dünyaitiraf.com

#özgürler 

11302.
bazı şeylerden yana hiç şansım olmadı. bazı şeylerde şansım inanılmaz fazla ama kullanamıyorum. şöyle ki, içinde bulunduğum durum resmen bir bok çukuru. ne zaman bir şeylerden keyif almaya başlasam arkadaşlık, ilişkiler vs o şey batıyor. ve o keyif bir daha hiç gelmiyor. gencim, belki ileride daha çok şey yaşayacağım ama insanoğlu bencil işte her şeyin en fazlasını, en sabırsızca istiyor. hayat birazda bana gül, benim sana kötü dokunduğum bir tarafım olmadı. cidden iyi niyetliydim. bazen hatalarım oldu evet ama pişmanım ne yapayım. hepsinden özür dilerim. ama intikamında bir sınırı var. yetti artık içim tükeniyor. tüketiyorsun.
devamını gör...
11306.
dün gece, yakın arkadaşlarımdan biri beni en büyük imkansız hayalimin peşinden gitmem için ikna etti... ona tamam dedim ama benim inancım yok açıkçası ama düşündükçe kalbimin erimesine de mani olamıyorum. yine de üzülerek söylemeliyim ki benim gibi her şeyiyle ortalama hatta ortalama altı kalan bir insan için böyle büyük ve güzel şeyler her zaman imkansız kalacak...
devamını gör...
11310.
anı olarak kalsın diye her şeyin fotoğrafını çekmeyi çook seviyorum. her anın, her arkadaşımın, her akrabamın onlarca fotoğrafı benim arşivimde. çoğu arkadaşım kendilerine ait fotoğrafları benden alıp arşivliyor. kuzenlerim çocuklarının bebeklik fotoğraflarını, videolarını benden alıyor. fakat ben ne kadar anı olsun ilerde bakarız diyerek hepsini çeksem de hiçbirine dönüp bakmıyorum. baktıkça hüzünleniyorum. vefat edenlerin fotoğraflarına zaten bakmıyorum ama üniversite dönemimdeki fotoğraflarımıza bile bakamıyorum. ne güzel günlerdi, canım arkadaşlarım, ne komikti o gün, nasıl da gezmiştik vs diyerek ağlarken buluyorum kendimi. kendi düğünümün fotoğraflarına bile bir kez açıp tamamen bakmış değilim. insanlar düğün fotoğraflarını üstünden yıllar geçse de telefonunun ekranına, sosyal medyasına zırt pırt koyarken benim telefonumda bir tanesi bile yok. falan filan. bu liste uzar gider. velhasıl anıları fotoğraflamayı ne kadar seviyorsam dönüp onları bakmayı o kadar sevmiyorum.
devamını gör...
11311.
bi umut geliyorum şu başlığa cinayet olsun, adam kaçırma, yaralama vs harbi bi itiraf yok. üni itiraf sayfaları bile daha enteresan. nyse bi hoşlanma var yukarda takdir ettim artısını verdim.

fen fakültesinde okuyan, kantinde ki kırmızı mini etekli sana aşık oldum.
devamını gör...
11312.
çeyiz bakıyorum sözlük. normal insan gibi yaşamıyorum, bildiğin geceli gündüzlü çeyiz araştırıyorum. nerde ne mağaza var, ne zaman indirim, ne zaman yeni sezon hepsini öğrendim. evlendikten sonra beni direkt işe alabilirsiniz sayın avm yetkilileri
devamını gör...
11314.
aynı bir türküyü insan bir günde kaç kere dinleyebilir? beş, on, onbeş....dönüp dönüp kaç kere dinleyebilir? ne olacak ki sonum gecenin sonunda.

"geçer ömür geçer gider, dertlerini saçar gider,
kurbanını seçer gider, sen geçmedin şu gönülden.."
devamını gör...
11317.
gece vakti kafamda çok fena filler tepişiyor. yarın yapilmasi gereken yığınla iş var. ben hala sözlükte takılıyorum.
unutmadan: seni hiç sevemedim derviş. seni yenecem.
devamını gör...
11318.
moderatörlerin entry düzenleme hakkına sahip olması içimi gıcırdatıyor, bunu ahlâki bir şablona oturtamıyorum. argo varsa entryi sil, vur kır parçala, anayasa böyle, kanuna karşı gelinmez der, susarım. fakat kelimeyi değiştirip daha anlaşılır olanı yazmak ne demek sevgili arkadaşlar? herkes her şeyi anlamak zorunda mı? bu nasıl bir zehirlenmek? hadi onu yaptın, bari imla hatası yapma, bildiğin doğru yazılan şeyi silip yanlışını yazmışlar. geçenlerde yaşadım bu durumu. yazdığım şeyi döndüğümde çapraz ateş arasında hacamat olmuş vaziyette görmek gerçekten canımı sıkıyor. çaresiz olduğum için ise böyle anket başlıklarına içimi dökebiliyorum.
devamını gör...
11319.
mayıs ayı z raporu.

birkaç aydır geçmekte olduğumuz sınavlar rutine döndü , stabil hale hatta bazısı kronik hale bile geldi denebilir. ama normal seyrine girdi sayılır bu şekilde bir süre daha devam edebiliriz.

yeni gelişme biz nisan mayıs , yaz bahar dedikçe takvimimiz hep eylüle geri dönüyor , yine yaprak dökümü zamanı. birkaç yaprak daha döktük nereye kadar gidecekse bakalım , en sonunda ceketimizi omzumuza asıp geldiğimiz yere geri döneceğiz galiba. geldiğimiz gibi bir başımıza...

neyse yaz bahar da geçti , nisan değilse mayıs , perşembe değilse pazarlarımız da bitti , şimdi ;
karanfil kokuyor sokaklar
bu şehirde bir gülüver
mayıs geçti haziranda bir gülüver
diyoruz. bakalım ne olacak
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar