senden hoşlandım ama iki senelik okul hayatımda bunu sana hissettirmeyeceğim
platonik olarak da kalmayacaksın.
devamını gör...
acaba karşı cins de bizimkiler gibi kendisiyle alakasız olsa bile beni niye oraya çağırmadın, ben de gelirdim belki diye trip atıyor mu birbirine?
mesela seramik atölyesi oluyor, adamın bir gram alakası yok ama beni de çağırsan gelirdim diye laf yiyorum. hayır merakınızdan mı, bir arayış içindesiniz ondan mı anlayamıyorum da. gece gece sevgili tribi gibi trip yiyoruz iyi mi...
devamını gör...
geçen seneden beri bir arkadaşım aklıma birini sokmaya çalışıyordu başlarda yok anlatma falan diyordum araya yaz girdi bir iki kere daha konu açıldı dalgaya vurdum geçtim. öncesinde bir iki kere karşılaşmıştık arkadaşın yanında ama tanışmamıştık. bu sene başında yine bir ki kere konu açıldı pek bir şey demedim. çünkü büyük ihtimalle karşı taraf beni tanımıyor bile sadece arkadaşımın kendi kafasında kurduğu bir şeydir. ve büyük ihtimalle ona böyle konuyu açamıyordur bile çünkü bahsettiği kişi her şeyden elini ayağını çekmiş köşeye çekilmiş bir iki erkek arkadaşıyla takılan kendi halinde sessiz sakin hayattan derslerini almış bir insan. sene başından beri hergün görüyorum karşılıklı sigara içiyoruz genelde. geçenlerde arkadaş heycanlı heycanlı geldi. evde yemek hazırlarken beni sormuş bizim arkadaş da başlamış anlatmaya bir sürü şeyi yemek hazırlama yeme ve toplama sürecinde hep benden bahsetmiş bizimki. bizimkine göre istemese sus diyip konu değiştirirmiş. yani bu büyük olaymış. bunu gibi birkaç olay daha oldu. sonra birgün sigara içerken bakmaya başladı yüzümü kaldıramadım hemen bitirip girdim içeri başka birgün gülümsedi başka birgün arkadaşla önünden geçerken onunla konuşurken benimle de konuştu. sanırım hoşlanmaya başladım biraz ama sonradan başka bir arkadaştan bir şey duydum. çok yakın olmadığım ama aramızda saygı ve sevgi bağı olan bir arkadaşım önceden ondan hoşlanıyormuş. bunu öğrenir öğrenmez tüm ihtimalleri çöpe atmaya karar verdim. görmemeye çalışıyordum. konu açılınca hemen kapatıyordum. ama geçen gün hislerimin sandığımdan daha yoğun olduğunu anladım. ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok bu saatten sonra sadece utanıyorum. umutlanmak dünyanın en kötü şeyi galiba.
devamını gör...
son bi haftadır avrupa yakası dizisinin youtube kanalına düştüm çok fena. 15-20 dakikalık kesitleri su gibi götürüyorum. yayınlandığı dönem bu kadar izlememişimdir. bazı karakterler eğreti ve itici o dönem biraz komikmiş sadece fakat burhan'dır bülent'tir fatoş'tur bunlar epey sağlam karakterlermiş hala eğliyor insanı. kurtulmam lazım bu bataktan.
devamını gör...
hadi yine itiraf edeyim bir şeyler.

türk kahvesi yapmayı daha bu sene içinde öğrendim, hatta yazın ya da bahar gibiydi. sebebi de evde hiç kahve kültürü olmamasıydı. neyse öğrendim ve fena yapmıyorum artık, en azından içilebilir.*

yemek yapmakla aram hiç yok. annem biraz düzen takıntılı bir tipti ki hala öyle, ne zaman mutfağa girsem "hadi ben de bakayım, yardım edeyim hem öğrenirim" desem elletmedi bir şeyleri, ben de vazgeçtim. ayrıca mutfakta olmak beni boğuyor, dolayısıyla hiç de hevesli değildim zaten ama içimdeki minicik kırıntılar da öldü gitti böylece. kısaca makarna, yumurta, vs gibi şeyler haricinde yemek yapmayı bilmiyorum.

ayrıca vücudumun en hassas bölgesi midem sanırım, ne zaman hasta olmaya kalksam oradan darbe yiyorum. hatta sırf öğürme refleksi yüzünden hastayken yemek yemiyorum, sadece çubuk kraker ve ayran. o da çocukluktan kalan bir alışkanlık.

hediye almayı sevmiyorum, sanırım ruhuma görünmez zincir vuruyorlarmış gibi hissettiğim için. o hediyelerle minnet duygusu oluşturuyorlar ve zamanı gelince ben de aynısını yapmazsam içim sıkılıyor. hayır manyak değilim o kadar, sadece minnet duymak istemiyorum kimseye. kendi halimde mutluyum.

genel olarak kendimle barışık olsam da bazen o kadar çekişme içinde oluyorum ki huzur vermiyorum kendime. özellikle sonbaharda deliriyorum, en az bir 15-20 gün cozutuyorum ve kendime gelemiyorum. zaman geçince sakinleşiyorum ama o zamanı bilemiyorum işte, ne kadar zaman geçmeli ki kendime geleyim.

bir aksilik olmazsa yakında hala olacağım, dünyanın en süper halası olmak için elimden geleni yapacağım. tabi prenses modunda yeğen yetiştirmek istemediğim için evdeki erkek çocuklarla oynatacağım bol bol.* tabi babasının ya da annesinin bundan haberi yok, çünkü bilmelerine gerek yok. ve tabi ki en kısa zamanda gs store ziyareti yapmam şart, ocak ayında gidip minik aslanımıza bir şeyler alayım da çocuk şimdiden alışsın ortamlara.

bu arada toplu taşımalarda uyumak bende bir huy, bir ruh hali gibi bir şey oldu. kafamı koydum mu uyumaya başlıyorum ve o uykular acayip dinlendirici oluyor.

sanırım bugünlük bu kadar yeter. herkese mutlu tatil günleri dilerim.
devamını gör...
ya hayal kurmayı bilmiyorum ya da kurduğum hayaller çin malı. hepsi de kumdan kaleler gibi çöktü gitti..
devamını gör...
yeni mezunum ve bugün işteki ilk günüm. benden sorumlu yazılımcı kişi yaptıklarını gösterdi. arkadaş, ne biçim şeyler yapmış. 2 yıldır hobi amaçlı projeler yapmama rağmen ben ağzım açık izledim sadece. bana yaptıklarından sadece birini gösterdi ve bunu 6 ayda yaptım dedi. o projeyi sanki bir ekip yapmış gibiydi. birazcık da gözüm korktu sanki. ben yapabilir miyim o sürede böyle bir şey diye. elim de yavaş olduğundan şimdiye kadarki iş hayatı hiç düzgün gitmedi benim. gerçi başka bir mesele var en çok o endişelendiriyor beni. hayırlısı.
devamını gör...
abi insan eleştirdiği veya alay ettiği şeyle sınanmadan ölmüyor la. galiba ben sınanmakla ölecem. "olm ne kolay grip oluyonuz süt bebeleri" derken iyiydi mösyö...*
devamını gör...
benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. belki de sıradan ve vasıfsız bir şey olarak görüyor bunu. o da haklı... neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. farklı boyutlarda elbet. ama bir şekilde sevmiş. zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. fakat ben ne yapabilirim? anlatamıyorum. anlatamamanın sıkıntısı içimde ki telaşı kat be kat arttırıyor. seni en çok ben seviyorum desem. en... ne en? içimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor.
devamını gör...
dürbün butonunu sözlüğe döndüğümden beri hiç umursamıyordum hatta hiç merak etmedim de. aktif hale getirmek için bir çabamda olmadı. son 20 tanımınız kaldı yazısını görünce hırs yaptım. ayrıca sözlüğe döndüğümden beri ilk defa dürbün butonum çalışacağı için heyecanlıyım.
devamını gör...
bazen kurduğum hayale kendimi öyle kaptırıyorum ki gerçek sanıyorum. tam birisine anlatmak üzereyken "hayaldi o yaa olmadı ki öyle bir şey" deyip kendimi uyandırıyorum.
devamını gör...
güne iyi bir ruh haliyle başladığını düşünüyorsun. mesaiden çıkıp eve geliyorsun. bugün kafa olarak biraz iyiyim diye düşünürken kahvaltı masasında babaannem “gardaşım öldü oğlum” diye söylenip ağlamaya başlıyor.. sonrasında da çay bile içmek gelmiyor içinden..
devamını gör...
sözlük, doctor who ya dair başlıklar gördüm, gözlerim yaşardı. sonunda özleyip de kavuşacağım bir şeye sahibim.
devamını gör...
biraz tanım, biraz oy gerekiyormuş. bas seri artıyı itirafçıların yüzü gülsün değil mi. yok işte, kahrolası prensipler. sözlük gibi adamı artılarım, sizi artılamam.** çünkü adam lügatten yazmış, duygu yok. ver 500 artıyı eyvallah kardeş demez.* ama siz en yüce duyguların yazarlarısınız. bir istatiktik malzemesi değilsiniz. beni anladığınızı düşünüyorum.
devamını gör...
bugün gittiğim karate kursunda müslüman arkadaşlarla birlikte serbest dövüş yaptık. vuran da Allah diyordu dayak yiyen de. işte o an neden dünyanın bu haldehdhxjxj. şaka lan dünya umrumda değil. hemen sevinmeyin atayizler. cidden ilk defa kendimi bu kadar ağlak hissediyorum bir konuda. itirafım süt bebesi olduğumdur.
devamını gör...
kuru incir reçeli ile çay içmeyi seviyorum.
devamını gör...
havuç salatalık ve biberleri uzunlamasına dilimliyorum soğanı yuvarlak halkalar halinde kesiyorum sanki tadı daha güzel oluyor hemde lifleri kopmamış oluyor. paranoyak olduğumu itiraf ediyorum.
devamını gör...
çalıştığım yerde biri bi şey söylese de laf soksam, tartışsam diye bekliyorum resmen. aksi gibi onlar da bana bulaşmıyor. kendi negatifliklerinden beni de delirttiler.
devamını gör...
üzgünüm... tedirginim... güvensizim... koskoca bir şehri, koskoca mazimin ayak izlerini saklayan bu şehri bırakıp gitmeme ramak kaldı... ama bırakıp gidemediğim şeyler var... *
devamını gör...
saçma rüyalar görüyorum. apartmanda yaşıyoruz. oturduğumuz daire 6. katta. ben bazen rüyalarımda uçan minibüsler ve bu minibüslerin manevra yaparken bizim balkon pencerelerine çarptığını görüyorum. ulaşım için devamlı minibüs kullanıyor olmak galiba beynimde bir köşede yer edindi. yaşlandığımda da böyle rüyalar görebilirim. bilinç altıma hayranım.
devamını gör...
sözlüğe kaydoldum kaydolmalı yazarların karalama defteri başlığına hiç bakmadım. o başlık bana o kadar sıkıcı geliyor ki içerisi hep iç bunaltıcı tanımlarla dolu gibi. uzun uzun cümleler, gereksiz benzetmeler, abartılı betimlemeler... ne bileyim sevmiyorum o başlığı içerisi dertlerle dolu sanki.
devamını gör...
deli deli işler yapasım var. akla mantığa sığmayan her şeye yer açıp kucaklamak istiyorum. yaw ben niye böyle anormalim?
devamını gör...
birilerine hediye hazırlarken inanılmaz eğleniyorum. hediye, sahibine ulaştıp yüzünde tebessüm oluşturduğunda mutlu olduğum kadar hiçbir şeyle mutlu olamıyorum.
devamını gör...
imkansıza vurulmak dedikleri anı yaşıyorum şuan resmen. ömrümde belki bir daha asla ama asla göremeyeceğim ki görsemde değişen pek bir şey olmayacağını bile bile... ah be bu hallere düşecek insanmıydım! ilk kez kendimi bu kadar aşağlanmış hissediyorum la. o değilde ben her dağıldığım da buraya yazıyorum ya. vefasızmışım...
devamını gör...
ben galiba osmanlı devletinin reenkarnesiyim. şuan duraklama devrindeyim gibi. umarım yıkılmam.
devamını gör...
evde kronik bir yemek problemi var ve benden kaynaklanmıyor. daima da böyle kalacak gibi. ben de gittim youtube'dan ezo gelindir yayla çorbasıdır bi şeyler öğrendim. zaten coleslaw yapmak gibi hobilerim vardı ve ziyadesiyle güzel yumurtalı kahvaltılık besinler üretebiliyodum aç kalmak istemediğimde aç kalmıyordum. fakat bu yeni bi sekşın. videodaki tarifin aynısını uygulayınca yüzde 95 başarılı oluyor zaten. pek bi olayı yok yemek yapmanın. sadece başında beklemesi ve her gün her gün yapması sıkıntı. gene de bu bilgileri gelecekteki evlilik durumu için kendime saklayacağım* çünkü malum bu işlerde neye el atarsanız elinizde kalır. beni tanıyan kişiler müstakbel eşte hamaratlık mevzusuna fazlasıyla önem vermemi anlamıyor. hayata genel bakışımla pek uyuşmuyor gibi geldiğinden sanırım ama bu böyle. yuvayı dişi kuş kurar lafı boş laf değil. bir evde bir kadın nizamı sağlayıp devam ettirmediği zaman o evden huzur başını alıp gidiyor belli bir süre sonra. bu yüzden kendilerine "dinde kadının ev işi yapması zorunlu değil mawmawm" şeklinde veya birtakım seküler feminist argümanlarla gaz verenlere biraz üzülüyorum. eğer uşaklar tutacak zenginlikte değilseler bunun gerçek hayatta hiç de yürümediğini acı bir şekilde tecrübe edebilirler. zaten hayat da yalnız din değildir, kültür de vardır, zamanın gereği de vardır, maddi şartların gereği de vardır ve din de belli temel kurallar koymak suretiyle bunların hayatı şekillendirmesine salık verir. gene de öyle düşünene de bir şey demiyorum zaten artık başkalarının ne yöne gittiği pek umrumda değil. bana mantıklı geleni kendi hayatımda uygulamaya çalışıyorum bitti gitti. her erkek şöyle her kadın şöyle olsun, şuna inanlar şöyle buna inananlar böyle mevzuları bi süredir beni hiç ilgilendirmemekte. bu tavrımı bi yerde açıkladığımda da yakın arkadaşlarımdan biri "ama emri bil maruf nehyi anil münker de farz" demişti. tabii ki öyle ama insan bazen başkalarını doğrultacak doğruluğu kendinde bulamayabilir. zaten bahsettiğim ihtilaflı şeyler. yoksa birini öldüreni bir şey çalanı kenardan izleyip ben artık karışmıyorum demek değil.
devamını gör...
az önce en eksi almayacak tanımımın eksi aldığını gördüm. hem de neredeyse 2 yıl önce yaptığım bir tanım. benim için çok özel olduğu için kimin verdiğini bulursam onu o tanıma gömeceğim!!!
devamını gör...
son günlerde her şey üst üste geldi. kederlenip köşeye çekilecektim. müzik, kitap, film, depresyon, yalnızlık felan. derken günler geçer, ben de zamanla kendimi iyi hissederim diye düşünüyordum ki birden böyle yapmamaya karar verdim ve dışarı çıktım sokağa karıştım. hayatımın hakkında iyi şeyler olmasını umdum. kötülük üzerime üzerime gelirken birde düşüncesi ile kendimi daha da yormak istemiyorum. karanlık çöktüğünde, karanlığa alışmak değil de ışık yakmak istiyorum. her yere uymaz bu söz ama acı ve mutluluk bir döngü halinde sürdürüyor varlığını...
devamını gör...
dün bir kere daha samimiyetin değil iki yüzlülüğün kazandığını gördüm. insanların yüzlerine samimi şekilde kırmadan dökmeden gerçeklerin söylemesine dahi tahammülü kalmamış.

- her zaman her yerde fiskos kazandı, çiğlik kazandı, dedikodu kazandı.
devamını gör...
bugün babamla alışverişe gittik. alacağın bir şey varsa hemen al çıkalım dedi. bir şey bulamadım bedenleri farklı iki parça bir şey aldım sonra değiştirme kartıyla değiştiririm diye. babamın haberi yok. dolandırmış gibi hissediyorum.
devamını gör...
bazen * şu anki durumumdan çok farklı olmayı istiyorum. ama bu imkansız. sonra sadece ağlıyorum.
ve hayat devam ediyor mecburen. aynı şekilde.
devamını gör...
gastronomi okumadığım için pişmanlık duyuyorum. gelecek ve geçim kaygısı gibi sorunlara sahip olmayacağımı bilsem şuan bile bölüm değiştirirdim.
devamını gör...
itici olmanın birçok çekici tarafı vardır. kötü başlayan hikayeler en güzel sevişmelere dönüşür. arzuların gerçekçi yapısı şehvetimizin iştahını kabartır.
devamını gör...
bunca derdin arasında yılmadan gülümsemeyi çok seviyorum. her ne kadar güçsüz olduğumu söylesemde çok güçlü olduğumu biliyorum. yaşamayı ve nefes almayı seviyorum. umarım sevdiklerim beni hiç bırakmaz ve hayatım hep pembe olur...
devamını gör...
sekiz yaşına kadar geceleri altını ıslatmış biriyim bu yüzden, bence, beni fazla ciddiye almamak lazım.
devamını gör...
tam da şöyle güzel bir cuma sabahı geçirirken hatırlamamın beni dibe çökerttiği şeyleri hatırladım. onlardan kaçmak istemiyorum ama içinde çok vicdan azabı var. yüzleşmek kolay değilken, bir kere yüzleşmekle de atamıyor olmak...
Allah'ım yarım bıraktıklarım kendileri için en mükemmelleriyle tamamlansın.benden bir tane var, o da bana lazım, şimdilik.
devamını gör...
daha önce de sanırım beyan etmiştim. eş-dost durmadan bana, evlenmem için kız ayarlama peşinde, sağolsunlar. hep olmaz felan deyip geçiştiriyordum. en son bir arkadaş sağolsun bir kız gösterdi, bir nişan sonrası. "aha lan, budur işte. bu kızla isterse olabilir" dedim kendi kendime. daha sonra öğrendim ki bu gerizekalı bana yanlış kızı göstermiş. gösterdiği kız nişanlıymış ve pek yakında evlenecekmiş-allah mesut etsin-. tabi kızı beğendiğimi felan söylemedim, yine alaya verdim. iyiki de söylememişim.
devamını gör...
içimde kaybetmişiliğin ve pişmanlığın büyük hüznü var.
devamını gör...
migrosta bir avize beğendim, aynı model biri küçük diğeri büyük, barkodlarını değiştirdim, küçük paraya büyük avizeyi okuttum geçtim.
devamını gör...
her şeyi mantıkla açıklamaya çalışan insana her şeyi mallıkla açıkladım. ve bittabi ben kazandım.
devamını gör...
3-4 yıl önce “daha neler” diyerek güldüğüm bir şey yapmanın arefesindeyim... niyetim büyük konuşmak falan değildi niye böyle oldu ki..
devamını gör...
evli barklı adamların yürümesinden midem bulanıyor. defalarca instagram hesabımı kapadım bu yüzden. ama öyle içimize işlemiş ki sosyal medya kullanmadan edemiyoruz. ve maalesef bu vesileyle insanların iç yüzünü de görmüş oluyoruz. ahlaki çöküntü had safhada. Allah sonumuzu hayreylesin.
devamını gör...
hep haklı çıkıyor olmanın gururunu ve üzüntüsünü yaşıyorum.
devamını gör...
sen o kadar tanım gir, tanımı girmek için kitap oku. sadece bir artı bir fav gelsin. yok size tanım. siyasi şeyleri siliyorum zaten. iyice kültür hesabı formatına geçeceğim. artık eskisi kadar tanım girmeyeceğim. yönetimden bir defaya mahsus seri tanım silme hakkı talep ediyorum.
devamını gör...
aslında buraya yazdığım her şey kendi kimliğimi yansıtmıyor. belki hepinize yalan söylüyormuşum gibi anlaşılabilir bu durum. ama işin aslı benim karakterimin (en azından şimdiye kadar tanıyabildiğim kadarıyla.) tek bir önemli niteliği var o da zayıf tarafta olmayı sevmek. her düşüncenin her yolun kendisine göre bir mantığa sahip olduğuna inanıyorum ve bunları anlamaya çalışıyorum. sonrasında bu görüşün aşağılandığı kabul edilmediği yerlerde bu görüşü savunuyorum. bu biraz hastalık biraz takıntı gibi bir şey.* yani burası muhafazakar olduğu için böyleyim ekşide bir şeriatçıya dönüşebilirim.

*
devamını gör...
sevgili dünya.
daha öncelerde başka sözlüklerde yazıp sonrasında keyiflerince davranarak banlanmış eski bir yazarım. uzun bir süre bir daha asla yazmam dedim, davet üzerine dünya sözlükten gelen teklifle geldim. diğer sözlük sitelerinde nickim farklıydı tabi. umudum yoktu buraya da dair. hatta nickaltım bile (sonrasında silinmiş olsa bile hiç tanımayan birileri yine kötü entryle) kötüydü.
önemli mi benim için???
değil tabi
ama n’ldu..
bir moderatör destek verdi. tanımıyorum burda kimseyi, belki de tanıdıklarım da vardır. (bazı nickler çağrışım yapıyor)
admin bile cevap veriyor.
bir şey yapmadığım halde atılmadık şu ana kadar.
daha n’lsun o zaman.
iyi ki varsın dünya sözlük

(eğer bir gün ban’lanırsam iki elim yakanızda)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar