dünyaitiraf.com

#özgürler 

9921.
eskiden güzel severdim ben. iyi severdim yani. sonra bir şey oldu gönlüm mü köreldi büyüdüm mü ne, zor sevmeye başladım hatta sevmemeye. bu her ne ise bu durumdan hoşnut değilim eski ben olabilmek de mümkün gözükmüyor. ne olacak şimdi başkan kaldık böyle.
bu saatler çok tehlikeli adama demeyecegi şeyi dedirtir aman dikkat.
devamını gör...
9922.
itiraf ediyorum ben bu başlıktan nefret ediyorum arkadaşlar.içinde yazılanlardan değil özenle okuyorum aslında. ama kendim bu başlığa yazmayı bi türlü beceremiyorum. doğru dürüst bişey yazamıyorum. yazsam da siliyorum. aslında doğru dürüst yazmadığım için silmem daha iyi oluyor herhalde.neyse bi tanım daha denemiş oldum bu başlığa belki kalır belki de yine kehanet gerçekleşir ve gün doğmadan silerim tanımı.
devamını gör...
9923.
sanırım buraya itiraf ediyoruz. çövdürmek gibi bişi aslında yani. bırakan gidiyo. e madem öyle, ben de katılayım kervana..

kendime çok kızıyorum. kavga ediyorum kendimle. araya girmesem ağzımı burnumu kırıcam o şekil yani. bazen iyi dellenip kafama levyeyle falan girişmek istiyorum, sonra çocuklarım geliyor aklıma, elimi diğer elimle geriye büküp alıyorum elimden levyeyi, fuzuli aksiyona lüzum yok genç! diye nasihat bile veriyorum. peki ya şimdi biz* neyiz?
devamını gör...
9924.
2005 eylül'de almaya başladığım ilk maaşım ile 2017 ocak'ta aldığım son maaşım arasındaki artış oranı %583.

emeği geçenlerden Allah razı olsun.
devamını gör...
9925.
cahil insanları görüp de söylemek istediğim fakat söylemediğim o kadar çok şey var ki. özellikle vatan-millet-siyaset üçgeninde. o kadaraptal şeyler görüyorum ki; adamlar açık açık ihanet içerisindeler, ya bilerek yapıyorlar ya da aptallar. konuşmak istiyorum ama çok sert bir üslubum olduğu için vazgeçiyorum. bu tür konularda sakin kalamıyorum. bu ülkenin düşmanlarının değirmenlerine su taşıyorlar bilerek veya bilmeyerek. düzeltmeye çalışan insanları da hainlikle suçluyorlar. diyorum ya; bu tür konularda sakin kalamadığım için nasıl yazacağımı bilemiyorum.

ya ben lan neyse bir şey demiyorum
devamını gör...
9926.
az önce 177 tl telefon faturası ödedim geldim.içime oturdu acımı kelimelere dökesim bile yok tamamen benim düşüncesizliğim bi servis gibi bişey ücretsiz zannediyordum ah bileydim neyse bu da bir itirafım işte şuan hayırlısı falan deyip acımla oturuyorum.
devamını gör...
9928.
bilek güreşi kurallarını bilmeyen (ve dahi siz de bilmiyorsanız) +120 kg'lik birisiyle güreşmeyin. adam bileğimin üstüne çıkacaktı hırstan . bilek güreşini yanlış anladı mübarek.
devamını gör...
9929.
1 yıl kadar uzun bir süre yoktum buralarda. döndüm. 1 hafta güzel insanlarla vakit geçirdim. şimdi tekrar gidiyorum görüşmek üzere. hepinizi çok seviyorum. birbirinizin kalplerini kırmayın. güzelce uyarın. sevin birbirinizi sevin. ben gelecek sene bu zamanlar ne olurum bilmiyorum ama inşallah Allah sizi istediğinizden de hayırlı yerlere götürür.
selametle
devamını gör...
9931.
bu yaşima kadar sadece bir kişi benim için akrostiş şiir yazdı. o şiiri aldığımda kaç yaşında olduğumu bile hatırlamıyorum. şiirin sanatsal değeri ise tartışılır.
devamını gör...
9933.
hayalini kurduğum hayat,
herkesin düşlediği,
oması için dua ettiği, acı çektiği,
beklediği, yalvardığı aşk.

bilinmeyene akan ırmak gibi,
sonsuzluğa açılan bir kapı gibi,
gizem dolu biraz da kronolojik.

egoma açtığım savaşın komutanı,
damarlarımda gezinen kan damlası,
vücudumu ayakta tutan şey, kalbim.

kendi kabuğunun hükümdarı, al!
emrindedir tüm yengeçler,
bağır, hisset.

david lynch kadar karışık kafa senaryosu,
bir son var ama kesik, tamamlanmamış.
gör, anla diye çırpınan kağıt parçası,
durma! dök harfleri kelimelere, cümlelere.

duyuyor musun? hiçliğin sesi bu.
varoluşun yegane anlamı.
tutunulan tek dal, alınan her nefes.
sahi sigara içenler bilmez nefes.

sinir sistemimi kontrol et beynim,
organlarımı yalnız bırakma.
beyincik ağlıyor.
ihtiyacım var sana anlasana.

müziklere anlam katmam gerek,
bunu tek başıma yapamam.
yanımda kal, bir sigara içeyim.
sonra çek fişimi.

aşkımın bana ithafen yazdığı ve hayatında yazdığı ilk şiir denemesi. buraya yazdığımı bilse kafamı kırar. itirafımsa hayatımda ilk defa biri benim için şiir yazdı ve ben çok mutlu oldum laan.
devamını gör...
9934.
yıllar sonra itirafımdır.

sene 2005. memurluğa atanmamın ilk senesi. üniversite yeni bitmiş, 4 yıllık ciddi olduğunu sandığım birlikteliğim son bulmuş şekilde, gurbet ellerde takılıyorum iş ev arası. tam o sıkıcı zamanlar içerisinde beyaz gelincik diye bir diziye takıldım. bizim adana'da çekiliyor. işte o dizide ceyhan diye bir kız vardı. dizinin esas oğlanının güzel kız kardeşi. diziyi izlerken bu kız çıktığında daha başka izlediğimi farkettim. gel zaman git zaman bir arkadaş ortamında anlattım mevzuyu. dizide adana'da çekiliyor ya belki bununla karşılaşırım gibi hayaller kuruyorum. bir arkadaş msn'den mesaj attı. kardeşim senin hatunun (benim hatun nerden oluyorsa) hotmail adresini buldum diyerek yazdı bu adresi. tabi hemen bu adrese güzel bir mail attım. sizden hoşlanıyorum, istediğiniz bir haftasonu adana'ya gelip sizinle buluşmak isterim minvalinde. dizide oynadığınız ceyhan karakteriyle ters orantılı bir iç güzelliğiniz olduğunu düşünüyorum dedim.

kısa bir zaman sonra cevap geldi bu mail adresinden. ben ceyhan değilim, zeliha karakterini oynayan kızım gerizekalı şeklinde oldukça naif bir mesaj. yahu dedim ben zeliha'dan da hoşlanıyorum diyerek sıvama pozisyonuna geçtim.

yani azizim, nasıl bir imtihandaysam, bu aşk meşk işlerinde işlerim hep duvara toslamakla geçti. bende sardım spora tabi. (bkz: :))
devamını gör...
9935.
birkaç sene blog tuttum. edebi karalamalar ve genelde bu minvalde fikirler. hemen hiç yoktu okurum. arada bir uğrayan bir kaç kişi. ama rusya'nın hazar denizi civarındaki bir şehrinden bir link vardı bloga çokça uğrayan. onu hep merak ettim. bot olmadığını biliyorum.
devamını gör...
9936.
dokuz yaşımda iken bir arkadaşla beraber evden kaçmıştım. sebepte yaramazlık yaptığımız için hoca okuldan atıldığımızı yarın velilerimizle gelip kaydımızı sildirmemizi istemesiydi. tabi arkadaş epey korkmuştu, babam beni öper eve gidemem diyordu. ben yapma oğlum beni kaç sefer böyle tehdit ettiler desemde ikna edemdim. bu ben evden kaçacağım diyince bizde arkadaşımızı satmadık beraber kaçtık. ama nereye kaçacak dokuz yaşındaki iki çocuk? cebimizde toplasan 3 lira yok. neyse akşama kadar ilçede boş boş dolandık. nihayetinde 3-4 polis aracı etrafımızda belirdi, peder beyde yanlarında. gelip alıp eve götürdüler. malca bir girişim böylece son bulmuştu.
devamını gör...
9937.
evde tek başıma kalacağım zamanlar odaları tek tek gezip kapı arkalarına saklanmış biri var mı diye kontrol ediyorum. fazla tırsak günlerde bu kontrollerde bana ekmek bıçağı da eşlik ediyor. ve gaptir ama şu minnok adrenalin için bile tek başına yaşanılır. hanımefendi (bkz: kendine ait bir oda) demiş, görüyorum ve artırıyorum: kendine ait bir ev. hadi inş.
devamını gör...
9939.
bana bir zamanlar ''al kızım şu kirpiğine, kaşına bir şey sür evde kalacaksın bu gidişle'' diyerek takılan belki isteyerek belki istemeden gururumu kıran benliğimi oldukça zedeleyen bir anıya sahip olmama sebep olan saygıdeğer hocam. o rimeli ve göz kalemini hiç kullanmadım, hiç makyaj yapmadım -yapamadım- ve bu sayede hayatımın aşkıyla tanıştım, teşekkür ederim. meğer siz ne kadar iyi bir insanmışsınız.
devamını gör...
9940.
küçükken de şimdi olduğum kadar gerçekçi biriydim. hiçbir zaman "astronot olacağım" gibi şeyler demedim mesela. arkadaşlarım çok güzel resim yaptığımı düşünüyordu, "sen büyüyünce ressam ol benceee" diyorlardı bana tatlı tatlı. ben ise "ya bırak Allah'ını seversen!" dercesine bakıyordum onlara sanki daha 9 yaşındayken bile bunun türkiye'de zor olduğunu, kendi ayaklarım üstünde durmama yetmeyeceğini biliyor gibiydim.
neyse, bu ön bilgiden sonra asıl anlatmak istediğim olaya geçeyim. ilkokul yıllarımda 3 kişilik bir çok yakın arkadaş grubumuz vardı. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu tam olarak. yaz tatillerinde bile birbirimizin peşinden birbirimizin memleketlerine gidiyorduk, o derece. işte bu arkadaş grubundaki diğer ikili istese uçabileceğine, bir gün denizkızına dönüşeceğine falan inanan arkadaşlardı. herhalde 10. falan yaş günümde aralarından biri bana bir doğumgünü kartı hediye etmişti. kartın üstünde güzel bir çayır ve bir ağaç resmi vardı. arkadaşım da bana kartı verirken "bir gün üçümüz bu ağacın olduğu yere gideceğiz!" diye romantiklik yapmıştı. ben ise her zamanki ayılığımla "yalnız bu fotoğraf değil ki, biri çizmiş bunu. böyle bir yer yok gerçekte." diyerek teşekkür etmiştim. Allahım, utanıyorum kendimden. insanda çocukken "ayıp olmasın" kafası da olmuyor, laps diye söyleyiveriyor aklından geçeni.
özür dilerim eski arkadaşım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar