dünyaitiraf.com

#özgürler 

8141.
bir de capslock açıp atarlanabilseydim şu başlığın altında benden keyiflisi olmazdı. benim çöplüğüm neticede. ayağınızı denk alın ulan! ah capslock bazen ne kadar çok seviyorum seni. neyse radyoda ş'aparız artık senle. burda mini mini yazıcaz napak.
devamını gör...
8142.
Allah affetsin ama kaç yıldır kendimi rahatlatan kararlar alıyordum. rahat etmiştim. bir arkadaşın tavsiyesini dinledim. mantıklı geldi ama dinlediğime pişman oldum. kendi bildiğinden başka bir doğru olmuyor bazen. seni nasıl biliyorlarsa bilsinler önemli değildir bazen. kendinden eminsen mesele çok rahat bir hal alıyor bazen. iyi niyet göstermekse büyük bir hata oluyor bazen. bazen mi ? bilemeyiz. ama olsun arkadaşım sayesinde bir şey daha öğrenmiş oldum. sağolsun.
devamını gör...
8143.
522b ile cumartesi sabahı.

oğuzhan koç dinleten otobüs yapmışlar sözlük. kusana kadar gülben ergenle düetini dinlicem. ders başlayalı yarım saat oldu. her zamanki gibi kahvaltı yapmadım. pako olsa kahvaltının önemini anlatmaya başlardı şimdi. söz verdiydik güya tereyağ bal yiyeceğimize her sabah. insanların seni düşünmesi güzel bişey. kendini değerli hissediyorsun.

bi dakkaaa. kahvaltı etmedim henüz ama edicem. mesajı alması gereken okuyorsa eğer, o urfayı yar etmem. asdfghjkl
belki rıhtımda bi çay. o da belki... *

kukla güzel bişey bu arada. belki kuklacı olur marjinaliteme marjinalite katarım sözlük! yaşasın bu kafalar!
devamını gör...
8145.
insanlar normalde çocuğunun peşinden koşar yemek yedirmek için, ben eşimin peşinden koşuyorum. etsiz ve sağlıklı bir yemek varsa ona o yemeği yedirebilmek ordinaryus bir sabır göstermeyi gerektiriyor. demin üç kaşık mis gibi ezogelin çorbasını zor yedi, kırıcam ağzını bir gün o olcak.
devamını gör...
8148.
ergenliği aşamadığımı bir on yıl kadar sonra fark etmiş olmanın dayanılmaz ağırlığını yaşıyorum.

en düşük ihtimalle depresyondayım. bu ihtimal beni rahatlatıyor. daha ağır bir bunalım geçirmeden önceki sinir sistemim kendi kendini düzenlemeye çalışıyordur kim bilir. hayatımı düzene soktuğuna inandığım o gizli ele şükürler..

yani hayatım tam düzene girdi derken her şey birden tepetaklak oldu. her şeye sıfırdan başlamam gereken bir zor zaman daha geldi beni buldu. bu sefer eskilerden farklı olarak hayatla mücadele edecek gücüm yok şu sıralar. her şey olacağına varsın şeklinde bir yaklaşımı belirlediğimi iddia ediyorum ama bunun içerisinde biraz boş vermişlik, biraz bıkkınlık bolca da hayat kırıklığı var.

zamanı geçmişe sarmak istiyorum her yerin karlı olduğu bir aralık gününe saralım. hayattaki en büyük dertlerin pek de büyük dertler olmadığı eve gelince şirinlerin izlendiği bir çocukluk gününe saralım ya da. akşam kızartma koksun ev. illa ki bir şey eksik olsun sofrada. ya bir taze ekmek ya da içecek. ama samimiyet eksik olmasın.

ertesi sabah erkenden kalkılan ve çizgi film izlenen bir hafta sonu sabahı. cep telefonlarının henüz yeni kullanılmaya başlandığı yıllar gelmesin geri. ben o yıllara gideyim.. seçeneklerin bu kadar fazla olmadığı sözde değil özde minimalist yıllara. makarnanın daha masum olduğu fesleğen sosu yapmacıklığına bulanmadığı samimi yıllara gideyim.

bir şey koptu bende. şey, her şeyi birbirine bağlayan şey. artık parçalanmışlık her yanımı daha da sarmaya başladı. düşüncelerim de birbirinden bağımsızlığını ilan etti. birleşip bir federasyon kurmaktan uzaktalar şimdilik. boş vereyim diyorum da boş veremiyorum bir türlü. geride bırakamamak huyum var. inatçılık da var. o yüzden pes etmem durmam gereken yerde duramıyorum. sürekli sağa sola çarpan bir oyuncak araba gibiyim. tek farkım sağımda solumda yanıp sönen ışıklar yok ve ben genelde "oni oniii onii" diye ses çıkarmıyorum duvarlara çarparken.

çok acı ya. hayat çok garip cidden. insan olmak adına çaba göstermek gerekiyor. insanların bencillik üzerine yaşadıkları hayatları beni hayattan soğuttu sanırım. üç kuruşluk menfaat peşindeki gregor samsa'lar etrafındakileri böceklikle suçluyor. ve bunu utanmadan yapıyorlar ya ben olduğum yerde izleyebiliyorum sadece her şeyi.

ya da samimiyet sığına sığınan insanların genelde birden fazla yüzlü insanlar olduğunu fark etmem.. ya da başka başka şeyler ama hepsini yazacak halim yok. insan sonuçta çelişkili bir mahlukat üzerine çok kafa yormamak gerekiyor belki. bilemiyorum..

devamını gör...
8150.
uzun upuzuun bir konusma yapmam gerekiyor. ama ben bu gücü kendimde bulamiyorum. ciddi konularda konusmayi oldum olasi sevmedim. her seyin yoluna girecek oldugunu bilsem belki cekinmem. ama biliyorum ki basa saracagiz tekrar. hem de ben daha o konusmanin yorgunlugunu atlatamamisken.
devamını gör...
8151.
son zirvede nazara geldim sözlük. sandaletlerimin de suçu olabilir tabi ama nazara gelmiş olmak daha cazip geliyor sanırım. eve yeterince geç kalmış ve yağmura yakalanmış olmanın yanı sıra ayak bileğini de incitince insan nazar diyor ister istemez.
hayatımda ilk defa röntgen çektirdim bugün. ne basit aletmiş, ben daha komplike bişeyler bekliyodum. kırık ya da çıkık yok, incinmiş dedi doktor. umarım işinin ehlidir, ablama en son kırık yok bunda dediklerinin akabinde bir ay alçılı dolaştı kız.
kırık olsa duramam dicem ama dervişin başına gelenden sonra kırıkla da durulduğuna inanmış oldum..
son olarak sakatlığımı fırsata çevirmek namına kendimi, barış mançonun hal hal şarkısındaki seke seke çaydan geçen yavru ceylan ilan ediyorum! ancak böyle motive olurum sanırım...
devamını gör...
8152.
dünyayı keşke uzaylılar işgal etse. pencereye çıkıp abi buraya buraya ışın atın deyip koordinat versem, şunları şunları da aracinizin altından ışık saçıp göğe yükseltin desem.

bize mi dedin bilader dediklerinde de "ben demedim abiyy" deyip kacarak içeride battaniyenin altına saklansam.

negzel olur.

devamını gör...
8154.
itiraf ediyorum. yıllarca bilmiyormuş gibi yaptığım şeyleri bilerek yaşadım. neden bilmiyormuş gibi yaptım diye soruyorum kendime. dört sebebi var. birincisi, bildiğimi ifade ettiğim şeyleri dikkate alan kimse olmadı. ikincisi, ben demiştimci birisi olmamak için. üçüncüsü, kibirlilikle suçlanmaktan korkmaktı. dördüncüsü de olumsuz şeyler için inşallah öyle değildir deyip gereksiz hüsn ü zan yapmak.
devamını gör...
8156.
bazı günler bu yaşadıklarımız için, ülkedeki gündem için, "yayında ve yapımda emeği geçen herkesin Allah belasını versin" dersiniz ya, işte o günlerdeyim sözlük.
devamını gör...
8157.
sözlük bugün adamın üzerine çay döktüm, oturup ağlayacaktım. "ulan dedim" kendi kendime "adam ölmedi ya.. sıkıntısız başına sıkıntı ararsın bir de". sonra da adamı öldürüp üzerindeki bütün baskıyı yok etmek geçti aklımdan (şaka yapıyorum). hem adam da rahatlamis olurdu. o değil de hesap bana kitlendi, zaten günlük çalıştım 20 spalisi de bir çaya gitti, iyi mi. 20 liraya çay içtim lam. ben bununla caka satarım.
devamını gör...
8159.
biraz daha yalnızlığımı sorgulayarak uyumaya gidiyorum sözlük. çünkü eskisi kadar dirayetli olamıyorum sanırım. uyku bir nebze olsun kurtarıyor tükenmişlikten. iyi sabahlar sözlük.
devamını gör...
8160.
iyi değilim. hiçbir zaman düzene girmeyen berbat bir hayatım var. düzene sokmaya çalıştığımda düzene karşı olan bir yığın insan dikiliyor önüme. dekore edeli bir hafta olmadan abimin eşyalarıyla talan olan bir odaya sahibim. yıkılan yuvaların yıktığı yuvalar da varmış. karışıklık sinirlerimi bozuyor. dağınıklık, düzensizlik, uyumsuzluk sinirlerimi bozuyor. kimse bana dokunmasın istiyorum, çünkü kendime dokunduğum zaman kendimle bile kavga eder haldeyim. ülkeyi terk edip nullarbor uçurumu'nun kenarına çadır kurmak istiyorum. sözlüğü terk edin ve ben içindeyken ateşe verin. ya da dondurun bizi. içim yeterince sıcak, soğumam lazım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar