dünyaitiraf.com

#özgürler 

10344.
insanlarla konuştuğumda herkes sistemi eleştiriyor, kimsenin işini doğru dürüst yapmadığından bahsediyor, herkesin işini savsakladığını söylüyor, yapılan yanlışlardan bahsediyor ve hatta bazıları çözüm önerileri dahi sunuyor fakat benim anlamadığım kısım şu: herkes ülkesini bu kadar düşünürken ülke neden hala bu halde.
bence bunun nedeni konuştuğum insanların çoğunu gençlerin oluşturması ve bu gençlerin ilerde bir şekilde bir yerlere geldiğinde ideallerini unutması; neme lazım demesi, ülkeyi ben mi kurtaracağım şeklinde düşünmesi...

lafa geldiğinde herkes konuşmayı çok iyi biliyor. zerre kitap, dergi, gazete okumayan tipler analist kesiliyor ve masa başında sigaralarından aldıkları özgüvenle ülkeyi kurtarıyorlar. iş icraata gelince tık yok. herkes el ense yatma peşinde. amaaan salla başı al maaşı...

ülkenin aydınlık geleceği olarak baktığım bir arkadaşın sözleri beni dehşete düşürüyor: tanıdıklar var, senden bahsedelim. ben buna karşı çıktığımda ise arkadaş tanıdıkların devreye girmesinin yanlış olmayacağını söylüyor. işin acı tarafı bunun yanlış olmadığını düşünmesi. liyakat, liyakat, liyakat...

başka bir arkadaş iş dünyasına yeni atılmış. işe başladığı sektörde işlerinin yürümesi için memurlara rüşvet vermenin ne kadar sıradan olduğundan bahsediyor. rüşvet vermezsen işini yavaşlatırlar, önüne taş koyarlar diyor. yazıklar olsun önce o rüşveti verenlere sonra da alanlara.

yanlış ama bu işler böyle yürüyor demeyin. yanlışa bahaneler uydurmayın. yanlışsa yanlıştır diyin ve bedeli ne olursa olsun bu ülkeyi seviyorsanız bedelini ödeyin.

bence reçete belli: herkes kendi işine odaklanacak ve işimi nasıl daha iyi yapabilirim diye düşünecek.

ayrıca buradan haykırıyorum, ileride eğer bir gücüm olursa işini savsaklayanlara, neme lazım diyenlere, herşeyin uzmanı cahillere kan kusturacağım.

düzeltme: sanırım yanlış başlığa yazdım ama idare edin artık
devamını gör...
10346.
ilk çıktığı günden beri ebru polatın sıcak şarkısı dinliyorum. ayrıca bu kadının geleceğin ajda pekkanı olduguna inanıyorum.
devamını gör...
10347.
halihazırda okuduğum bölümümü bırakıp lys ye girdim. ve tek tercih yaptım. gelir mi bilmiyorum. ha itiraf bunun neresinde derseniz; bu durumu ailem bilmiyor. beni seneye mezun olacak sanıyorlar.

"ateşten zehrini tattım bu okun..."
devamını gör...
10349.
kendimi bu zamana ait değilmiş gibi hissediyorum. 1940-1950'lerden 2000'lere ışınlanmış gibiyim. her şey yabancı, her şey tuhaf, ucube. her şey plastik. insanlar, nesneler, duygular bile plastik. kullan at, yapay. eski zamanları özlüyorum.
devamını gör...
10350.
yaklaşık bir 10 dkdir bi ustadla ağlamanın inceliklerini konuşuyoruz mesaj yoluyla. o diyor ben şöyle aglayinca rahatlıyorum ben diyorum aile yaninda yasiyorsan şu diye. ne guzel kafalar herkeste gidik*
devamını gör...
10351.
dürbünün işlevsel olabilmesi için 91 tanıma ihtiyacım varmış. habire yazıyorum halbusi daha 90 dan düşemedik.
yav onun yerine artılayanlar efendi efendi söylesin.. hayret bişi..
devamını gör...
10352.
2.5 yaşındaki kızım az önce "omg! it's amazing." dedi.
şu an çıldırıyorum.
sanırım youtube u yasaklamak durumunda kalacağım. çocuklar türkçe konusmuyor lan.
devamını gör...
10354.
keçiören metrosunda beklerken bı bayan yanıma yaklaşıp burdan batıkente nasıl giderim diye sordu. ben de zamaninda bi sene boyunca batıkente gitmiş bir birey olmanın verdiği özgüvenle tarif edip, bayana belli bir yere kadar eşlik ettim. o ara ayaküstü siz ne işle uğraşıyorsunuz muhabbeti döndü. kadın tunalı'da gelinlikçim var gel bı gün beklerim dedi. ehe, tabi gelirim bi gün ehe dedim. kadin baya bı teşekkür etti yardımcı olduğum
için falan. neyse ayrıldık.
kızılay yönüne giden metroya bindiğimde birden bir funkşiğ, bir ışık, bir aydınlanma falan geldi ve kadına ters yönü tarif ettiğimi fark ettim.
benim kısmet o gün kapandı kesin sözlük.
devamını gör...
10356.
umursamıyor değilim aslında. her seferinde içime dert oluyor. içimi daraltıyor, hevesimi alıyor. boşver desemde aklımın bir köşesinde duruyor o huzursuzluk. aslında çok düşüncesizce söylenen şeyler ama saygımdan susuyorum.
devamını gör...
10357.
bugün bir delilik yaptım ve sana geri döndüm sözlük. en son kaç sene olmuştu giriş yapmayalı hatırlamıyorum. bu süre zarfında beni hiç aramadın, yokluğumu fark etmedin biliyorum. ben de pek vefalı sayılmazdım gerçi kabul ediyorum.

eski tanımlarıma bakınca hüzünlendim, ne iflâh olmaz bir ergenmişim onu fark ettim. yaşlanmışım galiba... o zamanlar hayal ettiğim geleceğim şimdikinden ne kadar farklı... önceliklerim, değerlerim ne kadar değişmiş... burun kıvırıp dudak büktüğüm hasletleri özümsemişim. para mesela, giymek, gezmek, almak ne kadar önemliymiş... şimdi umurumda değil hiçbiri. dert sahibi değilmişiz önceden ondan sanırım *
devamını gör...
10358.
insanların bana dokunmasından nefret ediyorum. kalabalık bir ortama gittiğimizde birine dokunmamak için elimden geleni yapıyorum. geçen otobüste adamın biri gelmiş yakınıma söyledim biraz ileri gider misiniz diye beni dövcek gibi baktı ama yemedi bir şey demeye. boynuma benden uzak durun yazısı asmak istiyorum bazen.
devamını gör...
10359.
baya materyalist olarak anılıyorum, bilimsel alıntılar yapan veya bilimsel bilgiler veren. bilim analitik zekaya hitap ediyor evet ve çok önemli burası yadsınamaz bir gerçek. ama sadece bununla anılmak hoşuma gitmiyor. neden gitmiyor dersen benim de bir inancım var. bunu yazdığım tanımlara veya günlük konuşmalarıma oldukça net bir şekilde yansıtmama rağmen sadece bilimle anılıyorum bu kötü bir şey değil ama eksik bir şey. benim inancıma göre kavramlar veya sorular iki şekilde işlenmesi gerekiyor. bunun sebebi beynimizin ikiye ayrılıyor olması. yani sağ lob analitik zeka iken sol lob sezgisel bir zekadır. eğer benim doğamda bir olguyu iki şekilde incelemem gereken bir araç varsa o iki aracı da kullanmam gerek. burada bunun yansımalarını çok görüyorum ve acaba ben mi eksiğim(illa ki eksiğim) düşüncesi kafamda yankılanıp duruyor. o yüzden karşımda sadece bunlardan biriyle konuşan bir kişi varsa ben onun zıttı eğilimi gösteriyorum mesela ahmet bana dini konulardan bahsederken bilim düşmanıysa bilimsel olarak yaklaşıyorum eğer materyalistse manevi şekilde yaklaşıyorum. bu ortadaki fikri iki yönlü incelenmesine sebep oluyor ve tabi ki kutuplaşma yaratıyor. ama doğru fikri ancak burada görüyorum. mesela materyalistler tanrıyı, maneviyatçılar da evrimi kabul etmezler. bir kere tanrının bilimsel manada incelenmesi bilimin kendi metodlarına aykırıdır ki felsefi olarak tanrıya var demek bile hakarettir çünkü var kelimesi bizim boyutumuza aittir. öte yandan evrim karşıtlarına bakacak olursak anında size ayetler sunar dalga geçerler ve tartışmalarda görüyorum ki adam makaleleri açıp okuma zahmeti duymamış. tamam güzel ayet paylaşıyorsun da sen o ayeti ne kadar doğru yorumluyorsun? bunu hiç düşündün mü, ayetleri bilimle özümsedin mi?yüzlerce makaleyi yok sayıp maymundan mı geldik diyecek kadar yobaz. yok hayır ona göre okuduğu şey doğru sadece. ben bunların ikisine de bağnazlık, dogmatiklik diyorum. ve inancım için düşüncem onu sürekli sorgulayabilmek beni hakikat dediğimiz şey hakkında keşfe çıkarıyor. eğer sorgulama mantığı inancımda olmasaydı aynı şeyleri tekrar etseydim inancım yarın bana cevap veremeyecekti. evet bunu yazmak rahatlattı biraz.
devamını gör...
10360.
fikrimi paylaşmaya, yorum yapmaya halim yok.
garsonluk zor zanaat imiş.
garsonlara iyi davranın ulan, illa çemkirecekseniz de patron çağırın ona çemkirin!
çıkarken de tipbox'a üç beş bi'şeyler ateşlemeyi unutmayın!
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar