dünyaitiraf.com

#özgürler 

8802.
belli bir müddet sonra siyasetle ilgili yazdıklarımı, naralarımı, kızgınlıklarımı siliyorum. çünkü hiç hazzetmiyorum. istemeden kavgaya giriyorum, çünkü kavgaya dahil olmanın kaçınılmaz bir sorumluluktan kaynaklandığına inanıyorum. yani kendimi mecbur hissediyorum. ama gerçekte, kavgadan nefret ediyorum. ve kapımın önünde kavga edenlerden de bu yüzden nefret ediyorum; çünkü bilmeseler de beni kavgaya dahil etmiş oluyorlar.

oysa ömür geçiyor ve şiirim masamda yarım kaldı.
devamını gör...
8803.
twitterda bazı yazarların adreslerini ve resimlerini gördüm. burdaki herkesi oldukça anonim kabul ediyordum şu zamana kadar, bu kadar çabuk şahsi bilgilere ulaşınca saşırdım yani. gideyim de turp yiyeyim bari şaşkınlığımı alsın.
devamını gör...
8804.
kim tarafından yollandığına hiç bakmadan hazır olarak gönderilen cuma smsleri ve watşap mesajlarını hiç okumuyorum. her hafta bu böyle. Allah affetsin ne diyim. ha son olarak sözlüğün kalitesini düşüren bir şey varsa o da yerli yersiz nick altı sevdası yapmanız. nalet olsun şu vıcık vıcık yağ gibi akan nick altı sevdanız...
devamını gör...
8805.
zavalli erkek kardesimi sevgilisinin babasi yakalamis.bu olayda ilgilendigim tek nokta yusuf benden once mi evlenecek?benden benden ablasindan?
devamını gör...
8806.
birgün söyle ağız dolusu küfür ederek sözlükten atılmayı hedefliyorum. kimsenin nevi şahsına küfür etmem.hic de sevmem. ama ortaya karışık sovmek o iste tam
benlik.
o vakit yarası olan gocunsun.
devamını gör...
8807.
geçen sene bu zamanlar beyrut için bilet alıp, otele kadar her şeyi ayarlamıştım. 2 hafta sonra israil füzeleriyle yerle bir etti iç savaş desen yeniden alevlendi. bu yüzden beyrut'a gidemedim. bu sene daha stabil bir ülke olsun bari diyerekten. rusya'yı tercih ettim ve 3 hafta evvel gidiş dönüş biletimle, oteli ayarladım. yine gidemeyeceğim, yine bir sürü olay. üzerimdeki cenabetliği atmak için sanırım seyahate kudüs ya da mekke'den başlamalıyım. Allah benim cezamı vermiş.
devamını gör...
8809.
en sevdiğim kitap: huzur- tanpınar.
en sevdiğim şapşal romantik komedi: l'arnacoeur.
en sevdiğim film: the fall.
en sevdiğim tatlı: brownie.
en sevdiğim içecek: şekerli bergamotlu siyah çay.

hayatımda bazı şeyleri açıklığa kavuşturduğum için mutluyum. phew.
devamını gör...
8812.
ehehe bazen bu sözlükte çok eğleniyorum. bazen ise eyleniyorum. inceyi gördün mü inceyi şşş bak ince bak şşşş (nokta).
devamını gör...
8814.
böyle bütün gün gülümsemek istiyorum ama çok korkuyorum. bir daha hayat tarafından "ne gülüyosun len"** diye tokatlanırım diye korkuyorum. ben çabuk pes ederim valla. normal insanlar gibi 10'u 15'i bekleyemem, bu korkuya sahip olmak için 1-2 tokat yeter de artar bile.

edit: bütün sosyal çevrem mahlasımı biliyor diye metaforlu entry girmekten sembolist oldum çıktım be!
devamını gör...
8815.
geçenlerde bir arkadaşımın "en sevdiğin renk?" sorusu üzerine fark ettim ki, en sevdiğim şey diye bir şey yok. -mercimek çorbası hariç, bu en sevdiğim çorbadır-.
ne bir kitap, ne bir film, ne bir şiir ne de başka bir şey. birçok şeye eşit mesafedeyim. en üste bir şey yok. yani hiçbir şeyi benimseyememişim tam olarak. buradan bunu çıkarıyorum, ya da olağanüstü diyebileceğim bir şey ile karşılaşmamışım. garip bir durum bence. neyse mercimek çorbasının bünyemde ki üstünlüğü ile idare edeceğiz artık.

devamını gör...
8816.
suya her taş atıldığında hep birlikte bir tarafa kıran, yönelen o balıklar gibiyiz artık. su, varlık alanımız dünya, taşlar ise güncel hadiseler.
meseleyi görmek güzel de, bundan kaçamamak büyük sıkıntı.
devamını gör...
8818.
bugün arabanın ön lastiklerini kışlık olanlarla değiştirmek için sanayiye, lastikçiye gittim. lastikler değiştirildikten sonra başka bir yere gittim, ki beş altı kilometre mesafe, şehir trafiği bir de. bir hayli uzaklaştıktan sonra çıkan yazlık lastikleri almadığım aklıma geldi, ki onlar da yeniydi. ama hemen geri dönemedim. derken diğer işe de boş yere gittiğimi anlayınca tekrar lastikçiye döndüm. lastikleri almayı unuttuğumu öğrenen usta biraz içerde bakındı, lastikleri değiştiren çırağa soruşturdu vs. sonra, "abi lastikler arabanda ya" dedi. ve arka koltukta poşetlenmiş iki kocaman lastiği kapıyı açıp bana gösterdi.

artık " ben dalgın bir adamım" diyemedim. çünkü eskiden dalgınlığı, şirin bir kusur sayar, kendime şirinlik payı verirdim. fakat hayat bana gösterdi ki insanlar dalgınlığı 'aptallık' olarak değerlendiriyor. ister en cahil kişi olsun, ister bilgili. ister yakın kimsen, ister yabancı, uzak. sayısız dalgınlık kazasına uğradım ve öğrendim artık saklamayı, saklanmayı.

"başka bir tamirle uğraşırken arka koltuğa bakmayı unuttum" diye bir yalan kıvırdım ustaya. en azından böylesi daha makul bir bahane oldu.
devamını gör...
8819.
bir arkadaş var. çok zamandır," gel pes oynayalım," diyordu.söylemesi ayıp, bende de bu aralar bir galibiyet serisi var. onun özgüveniyle,"genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma" deyiverdim. adamı yeneceğime eminim çünkü. neyse buluştuk bugün. gittik salona. içimden diyorum ki, "çok yüklenmeyeyim çocuğa. ayıp olmasın!" neyse, o barçayı aldı ben de chelsea'yi. mütevazıyım ya, güçsüz takım alıyorum. başladı maç, ilk maçı 3-0 kazandı. baktım olmuyor. m. city'yi aldım. 4-0. madrid'i aldım. 6-0... fenerbahçeliydi. dedim, "feneri alayım. belki insafa gelir de çok atmaz!" diye düşündüm,düşünmez olaydım. 8 tane attı insafsız...velhasılı kelam, para ile pes oynama kabiliyetinin kimde olduğu hiç belli olmuyor arkadaş. çok pis taklaya geldim. pazartesi rapor alıp işe gitmemeyi düşünüyorum. hiç de belli etmediydi vicdansız!

keşke, "genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma" demeseydim. "genç adamsın, hayattan soğuturum seni,benimle iddialaşma!" demedeydim, iyiydi.
devamını gör...
8820.
ben şiirleri otobüs camına yazan bir şairim. ve dizelerimin çoğu şampuan kokulu saç yağıyla kirletiliyor. olur da bir gün otobüsle giderken yolda geçen bir kıza yıldırım aşkıyla vurulursanız bilin ki kızın yüzü en sevdiğim şiirimin ilk mısrasındaki "aşk" kelimesine denk gelmiştir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar