dünyaitiraf.com

#özgürler 

12541.
bugun biriyle tanıştım. daha doğrusu bankta kitap okurken müsaade isteyip yanıma oturdu. ben de sırf yanıma oturdu diye sohbet açmak istemedim zaten sınavım vardı ve 1984 ü okumalıydım. onun da elinde kitap vardı ben de o da kitabını okumak istiyor diye düşündüm.

aradan 3-5 dakika geçti ve bana şeker alır mısınız diye polo uzattı. ben de teşekkür ederim dedim ve bir tane aldım. sonra yine kitabı okumaya devam ettim. derken bana ben şekeri katur kutur yiyorum umarım rahatsız etmiyorum dedi. ben de yok estağfurullah ne rahatsızlığı dedim. sonra kitabı kapattım ve konuşmaya başladım. 40-45 dakika sohbet ettik.

sonra sınava girmek için ayrıldım. numarasını almalı mıydım bilmiyorum ama nasıl isterim bilemedim.

şu an mal olduğumu düşünüyorum.
devamını gör...
12543.
kafamı çok sert vurduğum andan beri dünya çok güzel geliyor sürekli espriler şakalar ama düşünmeden konuşmaya ve bazı şeyleri hemen hatırlayamamaya başladım.
devamını gör...
12544.
ablam yüzük sütun süslü tepsiler şamdanlar damat fincanı vb. seçimler için fikrimi alıyor bazen harbiden çok ilginç eşyalar gösteriyor ben de evlilikte gözü olmayan kardeş olarak absürd betimlemelerle destek oluyorum bu süreçte ona. kibarca çok saçma olduğunu ifade ediyorum. boş iş diyorum ama çaktırmadan aklımda hayali evimi kurup kendi buzdolabımı filan seçtim.
devamını gör...
12545.
elime hakkımda dedikodu yapılan bir ses kaydı geçti. 20 dakika sürüyor kayıt. ve kayıtta söylenenlerin tamamı yalan. dedikoduyu yapan kişi kendi yapması gerekenleri yapmadığı için bu yapmayışının suçlusunun ben olduğumu söylemeye çalışıyor kayıtta. ertesi gün beni arayıp canım cicim muhabbet eden bir insandan bahsediyorum bu arada. ortamdaki diğer insanlar hiç seslerini çıkarmadan dinliyorlar çünkü aslında hepsi beni iyi tanıyan, bahsi geçen şeylerin hiçbirini yapmayacağımı bilen ama karşı çıkıp da dedikoducuyu kendi üzerlerine çekmek istemeyen, "susun deli konuşuyor, konuş deli" modunda insanlar. yani kayıtta dinlediğim şeyler bana koymuyor çünkü yalan hepsi ama bir insanın bu kadar iki yüzlü olabilmesi koyuyor arkadaş bana. bu iki yüzlülük karşında nasıl davranacağımı bilmiyorum, o insanın yüzünü görmek istemiyorum. hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi daha önce nasıl davranıyorsam öyle davranmaya devam etmeyi ahlaksızlık gibi görüyorum. o kişi ise beni arayıp, bana gelip benimle sohbet etmeye falan çalışıyor. bir hafta içinde bir bebeğim olacak ama benim uğraşmak zorunda kaldığım şeye bak. en huzurlu, mutlu geçirmem gereken zamanda maruz kaldığım şeye bak. Allah beni affetsin. ne yapacağım gerçekten bilmiyorum.
devamını gör...
12546.
ankara'nın beypazarı ilçesine gitmiştik. ilçenin girişinde bir yerlerde şadırvan benzeri bir çeşme, çeşmenin damında da kocaman bir beypazarı maden suyu şişesi maketi vardı. eşim yol seçmek için tam da çeşmenin yanında durduğu sırada çeşmeden damacanalarla su dolduran insanları ve kuyrukta bekleyen daha bir çok bidonlu insanı görmüştüm. maden suyu şişesi maketi ve çeşmeye olan rağbet bir anda yoğun nörokimyasal reaksiyonlar oluşturmaya başlamıştı beynimde. erzurum'da doğal bir kaynaktan halka açık bir maden suyu aktığını anlatan arkadaşımın olaya dair kurduğu bütün cümleleri tekrar ediyordum içimden.

bence bu çeşmeden maden suyu akıyor dedim. eşim espri yaptığımı düşünerek bir kahkaha patlattı. ne gülüyorsun, görmüyor musun kocaman maketi, dedim. eşim bir miktar tereddütle fakat yine zevkle bir kahkaha daha attı. bu kahkahadan sonra çaresi yok, aramızda kısa ve didaktik bir diyalog geçecekti.

-himmet ağbey burası niree?
+beypazarı.
-himmet ağbey şu çeşmenin üstündeki şey nee?
+maden suyu şişesi.
-peki himmet ağbey bu kadar insan sıradan bir su için damacanayla kuyruğa girer mi hiç! ha şişede maden suyu ha çeşmede!

eşim ailenin akıl küpü olduğumu söylemedi ama o sırada araçlarından inip bidonla kuyruğa geçen insanları süzüyordu düşünceli bir yüz ifadesiyle. hak vermişti. yok yaa değildir, dedi. erzurum'da halka açık bir kaynak varmış ama. beypazarı da kocaman marka, neden bir çeşme yapmış olmasın ki dedim. saçmalama ya pınar mı bu çeşmeye bağlasınlar dedi. bu dediğine ikimiz de ikna olmamıştık. hadi in de kuyruktaki birine sor dedim. rezil edeceksin beni diye diye indi arabadan. tedirgin tedirgin kuyruktaki en mülayim görünümlü dayıya yaklaşıp bir şeyler söyledi. dayı eşime bakıp babacan bir tavırla sırtına vurdu ve merhametle güldü. eşim bir çocuk kadar utangaç ama merakını giderdiği için de mutlu bir gülümsemeyle karşılık verdi. lafı uzatmasından anladığım kadarıyla yaşadığımız saçmalağın tüm ihalesini bana yıkmaya çalışıyor dayıya beni şikayet ediyordu. arabaya bindi, rezil ettin beni koca kafalı sular kesilecekmiş millet ondan kuyruğa girmiş dedi.

beypazarına gelip o maketi gören kim olsa o çeşmeden maden suyu aktığını düşünürdü ama bence.
devamını gör...
12547.
6 kişilik bir arkadaş grubumuz var, üniversiteden arkadaşlar. bir arkadaş kendimi ilime adadı. akademik kariyer falan derken yüksek lisansı bitirdi bu sene. onu az buçuk anlayabiliyorum. gruptaki diğer arkadaşların hepsinin kız arkadaşı var. birisi birkaç gün önce evlilik teklifi etti, birisi birkaç ay önce nişanlandı. birisinin ise ağustos ayında düğünü var. kalan diğer arkadaşın ise güzel bir ilişkisi var. ben ise tek başımayım ve hepsinin mutluluğunu kıskanıyorum. hepsine imreniyorum. 'neden ya da niye yalnızım?' diye düşünüyorum her gün.
insan genelde geçmişe özlem duyar ama ben gelecekteki mutluluğuma özlem duyuyorum. o mutluluk olacak mı orası da belli değil.
geceleri hep duygusallaşıyorum. yıllardır aşamadım bunu. balık burcunun özelliği.
devamını gör...
12548.
bütün yazılanları istisnasız okuyorum ama bu gömülenler, 3 günlük, 20 günlük ceza alanlar için mahlasaltında yazılan ağır hakaret etti, küfürlü tanım yazdı, yazara sataştı gibi suçlandıkları tanımların birini bile görmedim daha. ben mi okuduğumu anlamıyorum bilmiyorum ki. yoksa moderatörler mi buluttan nem kapıyor çözemedim.
devamını gör...
12549.
lan hala çok seviyorum. yıllar geçti, insanlar geçti, bitti sandım, meğer bitmemiş. sevmiyorum sandım, öyle değilmiş, 6 yıl bile koymamış bize. o da hiç bir zaman unutmamış. ben bu insanla beraber olucam. bugün değil, ama bi gün.
devamını gör...
12550.
bu başlığa gece yarısından sonra girilen tanım tehlikelidir aga. öyleyse başlıyorum:
-bu itiraf başlığına yazmayı, günlük hayatta halledemediğim problemlerimden gelip burada yakınmayı kimi zaman kendime yediremiyor ve acizce buluyorum. diğer yazarlar için aksine iyi zararsız bir terapi aracı olabilir de benim meselem kendimle. fakat tezat olarak yazmaya devam edeceğim;
-hayatta başarılı olan(başarılı olmak da ne demekse artık) insanları incelediğimde kendini tanıyan, potansiyelini gören, varmak istediği yeri bilen ve menzili net olarak çizen bir profille karşılaşıyorum. oysa ben kendimi tanımakta zorlanıyorum. bir yanım içe bir yanım dışadönük, sağ yanım ne kadar mizah severse sol yanım o kadar melankolik. bir tarafım memursa öbür tarafım tüccar. rahatlığımla endişelerim yarış hâlinde. bazen 65 yaş kadar vakûr bazen 19 yaş kadar trollüm. hem dalgalı hem durgun deniz gibiyim. velhasıl her şeyim biraz biraz ama hiçbir işim tam değil. bu muhtemelen ne yardan ne serden vazgeçmemekten kaynaklı lâkin bu vaziyetle kaybeden taraf ben oluyorum. ey iki zıt kutup arasındaki savaş, ziyadesiyle vaktimi aldın !.. ya güzelce barışıp geçinin ya da biriniz baskın gelsin artık. yahut gâlip gelen tarafı kabullenebilecek olgunlukta olabileyim.
devamını gör...
12551.
bugünkü ben olmamı sağlayan şeyler tamamen kitaplar. kendime onlardan kurduğum bir dünya var. bu, yeri geldi avantaj, yeri geldi dezavantaj oldu bu da bir gerçek. avantaj oldu, çünkü hakikatin peşindeyim. insan olarak yaşamak istiyorum ve kendimi hayvani güdülere esir edip, boş işler peşinde koşarak ömrümü çarçur etmek istemiyorum. dolayısıyla beni bu tip insanlardan uzak tuttu ve korudu. mevlana'nın tabiriyle "eşek sürüsü"nden ayrı oldum hep. haliyle daha bir anlamlı hissediyorum kendimi de, hayatı da. evde iki tane çalışma masam var ve gören tez yazan bir öğrenci zanneder ya da ne bileyim üniversite sınavına hazırlanan bir aday sanır. notlar, renkli yapışkanlı kağıtlar, o an okuduğum kitaplar, dergiler, ansiklopediler birbirine karışır bazen. hatta bir de tahtam var. mantar pano zaten olmazsa olmaz. yeni ev taşıdım ve sırf kitap kolilerini gören adamların nutku tutuldu. hatta bıktılar bile sırf o koliler için defalarca in çık yaptıkları için. neyse, haliyle ben bunlardan gayet memnunum. bu açıdan da dediği gibi avantaj olduğunu düşünüyorum.

ama diğer yandan da dezavantaj oldu. çünkü hayatıma girecek insan konusunda (duygusal ilişkiyi kastetmedim sadece, her türlü arkadaşlık ve dostluk) katı bir seçiciliğe sevk etti beni. dolayısıyla çok katı kriterlere sahip oldum ve (hala öyleyim) bu da yalnızlığa itti. çünkü o kriterlere sahip olan kişilerle tanışmak, deveye hendek atlatmak gibi bir şey bu toplumda. her neyse, yalnızlık derken bunu aslında her ne kadar dezavantaj kategorisinde söylesem de, dert ettiğim ve arabeskvari tavır takındığım anlaşılmasın. hem bundan yakınanlar, hem de arabeskten de nefret ederim. ben sadece kendime dair bir tespit yapıyorum şu an. işin içinde herhangi bir duygu yok. ki şikayetçi olmamakla beraber memnunum da. çünkü dışarısı "sürü" kaynıyor ve aradığım kriterlere sahip olan kişi sayısı az. haliyle karşılaşma şansım düşük. e bu durumda da sırf birileriyle takılayım diye de sürünün içine girip kimseyle uğraşamam. çünkü sürüden olduğunu düşündüğüm insanı asla sevebilen biri değilim. canı cehenneme tabirini de rahatça kullanırım o tipler için. dolayısıyla memnunum.

ama aslında esas dezavantaj olan ve beni üzense, gerçekten o kriterlere sahip olan ve karşılaşınca bütün kimyanın tutup, doğru frekansa erişilen ve yayının da full hd hatta 4k kalitesinde olduğu bir ilişkiye başladığımda ve (tekrar belirteyim, her türlü ilişkiden bahsediyorum) gayet güzel bir arkadaşlık kurduğumda nedendir bilmem bir şey çıkıyor sorun olarak ve iletişim kesintiye uğruyor, o sohbet muhabbet, kitap veya film paylaşımları, üzerine yapılan sohbetler bir bir yok olmaya başlıyor. ve işte beni esas üzen de bu insanları kaybetmek oluyor. ha, onlar da bana aynı şeyi söylüyor bu da işin daha tuhafı. e madem öyle problem ne güzel dostum? yine aynı şeyi yaşadığımı düşündüğüm bir dönemdeyim. bitse de gitsek dediğim bir ortamda sabahattin ali'den "evde beni kitaplarım bekler, bu yegane tesellidir" alıntısını slogan etmiş haldeyim şu an. o nedenle fırsatı değerlendirip karalayayım dedim bir şeyler. neyse, vardır bir hayır. mevlam neyler, neylerse güzel eğler.
devamını gör...
12553.
artık işsiz değilim sözlük!* hem de istediğimden daha iyi bir şekilde. elhamdülillah. darısı olmayanların başına*. artık sırada karakteristik olanı var. *
devamını gör...
12554.
bugün kuafördeki çalışanı gözüm bir yerden ısırıyordu. sordum. onun gözü de beni bi yerden ısırıyormuş *bizim mahalleden değilmiş. aynı okula da gitmemişiz.
sonra hatırladım lisede çok gereksiz bir insan çok gereksiz bir grup içerisinde bizi tanıştırmıştı.
söylemedim. o da hatırlamadı.
ikinci kez daha güzel tanışmış olduk.
bir nevi predestination.
devamını gör...
12557.
çok yaşlanmadan, kimsenin de eline kalmadan ölmek isterim. bunu buraya daha önce de yazmış olabilirim ama beynimde yankılandıkça uykum kaçıyor. böyle şeyler yazınca da nickimin melankoli hakkını vermiş oluyorum. he melankoliğim ben. hiç de sevmiyorum böyle olmayı ama aksi şekilde nasıl yaşanır bilmiyorum. mizaç işte...
devamını gör...
12558.
çukur dizisini izleyen kardeşlerimi iki sezondur hakir gördüm, aşağıladım, vatan-millet muhabbetlerinde hunharca harcadım. itirafımsa şudur ki, yaklaşık bir ay kadar önce dizinin kısacık bir videosuna denk gelip meraklandım ve ilk bölümünü izleyeyim dedim. şu an ikinci sezonun ortalarındayım. çok utanıyorum. eğer fark ederlerse tüm imajım ve duruşum yerle yeksan olur. bir de aşırı dozda dalga geçilmesine maruz kalıp kalpten gidebilirim. bu küçücük günahım umarım sonsuza dek ikimizin arasında kalır sözlük.
devamını gör...
12559.
bir üst itiraftan alıntı yaparak ben de benzer bir itiraf yapmalıyım. ben de sosyal medyadan gelen bir sahne ile diziye merhaba dedim.

izleyenler bilir kapat şunu muhittin abi videosu.

çok hisli sahneydi. e. k. köstendil oscarlık oynadı bence.
devamını gör...
12560.
dizi, film izlerken sahneleri atlayarak izliyorum. kitap okurken sonuna gelmeden çoğu kez kitabın son sayfalarına göz atıyorum. spoiler duymaktan hiç rahatsız olmuyorum. meraklı melahat olup çıktım genç yaşımda. *
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar