dünyaitiraf.com

#özgürler 

12701.
çok çok yaklaşıpta bir işin olmaması insanı o kadar üzüyor ki. öğretmenlik atamasında en son kişinin atanan kişinin puanı 79.4 iken benim puanım 78.9 du. yarım puan yani. 1-2 soru daha doğru yapsam ya da yanlış cevap verdiğim soruları boş bıraksam şu an atanmış olacaktım.
dün bu durum yine karşıma çıktı. yine bir kurumun mülakatına gittim. p3 puan sıralamasına göre 2. sıradaydım. puanım ise 88.7. mülakat sonucuna göre 1. sıradaki adayı aldılar. onun puanı ise 89.1. aramızdaki fark 0.4 puan. yarım puan bile değil. yine 1 soru daha yapmış olsaydım şu an iş sahibi olmuş olacaktım. böyle küçük detayların hayatımızdaki önemli şeyleri belirlemesi bazen çok can sıkıcı oluyor.
devamını gör...
12704.
neden itiraf başlığına yazıyoruz fikrim yok ama kelimelik turnuvası başlığı sadece 3 gün önce açıldı, ayın 20'sinde. günde ortalama 600 tanım varken dün girilen tanım sayısı 917, ondan önceki 2 güne yazılım izin vermediği için bakamadım. üstelik bu ayın en fazla tanım giren ilk 2 kişisi turnuvayı düzenleyenler. istatistikler ön yargılarımızla çelişiyor özetle.
devamını gör...
12705.
inşaat işinde çalıştığım o iflah belleyen dönemlerde 14-15 yaşlarındaydım. ki yaşıtlarım her sabah kalkıp okul derdine düşerken, ben amelelik yapmaya gidiyor, eve katkı sağlamaya çalışıyordum. aşırı yorucuydu. adeti 25 kg'lık çimento ya da kumları taşımak vs. tam anlamıyla gelişmemiş bünyeme ağır geliyordu. alışırım diye düşünüyordum zamanla ama yok. sanki yaptığım işin zorluğu gün be gün katlanarak artıyor, beni daha da güçten düşürüyor gibiydi. haliyle her iş çıkışında bindiğim minibüs ya da otobüslerde eve kadar oturup gitmek, benim için nimetti, lüks gibi bir şeydi. keza gün boyu süren malum eziyet sonrası, 1 küsür saatlık yolu ayakta gitmek öeh yani.. ekstradan işkence.
da bir gün yine iş çıkışı bulduğum boş koltuğa oturduğum gibi sızıp kalmışım. yanımda da 17-20 yaşları arasında genç bir hanımefendi vardı ve uyku sırasında başım omzuna düşmüş. düştüğü gibi de bir çığlık.
akabinde gelsin ya sen ne yapıyorsunlar, sen nasıl bir terbiyesizsinler.. kusura bakmayın istemeden oldu diyorum yok. kız kaptırdı gidiyor.
zaten uyuyor numarası yapıyormuşum en başından beri ve o kadar yaşlı başlı insanlar ayakta giderken, ben ne hakla oturabiliyor muşum bu genç yaşta falan. üstüne çevreden de tepki yükseldi tabii ve kaldırdılar beni oradan. bütün gözler de üzerimde. dayanamadım indim ve en sağlamından ağladım o gün. bir ton da küfür ettim, Allahından bulmasını diledim.

ki bulmuştur inşallah.

son.
devamını gör...
12707.
döne döne mesajlarımızı okuduğum birileri var son zamanlarda. fark ettim ki meğer kendini benden uzak tutmak için elinden geleni yavaşça yapmaya başlamış, ben anlamamışım. benle olan sohbetini minimum seviyede ve merhaba-merhabaya indirmiş ben yine anlamadan her şekilde ona yaklaşmış içimi açmışım. bu akşam biraz daha farklı oldu tabii. eskisinden daha kırıcı ve daha farklı. üstelik sorunlarımı açmışken neden? ne yaptığımı sormak istiyorum, arayıp bütün güçsüzlüğüm ve sesimdeki hayal kırıklığını duyurmak istiyorum. demiştim ya; herkes gitti bir ben kaldım. o da çoktan gitmiş ama bana açıkça söylemek istememiş, ben bu gece bunu anladım.
devamını gör...
12708.
bugün kursta emine bulut konusu açıldı. 'o adamı bana verseler keşke. ne güzel şeyler yaparım ona' dediğimde * birisi * 'burada bu kadar erkeğiz. o burada olsa sana mı kalırdı?' dedi. tüm işkence hayallerimi tek cümleyle içime tepti. gerçi 'olsun ben yine de kendine erkek diyen o yaratığın ayağının altındaki deriyi yüzüp şah damarını pense ile sökmek istiyorum' dedim ama bunu tam olarak algıladıklarını sanmıyorum.

kadınız diye işkence edemeyiz sanıyorlar.

a bir de... zaten hapiste rahat edemiyorlarmış. şişleniyorlarmış. hapishanede bile hoş görülmüyormuş ve hapishanelerin onlar için gayet iyi bir düzeni varmış. bana ne! ben mi şişliyorum adamı da rahat edeyim? ben o yaratıkların canları çıkmadan aldıkları soluk içlerinde kalsın istiyorum. yaptıklarından pişman olmalarını değil, geldikleri portakalın vitamininde oluştukları günden pişman olmalarını istiyorum. yedikleri haltlar sürekli içlerinde çınlasın istiyorum. ölmek için yalvarsınlar ama ölemesinler istiyorum. zengin bebeklerinin kirlenmiş bezlerine muhtaç kalsınlar istiyorum. mezarları olmasın istiyorum. tıp fakülteleri kadavra diye melerken bu ve bunun gibiler gömülüp toprak olsun istemiyorum. nurda da yatamasınlar taşta da! geberemesinler de! cehennem ateşi bile cennet gibi görünsün de içeri alınmasınlar istiyorum. islama göre bir günahkar olarak ben bunlarla aynı cehennemi bile istemiyorum.

ben mesleği ne olursa olsun, 2 mikron dudağı yukarı kaydı diye hiç bir hemcinsim ölsün istemiyorum. kuyruğunu kaldırdı diye hiç bir kediye köpeğe tecavüz edilsin istemiyorum. sırf yuvarlak diye damacanalar da tecavüze uğrasın istemiyorum. gece yada gündüz herhangi bir gün herhangi bir zaman diliminde bedenimin çöp kutusunda bulunabilme ihtimalinin ihtimalini hiç bilmemeyi isterdim ama biliyorum. belki bir erkeğin bunu anlaması çok zordur, bilemem ama bu ülkede biz kadınlar her sabah sokağa çıkarken bu ihtimali düşünüyoruz. yanımızda bir erkek olsa da, olmasa da. hatta olması daha da korkutucu. çünkü bu cinayetleri en çok kendisine 'koca', 'baba', 'sevgili', 'abi', 'kardeş' diyen erkekler yapıyor, diğerleri de seyirci kalıyor. sonra hepimizin bildiği o siyah fon, beyaz arial mt fontlu #adsoyad, #kadıncinayetleri, #adalet yazıları. ondan sonrası; 'rızası varmış', 'bağırsaymış', 'iftira', 'kızına sahip çıksaymış', 'onun o saatte orada ne işi varmış'...
devamını gör...
12711.
yıllar yıllar önce abimin çok özel ve pahalı bir saatinin yerinden çıkan saniye ibresini tamir edeceğim diye camını sökmüştüm. yerine taktım da hatta ama o lanet cam bir türlü olmadı. güya fen dersinden öğrendiğim taktikle camı ısıtıp gerneştirerek yerine takacaktım, aklıma yanayım demiri ısıtsana. gerçi o zaman da saat saatlikten çıkacaktı. düşününce o zaman daha az saçmalıyormuşum. evet itiraf edeyim derken kendimi bulmuş da oldum. he, saat mi? üstesinden gelemeyince dolabın arkasına attım, taşınırken çıktı. o anda tüm gözler üstüme çevrildi. aile içinde bu kadar tanınmış olmak da ayrı bir duygu tabi...
devamını gör...
12713.
1.
perşembe gecesi 6 kupa kan verdim. kafamdan, boynumdan, sırtımdan, kalbimden, belimden ve diyaframımdan. bedenim ölmüş ama ruhumun hala keyfi yerinde gibi hissediyorum. tam olarak parmağımı kaldıracak gücüm yok ve haftalardır bugün saat 17'de kuzguncukta yapılacak olan bir etkinliğe hazırlamıştım kendimi. nasip...
devamını gör...
12714.
yazarların tanımlarından yola çıkarak onları kafamda bir yerlere oturtuyorum. sonra bu yazarlardan beklenmedik bir tanım, karikatür vs. gelince şaşkınlıkla birlikte üzülüyorum. bu bir eksi vermekle de geçmiyor.
devamını gör...
12715.
bazı genç arkadaşların burasının bir sözlük olduğunu unutup, duygusal hezeyanlar içinde olduklarını seziyorum. bu doğru bir hareket olmaz. oturup kahve için, tanışın konuşun. dışarıdaki hayat interaktif ortamlardan farklı işler. abinizden tavsiye.
devamını gör...
12716.
şu an 12730. entryi yazıyorum. biri 11856. sıradaki #6461523 entrymi beğenmiş. sağ olsun, bana da hatırlatmış oldu o an ne düşündüğümü ve yine kendim kendime hak vermiş oldum ama cidden o kadar eski sayfaları okuyacak kadar boş zamanı nereden buluyorsunuz? bu aralar etrafımdaki herkesi sinir edecek kadar yoğumuz sözlük.
devamını gör...
12717.
sabahın bu saatinde ''zaman her şeyin ilacı mıdır yoksa insan mı unutkandır'' diye düşünüp kuyruğunu kovalayan kedi gibi hissediyorum kendimi. evet saat 04.18; henüz delirmedim ama akıllı da olduğum pek söylenemez.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar