah dedi. yahu dedim bak kıza yazık olacak, sana ne elin kızından dedi. hasılı bu sefer beni başgöz edecek galiba kesin.
devamını gör...
7314.
iki dakka romantik yapacaktım.
bu evde geçirdiğim zor günleri düşüncektim kahve suyu da ısınmıştı şarkılar filan.
tam moda girdim noldu?
telefonu düşürdüm ve uğraşmama rağmen o kadar, açılmadı.

hemen gerçek hayata geri dönelim di mi?
açılmazsa napıcam diye düşünelim, tamire ne kadar isterler hesaplayalım, eski nokiayı nereye kaldırmıştık diye kafa yoralım.
iki dakka romantik yapamayalım. hemen gerçek hayata..

ühü nan ühü!

devamını gör...
7317.
diyet yaparken, insanlara alışık olmadıkları daha önce yemedikleri yiyecekler tattırıp tepkilerini yayınladıkları youtube kanallarını izlemeye bayılıyorum. ben yiyemediğim halde sunucunun lezzetli yemekle canavara dönüştüğü gezi programlarına karşı, çoğunlukla yediğini beğenmeyen insanları izlemek daha rahatlatıcı ve hatta inanılmaz eğlenceli geliyor.
devamını gör...
7320.
düştüm sevgili arkadaşlar. yok, yok, herhangi bir ironi aramayım. bildiğiniz yerçekimine karşı koyamadım ve yerle yeksan oldum. olay şu şekilde gelişti:


gecenin bir yarısı kitap okuyorum. tam olarak bir kitap okumuyorum, kütüphanemin önündeki koltukta raflardan elime geçen kitaplardan birer ikişer sayfa. bir taraftan da su içiyorum yanı başımdaki bardaktan. bir süre sonra boşalan sürahimi doldurmak için koltuğumdan kalkıp mutfağa yöneldim.


olaydan bir saat önce;


--! spoiler !--

marketten aldığım tavuk göğsünü tavada çevirmek marifetiyle kendime bir ziyafet hazırladım. yanına da favori salatam; domates, taze soğan ve bolca zeytinyağı. gel de ekme banma. yalnız tavadan seken yağ taneleri yeri biraz kaygan mı yaptı ne? dur bi vileda çekeyim iyisi mi!

--! spoiler !--



sürahimi doldurmak maksadıyla mutfağın kapısına geldiğimde sanki ben o yeri hiç silmemişim, o da bana inat jilet gibi olmuş olan fayans tabana kapaklandım. fakat ne kapaklanma. olayın vehametini izah edebilmem için bir iki ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim; gözümde gözlüklerim ve bir elimde de paşabahçe sürahi http://www.balcilar.com.tr/... mevcut. düşme esnasında kalecilikten kalma bir refleks olsa gerek kollarımı yere koymuşum. diğer taraftan da kötü bir kaleci olduğumdan herhalde kalçamı da yere koyacağıma doğrudan dizlerimin üzerine düştüm. elimde hala sürahi, olanca hızıyla fayansa çarptığım bir sürahi var. gözlüğümün kapı pervazına sıfır çektiğini görür gibi oldum. tüm enstantane sanırım yaklaşık 0,3 saniye sürmüş de olsa bana hissettirdiği yaklaşık bir asır gibi geldi. tüm düşme anını salise salise hatırlamakla birlikte hayretler ve morluklar için bir iki husus dikkatimi celb etti:

husus 1: nasıl oldu da bileklerimi yere dayamadan düştüm? doğrudan kollarımın üstüne düşmekle olası bir bilek kırığını nasıl atlattım?
husus 2: nasıl oldu da elimden inatla bırakmadığım sürahi yere o derece hızla vurduktan sonra kırılmadı?
husus 3: nasıl oldu da kapı pervazı ile göz göze geldiğimde gözlüğüm gözümden fırlayıp kırılmadı ya da gözümde kırılıp beni kör felan etmedi?
husus 4: nasıl oldu da vileda ile silmeme rağmen o fayans hala jilet kıvamında keskin bir şekilde kaygan bir zemin olabildi?
husus 5: nasıl oldu da tüm bunlar ben evde yalnızken başıma geldi? normal şartlarda evde yalnız kalmam çok ender rastlanan bir durumdur.
husus 6:nasıl oldu da doğrudan üzerilerine düştüğüm diz kapaklarımda sadece adi morluklar oluştu ve hiçbirisi kırılayım kopayım demediler?



olaydan on beş dakika sonra;


kendime geldiğimde, bir dizimde buzluktan aldığım içi bezelye dolu torba ile diğer dizimde annemin yaptığı mantının torbası, elimde hala o sürahi, ayağımdan her nasılsa çıkmamış olan terliklerim, gözümde gözlüğüm ve kafamda milyon tane soru vardı. emin olun insanların ve özellikle yalnız yaşayan insanların birçoğu bu şekilde düşmeler sebebiyle hayatlarını bile kaybetmektedirler, ki kafamı kapı pervazına çarpmak, gözlüğüm kırılıp bi tarafıma girmesi, sürahinin tam da surat hizamda parçalanıp...neyse artık şekillerinde benim de maruz kalabileceğim bir durum söz konusuydu. hani "kurban nedir ve ne zaman kesilir?" diye soracak olursanız, aha tam da o zamanda diye cevap verebilirim.

bir süre dizlerimde buz torbaları kafam iki elimin arasında değişik duygulara karıştım. ölümün ne kadar yakın olduğunu, hayatın ne kadar kısa olduğunu, her ne olursa olsun insanın yalnız olduğunu vb. ontolojik sorgulamalara girmiş bulundum. nefesim düzeldiğinde ise bir bardak su aldım ve o bardağı bitirene kadar hiçbir şey düşünmedim. kafamı boşaltıp durum muhakemesine geçtim. sonuç şuydu;


şükür, şükür, şükür! binlerce şükrolsun!





önemli not: yazarken ellerim titredi.





devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar