aldığım ilk gerçek yenilgi hayattan vazgeçmeme neden oldu. öncesinde sahip olduğum yaşama enerjisi sıfırlandı. artık tutkularım yok. yaptığım her şeyi sırf birileri ne yapıyorsun diye sorduğunda verecek cevabım olsun diye yapıyorum.

bu dünyada gerçek anlamda hiçbir şey yapmak yahut olmak istemiyorum sanırım. doğdum, büyüdüm ve heba oldum. yazık.
devamını gör...
bu bayram yalnızdım. ailemin yanına gitmedim. gitmeyişimin temel sebebi olmasa bile büyük bir etken annemin gelişi oldu. ondan kaçtım. şu an herkes farkında. onun gittiği günün akşamı gelerek ilan etmiş oldum bir nevi. konuşurken reddetsem de gerçek bu. ve insanlar beni anlayışla karşılıyor. üzücü ama bu da gerçek.

yarın ve yarını takip eden muhtemelen bir hafta boyunca babamın tarafının düzenlediği gece yahut sabah etkinlikleri var. hepsine katılmam bekleniyor ama bundan rahatsızlık duyuyorum. annemden kaçmışken onların her şeyine katılmam doğru olmaz gibi görünüyor, içime sinmiyor. yine de bunu söyleyecebileceğim, derdimi anlatacağım kimse yok... çünkü annemle aramın bozukluğunu bilmemeliler. çünkü onlar baba tarafı, annemse ters yönde ve annemle aramın bozukluğu onların annem hakkında atıp tuttuklarını büyük oranda doğrular kendi kafalarında. buna gerek yok. annem sonuçta. berbat bir anne oluşu tescillenmiş de olsa anne.

boşanmış bir ailenin çocuğu olmak zor sözlük. denge kurman gerekiyor. iki taraf da fırsat buldukça birbirine sövüyor ama onlar için artık yabancıyken ikisi de senin ailen. bu arada kalmak meselesi yorucu. küçükken de zordu hala zor. büyüdüğümde bunun kolaylaşacağına dair bir inancım vardı boşa çıktı baya üzgünüm bu nedenden ötürü. ne yapmalıyım bilmiyorum. kaçmak istiyorum, kaçacak yerim kalmadı. yaz aylarını sevmemek için bir neden daha.

aile kurumunu sevmemek için de bir neden daha
devamını gör...
kendi kendime söz vermiştim ama dayanamadım! yine sözümü tutamadım. 2 gün önce ailece gittiğimiz piknik dönüşünde çöpün kenarında ölmek üzere olan yaklaşık 3 haftalık bir kedi gördüm. ilk başta ölü sandım, sonra elime aldım baktım yaşıyor. etrafa sorduk annesi, kardeşleri var mı diye, yokmuş. başka bir yerden biri getirip bırakmış üstelik mahallede beslediğimiz bir köpek var o da saldırmış çocuklar elinden zor almış falan. bir görseniz bir lokmacık bir şey. onu o halde bıraksam gece uyku uyuyamazdım. aldım hemen güzelce yıkadık, yedi içti bir güzel uyudu. ertesi gün vete gittik 400gr kilosu, düşünebiliyor musunuz? yine yenildim kendime işin özü, ev artık kedi evine dönecek böyle giderse. ama şuna karşı koyulur mu allasen?




edit: bakın o çocuk koca bir prens oldu.

devamını gör...
bi nuri bilge ceylan ıssızlığında kenarda unutulmak istiyorum. bir köşeye sineyim ve orda kök salayım.
devamını gör...
evvelsi gün 3.5 yaşındaki yeğenimi , evlerinin yakınındaki parka götürdüm. belediyeye ait büyük bir park. okul öncesi çocuklara ait oyuncaklarla daha büyük çocukların kullandığı oyuncakları ayırmışlar. neyse işte bizimki tutturdu büyüklerin kaydıraktan kayacağım. bu tüp şeklinde olan kapalı kaydıraklardan, oldukça yüksekti ve tırmanma demirleri de korunaksızdı.
" oradan kayamazsın çok yüksek" dedim. tabii hiç umrunda olmadı ve " ben artık ablayım" diyerek çıkmaya başladı. önce korksam da kendinden emin çıkışına ses edemedim. kaydı ve önümden koşarak geçip yeniden tırmanırken "yapabilirim yapabilirim, istersem yapabilirim" diye şarkı söylemeye başladı. pepede falan duydu heralde. sesinde nlp kitaplarındaki herşeye gücünüz yeter diyen saçmalıklardan çok farklı bir anlam vardı. onu izlerken hiç denemeden vazgeçtiğim şeyler geldi aklıma hüzünlendim. bazen 3.5 yaşındaki bir çocuk bile size hayata dair bir ders verebiliyor. belki de zaten en büyük öğretmenlerimiz onlardır.
devamını gör...
8 yıl boyunca koşturduğum güzel işlerden bir süredir uzak kaldım, bu süreçte ne kadar çabuk rehavete ve rahatlığa kapıldığıma şahit oldum. "oysa 6 7 ay önce dertleriyle uykularımı kaçıran çocuklar vardı etrafımda, ne oldu onlara? ne çabuk boşluğa bıraktım kendimi? ben bırakınca onların derdi son buldu mu?" diye düşünürken 4 yıl önceden bir fotoğraf çıktı önüme az önce... yine mart ayındayız ve yetimlerle bir salonda eğlenip kendimizden geçerken yarım yamalak bir poz vermişiz, hepsinin yanakları al al koşmaktan... bense şaftı kaymış bir palyaço kılığında osman'ı kucağımda zapdetmeye çalışıyorum. hepsi önüme dizilmiş, ibrahim başgan, ayşe, şirince zeynep ve diğerleri... biliyorum yerime başkaları onlarla ilgileniyor belki de beni çoktan unuttular. ben uzaklaşsam da hiçbirini unutmadım.

hem nasıl unutabilirim ki, sen de olsan unutmazsın sözlük...

şirince zeynep'in salondan dışarı çıktığımızda yoldan geçen bir çocuğun babasına seslenerek koşarken bakakalışı ve onlar gittikten sonra yeni kaybettiği babasını hatırlayıp "ben de babamı istiyorum." diye ağlarken beni jokerden bozma palyaço halimle ona sarılarak ağlatmasını, yanlarına giderken haber verdiğim muhammedle isa'nın sokağın başında beni karşılayıp bacaklarıma dolanmalarını, uçuramayacağımı bile bile mutlu olsun ve eğlensinler diye mahallenin dik yokuşundan uçurtma uçurma bağanesiyle yalpalaya yalpalaya koşmalarımızı nasıl unutayım.

yine mart ayındayız, yetim dayanışma günleri başladı ve maskot ablanız sizi çok özledi...
devamını gör...
size "öyle çok da şey değilmiş ya sen de" dedirtebilecek ama benim bir türlü aklımdan çıkmayan bir rezil olma durumum var.. niye böyle onu da bilmiyorum..

şöyle anlatayım. üni kazanıldı, başka şehre gidilecek falan.. yurt seçerken kurda kuşa yem olmasın çocuk deyip babam da benimle gelmişti. üniye kayıttan sonra bikaç yurt baktık ettik açık standlardan, sonra agd'nin yurdunu seçip gittik. peder eski mgv'li olunca. hoş beş derken yurt müdürü yurdu gezdirmeden önce odasında yurdun özelliklerini anlatmaya başladı. ama nasıl sallıyor, sanırsın beş yıldızlı otelde kalıcam. izinleri olmadığından 1.5 ay sonra mühürledilerdi yurdu ama konumuz o değil. adamın nası salladığını anlayın diye yani.
neyse..
müdür masasında, biz babamla karşılıklı oturuyoruz. lafın arasında bölüm neydi, oo çok iyi bölüm cart curt gazladı müdür bi beni. sonra odalarımız 2,4,6 ve 8 kişilik siz hangisini düşünürsünüz dedi? babam bana baktı. ben de:

-tabi ki iki kişilik odayı tavsiye ederim baba, dedim. nası tavsiye lafı çıktı ağzımdan bilmiyorum.. sanki ben babamı yurda yazdırmaya gitmişim..babam afalladı 1-2 saniye. müdür o arada benden babama çevirdi kafayı, kim kimi yazdırıyor acaba, noluyo lan oldu adam da. neyse babam ilk şoku atıp "gerizekalı oğlum" kısmını içinden söylemek üzere "2 kişilik odayı tercih edersin di mi" dedi. müdürde müstehzi bir tebessüm.. ben de "öhöm tercih ederim demek istedim afedersiniz" vs

ulan yıllardır bunu unutamıyorum.. babamın o bi iki saniyelik mala bağlayışı, sonra üstüne basa basa "tercih edersin di mi gerizekalı oğlum benim" iması.. düşündükçe hala utanıyorum yani sözlük..
devamını gör...
çalan telefonu ters çevirerek sessize alıyorum. 2 dostumtan başkasını görmek istemiyorum. onların iyi yada kötü olmasından dolayı değil sadece istemiyorum. ben bana iyi gelen insanlarla konuşmak istiyorum bencillik mi bu öyle olsun.
devamını gör...
eşimle instagrama bakarken bir fotoğraf gördük yaşlı bir amca karısının mezarı başında yatıyor. açıklamaya da şey yazmışlar “o yalnız uyuyamaz korkar diyerek her gün karısının mezarı başında uyuyan adam”
eşimde dedi ki “aha ben temsili” ben de hiç sanmıyorum dedim. diyor ki görürsün...
temenniye bak len!
devamını gör...
dün 29 yaşıma girdim. hiçbir şey başarmış olmadan koskoca 29 yıl geçirdim. ne sevilen bir evlat olabildim, ne doğru düzgün bir sevgili, ne de iyi bir kul. neresinden tutarsan elinde kalan bir yaşam. kursağımda kalmış onlarca sevince , ruhumu sömüren acılara baktım hiç ders almamışım. ne acı.
devamını gör...
hiç bir yara, sonsuz değildir. zamanla azalır, kabuk bağlar, kaybolur, bazı zamanlar yerinde ince bir sızı bırakır, ancak öldürmez...

hiç bir yük ebedi değildir. insan ya yükünün ağırlığına alışır ve hafifletir, yada bir yerde onu bırakır. her durumda, yük de sensin hammalda...

hiç bir yolculuk, gerçekten kaçırmaz seni. insanları geri de bırakınca, kederini ve vicdanını geride bırakmazsın, o da seninle gelir. mesele, kaçmak değildir, çevren değişince, insanların huyları değişmiyor...

bunları öğrenmem 10 uzun yılımı aldı. itiraf ediyorum 10 uzun yılımı, acılarıma, yüklerime ve kaçışlarıma ayırdım. öğrendim ki, hiç bir çözüm yanı başımda duran kadar gerçek değil...
devamını gör...
birine yardım etmek için o kişinin müslüman olması daha da detaya inersek namaz kılıyor, oruç tutuyor olması gerektiğini öğrendim bugün ismi lazım değil bir yengeden göya yaptığın iyilik kabul olmazmış Allah katında. kafamda oturtamıyorum bu durumu, rabbimin kul ayırmadan her gün her beşere rızık vermesiyle o kadar bağdaşmayan bir şeyki birine yardım etmek için onun ibadetini sorgulamak. hem ibadet ulu orta mı yapılıyor ki bilesin. hadi onu gördün kalbini nasıl bileceksin? hiçbir şey söyleyemediğim için kendime çok öfkeliyim. bu soruları ona soramadığım için çok öfkeliyim. bizden olmayan ölsün mantığına öfkeliyim. her şeye öfkeliyim.
devamını gör...
narcos soundtrack eşliğinde 1 gün boyunca sadece 1 yazarın itiraflarını okuyup toplamda 35 yazarı iyi bir şekilde analiz ettim.
bu zamana kadar;
4 tane acil müdahale edilmesi gereken klinik vaka ile karşılaştım.
kısa vadede prozac kullanma potansiyeli olan 7 kişi var.
3 adet de balataları yakmış arkadaş var ki onlar için modern tıbbın, hacıların, hocaların, sanayi ustalarının eli kolu bağlı kalır.
ayrıca 5 yazarın da hayatını neredeyse baştan sona öğrendim, yani yarın dese ki gel yerime gir 15 dakikada o kişinin hayatına adapte olurum, gram sırıtmam.
uzun vadede ise bataklığa saplanacak şekilde koşan 2 kişi var. bunun yanında orta vadede ameteme yatacak yazarları da tespit ettim, onların itiraflarını okuduğum günlerde pasif içici oldum, mahallede torbacı gibi kapşonluyla gezip millete 3 ayan 5 ayan demeye başladım. çok şükür itirafları bitene kadar müptezele bağlamadım.
sürekli darbe yiyen kardeşlerimi unutmadım, tam 12 adet sürekli darbe yiyerek hayatını idame ettiren yazar var, darbe yemek onlar için artık sabah kahvaltıda çay içmek gibi olmuş. yedikleri darbeleri gördükten sonra onlar için 3 gün sela verdirip nöbet tutasım geldi.
kız olup da hemcinsine sallayan kişi sayısı 8
erkek olup da hemcinsine sallayan kişi sayısı 3
kız olup da erkeklere sallayan kişi sayısı 22
erkek olup da kızlara sallayan kişi sayısı 19.



devamını gör...
dünya artık tamamıyla karmaşık bir yer. kaygı verici. üzücü. yıpratıcı. güzellik görsek, tadına varamıyoruz. çevresel faktörlerle yeniden bir öfkeye yahut üzüntüye kapı açılabiliyor. ben de üzgünüm. çok üzgünüm. gün içinde sık sık ona buna şuna üzülüyorum ama hayatı bırakmak yerine diyorum ki, olsun, bu kurak toprağa fidanı ben dikeceğim...
devamını gör...
aşırı şekilde anaç bir insanım. ev arkadaşlarımla aramda ortalama 4-5 yaş var. kendimizi o kadar beraberliğe kaptırmışız ki geçen gün biri anne, biri de işi abartarak baba dedi bana, hani ilkokulda öğretmenimize anne baba derdik ya aynı onun gibi.* ne ara buralara geldik ben de bilmiyorum, şu entriyi girerken bile sabaha çocuklara kuymak mı yoksa patates kızartması mı yapsam diye düşünüyorum. *
devamını gör...
herkesin adamını bulduğunda iş halledip rahatça mezun olduğu okulumda yakın zamanda mezun olmadan yüksek lisana kabul edilen bir öğrenci olduğunu duydum. adam temsili bir mezuniyet ortalamasıyla birlikte, akademisyen tanıdıklarının desteğiyle kaçak yoldan yüksek lisansa kabul edilmiş. aynı anda benim yaz okulu arkadaşım. arsızca gelip sınıfta rahat takılıyor bir de, sorularımıza cevap da vermiyor mevzuyla ilgili. biz çabalayıp, kendimizden geçelim; o, torpille bir yerlere gelmiş olsun. kahrolsun be kahrolsun, Allah kelamının olduğu bölümde bile bunu yapıyorsunuz kahrolsun. hakkımı helal etmiyorum.
devamını gör...
duygularıma teslim olursam yenilecekmiş gibi hissediyorum.
zar zor inşa ettim ben bu kendimi, mutlak geçici olduğunu bildiğim duyguların elinde çarçur ettiremem o nedenle. o duygular bizzat bana ait-benden olsa da...

insanın kendini kendinden kaçırması ne kadar zor lan.
devamını gör...
titrek bir sesle "seni seviyorum" dedim. gözlerini açtı ve kapattı. bu da güzel bir tepki idi. sabah olsun, gene gidip diyeceğim. seni sevdiğimi, 35 senelik ömrü hayatımda, hiç diyemediğim zamanlara sayacağım.

ne olur hayatta kal.
devamını gör...
ailemle birlikte yasiyorum çünkü ev genis ve okuluma yakin sayilir. boyle olunca evde belli kurallar oluyor. uyarilar falan. bana genelde en cok birak artik o telefonu , gözlerine yazık diyorlar. tamam anne tamam baba diyor birakiyor sonra tekrar elime geciyor. gece yatarken ise mutlaka.

odamda yatagim odanin kapisinin tam karşında , kapi da buzlu camdan.

disardan biri benim tel isigimi rahat görebilir.

asagidan merdivenlerin lambasi yansa yatagimdan goruyorum. ve nerdeyse her gece çıkanların ayak seslerini dinliyorum. eger yavas yavas cikiyorsa babam biraz hızlıysa annem. *

bana tekrar kizmasinlar diye elimdeki telefonu apar topar yorganin altina karnima bastiriyorum. kimi zaman da ustune kapaklanıyor ışık sizmasin diye dikkat ediyorum. boylece yakalanmaktan kurtuluyorum.*

tamam ailem canim tamam aile yaninda para biriktirmek guzel. ama yetiskin insanlarin ergenusca tavirlari degil mi bu ? liseli miyim ben annecim ?.poff.*
devamını gör...
hayata atılamadım, gelecek hakkında ziyadesiyle karamsarım, ders çalışmam gerekiyor çalışmıyorum, hobi edinip kafa dağıtmam gerekiyor edinmiyorum edinsem de devamını getiremiyorum, spora başlamam gerekiyor başlamıyorum başlasam da devamını getiremiyorum, staj yapmam gerekiyor, çalışmam gerekiyor, cesaretli olmam gerekiyor, hiçbirini yapamıyorum. galiba en kötüsü de benden bir halt olmayacağını anladım. deliyim kardeşim ben. napayım?
devamını gör...
tatildeyim ben köyde, arayanlara aradıklarıma falan aaa beklerim mutlaka gel güzel vakit geçirirz falan diyorum ama ödüm kopuyor gelecekler diye, gelmeyin lan kafa dinlemeye geldik burası dinlenme teisisimi.
devamını gör...
*süttün bozuk olduğunu bilmeden mikrodalada ısıtmıştım. on saniyede yoğurt olmuş nasıl oldu anlamadım. sonra o yoğurt olduğunu fark etmediğim şeyi kardeşime içirmeye çalıştım içmedi haliyle. neden içmediğini anlamak için bardağı salladığımda içindeki sallanmadı. o zaman anladım mikrodalga fırından her çıkana güvenmemek gerektiğini.
devamını gör...
evet az önce farkına varmadan kedimin ayağına bastım. viyaakk diye bir ses çıktı. aha dedim kedi delirdi beni dövücek şimdi.

şu an karşıdan kinli kinli bana bakıyor. sen gece görürsün şişman dercesine. çok kilolu değilim ama antiparantez!
devamını gör...
dun nöbetçiyim. yer olarak ölüm grubu gibi düşünün.okulumuzun kabusu. orda cay mi dokulmedi elimi mi kıstırmadılar kapiya.. her nobet olay.
bi sinifa giriyorsun baska yerden kosup hocam burda şunla şu kavga ediyor haberi geliyor polis gibi acil gorevlisi gibi oraya koşuyorum.
ama nasil bağırıyorum. cizgi filmlerde kişi aglar kucuk dili gorunur ya. onun bagirma hali. veya kukreme diyelim o daha dogru. *

neyse efenim gel git kos yetis duseni kaldir derken koridorun diğer ucunda kalorifere yaslanmış 2 kiz ogrenci gordum. gulec yuzlu tatli kizlar. biri utana sıkıla ve kısık da bi sesle ben sizi cok seviyorum dedi. ben once anlamdiramadim. sonradan ama ben sizin dersinize girmiyorum ki diyebildim. tanışıklık yok yani sevgi nerden demekti amacim. kiz bana gonul yarasindaki meltem cumbul edasinda birini sevmek icin dersine girmek mi gerekir abi dercesine bakis atti.
sonra her sevindigim anda oldugu gibi ellerimin avuclarini birlestirdim tesekkur ettim ve gorev beklemez bilinciyle koridorda yurumeye devam ettim. yalniz birkac adim sonra kikirdama duydum. aha dedim poca kesin kizi yanlis anladin. onlar da giyabinda dalga geciyorlar. tekrar ayni yere dönüp ben yanlis mi anladim diyerek sevildigimi bi kez daha duydum..*

beynimizin yerinde olmadigi sevgi sozcuklerine bile anlam veremedigimiz bos gozlerle etrafa bakindigimiz bi an. hem cocuklar gibi şen olma sebebi hem de o anda duyulabilecek iyi bi soze acligin belirtisi..
adini dahi bilmedigim guler yuzlu kiz. ben de seni seviyorum! hayati bi dkligina cekilir kıldığın icin. *
devamını gör...
her davranışım, oturuşum, duruşum, düşünüşüm, her şey yapmacık, eğreti geliyor.. doğal, içten, olması gerektiği gibi değil de ezberden, sanki dikte edilmiş ya da bir robota programla yüklenerek öğretilmiş gibi.. bir türlü içselleştirilememiş, doğallaştırılamamış, mekaniklikten arındırılamamış gibi.. her şeyimle tam bir "-mış gibi"yim.. baştan aşağı uyumsuzluk, baştan aşağı garabet.. doğallığımı, doğal, fıtri olma yetimi tamamen yitirmiş, kaybetmiş gibi..
devamını gör...
annem ablamın yeğenime kötü davrandığını söylüyor. ama bazen annem de yeğenime kötü davranıyor. ben kimseye kötü davranamıyorum. ablam annemin bana kötü davrandığını söylüyor anneme, yazık kıza diyor beni savunuyor. ama ablam da bana kötü davranıyor.
annem bazen bana kötü davranıp aynı saliseler içinde iyi davranıyor.

hasılı insan bu ortamda nasıl hissedeceğini şaşırıyor.
şimdi yine ağlayasım geldi.
devamını gör...
genelde insanları severim bazen çok sevdiğimde olur.ama birinden hoşlanmadıysam da tedavisi
olmuyor.aynı işyerinde birlikte çalıştığım biri var.konuşmaya başladığında çenem kasılıyor gözümü nereye devireceğimi şaşırıyorum . dünyada ukalalık riyakarlık olimpiyatı olsa derece yapar.önceleri dedim "sır derdin ne bununla " baya bir uğraştım nötr kalmaya yok olmuyor.uzak durayım bari dedim . bu da bunu anladı sanki dakika başı yanıma geliyor. sır kahve içelim mi ? çay içelim mi ? yemeğe gidelim mi ?her defasında Allahım günah yazma deyip bir yalan uyduruyorum . bazen de mecbur kalıp tamam diyorum ama ruhum daralıyor bu sefer de.. kardeş ben senden hiç hoşlanmıyorum gelip durma demek istiyorum ama onu da beceremiyorum.şimdi siz onu tanımıyorsunuz ama bu da dedikodu oluyor .koridora çıksam yine karşılaşacağız mecburen gülümseyeceğim al sana riya.insan kalmak bazen çok zor.
devamını gör...
bir süredir beklediğim felaket sanırım sonunda gerçekleşti. şimdi ne halt yiyeceğimi ben de merakla bekliyorum. öz hayatıma kurgu bir hikaye gibi yaklaşıp dışarıdan yazıklamayı ne zaman bırakacağımı da merak ediyorum. neyse bunlar reva, benzerlerini evvelce de tattım. yeni sezonda ne gibi dilemmaların muhatabı olacağımı görmeden önce:
previously on fahrettin fahrenheit...
devamını gör...
geçen sene dayımla dolaşmaya çıkmıştık. gezdik tozduk sonra bir dürümcüye girdik. karşı masamızda da birkaç tane abla var. dayım sinir etti beni, konuşmadı hiç, karşı masaya bakıp durdu. arada bana "yüksek sesle dayı desene" falan dedi ama ne diyor bu salak diye hiç oralı olmadım. sonra ablalar gitti bizimki mal gibi kaldı öyle. eve geçtik hemen sonra, künefe yiyecektik, yemedik o yüzden. dayıma mı kızsam karşıdaki masadaki ablalara mı bilemedim. bu da böyle bir anımdır.

bu arada 5 yaşındayım ve süper zekalıyım, okuma-yazmayı kendi kendime öğrendim.
devamını gör...
kendi evimde kedi ve onların kum, kaka temizliğiyle epey uğraşıyorum. ha dedim tüm bunları eşime atıp azıcık anneme tatile geleyim, dinleneyim, kedi kakası görmeyeyim bir süre dedim.
dedim ama şu an annemdeyim, 7 aylık iri ırk köpeği var, hergün dışkısıyla ımtıhandayım. günde 5 kere inşaat gibi dikiyor. yemin ederim emlak konut gelsin başa koyarlar bunu, dakika başı bir minare! bir gün önce parazit hapı yuttu iyiki. ne varsa çıkardı yarabbi. keşke kedi kakası temizleseydim.
çok b.ktan günler geçırıyorum. beni mazur görün.
devamını gör...
sözlüğe %99 mobilden girdiğim için klavyede dolma parmak sendromu yaşayanlardanım.
geçen kullanıcı adı bölümüne blind bender yazacam diye blind ebendir yazdım.0_o
devamını gör...
söylenmeyen sözlerin de izleri kalıyor sözlük. bunu unutmayın.

iyi geceler.
devamını gör...
son ses yıldız tilbe açıp gömlek ütülüyorm annem içerde çamaşır katlıyor. sanırım farkında olmadan ailecek konfeksiyon işletiyoruz sözlük.
devamını gör...
sizi ayaküstü sevmeyen dostlarınızın kıymetini bilin, buna yükseldim bugün. normalde pek önemsemem doğum günü işlerini filan, ama insan 'varsın hayatımda aha da şurada' minvalinde hatırlatmalar bekliyormuş bazı günlerde. dündü doğum günüm ve ben galiba çoğu insanın hayatında yokmuşum, ya da ayaküstü, geçerken uğranmışım, maksimum birkaç yıllığına. bugün görüşmek için sözleştiğimiz ama görüşmenin nasip olmadığı dostum, evde pasta yapıp süslemiş ve yanındaymışım gibi tüm ritüelleri yerine getirerek bana vidyosunu yollamış. insan biraz da bunun için yaşıyor, böyle insanlarla karşılaşmış olmaktan daha çok şükretmemize sebep çok az şey var dünyada. bugün bu güzelliğe yükseldim ziyadesiyle, ayaküstü sevmeyen süreğen dostlar için daha çok şükretmek lazım, söyleyeceklerim bu kadar. malum balığın erkeği de hiç çekilmiyor.
devamını gör...
ev arkadaşlarımla oturuyoruz birinden bahsediyorum, olay anlatıyorum. ordan oda arkadaşım sordu işte:
-burcu ne? akrep mi? o da?
+ yok canım ne akrebi öyle rahat akrep mi olur. manyak. yay o.
-sessizlik ,acı gülüşler.-
dememle yan tarafıma bakamamam bir oldu. ben sıralayıp sıralayıp en sonunda yay o, derken yanımda oturan arkadaşın yay olduğunu unutmuşum. *neyse rezil oldum toparlamaya çalıştım ama nafile kızın morali de pek iyi değildi toparlayamadım yani ama ben onu kastettiğimden deği..*
devamını gör...
sıkı bir ders çalışma temposu beni bekliyor. uykusuz gecelere ümitsiz gunlere stresli vakitlere hazır olmam gerek.
korkuyorum. azıcık motivasyona azıcık teselliye birazcık da tevekküle ihtiyacım var.
devamını gör...
hayatla mücadele etmeyi filan anlamsız buluyorum artık. o eski halimden eserin kalmadığı bir geçiş dönemine girdim diye düşünüyorum.

pek başarılı olduğuna bir türlü inandıramadığım geçmişim üzerine yeniden bir şeyler inşa etme hevesim bu alandaki motivasyosuzluğum ile birlikte iyiden iyiye azalıyor bazen. yine de umudum var. hayatımı bir online bunalım amca modunda geçirmek gibi planlarım yok maalesef. üzgünüm hayat istediğini bu noktada veremiyorum.

ama şunu tüm samimiyetimle söyleyebiliyorum ki artık hayatın bana biçtiği rolü tam olarak kabul ediyorum. ne ise o. olmak istediği gibi olmaya çalışan ama anası babası gen havuzunun dibini sıyırmışlar tarafından bu azmi baltalanmaya çalışılan bir insan olarak bu alanda bir mücadeleyi artık gereksiz ve manasız görüyorum.

hayatın tüm insanlara biçtiği rolü ve dahi kendime biçtiği rolü aldım ve kabul ediyorum.

hayat sana çok adil davranmıyor sanıyorsun beybisi. doğrudur hayat sana pek adil davranmıyor. her şeyin en iyisini hak ettiğini düşünüyorsun doğru her şeyin en iyisini hak ettiğini düşünüyorsun. birisini çok seveceğini düşünüyorsun ve onun da seni çok seveceğine inanıyorsun. bak bu da doğru birisini çok seveceksin ve o da seni üzerine sanki hiç kimsenin kokusu sinmemiş gibi sevecek. bunda da doğrusun bebeyim. hiç sevişmemiş gibi sevişecek seninle.

aşık olacaksın ve çok sevileceksin bebeyim. hiç kimsenin yaşamadığı bir hayatı yaşayıp kimsenin üzerine basmadığı çizgileri ezecek hayatın sınırlarını işgal edeceksin. birilerini her şeye rağmen sevmeyi öğreneceksin. ve birilerinin seni her şeyine rağmen sevmelerini beklerken masumiyetini yavaş yavaş kaybedeceksin. herkes gibi biri olmayı öğreneceksin böylece. belki o zaman herkes gibi standart bir hayat yaşabil diye sırf.
devamını gör...
*lisede biyoloji sınavının sorularını çaldım, sadece 4 kişiye verdim.
*telefon faturasını kan tahlili diye yutturdum , evrakta sahteciliğe yeni bir boyut kazandırdım.
*üniversitede türkçe dersini bir türlü geçemedim en son yunan bir çocuktan türkçe sınavında kopya çektimde geçtim. hala zarf tümlecinin yalanıp yapıştırılan birşey olduğuna inanıyorum.
*üniversitede fizik lab'ini marie claire ve harry potter okuyarak geçtim. hemde bölümdeki en yüksek notu aldım.marie claire'de bir serbest düşme kuralları var tarif edilemez.


devamını gör...
bu 15 temmuz şerife bacısı'nın sahtekar çıkması beni hiç şaşırtmadı.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar