dünyaitiraf.com

#özgürler 

11862.
insanların beni etkisiz boş insan gibi gördüğünü farkettiğimden beri savruluyorum.
ben değersiz olabilirim belki ama sizin de kendinizi everest'e layık görmeniz... kibir alameti.
devamını gör...
11864.
kötü biri olmamak için özenle uğraşırım. karşımdaki insanlarla yeni bile tanışmış olsam onların duygularına dikkat eder, incitmemek için var gücümle uğraşırım ama ben (her ne kadar tivitırda aksini iddia etsem de*) azize değilim ve kötü olmak istediğimde olabilirim. istedim de. hakkettiğine emin olduğum birinin duygularıyla oynamak üzere hareket ediyorum. mümkünse kalbindeki kırılma sesini kulaklarıyla duyana, acısı nefesini kesene kadar oynamak isterim.
devamını gör...
11865.
her ne kadar bu da bir itiraf olsa da itirafı sevmem. ne ben suçlarımı rahat bırakıyorum, ne de suçlarım benim vicdanımı. fakat bunları başka insanların yanında dillendirmek zor geliyor. başkalarını suçlamayı sevmem ama başkalarının beni suçlamasından nefret ederim. haliyle kendimi haddinden fazla suçlayarak kendi aramızda takılıyoruz böyle. hem suç işlemeye, hem de kendimi içten içe suçlamaya devam ediyorum. bu da benim açmazım.
devamını gör...
11866.
emek harcayıp uzun uzun yazdığım bilgi içerikli tanımım gönder butonuna basınca buharlaştı. bu bana hayatın 'senin ne işin var bilgi içerikli tanımla, anket başlıklarına yaz gitsin' deme şekli sanırım...
devamını gör...
11867.
bir aydır odamda sürekli mum yakiyorum. biri bitiyor digerini tutuşturuyorum hemen. geceleri de söndürmuyorum hatta , bitince sönüyor kendi kendine. o alevleri izleyerek uyuyorum. ailem endişelenmis bu duruma az önce babam kapıyı çalıp odama girmek için izin istedi. ben de zaten tahmin ediyordum ne zamandır benimle bu konu hakkında konuşmak istediğini, buyur ettim. geldi , mumu işaret ederek "bu is yapar tavanda hee" dedi. ben de "gaza gelip tam elli tane mum almışım o kadar para verdim hepsini yakicam, hem kış günü sıcak tutuyor" dedim. ıyi cay var gel iç dedi. bizim ailede olmuyor öyle derin hisler, genlerde yok.
devamını gör...
11868.
toplu taşımada, kafelerde böyle mutlu, şirin mi şirin çiftleri görünce onlar adına mutlu oluyorum. sevmek, sevilmek gerçekten çok güzel şeylerdi. sabah uyanır uyanmaz hatırlanan, onca işin gücün arasında vakit ayrılan,ansızın akla gelip gülümseten, gelecek planlarında yer alan kişi olmak güzeldi. bunlarla beraber unutulan, unutan kişi olmakta. ama sevmeyi unutmak güzel değilmiş.
devamını gör...
11869.
metrodan ya da marmaraydan inerken kapının önünde birileri varsa artık laf anlatmaya çalışmıyorum, direkt omuz atıp geçiyorum. tabi çok şiddetli değil ama yine de o omuzu atacağım, çünkü artık cidden sinirleniyorum davarlara. madem böyle şeyleri bile uygulayamayacaksın, git köyüne, orada nasıl yaşıyorsan yaşa be davar.

dayıma borç verdim ve pişmanım, herkesin olacağı kadar pişman. bundan sonra iyilik falan boş işler, gerek yok. sonrasında böyle pişmanlık ve ağır gerginlikle ağzımdan kaçan laflar yerine, en başta kötü olup en azından kafa rahatlığıma odaklanacağım. çünkü devir iyilik yapıp denize atma zamanı değil, iyilik yaptırıp denize atma zamanı. iyiliği yapan düşünsün gerisini.

2b kurşun kalemlere zaafım var. onlarla yazı yazarken acayip içim gıcıklanıyor, sanırım zevk alınan ufak sapıklıklar kısmına girebilir bu.

sözlüklerde takılmayı seviyorum, arada çok değişik insanlarla tanışıyorum. burada fazla farklı insan yok, genel görüşler, hayata bakışlar, vs aynı gibi ama ekşi sözlük bambaşka bu konuda. o yüzden de vazgeçilmez gibi bir şey benim için.

bu aralar her şeyi bırakıp çekip gitmek istiyorum, içimde bir karamsarlık, bir umutsuzluk var. sanırım tatile ihtiyacım var, bol yürümeli ve bol tarihi yerli. güzel binalar, güzel manzaralar, güzel eşyalar. ruhuma iyi geliyor.
devamını gör...
11870.
risk almamak, bahanelerin ardına sığınmak ve gamsız olmamak hayatımı çok etkiledi. bu sebeple şimdi gözü kara bir savaşçı gibiyim, doğru an, doğru fırsat, uygun koşullar oluştuğu zaman rahatımı hiç düşünmeden riske atabiliyorum. hatta olumsuz gözükse de tek bir olumlu seçenek o yola girmemi sağlıyor. kumarda buna büyük oynamak deniyor sanırım.
devamını gör...
11873.
lisenin başlarında mıydı ortalarında mıydı neydi, annem bana bir akşam telefondayken "hamile kalıp kapıma gelme de istediğini yapabilirsin bana her zaman sığınabilirsin" demişti. söylediği şey erken yaşta çocuk yapmamamla ilgiliydi, dikkat et hayatın mahvolur tarzı bir konuşma işte. ben ki daha sevgilim olmamış o zamana kadar. söylediğine karşı nötrdüm tamamen. zaten biliyordum orası ayrı. ne yapıp ne yapmaması gerektiğinin farkında olan bir ergendim her zaman.
sonra zamanla bu, işte "aileme söyleyemedim" olayının büyük bir sorun olduğunu fark ettiğimde (okulda kızlarla birlikte olup gizli çekilen fotoğraf ve videolarla kızlara şantaj yaparak istediği pahalı şeyleri aldıran biri vardı) dedim ki "demek ki annem benimle ilgileniyor ve mesele ne olursa olsun hata yapsam da yapmasam da bana destek olur." güzel hissettiriyor tabi bu insana. düşünsene arkamda kocaman annem var. hey yavrum hey. artık kim dokunabilir bana?

ama sonra kızı büyüdü. benim o zamanki yaşlarımdaykenonu inanılmaz bir şekilde kısıtlayıp, boğazladığına şahit oldum. bu durum, beni bu konu üzerine tekrar düşünmeye sevk etti ister istemez.

her insanın karşısındaki kimseyi önemsediğine ve ya önemsemediğine dair ufak tefek hareketleri vardır. mesela ben önemsemediğim insanlar bir yerinin ağrıdığını söylediğinde ilaç içmesini öneririm. acı çekmesini istemediğimi düşünmelerine izin veririm oysa umurumda değildir sadece nezaketen hareket ederim. önemsediklerime ise ilaç içmemek için direnmelerini söylerim. çünkü doktor kontrolü olmadan ilaç içmek yanlış ve zararlı. bedenlerine zarar vermelerini istemem. dışardan bakan ve beni tanımayan biri ilaç iç dediklerimi önemsediğimi bile düşünebilir o an. anladım ki annemin durumu da böyleydi. o aslında benimle ilgilenmiyordu. ilgilenseydi beni bu konuda uyarırdı, kısıtlama gereği duymazdı belki, kısıtlamasına zaten izin vermezdim, ama daha sert bir tavır takınırdı kesinlikle. annemin beni kızı olarak görmediğini fark ettiğim andı bu. sonra daha büyük şeyler fark ettim, aynı sonucu gösteren.. gerçeği sindirmek biraz meşakkatli oldu ama kabullendim de. iyiyim şu an baya. biyolojik olmasa da annem vardı zaten. bunun derdine düşmek bile hataydı. kendi kaybı ayrıca benim gibi mükemmel bir kız evladı kim bulmuş da o bunuyor. (ev işleri hariç hehe)
devamını gör...
11874.
yaşadıklarımı hayıflanıp tembellik etmek için bir bahane olarak kullanmıyorum. yaşadıklarım bir dersti ve ben o derste piştim. şu an olduğum kişiyi bulmamı sağladı geçtiğim yollar.
devamını gör...
11875.
is yerindeki arkadaşımın annesi öldü. oysa anneler hiç ölmez gibiydi.

anne ölür müydü hiç?

pamuklara sarıp sarmalamak istediği annesini, soğuk kara toprağa verdi. nasıl bir acı....
devamını gör...
11876.
instagramda, whatsappta ve facebookta sürekli durum paylaşan kişilerin durumlarına aslında bakmıyorum girip hepsini geçiyorum bazen o sırada başka şeylerle bile ilgileniyor olabilirim. bazen arkadaşlarım durumda paylaştım geçen gün hatırlamıyor musun falan dediklerinde hiç bozuntuya vermiyorum. Allah affetsin ama onlarında işi gücü yok mu bilmiyorum sürekli bir şeyler paylaşıp duruyorlar. sıkıcı ve gereksiz geliyor bana.
devamını gör...
11878.
genç werther okurken de düşünüyordum bu konuyu, aslında hep düşünüyordum. şimdi kesinlikle emin oldum; başkalarının hayatında ne kadar yer kaplıyoruz? sorusunun cevabı için kısa hayatımda tecrübe ettiklerim yeterli olacak sanırım.
şöyle ilkokul, lise, üniversite - artık sonundayım- yıllarımda ne çok yanılgı içerisine düştüm. hayatımda, kalbimde, fikrimde önemli bir yer verdiğim insanlar için bir hiç olduğumu düşünüyorum.
sanki hiç olmamışçasına davranışları, arkadaşlığı yıkmaktaki korkusuzlukları açıkça gösteriyor ki ailem dışındaki kimseleri sadece birlikte vakit geçirilen kişiler olarak görmeliyim. hani herkesle samimi olan tipler vardır ya onlardan hiç değilim, şöyle ki; şimdiye kadar insanlarla öyle derinlemesine ilişkiler de kuramamıştım. kurduğum sanrısına düştüğüm zamanda çok sert çakılıyorum. bu benim ileride tanışacağım insanları tanıma enerjimden parça parça koparıyor. olayın anlamsız olduğunu düşünüyorum, tek başıma yapabileceğim şeylere doğru hızla kaçıyorum. kafenin tekine elimde kitapla girip bir kahve söylediğimde insanların bakışlarını fark edebiliyorum. yalnız olmayan insanlar gerçekten yalnız değiller mi? yoksa hep benim başıma gelen hazin bir durum mu?
bu kötümserleşen halimin bir güneşle dağılmasını çok isterdim ama vaziyet hep puslu.
zaman zaman şöyle derim "herkes yaralandığını, mağdur olduğunu söylüyor" ee o zaman yaralayanlar nerede diye, işte onlar hiç olmamışçasına devam edenler.
devamını gör...
11879.
sevgili dünya.
daha öncelerde başka sözlüklerde yazıp sonrasında keyiflerince davranarak banlanmış eski bir yazarım. uzun bir süre bir daha asla yazmam dedim, davet üzerine dünya sözlükten gelen teklifle geldim. diğer sözlük sitelerinde nickim farklıydı tabi. umudum yoktu buraya da dair. hatta nickaltım bile (sonrasında silinmiş olsa bile hiç tanımayan birileri yine kötü entryle) kötüydü.
önemli mi benim için???
değil tabi
ama n’ldu..
bir moderatör destek verdi. tanımıyorum burda kimseyi, belki de tanıdıklarım da vardır. (bazı nickler çağrışım yapıyor)
admin bile cevap veriyor.
bir şey yapmadığım halde atılmadık şu ana kadar.
daha n’lsun o zaman.
iyi ki varsın dünya sözlük

(eğer bir gün ban’lanırsam iki elim yakanızda)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar