dünyaitiraf.com

#özgürler 

1541.
evde herkesin ortak kullandığı soğuk su şişesini bardak kullanmadan kafama dikiyorum. boşalan şişeyi doldurmadan dolaba koyuyorum. üstelik bademciklerim nanay. o yüzden babam ya da annem bu suyu kim doldurmadı diye sorduğunda gayet yüzsüz bir şekilde ben hastayım soğuk su içmiyorum diyorum. bi gün çok pis yakalanacağım ama neyse.*
devamını gör...
1543.
istanbul'dan ve dahi türkiye'den gitmek istiyorum sanırım.

çünkü şöyle bir haberlere göz gezdirdiğimde istanbul'un artık yaşanmayacak noktaya geldiğini görüyorum. ve bu hani toplumsal bozulma ahlak yoksunluğu vs gibi suçu rahatlıklar toplum katmanlarına atarak laf kalabalığı yapacağımız cinsten bir durum değil.

aksine, şahsım adına güvendiğimi sandığım, yönetim tabakaları tarafından ancak kasıtlı olarak yapılabilecek yönetim bozuklukları kokuşmuşlukları.

istanbul'da olan şeyler geçiyor gözümün önünden; fsm köprüsündeki tadilat işleri tam bir yönetim hatası. hani bir laf vardır "bu kadar cehalet ancak ilimle olur" diye işte bu da aynı durum. bu kadar yanlışlık ancak yetkili kişilerin kasıtlı müdahelesi ile olabilir. başka bir açıklaması yok.

madde malumunuz, maksimum düzensizliğe geçmek ister, istanbul trafiğini madde kabul edip maksimum düzensizliğe geçmesi beklenseydi, yöneticileirn yaptıklarından daha kötü olamazdı eminin.

dahası, avcılar metrobüs köprüsünün söküm işleminde köprünün yıkılması. bir inşaat mühendisi olarak ne tür bir zihni alt yapı(sızlık) ile hangi masraf, önlemlerden kaçılarak bir insanın yaşamına mal olduğunu tahmin edebiliyorum. yazık gerçekten yazık.

dahası, başbakan'a van il kongresinde, van depremin vefat eden ve fotoğrafına baktıkça içimizin parçalandığı yunus'un, işte o içimizin parçalandığı fotoğrafının çerçeveletilmiş şekilde hediye edilmesi.

ne diyeyim ki

baştan sonra ümitsizlik.
devamını gör...
1545.
hani bu yurdum manzaralarında, dolmuşlarda filan, başını örtmüş diğer tüm kısımlarını bışvermiş hanım resimlerini görürürüz ya, ben onun canlısını gördüm demin. ve istemsiz olarak elim telefonuma gitti, çekecektim ben de fotoğrafını. koyacaktım buraya caps olarak. sonra dedim kendi kendime, sakin ol. saçmalama. ve saçmalamadım.
devamını gör...
1546.
salı günü geleneksel ankara tatilimi yapmak üzere bütün planlarımı yapmıştım ki ananem hasta olmuş, yanında kimse yokmuş, sürekli düşüp bayılıyormuş, haliyle de doktora gidemiyormuş... hemen ankara işini iptal ettim yarın ananemin yanına gideceğim.
ekstrem olan şu ki;
genelde ailenin bu tür ciddi işlerinin dışında tutulan, kafasına göre takılan "şımarık tombiş bebek" olan ben, annem de müsait olmasına rağmen ben, evet ben yaşar usta, ananeme yardıma gidiyorum sözlük. kendi keyfine düşkün olan, kimi zaman bencil ben, benim için çok çok önemli olmasına rağmen ankaraya gitmekten vazgeçiyorum. bundan da gram üzülmüyorum. içimde bir garip his var.
yani;
ben büyüdüm evet. ama daha güzeli ailemin gözünde de büyümüşüm.
devamını gör...
1547.
yaklaşık 2 yıldır oturduğum evim, 2 yıldır hiç olmadığı ve benim evim olamayacak kadar temiz.
odalara teker teker girip adnan oktar gibi burundan konuşarak "sen aşırı derecede sevimli bişeysin, maşallah sana" diyesim geliyor o derece.
devamını gör...
1549.
espri yapabiliyorum, gülebiliyor ve eğlenebiliyorum.

bazen durup kendime bakıyorum. "normal mi bu" diyorum.
buna "evet" dediğim de oluyor, "hayır" dediğim de.

her şeyin insanlar için olduğunun ayrımına varıyorum bazen.
"sonsuz şükürler olsun ki inançlıyız, rabbim dirayet veriyor" diyorum.

kitlenip kalıyorum. gözlerim dalıyor / doluyor.
"ne yapıyoruz biz, normal değil bunlar bir şey oldu bizlere" diyorum.
bazen gelip bir suçluluk duygusu peyda oluyor, sebebini kestiremiyorum.
daha her şey çok taze.

babamla son görüşmelerimden birinde arayışta olduğumu anlatmıştım ona.
o her ne arıyorsam bulacağıma inanıyordu, bense ne aradığımı bile bilmiyorum.
fakat o, onu da bulacağıma inanıyordu.

"o bulacağımı söylediyse mutlaka bulacağımdır" demek geliyor içimden şimdi.
bunu söyleyebilmem için onun aslına rücu etmesi mi gerekiyordu bunu bilmiyorum.
bildiğim bir şey var ki kendimi suçlu hissetmemi gerektirecek hiçbir şey yok.
bildiğim bir şey var ki Allah hep bizimledir, o ne verdiyse bir hayır vardır.
bildiğim bir şey var ki artık daha farklı da olsa hayat devam ediyor. çünkü öyle olmak zorunda.

insanoğlunun ömrü hep bir şeyleri aramakla geçiyor.
"bulabilene ne mutlu" diyeceğim geliyor ama belki de bulmamız gerekmiyordur.
kim bilir..





devamını gör...
1550.
ertelemek.. ah ne feci birşey. bu gün değil yarın.. yarın değil öbür gün... bu ay değil öbür ay... sonraki bayram... belki seneye... doğru değilmiş. yapmamak gerekirmiş... bu gün bir kez daha öğrendim ki, biriyle dost olmak istiyorsan hemen olman gerekiyormuş... acele etmek gerekiyormuş. hiç vakit kaybetmemek gerekiyormuş...!
devamını gör...
1551.
bilen bilir, ben yer yön duygusu gelişmemiş olan insanlardan biriyim. neyse bunu pek kimse bilmiyordu yakın zamana kadar. bi gün amcamın oğlu evlenecek ve davetiyelerini dağıtmak amaçlı bizim semte geliyor. ve güya bizim semt olduğundan ve ben orayı avcumun içi gibi bildiğimden, onun bilmediği yerlere ben götürmekle görevliyim onu. bi yakınımızın evi vardı önceden üç kez gitmiştim ama sadece bi kez tek başımaydım ve evi önündeki büyük trafo sayesinde bulabiliyordum. kuzenim ile çıktık yola, hava da karanlık. trafoyu arıyor gözlerim, yok bulamıyorum. kuzenimi rastgele sokuyorum sokaklara, dolanıp duruyoruz, o da fark etti mi artık bi şey demiyor. ben de azalarak bitiyorum tabi o sırada. bi binayı çok benzetiyorum ama trafo yok önünde. sürekli bu mu acaba filan diye soruyorum kendi kendime. neyse dedim yiğitlik gitmesin elden, gittim bastım zile. orası çıktı. o gün sevindiğim kadar çok hiç sevinmemiştim o derece. meğer trafo artık yokmuş, bağlantıları yer altına almışlar. kuzenimle dört dönerken de binanın önünden 3 kez geçtik ha. Allah'tan bi şey demedi.
devamını gör...
1558.
babası irticadan sürülmüş bir emekli terörle mücadele polisinin oğluyum. bu durum her nekadar yeşil pasaport almama engelse de ben gurur duyuyorum.
devamını gör...
1559.
evde çözülememiş çengel bulmaca yığını var, her bulmacayı çözeyim diye elime alıyorum bir kaç yaptıktan sonra devamını getiremiyorumi bulmaca kültürü sıfır.
devamını gör...
1560.
verdiğim bkzların yanına, yıldızımın içinde küçük bir not yazmadan edemiyorum az önce fark ettim. neden yapıyorum ki bunu. hiç bir şey değil rahatsız oldum bkzlarımdan durup dururken.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar