dünyaitiraf.com

#özgürler 

1042.
şu anda pdö araştırması üzerine uğraşmıyorum, sözlükte entry okuyorum.

gerçi bu itirafı size değil, evdekilere yapmam gerek ama olsun.
devamını gör...
1044.
bu gidişata max. bir ay daha dayanırım.yoksa gerisini Allah bilir.
haftanın 3 günü , 12 saati okul 6 8 saat pc gerisi uyku .
haftanın 4 günü 7x24 pc ve ortaya karisik uyku.
yazık bana.
inşallah iyileşirim. tembellikten ölücek hastalığı.
devamını gör...
1045.
itiraf ediyorum ve utanmıyorum: dandyini dandyini bostana dadalar girmiş bostana gel bostancı kovalın yemişler lahanayı !

gerçek-ten itiraf edityorum: seni dadnyik dadik bir yanitzaratik bir sözcük kolaj imkanı olarak görüngüyorum. kötümüyüm sence ben !?.* ama kendimi sana affettirebilirim kulağına fısıldayacağım hele bi yanaş, yaklaş hela :

http://www.cogi.tk/qzqq5e

beğendin mi ? .*

en nihaye büyükedityorum: dadaist kioksu olarak sözlük.
devamını gör...
1046.
sözlük olayını benden görüp öğrenen 16-17 yaşlarında bir kuzenim var ve onun ekşi sözlük yazarlığı olduğunu öğrendim. "sevgiliden sevişerek ayrılmık" gibi boyundan büyük başlıklara bir ton şey yazmış sanki o konularda tecrübe abidesi gibi. tanımlarında o kadar bahsettiği organla hayatındaki şimdiye kadar tek temasının anasından çıkarkenki temas olduğuna eminim. öyle bi bozucam ki dünyaya küstürücem onu. daha ortamda yeterli kalabalığı yakalamış değilim bozmak için. ergen tavırlarını tükürdüğümün iti.
devamını gör...
1047.
bu sabah bunaltıcı düşlerimden, telefonumun saat 11:21 de çalmasıyla uyandım. arayan numarayı tanımadığımdan, yaptığım 98 iş başvurusundan biri için olduğunu hemen anladım. uyandığımda devasa bir böceğe dönüşmemiş olsam da * sesim hiç de normal değildi. sayın işveren bey o saate kadar uyuduğumu anlarsa kesin biz yanlış aradık deyip kapatırdı. ama çok da bekletemezdim bir iki öhö ıhıım gibi salınımlarla sesimi düzeltmeye çalıştım ve açtım. konuşma normal seyrinde devam etti ve yarın için görüşmeye çağrıldım. *umarım yarın neydi o dünkü ses diye sormaz. zira ilginç ilginç sorular sorup ecel terleri döktürmede ik cıların üstüne adam tanımam.
devamını gör...
1049.
meyve yemiyorum , sebze yemiyorum , makarnayla ekmek yemiyorum. sabah kahvaltıdan önce hiç bişey yemiyorum. kahvaltının sonuna doğru bi sigara yakıyorum. balık yağına hiç yaklaşmadım bile. kahvaltıdan sonra bir sigara daha içiyorum.

olmuyor olmuyor olmuyor. sigaraya para yetiştiremiyorum.
devamını gör...
1050.
çocukluğum kendimi lanetli sanmamla geçti sözlük. kimselere söyleyemedim ama hep öyle olduğunu düşündüm. anlatayım da gör, elbet hak vereceksin bana.

ben küçükken kediler dışındaki tüm hayvanları çok severdim.** hala da severim yanlış anlaşılmasın ama başlarına kötü bir şey gelmesin diye dokunamıyorum bile onlara. neyse, hayvan sevgim civciv beslemekle başladı. annem temizlik manyağı bir kadın olmasından mütevellit hiçbir zaman eve alamadım bu hayvancağızları ama komşunun oğlu efkan'la birlikte apartmanın bahçesinde besledik defalarca. zavallı civcivleri mütemadiyen kedilere kaptırmamıza, her defasında salya sümük ağlamamıza yine de ısrarla besledik. en sonunda bir civcivimizi büyütmeyi başarmıştık. kenan amca'nın yardımıyla ona güzel mi güzel bir kümes yaptık. sonra bu civciv horoz oldu. efkan'la ben hergün horozumuzun yanına gidiyor, yemini-suyunu veriyor onunla vakit geçiriyorduk. ama gelin görün ki bu horoz gece gündüz demeden sürekli ötüyordu. bizim apartmanın yanı sıra komşu apartman sakinleri de rahatsız olmaya başlamıştı. belediyeye şikayet edeceğiz diye çemkirip duruyordu yelloz kadınlar. sonra babam sinirlendi elbet komşular haklı deyû. aldı bizi karşısına konuştu. neymiş efendim ortaköy'ün ortasında horoz mu beslenirmiş. yahu nesi rahatsız ediyor şuncacık horozun insafsızlar? diyemedik elbet. babam kenan amcayla konuştu. horoz'u kenan amcaların depo'ya götürdüler.* efkan'la ben arada sırada depoda horozumuzu ziyarete gidiyorduk. sonra kış geldi, biz depoya gidemez olduk. ama ibibik'i sorup duruyorduk kenan amcaya. her defasında iyi diyerekten bizi geçiştirdi. ama ilkbahar gelip çattığında anladık ki horozumuzu kesip yemişler. bize yine esmer günler düşmüştü sözlük. sen besle büyüt elin adamları kesip yesin, reva mı bu? neyse bizim çok üzüldüğümüzü gören kenan amca bize bir tane alman kurdu hediye etti.** kümesin yerine çok güzel bir kulübe yaptı. hem sesi de çıkmıyordu, kimseler birşey diyemezdi. adını kontes koymuştuk, çok tatlı yavru bir köpekti. o yazı kontes'le birlikte geçirdik. ben tatile bile gitmek istememiştim o derece seviyordum haytayı. sonra bir gün kontes hastalandı. veteriner'e götürdük, kanlı ishal olmuştu ve durumu baya ağırdı. baytar ömrünün son demlerinde olduğunu söyledi. yine gözü yaşlı günlere dönmüştük. neden hep böyle oluyordu anlam veremiyorduk. bir müddet sonra bu durumdan birbirimizi sorumlu tutmaya başladık. sürekli "senin yüzünden oldu" diye kavga ediyorduk. arkadaşlığımız da bozulmuştu, mutsuz çocuklar olduk.

aradan zaman geçti, biraz daha büyüdük atlattık bunları. kaçıncı doğum günüm olduğunu hatırlamıyorum ama ne ironiktir ki efkan bana hediye olarak balık almıştı. dört küçük japon balığı.. çok sevindim elbet, akvaryumu falanda on numaraydı hani. gözüm gibi bakıyordum balıklarıma. onlar benim dört küçük afacanım olmuştu. sonra işte ne oldu bilmiyorum ama bir sabah uyandığımda balıklarımın dördü de hakkın rahmetine kavuşmuştu. ben tabi bastım çığlığı ve yine ağlamaya başladım. annemle babam telaşla yanıma geldiklerinde vaziyet onlar için gayet normaldi. "tamam kızım üzülme bu kadar alırız aynılarından" dediler. ama istemiyordum, hem ben efkan'a ne diyecektim. bu olaydan sonra efkan "gördün mü bak sorun sende, hayvanlar hep senin yüzünden ölüyor" diye bağıracaktı bana. uzun zaman sakladım ondan bu gerçeği. sonra öğrendi ama bir şey demedi Allah'tan. olur böyle şeyler sıkma canını, hem onların ömrü kısa oluyormuş diye avuttu beni. biraz olsun rahatlamakla birlikte içten içe hep uğursuz olduğumu düşündüm. ama tüm bunlara rağmen yine de hayvan beslemek dürtüsü gitmiyordu benden. o zamanlar da kuş beslemek epey modaydı. anneme yalvardım, ne olur kuş alalım dedim ama nafile. evi pisletiyorlar diye bir türlü kabul ettiremedim. sonra ben de gittim dedeme. dede dedim, kuş alıp sizde besleyelim ben her şeyiyle ilgineceğim, ne olur.. önce anneannen ne der diye tereddüt etse de kırmadı beni sağolsun. gittik mavi bir muhabbet kuşu aldık. anneannem ilk başlarda biraz kızdı ama zamanla benden bile çok sever olmuştu minik'i. hatta konuştuğunu bile iddia ediyordu ama ben hiç duymadım. uzun zaman o kuş anneannemlerde yaşadı. ben okul çıkışlarında ilk oraya gidiyor ve kuşumla ilgileniyordum. sonra bir gün kuşun kafesini her zamanki gibi camın önüne koymuştum. aklım sıra canı sıkılmasın diye minik'e iyilik yapıyordum. bu şekilde mutlu olduğundan emindim çünkü kafesi her camın önüne koyduğumda cik cik cik ötüyordu. her neyse işte ben diğer odadayken rüzgar esmiş, kafes aşağı düşmüş, kapağı açılmış ve minik kaçmış. aşağı nasıl indiğimi hatırlamıyorum. boş kafesi elime alışımı, her yerde minik'i arayışımı.. tam da lanetli olmadığıma kendimi inandırmaya başlamışken lanet yeniden gelmişti. ben bir hayvanın daha hayatına mâl olmuştum. uzun zamanlar bu psikolojiden kurtulamadım. en son lisedeyken eve hamster alalım diye tutturdum. ama elbette annem buna da izin vermedi. yani iyi ki izin vermemiş zavallı hayvan benim yüzümden ölecekti, kim bilir başına neler gelecekti..

işte böyle sözlük. çocukluğum büyük buhranlar içinde, kendimi lanetli zannederek geçti. sen de olsan öyle düşünmez miydin? ben nerden bileyim o yaşlarda kaderin ne demek olduğunu.. anlıyorsun beni değil mi?

amma da yazmışım yahu çenem düşmüş itiraf edeceğim diye. neyse sözlük, lanet olsun içimdeki hayvan sevgisine diyorum, beni ne hallere soktu.
devamını gör...
1051.
anlatacak çok şeyim var,pisliğine susuyorum. bu böyle ve benim için büyük bir itiraf.herkese kuracak çok cümlem var.var işte! *
devamını gör...
1054.
itirafım şu ki; demin bu başlığı açarken aklımda bir itiraf vardı ama unuttum.

bir de, kaçışın kurtuluş olmadığını aksine daha dibe batırdığını çok kez gördüm fakat kaçmak en kolayı oluyormuş bunu öğrendim.
devamını gör...
1057.
bugünde doktora gittim. doktorum biraz sert, nedense çekiniyorum ondan. yaklaşık 6 aydır düzenli olarak gidiyorum ve de her kafama takılan soruyu, yani bazen böyle 3 4 soru oluyor sormak istediğim, ilaçlarla ilgili filan, ama çekiniyorum hep taksit taksit soruyorum yani o an soracaklarım 1 ya da 2 soruyu geçmez, geri kalanlarını diğer ay sorarım diye çıkıyorum odadan, hey Allah'ım ya psikopatça davranıyorum sanırsam. *
devamını gör...
1060.
bundan 2-3 yıl önce ; gece yarısı fenalaşınca acile kaldırılmıştım. karnımda acayip bi ağrı vardı.hayatımda ilk defa acil görmüştüm. o kadar acildi durum yani. testler falan yapıldı.serumlar bağlandı. doktor sonuçlara baktı. reflü olmuşsun dedi.ilk defa duymuştum hastalığın adını. ben de röfle anladım. o kadınlarla ilgili bişey değilmiydi diye soruverdim gayet samimi bi şekilde.

tepki bile vermemişti doktor.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar