dünyaitiraf.com

#özgürler 

12361.
18 haziran 2013'te hayatımı çoğunlukla dini yönden ve kısmen dünya açısından değiştiren, benim için dönüm noktası diyebileceğim bir olay yaşamıştım. uzun sürmüş olan derin sıkıntılarım hafiflemişti. bu tarih aslında yine sıkıntılı ve hala ara ara canımı sıkan bir sürecin başlangıcıydı ama sürecin sonucu iyi olmuştu.

son birkaç aydır tarihin tekerrür ettiğini görüyorum. o tarihten önce yaşadıklarım benzer bir şekilde başıma geldi. benzer şeyler yaptım ve benzer hissiyatı yaşıyorum. önümde tamı tamına 1 ay var. acaba yeni bir dönüm noktası mı olacak yoksa bunlar benim kendim çıkardığım saçma işaretler mi, bilmiyorum. fakat bana hiçbir şey olmayacakmış gibi geliyor. çünkü biliyorum ki beklediğin şeyler beklediğin müddetçe olmuyor. zaten o olay da insanın başına gelebilecek en iyi şeylerden biriydi. bir daha olacağını sanmıyorum bu yüzden ama Allah'tan ümit kesilmez.
devamını gör...
12362.
otorite olanla oldum olası bir derdim var, olmaya da devam edecek.sırf koşullar o şekilde geliştiği için gücü bir şekilde ele almış bir mahlukata herkes boyun eğiyor diye boyun eğmekten Allah'a sığınırım.
devamını gör...
12363.
insanların satır aralarında bulunan o detaylar oldukça rahatsız ediciler. karşınızdaki o kötü özelliklerini itiraf ettiklerinde ancak samimi oluyor. mesela bazı insanlar bencilliklerini saklarlar sinsi bir şekilde ve hareketlerinden, konuşmalarından belli olur. işte bundan nefret ediyorum, bu insanın gram değeri olmuyor gözümde. bencil olduğunu itiraf edenler ise gözümde yükseliyor, bunun nedeni ne yaşayacaksanız yaşayın kendisini değiştiremese de bak ben böyleyim sen de ona göre hareket et diyebilmeleri. şimdi ben de bir şey itiraf edeceğim. sanırım ben istemeden veya istemeyerek çok insanın duygularına zarar verdim, bu bazen beni çok üzdü bazen de umurumda bile olmadı. bazen istediğim şeyler için veya kontrolün bende olmasını sağlamak için her şeyi içten içe planlayarak ortalığı birbirine katabiliyorum. sanırım insanlardan uzak durmam gerek. en azından sosyal olarak...
devamını gör...
12364.
bir aksilik olmazsa mod değiştiriyorum. kim ne halt ediyorsa etsin. bana dokunmasınlar yeter. anlat anlat, tartış tartış, sinirlen banane lan!? inanmak istemeyene hiçbir güç inandıramaz demiş şair mi yazar mı biri hatırlayamadım cahit sıtkı idi herhalde. kimseye bir şey ispat etmeye çalışmayacağım artık. Allah teala herkese akıl vermiş, şu teknoloji çağında "bilmiyorum" yok ama "kabul etmiyorum" olabilir. bundan sonra varsa makara yoksa kukara. hepinizi öpüyorum akpliler hariç *
devamını gör...
12366.
sıkıştık bir cenderenin içine, işler iyice döndü arapsaçına. ne deveyi güdebiliyorum ne bu diyardan gidebiliyorum. bir sitemim olamaz her hâlimize hamd olsun da benim öfkem kendime, hatalı tercihlerime. ömrüm belki de kendi hatam yüzünden bir çölde geçti
ölümden öte köy, nasipten öte yol, senden başka kapıları açacak olan yok Allah'ım. sen beni bana bırakma, işlerimi ve hâllerimi düzelt, kuş gibi hafiflet yüklerimi ki tekrar uçabileyim...
devamını gör...
12368.
kardeşim yaklaşık bir yıldır dedemden aldığı iki kekliği besliyordu. memlekete gidip geldikçe hayvanların hali içime dert oluyordu. dikdörtgen prizma şeklinde bir kafesin bir yüzü parmaklık, bir yüzü tamamen açık, diğer kısımları tahtaydı. tamamen açık kısım neden açıktı bilmiyorum ama kardeşim bu açıklığı sürekli bir örtüyle kapatiyordu.

başlarda hayvanların bakımını hevesle yapan kardeşim hayvanları ihmal etmeye başlayınca günlerinin tamamını bu karanlık kafeste geçirir olmuşlardı. kısa zaman önce bir tanesi ölünce arkada kalanın hali daha beter oldu, hem yalnız hem mapustu.

kardeşimi ne hayvana yeni kafes almaya ikna edebildim ne kafesi açık kısmından bahçenin toprak zeminine koymaya ikna edebildim ne de doğaya salmaya. hepsi için bir bahane buluyordu.

bir gün kargalar kahvaltısını yapmadan uyanmayı adet edinen bebemle bir plan yaptık. horul horul uyuyan ev halkına kin ve hasetle bakıp öfkeyle yere tükürdükten sonra kafesin yanına gittik. bebem yaşadığı olayları gün içinde elli kere anlattığı için bu operasyonun sadece bir kaza olduğunu düşünmesini sağlamalıydım. yani onlar hepsi ben tektim.

örtüyü biraz açalım da bakalım kuşa dedim ve biraz aralayıp baktık. hiç yorum yapmadan açıklığı yavaş yavaş artırdım. saf bebe hiç çakmadı. hayvan ışığı görünce kafes içinde bir sağa bir sola koşmaya başladı. sürekli parmaklık kısımdan kafasını çıkarmayı deniyordu. gerçekten çok üzücü bir manzaraydı. bebeme dedim ki bak bizden korktuğu için saklanmak istiyor, biraz uzaklaşalım da korkmasın. bebeyi bir iki adım geri çektim. keklik sakinleşti ve etrafa bakmaya başladı dikkatle.

bebem minicik olduğu için keklik ondan korkmazdı ama beni tehdit algılıyordu muhtemelen. bir üç beş adım daha geri çekildim ki keklik bebenin üstünden pırrrrrr uçtu gitti. kanatları top gibi vücuduna küçük gelmiş gibi komik bir görüntüsü vardı uçarken. bebe biraz heyecanlı biraz ürkek bana baktı. kızıım örtüsünü azıcık açmıştık, keklik birden kaçtı eyvaah, hemen dayını uyandıralım da kekliği bulalım dedim. bebe de hemen yedi yemin ediyorum.

biraz da salak ve mahçup davraninca kardeşim kekliğin kazayla kaçtığından hiç şüphe duymadı. kaçtığı yeri tarif ettim, üçümüz aramaya çıktık. çok geçmedi, daha bulamayız onu ya, kurda kuşa yem olur dedi. olsun hacı abi o da onun kaderiymiş, karanlık hücresinde mapus yatacağına özgürlüğüne kavuşsun başka bir hayvanın yemi olsun dedim. belli olmaz hayatta kalmayı başarabilir de diye teselli ettik birbirimizi. haketen belki de gerçekten yaşıyordur hala.
devamını gör...
12369.
az önce alakasız bir başlığa alakasız bir tanım girdim hiç mahcup değilim aksine şapşallığıma gülüyorum. ne güzel şapşiklikler yapıyorsun sen mu? Allah akıl fikir versin deli beni...*
devamını gör...
12370.
karalama yapmakla suçlanıyorum!
az iç dökeceğim.. sesli konuşacağım.. itirafları sıralayacağım.
"sen giderken ben dönüyordum, ıp adresinden bulmuş da daa dağ.. .." liseli çocuk bile o kadarını yapıyor artık. mesleğin zaten o kadarını yapıver. bizi de zır cahil ilan etti. hiç aklıma gelmemişti o kadarı "tüh nasıl yakalandım.." şu ramazan ayı çıksın bir bakalım. neymiş efendim yazdığım şeylere göre bir insan olamazmış çevresinde, yok şifai şerif bilmem ne, o sebeple bir başkası değil o olabilirmiş, noktalamasından bile anlarmış. senin onu anladığını dğşğnsem dişimi kırarım. niye çevresinde olamaz? din ve ahlak sizin gibi müstesna insanlarla mı alakalı. niye çevresinde olamıyor?onlar kim, çevresi nasıl sen biliyor musun? hiçbir şey bilmiyorsun, bildiğini sanıyorsun . onca zaman ailesine mahcup etmişsin zaten, neyi ne bileceksin. bildiğim bir şey varsa, haklı ya da haksız ol, mevzu o değil. ama arkanda o kalbi öylesi kırıp gittin ya, hüküm verdiğiniz, Allah'ın bileceği şeyler hakkında yargıladığınız her konunun yansımasını hayatınızda görürsünüz, Allahualem. kapasiten nasıl kırdığını anlamıyor. karşına alıp her şeyi konuştuğunu söylediğin konular kâfi derecede yeter zaten. (yaşı, kilosu, boyu posu, çocuk doğurup doğuramaması, yaşlı gösterdiği, ana babasının ceddinin hastalığı, sağ gözünün üstündeki kaşı, sol kaşının altındaki gözü, evi barkı, ailesi, kardeşleri, çirkin niyetleri, planları, eğitim bilgi görgü seviyeleri vs. ayrıca bu konular hakkında insan kendine bir döner, aynaya bir bakar el hakk. bunları ilk tanıştığın insanda sorgularsın, yıllar içinde değil ya da kızı evlilik hazırlığı içine sokup gecenin köründe ayrıldığına dair bilgi mesajı atıp, sana ulaşacağı ya da ulaşamayacağı her yerden silip engelleyerek gidişine sebep olarak sunmazsın. her yerden engellemek nedir kardeşim. o kızın 'yoğunluktan aklı karıştı herhalde' diye bir umud beklerken 2ay içinde gidip bir başkasıyla nişanlanıp onu bile kıza çirkin şekilde çok sonra bahsederek söyleyemezsin. evlilik yolunda giden, seni sevmeye devam eden bir kıza 'bir yıldır aklımdaydı, ihitmal dahi yoktu,ben istediğim her şeye ulaşmak için çaba sarf ettim, sende edemedim' diyemezsin. kendi içinde yaşadığın şeylerin sorumlusu o mu? "ben o bir yılda bahsettim'in" altına sığınamazsın. o ki seni sevdi, o ki evliliğe doğru gittiğini sandı ve hazırlandı, gayet açık şekillerde, o ki her şeyi konuştunuz. tereddütlerinden bahsetmen o kızın gönlünde neyi değiştirmiş? bahsettin madem, neden acı çekiyor? neden haksızlığa uğradığını düşünüyor? sen tereddütlerinden bahsedince o kız neden seni sevmiş o zaman. platonik mi yaşamış sevgisini yani, kendi kendine mi evlilik yoluna girmiş yani? hadi kendi kendine yaşadı tüm bu hisleri o 1 yılda hiç mi fark etmedin? birlikte bir paylaşım içinde değilmiydinz, sen o kıza bahsettin, o kendi kendine yaşadı ne yaşadıysa yaniiiii?. böyle şeyler bir insan evladına söylenmez. o vaziyette bir insan bırakılmaz. ilk tanıştığın insana dahi böyle şeyleri sebep olarak sunamazsın, öyle olsa dahi. o da ayrı basiretsizmiş, bunları duyup yanından gitmemesi- basiretsiz diyeyim bari, başka bir laf ederdim de, kötü şey yazamıyorum- bunların her biri bir sınav konusu, haydi bakalım)onun iyiliği için dediğin şey onun kırgınlığı, senin sınavın olacak. (ama onun da sınavı oluyor aynı zamanda) canın yanınca geçmişe dönüp çareleri oralarda aratır olacak Allah. ama iyiliğini isterse.. onun size kırgınlığını anlatması bile bana göre Allah'ın bir lütfu be. suratına kapı kapatacağınıza bir değerlendirin. o kızın mahcuniyetini dert edin.
o 1 yılda erkek adamsın madem, onla bir yolda gitmekte şüphe duyuyorsun, yaşından, şundan bundan dolayı hemi de çocuk doğuramaz diye gayba dahi el atıyorsunuz analı oğullu, bu kız seni sevse 40kg olur'a kadar aşağılıyorsunuz, ulen şahsiyet sahibi delikanlı o yıllarca kızın başka hayat kurmasına neden müsade etmedin insafsız. keyfince kızı kullandın. her işini yoluna koyup kızdan sıkıldıktan sonra ortada bırakıyorsun. haksızlık değil mi yani. kız razı! tamam razı da neden peki? seni sevdiğinden olabilir mi? ee sen bu durumu da kullanmış olmuyor musun? o kız hayatı boyunca bu yaptığını unutamayacak. bir kızın hayatını mahvettin. ailesi perişan halde ve çok büyük fedakarlık yapıp sevmeye çalıştığın için teşekkür bekler halde bir de kendini haklı çıkarmaya çalışıyorsun. bir de seni kaybettiğine pişman olacakmış. kaybettiklerine pişman olur, senin neyine pişman olsun. kızı keyfince kullanmışsın, insanım diye de dolanıyorsun. şuradaki yazıyı haysiyetsizlikle yorumluyorsun. sen bu terimlerden ne haberin var? sen ve ailen hayatınız boyunca o kız ve ailesi gibi nezaketli, kibar bir aile göremeyeceksiniz. senin annene kendi annesinden daha çok özenmiş be. el hakk. bari ayıp etmiyim de!! yaptıklarının bir karşılığı görmemiş be el hakk. bari ayıp etmiyim de!!
kişilerin haklı haksız oluşunun karşılığını zaten cenab-ı Allah verir, ona kimin ne şüphesi var!! mevzu o değil işte. müslüman, bir kişinin elinden, dilinden emin olduğu kişidir ya hu. peygamberimiz sav karşına gelmiş; "kalbi yıkmak kabeyi 70 kere yıkmak gibidir ey insan" diye buyurduğunu varsay. hiç mi tüylerin diken diken olmuyor. büyüklerimiz der, işin gücünde rast gitmeyen bir şey varsa geridön bir bak.
Allah selamet versin.
haysiyet, utanmazlık, edepten vb. bahsedilmesine girmiyorum bile. cümle aleme bahsetsek 5 kişi sen gibi "ee ne var bunda?" demez. neyin haysiyeti, utanması? Allah yaşatarak göstermesin.
her yazdığımı da üzerinize alınmayın. şunu yazarken bile içim daraldı he. konu başlığını sildim ve düzelttim. yapmam gereken sadece oydu. ayrıca o başlık dışında senin derdinle buralarda dolanmıyorum, neler desem diye bir dertle zaman geçirmiyorum. ilgili başlık, alakalı konu varsa yazıyorum. konu içeriğini niye üzerine alınıyorsun. yazılarımı takip etmezsen rahat olursun. beni rahat bırakın.
artık daha fazla o kişiden de burayla alakalı geri dönüş istemiyorum. beynim yandı yeterince. bana dönüş değil, direkt tepeye dönüş yapmış.
devamını gör...
12371.
sanırım bu başlığa ilk kez yazıyorum. bu yıl ramazanı çok zor geçiriyorum. gelmeden önce ne iftarlar, ne dost meclisleri kuracaktık. her akşam farklı bir camide teravih kılacaktık. orucu tutabildiğime şükrediyorum. sanırım bu uyku bölünmesi beni mahveden şey oldu. insanların ramazanda sigarasızlıktan neden asabi olduğunu bu yıl idrak ettim. acaba bende uyku bağımlısı mıyım? ondan mı böyle oldum dersiniz. ben mi orucu tutuyorum yoksa oruç mu beni bilmiyorum. gerçi onun beni tutması en güzel olanı neyse ki yarıladık çok kuvvetli ki beni tutabiliyor çok şükür. gündüz iftar için saat sayıyorum, gözüm pc'nin sağ alt köşesindeki saatte hep, akşam iftarı açınca tövbe istiğfar çekiyorum * en kavurucu sıcaklarda tuttuk bu sene böyle bir hale düştük sözlük. yaşlanıyorum galiba...
devamını gör...
12373.
*

bundan birkaç hafta önce sözlüğümüzün ismi bilindik yazarlarından biri ayrılma kararı almış idi. ufak bir kafa karışıklığı sonucu ben ayrılan yazarı hikayelerini okuduğum ve sevdiğim bir başka yazarla karıştırıp nick altına bu hikayeleri hatırlatan bir tanım bırakıp üzüldüğümü belirttim. sonra bu ayrılan arkadaş bir şekilde bana ulaşıp hangi hikaye bu diye sordu. sonra ben yazarları karıştırdığımı fark edip kıvırma babında bir şeyler yazmaya çalıştım. lakin yer mi anadolu yazarı böyle oyunları. yemedi. bir güzel azarladı beni.* siz siz olun isimleri doğru düzgün okuyun.
devamını gör...
12374.
mümkün mertebe keşke dememeye çalışırım ama arkadaş keşke şu lanet bölümü okumasaydım. hem 8 yılda bitti, hem tembelliğe alıştırıp ömrümü mahvetti. ağzımı doldura doldura Allah kahretsin, lanet olsun demek geliyor içimden. ne pis bir bölüm seçmişim...
devamını gör...
12375.
gelmeni isteyip istemediğimi hala anlamayamıyorum. hangisi seni gözümde daha değerli yapar ? gerçekten bilmiyorum bilmiyorum, anlayamıyorum.
devamını gör...
12378.
kişinin hayatındaki en büyük kazanımlardan biri yokluğu bilmek sanırım. zira hepimiz biliyoruz ki hayat hep güzel bir hal içinde gitmiyor. hal bazen iyi olur, bazen kötü. işte yokluğu bilen insan sabretmesini de biliyor. dolayısıyla hali iyi olduktan sonra tekrar kötü bir hale girince sudan çıkmış balığa dönmüyor. bu konuda annemle babam bana ibret olmuşlardır hep. evlendikleri zaman bir yatak bir yorgan ile dışarıda kalmışlar. ancak sabretmişler. babam suudi arabistan'a inşaat işçisi olarak gidip cehennem gibi sıcakta 4 yıl çalışmış. karısı ve çocuğu türkiye'de... sanırım bundan olsa gerek epey bir zengin olmuşlar. şımarmamışlar, insanlara üstünlük taslamamışlar. çevredeki insanlara destek olmuşlar*

sonra babam iflas etmiş ve işler tekrar kötüye gitmiş. öyle ki yiyecek bir şey bulamayıp ailecek oruç tuttukları günler günler olmuş. yine sabretmişler ve annem bu süreçte desteğini hiç esirgememiş. sonra hal vakti eskisi kadar iyi olmasa da tekrar iyileşti. benim de şahit olduğum böyle birkaç düşme ve yükselme hadisesi var ve hiç pes etmediler, yeter artık demediler* işte yokluğu bildikleri için düzgün durabiliyorlar. bizim nesle ve sonrakilere bakıyorum da onlardaki gayretin, sabrın onda biri yok. insan kendinden utanıyor*
devamını gör...
12380.
kaç yaşına geldim, hâlâ annemin sakladığı bayramlık şekerleri evde dört dönerek arıyorum. işin kötü yanı ise bulamadım. off.

edit: yalnız yeni farkettim ki annem de hâlâ bizden şekerleri saklıyor. la kendi maaşımla aldığım şekerlerimi saklıyor, ben şok.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar