dünyaitiraf.com

#özgürler 

12583.
çok yaşlanmadan, kimsenin de eline kalmadan ölmek isterim. bunu buraya daha önce de yazmış olabilirim ama beynimde yankılandıkça uykum kaçıyor. böyle şeyler yazınca da nickimin melankoli hakkını vermiş oluyorum. he melankoliğim ben. hiç de sevmiyorum böyle olmayı ama aksi şekilde nasıl yaşanır bilmiyorum. mizaç işte...
devamını gör...
12584.
çukur dizisini izleyen kardeşlerimi iki sezondur hakir gördüm, aşağıladım, vatan-millet muhabbetlerinde hunharca harcadım. itirafımsa şudur ki, yaklaşık bir ay kadar önce dizinin kısacık bir videosuna denk gelip meraklandım ve ilk bölümünü izleyeyim dedim. şu an ikinci sezonun ortalarındayım. çok utanıyorum. eğer fark ederlerse tüm imajım ve duruşum yerle yeksan olur. bir de aşırı dozda dalga geçilmesine maruz kalıp kalpten gidebilirim. bu küçücük günahım umarım sonsuza dek ikimizin arasında kalır sözlük.
devamını gör...
12585.
bir üst itiraftan alıntı yaparak ben de benzer bir itiraf yapmalıyım. ben de sosyal medyadan gelen bir sahne ile diziye merhaba dedim.

izleyenler bilir kapat şunu muhittin abi videosu.

çok hisli sahneydi. e. k. köstendil oscarlık oynadı bence.
devamını gör...
12586.
dizi, film izlerken sahneleri atlayarak izliyorum. kitap okurken sonuna gelmeden çoğu kez kitabın son sayfalarına göz atıyorum. spoiler duymaktan hiç rahatsız olmuyorum. meraklı melahat olup çıktım genç yaşımda. *
devamını gör...
12590.
burger king'in coca cola ile anlaşmış olmasını hazmedemiyorum. pepsinin o metalik tadına alıştıktan sonra o şeker şerbetini burnuma dayamaları hiçoş değil!
kendimi kandırılmış hissediyorum.
devamını gör...
12591.
her defasında saçı kısalt dediğimde saç sakal traş yapan üzerine yüzüme ne bulursa süren berberime kırılmasın diye ses etmiyorum.

o anda içimden geçen; gene bizi yoldu..
devamını gör...
12594.
öncelikle şu tanımları okuyarak hikayeme hakim olmanızı istiyorum: (#6621753) (#6645640)

eyvallah, babam iyi adamdır. annem de hem abimi hem beni çokça sever. evlattır nasıl olsa, sevilmez mi? fakat ailemizde ne zaman olaylar arasında bir ikilem olsa, ben hep geri planda kalırım ya ona çok üzülürüm işte.

babam altı ay öncesinden haber vermişti "üniversite sınavından sonra ehliyetini alalım." diye. babam bunu söyler söylemez nasıl sevindim sözlük, bir bilsen. ehliyet alacağım yahu, ehliyet. çocuk gibi de sevinmiştim, üniversite sınavıma adeta bir motivasyon olmuştu. ehliyet dediğin de şimdi iki bin lira ediyor, boru değil yani. aramızdan kaç tane insan çıkar da şak diye koyar masaya iki bin lirayı?

sonra abimin evlilik muhabbeti çıktı. tanıştırdılar, görüştürdüler vs. derken bizimkiler evlenmeye karar verdi. babam da bugünü bekliyormuş gibi yaktı köprüleri, "olur." dedi. "ben oğlumu bu yaza evlendiririm." şakayla karışık babama o zaman "baba, bizim ehliyeti unutmayasın sakın." diyip gülmüştüm. o da "rahat ol, o da aklımda." demişti.

bir de benim arkadaşlarımla iki gün merkezden uzak bir evde takılma, kafa dağıtma planım vardı. bunu daha önceki iki senenin yazında da yapmıştık. yani gidecek parayı da biliyoruz, alacağımız keyfi de. üniversiteden sonra açtım bu planımı babama. "olmaz, gitme." dedi. havuçlu soda adamı dinler mi lan? gitmeye karar verdim tabii. babamdan bir kuruş para almadan çıktım, iki gün sonra da geri döndüm.

dönmemle bir de ne göreyim? bizim gideri geliri belli olan ailemiz borç batağına sürüklenmiş. sebebi de benim yengem olacak gelin hanım'ın aptal saptal harcamalarıymış. annemden öğrendim, 50x70 foto bastırmış hanfendi. internetten araştırıp gördüm o fotoğrafın bastırma maliyetini de başım döndü. yahu, bu nasıl bir harcamadır be kardeşim? benim annem de babam da kanser hastası insanlar! gel gelelim, bu evin küçük oğlu bu sene üniversiteye gitmek adına çıldırıyor. "okuyacağım, kendimi kurtaracağım." diye bir senedir evin içinde, masanın başında kendini paralıyor.

bugün de "baba ehliyete mi başvursam?" dedim, "başvurma!" diye çıkıştı.
"baba ayakkabı patladı, yenisini mi alsam?" dedim, "para harcamaya yer arıyorsun tabii." diye bağırdı.
"baba abim senin çocuğun da ben değil miyim?" dedim, "çocuğum gibi davranmıyorsun." dedi.

son dediği çok ağırıma gitti sözlük. tamam, ben abim gibi evlenmiyorum ama, ben neden hep ikinci planda kalıyorum? ben ikinci çocuğum da abim ilk göz ağrıları diye mi, abim canı burnunda hastanede iki hafta geçirdi diye mi, yoksa abim evleniyor diye mi?
devamını gör...
12595.
yaptırdığım yerde henüz elektrik bağlı değil ve yan komşudan su tesisatı için ustalar elektrik çekiyordu. arayıp abla yan taraf elektriği kesti dediler. az buz mesafede bir yerde değil. neyse gittim baktım konuştum adamlarla geçen ay ki faturanızdan ne kadar fazla gelirse ödemeye razıyım dedim ama dinletemedim. neymiş böyle kaç ay sürecekmiş. ulan adam 2 saatlik işim var diyor. toplasan tüm işler bir kaç ay sürecek ve o da ustalar geldikçe çekicez seyyar kablo ile. komşuyla anlaşamadık. paran da sen de yerin dibine bat gibisinden bir laf etti. çaprazdaki komşuya gittim rica ettim olayı anlattım, zamanında o arsayı onlar almak istedi ama alamadılar kuyruk acısı var kardeşim sen takılma dedi. ordan inşaata dönerken gözüm yolu telle çevreleyip kendilerine bahçe bostan yaptıkları yere takıldı. araçtan acil durum için tuttuğum kiloluk tuz torbasını ve cilalı oto şampuanını çıkarıp şişeye boşalttım. üzerine su ekledim ve tüm bostanı suladım...
pişman değilim. yine olsa yine yaparım.
devamını gör...
12596.
dini tartışmalarda kontrolü asla elden bırakmam. gecen gün, benden iyi olmasın bir hoca arkadaş ile münazara ediyoruz;
ben ontoloji dedikce o ashab-ı kiramdan kıssa anlatıyor, ben dinimizin dünya eksenindeki yeri ve önemini vurguladikca o mektubata giriyor, altta kalır mıyım? hemen birkac hadis-i şerifle kontraya ciktim.
bir azap ayeti ile de kombo yaparak bitirdim münazarayı. brutality!
devamını gör...
12598.
mekan o tarihi bir gelenegi olan trabzon lisesi. 2005 yılı anadolu lisesi statüsüne gelmiş ben de kıt kanaat imkanlarla hazırlanıp oks ye girip burayı kazanmıştım. köyden ilk kez okumak üzere bir sehre gidiyordum. içine kapanık ama başarılı idealist bir oğrenciydim. sınıftakilerle yeni yeni tanışıyoruz. benim utangaç çekingen bir köylü olduğum her halimden belli.etliye sütlüye dokunmayan öne çıkmayan silik bir karakterdim.

ve bir milli güvenlik dersi. hani o 70 lik albayın askeri disiplinle ders anlatıp sınavdan bir hafta önce sınav sorularını verdiği ders . bir dersinde yıllardır ezberledigi kitabin metinlerini makineli tüfek misali anlatırken o sırada bir yandan hocayı dinleyip diğer yandan da sıra arkadasımla göz ucuyla önümüzdeki kagidi karalayıp sos oyunu oynuyorduk. kimseye zararimiz yoktu. ders akışını bozan bir durumda yoktu. hoca her nasılsa durumu farketti ve ilginc bir sekilde hic bir sey söylemeden yanımıza gelip ikimizi de oldugumuz yerde ayağa kaldırıp sınıfın önünde tekme tokat dövdü. ıkimiz de şok olmuştuk. sınıfa rezil olduk. üstüne hoca ikimizin de velisinin nosunu alıp mudür yardımcısının yanına goturdü ve aratıp bizi şikayet etti. telefonda babamdan da ayriyeten azar isittim . her neyse sınıfa döndük tekrar. teneffüs zili çaldı herkes yanımdaki arkadası gelip tek tek teselli ederken bir kişinin bile gelip bana "üzülme arkadaşım olur boyke şeyler kafana takma" tarzı dahi bir sey söylememisti. ne yediğim dayak ne rezil olup gururumun incinmesi ne de azar işitmem. hiçbir şey beni umursanmadığım kadar üzmemisti. derslerinde başarılı ama sosyal hayatta çok silik bir karakterdim. o milli guvenlik hocasına hicbir kinim olmadı.tam tersine beni kamçılayan kabuğumu kırmama vesile olan bir dönüm noktası olmuştu. ve ben bunları yazarken o anki halimi düşünüp hüngür hüngür ağlayasım geliyor bu koskoca adam halimle . çünkü o zaman ağlayamamıştım bile, derdimi açacağım kimse yoktu o aralar. araya kaynadı gitti.
devamını gör...
12599.
ben bu sözlüğü kullanamıyorum galiba, selam verdiğimden küfür etmiş muamelesi görüyorum. merak ediyorum, acaba buraların adeti mi bu yoksa ben mi "mal"ım?
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar