dünyaitiraf.com

#özgürler 

10322.
keçiören metrosunda beklerken bı bayan yanıma yaklaşıp burdan batıkente nasıl giderim diye sordu. ben de zamaninda bi sene boyunca batıkente gitmiş bir birey olmanın verdiği özgüvenle tarif edip, bayana belli bir yere kadar eşlik ettim. o ara ayaküstü siz ne işle uğraşıyorsunuz muhabbeti döndü. kadın tunalı'da gelinlikçim var gel bı gün beklerim dedi. ehe, tabi gelirim bi gün ehe dedim. kadin baya bı teşekkür etti yardımcı olduğum
için falan. neyse ayrıldık.
kızılay yönüne giden metroya bindiğimde birden bir funkşiğ, bir ışık, bir aydınlanma falan geldi ve kadına ters yönü tarif ettiğimi fark ettim.
benim kısmet o gün kapandı kesin sözlük.
devamını gör...
10324.
umursamıyor değilim aslında. her seferinde içime dert oluyor. içimi daraltıyor, hevesimi alıyor. boşver desemde aklımın bir köşesinde duruyor o huzursuzluk. aslında çok düşüncesizce söylenen şeyler ama saygımdan susuyorum.
devamını gör...
10325.
bugün bir delilik yaptım ve sana geri döndüm sözlük. en son kaç sene olmuştu giriş yapmayalı hatırlamıyorum. bu süre zarfında beni hiç aramadın, yokluğumu fark etmedin biliyorum. ben de pek vefalı sayılmazdım gerçi kabul ediyorum.

eski tanımlarıma bakınca hüzünlendim, ne iflâh olmaz bir ergenmişim onu fark ettim. yaşlanmışım galiba... o zamanlar hayal ettiğim geleceğim şimdikinden ne kadar farklı... önceliklerim, değerlerim ne kadar değişmiş... burun kıvırıp dudak büktüğüm hasletleri özümsemişim. para mesela, giymek, gezmek, almak ne kadar önemliymiş... şimdi umurumda değil hiçbiri. dert sahibi değilmişiz önceden ondan sanırım *
devamını gör...
10326.
insanların bana dokunmasından nefret ediyorum. kalabalık bir ortama gittiğimizde birine dokunmamak için elimden geleni yapıyorum. geçen otobüste adamın biri gelmiş yakınıma söyledim biraz ileri gider misiniz diye beni dövcek gibi baktı ama yemedi bir şey demeye. boynuma benden uzak durun yazısı asmak istiyorum bazen.
devamını gör...
10327.
baya materyalist olarak anılıyorum, bilimsel alıntılar yapan veya bilimsel bilgiler veren. bilim analitik zekaya hitap ediyor evet ve çok önemli burası yadsınamaz bir gerçek. ama sadece bununla anılmak hoşuma gitmiyor. neden gitmiyor dersen benim de bir inancım var. bunu yazdığım tanımlara veya günlük konuşmalarıma oldukça net bir şekilde yansıtmama rağmen sadece bilimle anılıyorum bu kötü bir şey değil ama eksik bir şey. benim inancıma göre kavramlar veya sorular iki şekilde işlenmesi gerekiyor. bunun sebebi beynimizin ikiye ayrılıyor olması. yani sağ lob analitik zeka iken sol lob sezgisel bir zekadır. eğer benim doğamda bir olguyu iki şekilde incelemem gereken bir araç varsa o iki aracı da kullanmam gerek. burada bunun yansımalarını çok görüyorum ve acaba ben mi eksiğim(illa ki eksiğim) düşüncesi kafamda yankılanıp duruyor. o yüzden karşımda sadece bunlardan biriyle konuşan bir kişi varsa ben onun zıttı eğilimi gösteriyorum mesela ahmet bana dini konulardan bahsederken bilim düşmanıysa bilimsel olarak yaklaşıyorum eğer materyalistse manevi şekilde yaklaşıyorum. bu ortadaki fikri iki yönlü incelenmesine sebep oluyor ve tabi ki kutuplaşma yaratıyor. ama doğru fikri ancak burada görüyorum. mesela materyalistler tanrıyı, maneviyatçılar da evrimi kabul etmezler. bir kere tanrının bilimsel manada incelenmesi bilimin kendi metodlarına aykırıdır ki felsefi olarak tanrıya var demek bile hakarettir çünkü var kelimesi bizim boyutumuza aittir. öte yandan evrim karşıtlarına bakacak olursak anında size ayetler sunar dalga geçerler ve tartışmalarda görüyorum ki adam makaleleri açıp okuma zahmeti duymamış. tamam güzel ayet paylaşıyorsun da sen o ayeti ne kadar doğru yorumluyorsun? bunu hiç düşündün mü, ayetleri bilimle özümsedin mi?yüzlerce makaleyi yok sayıp maymundan mı geldik diyecek kadar yobaz. yok hayır ona göre okuduğu şey doğru sadece. ben bunların ikisine de bağnazlık, dogmatiklik diyorum. ve inancım için düşüncem onu sürekli sorgulayabilmek beni hakikat dediğimiz şey hakkında keşfe çıkarıyor. eğer sorgulama mantığı inancımda olmasaydı aynı şeyleri tekrar etseydim inancım yarın bana cevap veremeyecekti. evet bunu yazmak rahatlattı biraz.
devamını gör...
10328.
fikrimi paylaşmaya, yorum yapmaya halim yok.
garsonluk zor zanaat imiş.
garsonlara iyi davranın ulan, illa çemkirecekseniz de patron çağırın ona çemkirin!
çıkarken de tipbox'a üç beş bi'şeyler ateşlemeyi unutmayın!
devamını gör...
10330.
yalnızlıktan fena halde haz almaya başladım. sosyallik bir ihtiyaç tabi düşünmüyor değilim sadece bu şekilde daha kolay. zaten etrafınızdakilere samimi şekilde derdinizi anlatamıyorsanız pek mühim değil. beni anlayacak başka bir şeyler buldum.
devamını gör...
10333.
rüyamda birilerine rüyamda uçabildiğimi söylüyor, kanıtlamaya çalışıyor ve yere düşüyordum. bilinçaltım uçan adam sabri olmuş farkında değilim sözlük allaahhh!
devamını gör...
10336.
ne zaman birinden hoşlanıyor gibi olsam ya da birinin benden hoşlandığını hissetsem hemen "nasılsın yiğenim" diye mesaj atarım. aşırı sihirli bir cümle tüm hoşlantı şeyini ortadan kaldırıyor muazzam. 23 yıldır işe yarıyor.
devamını gör...
10337.
okuduğum bölümü bırakıp ailemden habersiz olarak girdiğim lys de istediğim bölüm geldi. ama bu mutluluğu onlarla paylasamamak- çünkü anlaşılamama korkusu var- iç burkuyor biraz.
"dönülmez akşamın ufkundayiz vakit geç"
devamını gör...
10339.
eski sevgilinin profilini göz ucuyla kontrol ederken evlendiğini öğrenmek.. fotoğraflar arasında hızlıca stalklayip damadı bulmak.. evlilik şokuna karşı ulan bu benden kısa galiba ya diyerek başlatılan anlamsız mucadele .. o an içinde akan kaka nehirleri.. nihayet fotoğrafı arkadaşlarına gönderip o mu ben mi kanka diyerek esfali safiline kadar düşmek.

hadi ama bunu bir tek yapan ben olamam değil mi?
devamını gör...
10340.
geçenlerde burada paylaşılan bir video beni ağlattı, 2013'ten beri ağlamamıştım. inanılmaz rahatlatıcıydı o paylaşan arkadaşa direkt teşekkür edemem ama umarım bu itirafı okur.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar