dünyaitiraf.com

#özgürler 

12462.
sözlükte her an biri gömülüyor, arkasından kıs kıs eğleniliyor. uyuduğum içim vicdan azabı çekiyorum, her şeyi kaçırıyorum. bir de tırsıyorum sözlük bir gün ya ben de ceza alırsam!? ki ceza almaktan değil sonrasındaki eğlenceyi kaçırmaktan tırsıyorum. anlıyor musun?
devamını gör...
12464.
18 haziran 2019... 23 haziran 2019 istanbul büyükşehir belediyesi başkanlığı seçimi tarihinden 5 gün önce ve 16 haziran 2019 binali yıldırım ekrem imamoğlu canlı yayını gününden 2 gün sonrasıdır. önemsiz bir gündür amma ve lakin benim için değil. çok aşırı forumsal bir tanım olacak ama benim için önemli bir olayın yıl dönümü. olayın ilk yaşandığı zamanlar ile benzer bir durum yaşıyorum şuan ve sanki yine bir şeyler olacakmış gibi. bir his olduğundan değil hatta hislerim hiçbir şey olmayacağını söylüyor ama birkaç tevafuk var ve bu tevafukların bu tarihe yakın bir zamanda olması biraz düşündürdü beni.

öncekinin sonucu iyi oldu ama bedeli de ağır oldu. inşallah bu sefer de bedeli ağır olmaz. bu tanım da tarihi gelince duruma göre ya yok olacak ya da yeni şeyler eklenecektir.
devamını gör...
12465.
birkaç aç önce aldatıldım. bir sene önce okulum bitti ve işsizim. böyle bir döneme denk gelmesi kötü oldu. bunun gibi çok itiraf vardır belki ama katarsis yapayım biraz. ailem sadece ayrıldığımızı biliyor. anlaşamadık vs. dedim ne diyim. annesi çok hoş bir kadındı. o da bilmiyor. kim bilir, belki bana beddualar yağdırıyordur. zira kız çok pişman falan. buraya kadar, evet, yaşandı bir şeyler işte. ama şu anda bu yaşantıların bende bıraktığı izleri günbegün farkına varmanın hüznünü yaşıyorum. bir hayal kuramıyorum mesela. ne olsa çok sevinirim, mutlu olurum, bilmiyorum. iş aldatılmadan ibaret değil. biri beni seviyordu ve güveniyordu. düşüncelerime en çok o değer veriyordu. son zamanlarda düşüncelerimi küçümsemeye başlamıştı. kadıköyde takılıyordu, kursu oradaydı çünkü. Allahın karabüğünden gelip görmemişler gibi her gördüğü şeyi medeniyet sanıp, her yoldan geçeni cool gördü. ben doğma büyüme istanbulda yaşıyorum. bu beni görmemiş yapmıyor belki. neyse, mezun olup eve geldiğimde zaten babam mükemmeliyetçi tavırlarını üzerime sürmeye başladı. aylardır her sözüyle ve davranışıyla beni etkilemekte. eleştiriyor, nasihatler veriyor sürekli. babam kültürlü bir adam. okumuş görmüş. aynı zamanda otoriterdir. korkarız babamdan ailecek. durum böyle olunca benim bütün düşünce sistemim özgüvenini kaybetti. kabuğuna çekildi. yaşam tarzım, hayallerim, duygularım, hepsi yavaş yavaş sineme çekildi. bunları rahat rahat düşünemedim bile. aldatıldığıma üzülemedim bile. diğer gün ücretli öğretmenlik yaptığım okulda öğrencilerimin karşısında gözyaşlarımı tutmaya çalışınca anladım bir tık daha büyüdüğümü. birkaç hafta sonra yerimi kadrolu bir öğretmen doldurunca beni çıkardılar ve kpss çalışmalarıma ağırlık verdim. ne bileyim. üzücü. istediğim son şey nasihat / tavsiye. sondan ikinci şey ise daha büyük acılar(!) gösterilip kendi acıma şükretmem. ben bir psikolojik danışmanım. rehber öğretmenim. öğrencilerim olsun ve onların kalplerine dokunayım istiyorum. bu bile aslında, beni öyle heyecanlandırmıyor. bunun dışındakiler hakkında zaten genel bir karamsarlık mevcut alemimde. ama geçer bu da. bakalım.
devamını gör...
12467.
bezdim,bıktım,bittim,bunaldım,bayıldım,büzüldüm,bozuldum,becerildim, binildim,büyütüldüm,büyüttüm,batırdım,battım,bekledim,beklettim,basıldım,bastım,bencilim,bendim,bendimi aştım...
devamını gör...
12469.
lise 1. sinifi mudur muavine verdigim rüşvetle geçmiştim. bir kac ufak tefek biseyler
birde babamin ali hocanin yanina gelip bi ara bir yerlere gider kaynatiriz hocam demesi.

gerci apo dayı nin bi sey vaad etmesine gerek yoktu okula tesrif etmesi yeterliydi. ankarada batiknette yasamis olanlar apo dayi yi bilirler.

sınıfı gecmem icin cografyadan gecemem gerek neyse adam but sinavindan hemen once odasina aldi beni. 10 sorununda 10 nuni verdi bi kagida yazdi cevaplari bu arada kendiside cografya hocasi. bu kagidi ezberle kimseye gosterme gerekirse ye yut gosterme dedi tamam dedim

neyse sinava girdim cevaplari ezberlemistim 10 sorudan 8 ini yaptim dikkat cekmesin diye 80 alsak yeter çünkü diger ikisinide yarim yamalak yaptim. söyle 80 90 bekliyorum kac aldim dersiniz.

45
devamını gör...
12472.
din konusunda kendini birinci sınıf müslüman sanıp geri kalan herkesi ikinci sınıf müslüman gören, dolayısıyla böyle iğrenç bir sınıflandırma yapıp haddini aşan ve küstahlaşan insanlardan nefret etmekle birlikte, nasıl bu kadar hastalıklı bir beyne sahip olabiliyorlar diye acıyorum.

sorsak böbürlenerek "elhamdülillah müslümanım" derler ama ne yazık ki Allah'ın yasakladığı bu iğrenç sınıflandırmayı yapıp insanları yargılarlar. bu memlekete de, dine de en büyük zararı verenler işte temele indiğimizde kesinlikle bu tip iğrenç insanlar. her birinin ayrı ayrı canı cehenneme.
devamını gör...
12473.
çocukluğunda kalbinde en derin yaraları açmış insanların yaralarının en derinlerini görmek çok ağır bir hismiş. öyle şeyler oluyor ki canımı acıtmış insanlara bile kin duyamaz oluyorum.

mesleğimin de etkisiyle, sanırım bu hayattaki misyonum canımı en çok yakan kişinin bile yaralarını sarmasına yardım eden kişi olmak. karmakarışık hislerdeyim.
devamını gör...
12476.
içimdeki iyiliği öldürenlerin, bunun müsebbiplerinin bir ömür sürünmesini istiyorum. evet, ben bir insanım ve bunu hunharca istiyorum. yaklaşık bir aydır tek duam bu, bed. hiç utanmıyorum da hislerimden, 68’ kuşağının kapitalistlere beslediği öfkeye benzer bir şey bu. onlar nasıl ki özür dilememeliyse, ben de dilemiyorum özür ve dilemeyeceğim. yüreğime su serpilir vakitler gelecek. inanıyorum, çok uzakta da değiller; işte o gün koltuğuma gerilip sigaramı yakacağım. dumanına üflerken, “ne iyi adamdın lan sen ahmak” diye mırıldanacağım. fonda ‘esenlik bildirisi’ çalacak şairin kendi sesinden; “vandal yürek, görün ki alkışlanasın/ ez bütün çiçekleri, kendine canavar dedir/ haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın/ yaşamak bir sanrı değilse öc alınmak gerektir”.
devamını gör...
12477.
küçükken evde bulunan dini tablolara gülümseyerek selam vermeden geçemezdim. bir nevi onlara atfedilen kıymetin tecessüm etmiş haliyle yani. bi de pınar vardı ilkokulda, elini tuttuğum ilk kız. dün gibi hatırlıyorum, 23 nisan felan herhal, hocayla masaların üzerindeyiz, cama süs yapıştırıyoruz. pınar da yanımda, henüz birinci sınıfız. ben sekiz o yedi yaşında. o an nasıl oldu hatırlamıyorum ama tuttum bunun elini, neden sonra bırakmadım, o da tuttu elimi. vay be, ne günlermiş... "tutam yar elinden tutam, çıkam sıralara sıralara.." *)
devamını gör...
12478.
işin kötü yanı öykülerimi gösterebilip eleştiri alacak dostum kalmadı. bir ara bi beyle irtibat halindeydim o bana bir yamuk yaptı. en çok da bir bayan arkadaşla çok istişare ediyordum o da benle küstü. çaresizim dostlar.
en kötü çaresizliğim bu olsun tabii. bir ara sözlükte bir yazar vardı bu işlerle ilgiliydi adı burak olabilir ona mı gösterseydim fakat nickini unuttum. smiley burada.
devamını gör...
12480.
burasıdır tam olarak.

oysa kim içini dökebilmiş ki tam olarak? anlatır anlatır anlatırız, belki anlatırken gözlerimizden yaşlar da akar ve rahatlarız ama sanki sonra mıknatısla çekilmiş gibi tekrar içimize girer tüm huzursuzluklar. ki uzun zaman oldu dökmeyeli içimi.

bu gece de karanlık ve ağır. çünkü geleceğimizin karanlığını da seriyor önümüze. bu yüzyılda oldu tüm varoluş bunalımları. insanın insan mı yoksa değil mi düşüncesi bu yüzyılda oldu. kapatın gidiyoruz hazırlayın karavanımı. çöllerde yitip gidecek mecnun davası yok bizde. bizde eski insanların dürüstlüğü yok köroğlu' nun cesareti yok. cidden o güzel insanlar atlara binip gittiler demirin tuncuna insanın kötüsüne kaldık. cidden öyle.

oysa kim istemezdi şimdi doya doya yarın yokmuşçasına tamamlanmayı? hepimiz yarım yamalağız. göklere haber salın bir yağmura ihtiyacım var. silip süpürsün tüm pislikleri ve açılsın gökkuşağı umudu yeşertircesine. umudu yeşertmek diye bir şey var.

siz hiç sıkışıp kaldınız mı?

selam olsun o eski hikayelere ve atlara. selam olsun o oyunlara ve selam olsun izlenilen filmlere. geçmiş geçmişte kalmadı hep bizim içimize oturup kalıyor.

ve tekrardan selam olsun küçükten beri bir iyileşmeyen yara olarak kalan ezikliğe. sağol yaşayamadım.

sana da yer vermemek olmaz sinemin yarası. sen bir yarasın ama sana bakıp temizleseydim belki de yine yara olacaktı.

gripinden bir şarkı: "nasılım biliyor musun sokaklarıma ateş düşmüş söndürmeye yeter mi ki gözyaşlarım
nasılım biliyor musun şakaklarıma aşklar düşmüş içimde bir çocuk çıglık çıglığa duymuyor musun, titriyor ellerim tutmuyor musun?"

gece gece elimizden sadece şarkı ve şiir dinlemek geliyor. pandomim.. kim sevmez en ufak bir hareketten anlamlar çıkartmayı. aman kalsın anlam çıkartmanızdan geldi başımıza ne geldiyse. siz bayım yedi milyarlık bir hayvansınız. yarınız gitse cennet olacak vallahi dünya. sizi gidi reziller ne olacak tüm vahşetler, sorulmayacak mı sandınız, yaptıklarınız yanınıza kâr mı kalacak sandınız ha? doldur gönlümüzü saki biraz olsun vazgeçelim kendimizden.

"yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düştü
dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düştü"

şeyh galip

her bir büyük şair örnek alınası şiirler yazmışlar. şeyh galip örneğin.. demiş ben daha iyisini yazarım hayrabad adlı mesneviden. ve yazmış da hüsn ü aşk mesnevisini.

ben de bu kadar hırslı olsam yeter. vallahi unutulup gideyim sorun bu değil ki. sorun şu. bir başkası olup bakamıyoruz kendimize. ve daha bir sürü şeyler. görmüyor musunuz hepimizi çepeçevre kuşatan ipleri. bir kukladan hiçbir farkımız yok hiçbirimiz özgür değiliz her şeye ama her şeye bağlanmış kalmışız. hani nerede kuş hani nerede gökyüzü biz daha çıkamamışız ki kanalizasyondan.

bugünlük iç dökmesi böyle olsun.

tabi ki yine şiirden bir alıntıyla sonlandıralım dost meclisini.


"kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan
bu kımıltısız gövde
görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi
görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların
ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
o müthiş öğle sıcağında
pencerenin önünde örgü ören birinin
- örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
görülmediği gibi
ama var mıydı sanki görülmek isteyen
var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden"

edip cansever

öyle işte...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar