dünyaitiraf.com

#özgürler 

783.
sosyal ağlarda "sevgilim var" demeye gör. anında kesiliyor mesajlar, hal hatır sormalar, "kaç gündür yoksunuz merakta kaldık" demeler, şarkı göndermeler, yardımcı olmalar filan. sanal alem yalan alemmiş. vay arkadaş.
devamını gör...
784.
şiir okumaya çalışan insanlara güldüğüm halde bazen kendimi şiirleri sesli okurken buluyorum..sonra kendime de gülüyorum ama hakkaten birilerine şiir okumak komik bence..
devamını gör...
787.
sevgili cogito yazarları..

elime kazara geçen xbox 360 için bir adet kutusunda "orjinal pes 2012" oyunu var.
benim xbox 360'ım olmadığından, elime bu kutu geçti diye de almayacağımdan ve madem elime geçmiş, olan birine faydam olsun açısından satmayı düşünüyorum. ilgilenen dostlar, mesaj atabilirler. fiyatı konusunda mütabık oluruz bir şekilde. ilgileniyorsanız oradan benimle iletişime geçebilirsiniz.
devamını gör...
788.
2012 yılı başında milli saraylar daire başkanlığı (dolmabahçe sarayı) fotoğraf koleksiyonuna ait eserlerin depolanması için 10-15 mm kalınlığa sahip çekmeceleri olan anodize aluminyumdan imal edilmiş, ve diğer konservasyon kriterlerine sahip dolaplar alınacaktır. bu işlerle uğraşanlara duyurulur. kurumda alımlar kamu ihale kanunu kapsamında açık ihale usulü ile gerçekleştirilmektedir.

tbmm milli saraylar daire baskanligi
obje restorasyon müdürlügü
tel: 0 212 2594570
fax:0 212 3274645
devamını gör...
789.
vakti zamanında gulshen06@hotmail.com gibi bi mail adresi almıştık arkadaş grubumuzla. msn listesinde sanırım 300 kişi ekliydi. en son 4 sene önce filan girmiştim. hali nedir bilmiyorum ama merak ettiğim tek bişiy var. taa izmir'den filan ankara'ya tanışmak için gelmeye çalışan adamların umudu var mıdır hala acaba?
devamını gör...
790.
bayramım hiç de hoş geçmiyor. dağlarda karlar içinde mahsur kaldım. durmadan kar yağıyor, soğuk, duman felaket. beş şişle çorap örmeye çalışıyorum, bakalım başarabilecek miyim.
devamını gör...
795.
bu bayrama özgü sms yoluyla otomatik mesaj olayını abarttım, gayem herkesi anmaktı ama demek ki çoğu kişiye gına gelmiş bu konuda. ayrıca bu yaklaşımı cogito'ya da yansıtıp, bir şekilde diyaloğum olan kişilere ayrım yapmaksızın uyguladım. üzgünüm.
devamını gör...
796.
toplu mesaj atılmasını doğru bulmuyorum. hiç atmadım atmam da. zamanında atanı da eleştirdim. ama son zamanlarda düşündüm de bu yaptığım şey yanlışmış. adam düşünmüş işte sonuçta. nedir bu özel ilgi beklentisi ki? sen hiç bi şey yapmayarak ondan daha mı üstün oluyorsun. bi boku da beğensek ya.
devamını gör...
797.
bundan yaklaşık 4 sene önce eşimle nişanlı olduğumuz dönem bir hafta sonu gezmesindeyiz. otobüsle eminönü'ne gidiyoruz. otobüsün arka kapısının önünde ayakta dikiliyoruz. yanıbaşımızda bir 35 yaşlarında bir adamla 8-9 yaşlarında oğlu oturuyor. unkapanı köprüsünü bitirdik ve karaköy tarafına dönerken azapkapı çeşmesini geçtikten sonra azapkapı durağına geldik.
azapkapı ismini görünce içsesimle "dur tarih bilgimi konuşturayım da etkileyici olayım" diyerek başladım sallamaya hatuna:

"bak bu durağın ismi neden azapkapı biliyor musun ?"
"hayır"
"önceden istanbul'da şehri çevreleyen surlarda şehre giriş çıkışın sağlandığı birçok kapı varmış (bu kısım doğru). mevlanakapı, yenikapı, topkapı, edirnekapı v.s. azapkapı da işte bu kapılardan birisi. buranın isminin azapkapı olma nedeni ise o dönemin mahkumlarının şehre bu kapıdan alınması ve burada bekletilip işkence çektirilerek azap görmeleri. azap gören mahkumlar buraya azapkapı ismini vermişler ve günümüze kadar gelmiş bu isim"
" vay be !"
" evet (aha yedi valla)"

tarih bilimine olan hakimiyetime hayran kalan nişanlımı etkilemiş olmanın verdiği huzurla nişanlımın vay be sine cevap verip yoluma devam edecekken yanıbaşında dikildiğimiz çocuklu adam bize döndü ve bana baktı. adam anlattıklarımı duymuştu ve konuşmaya hazırlanıyordu olacakları anlayıp "abi gözünün yağına yumurta kırıp francala ekmeği banayım nolur sus" der gibi bakarken konuşmaya başladı:

"yanlışın var geenç. buraya azapkapı denme nedeni şehre giren esnafların bu kapıdan içeri alınırken çok fazla bekletilmeleri ve getirdikleri malların titizlikle aranmasından."
"ya hadi ya demek ki ben yanlış duymuşum ehehe. evet."

nişanlıma dönüp baktım gülerek diğer tarafa bakıyordu.
otobüsten inip nişanlımla denizi seyrederek yürüdüğüm yol boyunca yaklaşık yarım saat bir şey konuşamamıştım. şimdi düşünüyorum da keşke o adama diklenseydim "senin anlattığın hurafe esnaflar bu kapıdan değil ayakapı dan alınıyordu" diye.
ayakapı'da ayakkabıcıların çokca bulunduğu kapı ismi gibi duruyor aslında.
devamını gör...
799.
istifa etmek ya da işten çıkarılmak çok kötü bir şey şüphesiz..ama bu ikisinden daha kötü olansa ihbar süresi..

diyelim istifa etmeye kesin olarak karar verdiniz..dilekçenizi de yazdınız müdürünüze/patronunuza/ik yetkilisine teslim ettiniz,nedendi,niçindi geyikleri yapıldı ve son cümle olarak hayırlısı olsun denildi..işte o andan itibaren o iş yerinde çalıştığınız süreye göre değişen bir süreç başlıyor 15 gün ile 2 ay arasında değişen..buna ihbar süresi deniyor..özeti de şu..hacı ben işten çıkıyorum,tamam belki yeri doldurulamaz biriyim ama sen gene de yerimi doldurmaya aday birini bulmak için çalışmalara başla,bulabilmen için sana benden x* gün,buldun buldun bulamadın alırım ben voltamı..

yine farzı muhal patronla anlaşamadınız,işi beceremediniz,kriz vurdu ayva nardan ayrıldınız,müdür/patron/ik yetkilisi çağırdı,paşam durum böyleyken böyle,sorun sende değil bende,sen benden daha iyisini hakediyorsun filan gibi şeyler söyleyerek işinize son verdi..işte yine bu andan itibaren başlayan ve size "hadi bak işten çıkardım ama son bi kıyak sana iş bulana kadar x* gün daha maaş veririm,buldun buldun,bulamadın sen yoluna ben yoluma" diyen bir süreç başlar..

işte bu ihbar süresidir işten ayrılmaktan/çıkarılmaktan daha acı olan..zira o x gün geçmek bilmez,çalışayım desen çalışasın gelmez,insanların tavırlarında hep bi "kıyamam gidici bu üstüne gitmeyek" hissi vardır,hepsini geçtim o ofisin duvarları üzerinize üzerinize gelir..

kısacası çekilir çile değildir a dostlar..
devamını gör...
800.
biliyorum bu tanımımda eksilenecek yazısı okuduğumda, üşenmiyorum bakıyorum eksilenmiş mi. eksilenmemiş ise eksiliyiveriyorum ki kimsenin beklentileri boşa çıkmasın. bu beni iyi biri yapar mı yapmaz mı diye düşünmüyorum bile.

bir de takip ettiğim yazarların yazılarını iki kere okuyorum. mutlaka bir oy veriyorum, artı veya eksi. ama takip ettim ki, sözlük arkadaşlarım, ben anlarım, onlar bana oy vermeyebiliyor, bu çok önemli mi, hayır, bunu dert tasa vs ediyor muyum, tabi ki hayır, ben ergen miyim.*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar