dünyaitiraf.com

#özgürler 

12561.
bu başlığa gece yarısından sonra girilen tanım tehlikelidir aga. öyleyse başlıyorum:
-bu itiraf başlığına yazmayı, günlük hayatta halledemediğim problemlerimden gelip burada yakınmayı kimi zaman kendime yediremiyor ve acizce buluyorum. diğer yazarlar için aksine iyi zararsız bir terapi aracı olabilir de benim meselem kendimle. fakat tezat olarak yazmaya devam edeceğim;
-hayatta başarılı olan(başarılı olmak da ne demekse artık) insanları incelediğimde kendini tanıyan, potansiyelini gören, varmak istediği yeri bilen ve menzili net olarak çizen bir profille karşılaşıyorum. oysa ben kendimi tanımakta zorlanıyorum. bir yanım içe bir yanım dışadönük, sağ yanım ne kadar mizah severse sol yanım o kadar melankolik. bir tarafım memursa öbür tarafım tüccar. rahatlığımla endişelerim yarış hâlinde. bazen 65 yaş kadar vakûr bazen 19 yaş kadar trollüm. hem dalgalı hem durgun deniz gibiyim. velhasıl her şeyim biraz biraz ama hiçbir işim tam değil. bu muhtemelen ne yardan ne serden vazgeçmemekten kaynaklı lâkin bu vaziyetle kaybeden taraf ben oluyorum. ey iki zıt kutup arasındaki savaş, ziyadesiyle vaktimi aldın !.. ya güzelce barışıp geçinin ya da biriniz baskın gelsin artık. yahut gâlip gelen tarafı kabullenebilecek olgunlukta olabileyim.
devamını gör...
12562.
bugünkü ben olmamı sağlayan şeyler tamamen kitaplar. kendime onlardan kurduğum bir dünya var. bu, yeri geldi avantaj, yeri geldi dezavantaj oldu bu da bir gerçek. avantaj oldu, çünkü hakikatin peşindeyim. insan olarak yaşamak istiyorum ve kendimi hayvani güdülere esir edip, boş işler peşinde koşarak ömrümü çarçur etmek istemiyorum. dolayısıyla beni bu tip insanlardan uzak tuttu ve korudu. mevlana'nın tabiriyle "eşek sürüsü"nden ayrı oldum hep. haliyle daha bir anlamlı hissediyorum kendimi de, hayatı da. evde iki tane çalışma masam var ve gören tez yazan bir öğrenci zanneder ya da ne bileyim üniversite sınavına hazırlanan bir aday sanır. notlar, renkli yapışkanlı kağıtlar, o an okuduğum kitaplar, dergiler, ansiklopediler birbirine karışır bazen. hatta bir de tahtam var. mantar pano zaten olmazsa olmaz. yeni ev taşıdım ve sırf kitap kolilerini gören adamların nutku tutuldu. hatta bıktılar bile sırf o koliler için defalarca in çık yaptıkları için. neyse, haliyle ben bunlardan gayet memnunum. bu açıdan da dediği gibi avantaj olduğunu düşünüyorum.

ama diğer yandan da dezavantaj oldu. çünkü hayatıma girecek insan konusunda (duygusal ilişkiyi kastetmedim sadece, her türlü arkadaşlık ve dostluk) katı bir seçiciliğe sevk etti beni. dolayısıyla çok katı kriterlere sahip oldum ve (hala öyleyim) bu da yalnızlığa itti. çünkü o kriterlere sahip olan kişilerle tanışmak, deveye hendek atlatmak gibi bir şey bu toplumda. her neyse, yalnızlık derken bunu aslında her ne kadar dezavantaj kategorisinde söylesem de, dert ettiğim ve arabeskvari tavır takındığım anlaşılmasın. hem bundan yakınanlar, hem de arabeskten de nefret ederim. ben sadece kendime dair bir tespit yapıyorum şu an. işin içinde herhangi bir duygu yok. ki şikayetçi olmamakla beraber memnunum da. çünkü dışarısı "sürü" kaynıyor ve aradığım kriterlere sahip olan kişi sayısı az. haliyle karşılaşma şansım düşük. e bu durumda da sırf birileriyle takılayım diye de sürünün içine girip kimseyle uğraşamam. çünkü sürüden olduğunu düşündüğüm insanı asla sevebilen biri değilim. canı cehenneme tabirini de rahatça kullanırım o tipler için. dolayısıyla memnunum.

ama aslında esas dezavantaj olan ve beni üzense, gerçekten o kriterlere sahip olan ve karşılaşınca bütün kimyanın tutup, doğru frekansa erişilen ve yayının da full hd hatta 4k kalitesinde olduğu bir ilişkiye başladığımda ve (tekrar belirteyim, her türlü ilişkiden bahsediyorum) gayet güzel bir arkadaşlık kurduğumda nedendir bilmem bir şey çıkıyor sorun olarak ve iletişim kesintiye uğruyor, o sohbet muhabbet, kitap veya film paylaşımları, üzerine yapılan sohbetler bir bir yok olmaya başlıyor. ve işte beni esas üzen de bu insanları kaybetmek oluyor. ha, onlar da bana aynı şeyi söylüyor bu da işin daha tuhafı. e madem öyle problem ne güzel dostum? yine aynı şeyi yaşadığımı düşündüğüm bir dönemdeyim. bitse de gitsek dediğim bir ortamda sabahattin ali'den "evde beni kitaplarım bekler, bu yegane tesellidir" alıntısını slogan etmiş haldeyim şu an. o nedenle fırsatı değerlendirip karalayayım dedim bir şeyler. neyse, vardır bir hayır. mevlam neyler, neylerse güzel eğler.
devamını gör...
12564.
artık işsiz değilim sözlük!* hem de istediğimden daha iyi bir şekilde. elhamdülillah. darısı olmayanların başına*. artık sırada karakteristik olanı var. *
devamını gör...
12565.
bugün kuafördeki çalışanı gözüm bir yerden ısırıyordu. sordum. onun gözü de beni bi yerden ısırıyormuş *bizim mahalleden değilmiş. aynı okula da gitmemişiz.
sonra hatırladım lisede çok gereksiz bir insan çok gereksiz bir grup içerisinde bizi tanıştırmıştı.
söylemedim. o da hatırlamadı.
ikinci kez daha güzel tanışmış olduk.
bir nevi predestination.
devamını gör...
12568.
çok yaşlanmadan, kimsenin de eline kalmadan ölmek isterim. bunu buraya daha önce de yazmış olabilirim ama beynimde yankılandıkça uykum kaçıyor. böyle şeyler yazınca da nickimin melankoli hakkını vermiş oluyorum. he melankoliğim ben. hiç de sevmiyorum böyle olmayı ama aksi şekilde nasıl yaşanır bilmiyorum. mizaç işte...
devamını gör...
12569.
çukur dizisini izleyen kardeşlerimi iki sezondur hakir gördüm, aşağıladım, vatan-millet muhabbetlerinde hunharca harcadım. itirafımsa şudur ki, yaklaşık bir ay kadar önce dizinin kısacık bir videosuna denk gelip meraklandım ve ilk bölümünü izleyeyim dedim. şu an ikinci sezonun ortalarındayım. çok utanıyorum. eğer fark ederlerse tüm imajım ve duruşum yerle yeksan olur. bir de aşırı dozda dalga geçilmesine maruz kalıp kalpten gidebilirim. bu küçücük günahım umarım sonsuza dek ikimizin arasında kalır sözlük.
devamını gör...
12570.
bir üst itiraftan alıntı yaparak ben de benzer bir itiraf yapmalıyım. ben de sosyal medyadan gelen bir sahne ile diziye merhaba dedim.

izleyenler bilir kapat şunu muhittin abi videosu.

çok hisli sahneydi. e. k. köstendil oscarlık oynadı bence.
devamını gör...
12571.
dizi, film izlerken sahneleri atlayarak izliyorum. kitap okurken sonuna gelmeden çoğu kez kitabın son sayfalarına göz atıyorum. spoiler duymaktan hiç rahatsız olmuyorum. meraklı melahat olup çıktım genç yaşımda. *
devamını gör...
12575.
burger king'in coca cola ile anlaşmış olmasını hazmedemiyorum. pepsinin o metalik tadına alıştıktan sonra o şeker şerbetini burnuma dayamaları hiçoş değil!
kendimi kandırılmış hissediyorum.
devamını gör...
12576.
her defasında saçı kısalt dediğimde saç sakal traş yapan üzerine yüzüme ne bulursa süren berberime kırılmasın diye ses etmiyorum.

o anda içimden geçen; gene bizi yoldu..
devamını gör...
12579.
öncelikle şu tanımları okuyarak hikayeme hakim olmanızı istiyorum: (#6621753) (#6645640)

eyvallah, babam iyi adamdır. annem de hem abimi hem beni çokça sever. evlattır nasıl olsa, sevilmez mi? fakat ailemizde ne zaman olaylar arasında bir ikilem olsa, ben hep geri planda kalırım ya ona çok üzülürüm işte.

babam altı ay öncesinden haber vermişti "üniversite sınavından sonra ehliyetini alalım." diye. babam bunu söyler söylemez nasıl sevindim sözlük, bir bilsen. ehliyet alacağım yahu, ehliyet. çocuk gibi de sevinmiştim, üniversite sınavıma adeta bir motivasyon olmuştu. ehliyet dediğin de şimdi iki bin lira ediyor, boru değil yani. aramızdan kaç tane insan çıkar da şak diye koyar masaya iki bin lirayı?

sonra abimin evlilik muhabbeti çıktı. tanıştırdılar, görüştürdüler vs. derken bizimkiler evlenmeye karar verdi. babam da bugünü bekliyormuş gibi yaktı köprüleri, "olur." dedi. "ben oğlumu bu yaza evlendiririm." şakayla karışık babama o zaman "baba, bizim ehliyeti unutmayasın sakın." diyip gülmüştüm. o da "rahat ol, o da aklımda." demişti.

bir de benim arkadaşlarımla iki gün merkezden uzak bir evde takılma, kafa dağıtma planım vardı. bunu daha önceki iki senenin yazında da yapmıştık. yani gidecek parayı da biliyoruz, alacağımız keyfi de. üniversiteden sonra açtım bu planımı babama. "olmaz, gitme." dedi. havuçlu soda adamı dinler mi lan? gitmeye karar verdim tabii. babamdan bir kuruş para almadan çıktım, iki gün sonra da geri döndüm.

dönmemle bir de ne göreyim? bizim gideri geliri belli olan ailemiz borç batağına sürüklenmiş. sebebi de benim yengem olacak gelin hanım'ın aptal saptal harcamalarıymış. annemden öğrendim, 50x70 foto bastırmış hanfendi. internetten araştırıp gördüm o fotoğrafın bastırma maliyetini de başım döndü. yahu, bu nasıl bir harcamadır be kardeşim? benim annem de babam da kanser hastası insanlar! gel gelelim, bu evin küçük oğlu bu sene üniversiteye gitmek adına çıldırıyor. "okuyacağım, kendimi kurtaracağım." diye bir senedir evin içinde, masanın başında kendini paralıyor.

bugün de "baba ehliyete mi başvursam?" dedim, "başvurma!" diye çıkıştı.
"baba ayakkabı patladı, yenisini mi alsam?" dedim, "para harcamaya yer arıyorsun tabii." diye bağırdı.
"baba abim senin çocuğun da ben değil miyim?" dedim, "çocuğum gibi davranmıyorsun." dedi.

son dediği çok ağırıma gitti sözlük. tamam, ben abim gibi evlenmiyorum ama, ben neden hep ikinci planda kalıyorum? ben ikinci çocuğum da abim ilk göz ağrıları diye mi, abim canı burnunda hastanede iki hafta geçirdi diye mi, yoksa abim evleniyor diye mi?
devamını gör...
12580.
yaptırdığım yerde henüz elektrik bağlı değil ve yan komşudan su tesisatı için ustalar elektrik çekiyordu. arayıp abla yan taraf elektriği kesti dediler. az buz mesafede bir yerde değil. neyse gittim baktım konuştum adamlarla geçen ay ki faturanızdan ne kadar fazla gelirse ödemeye razıyım dedim ama dinletemedim. neymiş böyle kaç ay sürecekmiş. ulan adam 2 saatlik işim var diyor. toplasan tüm işler bir kaç ay sürecek ve o da ustalar geldikçe çekicez seyyar kablo ile. komşuyla anlaşamadık. paran da sen de yerin dibine bat gibisinden bir laf etti. çaprazdaki komşuya gittim rica ettim olayı anlattım, zamanında o arsayı onlar almak istedi ama alamadılar kuyruk acısı var kardeşim sen takılma dedi. ordan inşaata dönerken gözüm yolu telle çevreleyip kendilerine bahçe bostan yaptıkları yere takıldı. araçtan acil durum için tuttuğum kiloluk tuz torbasını ve cilalı oto şampuanını çıkarıp şişeye boşalttım. üzerine su ekledim ve tüm bostanı suladım...
pişman değilim. yine olsa yine yaparım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar