durmuş hocaoğlu

üstad necip fazıl kısakürek in talebesi idi. türk ocaklarının organize ettiği konferanslara katılırdı. eski zamanların irfan ve ahlakına sahipti. makamı firdevs olsun.
devamını gör...
vefatını akşam yemeğinde teessürle öğrendiğim yazar..

aksiyon dergisindeki yazılarından tanıyordum.. tanışmaya vesile olan da ahmet turan alkan ile beşir ayvazoğlu idi aslında.. onları okurken durmuş hocaoğlu ne yazmış diye de bakardım.. aksiyon'da gazeteci olmayan ekiptendi bu şahıslar.. güzel de yazılar yazarlardı hani.. atalkan yine var gerçi.. beşir ayvazoğlu portleri ile aksiyon'da vardı.. durmuş hocaoğlu farklı bir sesti..

daha iki gün önce nasıl olduysa bir linkten kendi sitesine yönlendirilince bakmıştım şöyle bi.. ertesi gün vefat etmiş.. yeniçağ gazetesinde yazdığını biliyordum ama hiç okumadım orada çıkan yazılarını.. sonradan da sansüre uğradığını ya da makaslandığını söyleyerek ayrılmış zaten.. yeniçağ ile milliyetçilik anlayışımız iyice uyuşmamaya başladı bu yüzden ayrıldık ya da ayrılmamı kolaylaştıracak hareketlerde bulundular gibisinden açıklamalarda bulunmuştu.. yazıcıoğlu fenomeni hakkında da yazısı tam anlamıyla çıkamadı günyüzüne..

Allah mekanını cennet eylesin..
devamını gör...

--- alıntı ---
Ey Muhâcirler! Ey “mağlûp” bir medeniyetin çocukları olarak galiplere sığınan küskünler! Tahsil için, ilim için, kariyer için, ticâret için, dünyayı görmek ve tanımak için, zihninizin açılması için dışarıya gidiyorsanız, sizi tebrîk ve teşvîk etmek, ben de sizinle berâber olmak isterim! Fakat; Vatan’a... küserek, bur...ada hak yok, hürriyet yok, inancımız baskı altında diyerek gidiyorsanız; gitmeyiniz! Demokrasi, Hak ve Hukuk mücâdelesini burada, “Vatan”da yapınız! Dininizi her şeye ve her şeye rağmen burada yaşayınız; bu yüce değerler için dövüşünüz, kaçmayınız! Geri Dönünüz! Gittiğiniz yer Medîne değil, Habeşistan! Gittiğiniz yer Dâru’l-Harp! Gittiğiniz yer Roma! Vatan dövüşmeden terkedilmez !!!
--- alıntı ---

Allah gani gani rahmet eylesin.mekanın cennet olsun büyük üstad.bıraktığın eserlerle yaşayacaksın, türk milleti sende olan cevheri her zaman iliklerine kadar hissettiği gibi ilelebet de yaşatacatır.
devamını gör...
'' her buluşma sevinçtir, her ayrılık hüzün; ancak, ne var ki, bu âlem-i şuhã»dun vâzıı kanunu tarafından vaz' edilen, değişmeyen kanunu böyle: bu gök kubbe altında ezeliyyet muhâl olduğu gibi, ebediyyet dahi muhâldir; herşeyin bir bidâyeti vardır, bir de nihâyeti; her başlayan biter, her doğan ölür. bu dünya hayâtımız dahi öyledir: bu fenâ âlemine geliriz, yaşarız, ölürüz ve asıl vatanımıza avdet eder, beka âlemine geri döneriz – aslında inancım kat'iyyetle odur ki beka âlemine, yâni "âhiret"e geri dönmek diye birşey yok; bu fikri kabã»le şâyân addetmiyorum, çünki esâsen "bu-dünya"ya hiç gelmedik, çünki hep oradayız, hiç yerimizden kımıldamadık; sâdece bu-dünya'nın içinde imişçesine hissediyoruz, öylesine kuvvetle hissediyoruz ki "bu-dünya"da yaşamakta olduğumuzdan şüphe duymuyoruz. hâlbuki yok öyle birşey; burada yaşamakta olduğumuz sâdece bir zandan, bir sã»i tefehhümden ibâret, hepsi bu kadar; hepsi bu kadar olduğu için de aslında ölüm diye birşey de yok, sâdece derin bir rü'yâdan uyanış var.
...evet, artık ayrılık vakti geldi; yavaş-yavaş toparlanayım.
Allaha ısmarladık dostlar, gönülden ve sıcak bir Allaha ısmarladık; vakit hitâma erdi, daha fazla durulmaz gayri, yolcu yolunda gerek.
hakkınızı helâl ediniz; Allah sizinle olsun. '' [ durmuş hocaoğlu ]

üstad yeniçağ'daki son yazısında böyle diyordu.o tam bir dava adamı,idealist bir filozof,sağlam bir ülkücü idi.cemil meriç'in dediği gibi ''şarkın semasından kayan bir yıldızdı o'' . rabbim cennetini vatanınız, peygamberimizi komşunuz etsin.


devamını gör...
üstad necip fazıl ın talabesi. türk ocaklarının konferanslarına iştirak ederdi, kendisini dinlemek büyük keyif idi. bildiğin filozoftu rahmetli. değeri bilinemeyenlerden.
devamını gör...
üstad.

tavizsiz bir ülkücü, mütefekkir, dava adamı ve filozof.

tüm bu özellikleri birarada taşıyan nadir insanlardan biriydi. geçen sene kaybettik onu. cemil meriç'in ifadesiyle '' şarkın semasından kayan bir yıldızdı o.'' rabbim peygamberimize komşu eylesin onu.


'' her buluşma sevinçtir, her ayrılık hüzün; ancak, ne var ki, bu âlem-i şuhûdun vâzıı kanunu tarafından vaz' edilen, değişmeyen kanunu böyle: bu gök kubbe altında ezeliyyet muhâl olduğu gibi, ebediyyet dahi muhâldir; herşeyin bir bidâyeti vardır, bir de nihâyeti; her başlayan biter, her doğan ölür. bu dünya hayâtımız dahi öyledir: bu fenâ âlemine geliriz, yaşarız, ölürüz ve asıl vatanımıza avdet eder, beka âlemine geri döneriz - aslında inancım kat'iyyetle odur ki beka âlemine, yâni "âhiret"e geri dönmek diye birşey yok; bu fikri kabûle şâyân addetmiyorum, çünki esâsen "bu-dünya"ya hiç gelmedik, çünki hep oradayız, hiç yerimizden kımıldamadık; sâdece bu-dünya'nın içinde imişçesine hissediyoruz, öylesine kuvvetle hissediyoruz ki "bu-dünya"da yaşamakta olduğumuzdan şüphe duymuyoruz. hâlbuki yok öyle birşey; burada yaşamakta olduğumuz sâdece bir zandan, bir sûi tefehhümden ibâret, hepsi bu kadar; hepsi bu kadar olduğu için de aslında ölüm diye birşey de yok, sâdece derin bir rü'yâdan uyanış var.

...evet, artık ayrılık vakti geldi; yavaş-yavaş toparlanayım.
Allaha ısmarladık dostlar, gönülden ve sıcak bir Allaha ısmarladık; vakit hitâma erdi, daha fazla durulmaz gayri, yolcu yolunda gerek.
hakkınızı helâl ediniz; Allah sizinle olsun. ''

[ durmuş hocaoğlu ]
devamını gör...
türlü sebeplerle türkiye'den ayrılan, vatanına küsen ve bir daha türkiye'ye dönmeyen gençler için de şöyle sesleniyordu ;

'' ey muhâcirler! ey ''mağlûp'' bir medeniyetin çocukları olarak galiplere sığınan küskünler! tahsil için, ilim için, kariyer için, ticâret için, dünyayı görmek ve tanımak için, zihninizin açılması için dışarıya gidiyorsanız, sizi tebrîk ve teşvîk etmek, ben de sizinle berâber olmak isterim! fakat; vatan'a küserek, burada hak yok, hürriyet yok, inancımız baskı altında diyerek gidiyorsanız; gitmeyiniz! demokrasi, hak ve hukuk mücâdelesini burada, ''vatan''da yapınız! dininizi her şeye ve her şeye rağmen burada yaşayınız; bu yüce değerler için dövüşünüz, kaçmayınız! geri dönünüz! gittiğiniz yer medîne değil, habeşistan! gittiğiniz yer dâru'l-harp! gittiğiniz yer roma! vatan dövüşmeden terkedilmez! ''
devamını gör...
milliyetçi diye hemen harcanamayacak derinlikte bir entellektüel. yazılarından damla damla mürekkep damlar. Allah gani gani rahmet eylesin.
devamını gör...
'' ...
ey türkler!
vatanınıza ve devletinize sâhip çıkınız!
çünkü, ey türkler; vatanınız ve devletiniz elinizden çıkma çizgisinde; ağır-ağır, usulusul,
yavaş-yavaş, ceste-ceste!

ey türkler!

vatanınızı ve devletinizi, bir yandan ab üyeliği safsatacılığı ile ülkenizin hâkimiyetini
devretmek sûretiyle, bir milletler-üstü oluşumun sıradan ve parçalanmış bir eyâleti olarak ve
diğer yandan da çoğu da sanal olarak îcad edilmiş alt-kimlikler yoluyla içten parçalanarak
kaybetmek üzeresiniz.

ey türkler!

ben vicdânım; vazîfem ve vazîfem olduğu kadar da tek imkânım, îkaz ve ihtar etmektir;
bunun için de durmadan, bıkıp usanmadan sizin vicdanlarınız üzerinizde baskı yapmak
mecbûriyetindeyim ve bu vazîfe bilinciyle haykırıyorum:

ey türkler!

sizler ki, asya nın çocuklarısınız; asya nın, yâni bütün büyük dinlerin ana rahmi,
hikmetin kaynağı ve ahlâkın menbâ'ı, güneş'in doğduğu bu azametli kıt'anın en muhteşem
çocukları! sizler ki asya'dan kopup küçük asya'ya geldiniz, burada bütün tarihin tanıdığı en
muhteşem imparatorluğu kurdunuz ve burada kendi tarihinizin de zirvesine çıktınız; geniş ve
kudretli kanatlarınızın altında dinleri, dilleri, ırkları, renkleri sulh ile idâre ettiniz, sonra
küçüldünüz ve tekrar küçük asya'nıza ric'at ettiniz; edirne ile ardahan arasına, bu gayri
tabiî hudutlara sıkıştınız.

ey türkler!

ya ikinci endülüs, ya da ikinci ergenekon olma çizgisindesiniz.

ey türkler!

anadolu, küçük asya, dikkatli olmazsanız sizi boğacak bir tuzağa, ikinci endülüs'e
dönüşmek üzeredir.
çünkü ey türkler, millletlerin yükseldiği yerden düştüğünü unutmayınız! sizler ki
asya'nın bağrından kopup gelerek tarihinizin zirvesine burada çıktınız, ammâ, burada
düşmek üzeresiniz; burada "efendi" oldunuz, ammâ, burada "kul" olmak üzeresiniz.

ey türkler!

tarih'te bir kazananlar vardır ve bir de kaybedenler ve dahi, tarih, kaybedenleri değil
kazananları baş tâcı yapar. imdi sizler, kaybedenleri oynuyorsunuz; ikbâl yıldızınız sönmek
üzere.

ey türkler!

kezâ tarih, merhametsizdir; yere düşenlerin üstüne basarak ilerler. imdi sizler, yere
düşmek üzeresiniz. yere düşmeyiniz! aksi takdirde, tarih, ağır gövdesiyle sizi de ezer geçer
ve çöplüğüne atar.

ey türkler!

gökleri ve yeri yaratan ve onları direksiz ayakta tutan rabbim, ki âmennâ ve saddaknâ,
her şeye gücü yeter, ammâ, kendisini değiştirmeyenleri kendisi değiştirmez; ol sebebe binâen
kendinizi değiştiriniz, değiştiriniz de elinizi kolunuzu bağlayarak boş yere duâ etmeyiniz;
burası duânın hükmünün bâtıl olduğu noktadır.

ey türkler!

ve dahi yine o, hâlık ı zülcelâl, devirleri insanlar arasında döndürür, bâzan birini
yükseltir, bâzan da diğerini; liyâkatini kaybeden, uyuşan kavimleri yere indirir, genç ve
dinamik olanları tepeye çıkarır.
onun için, vicdânınız olarak haykırıyorum:

ey türkler!

liyâkatinizi kaybetmek ve uyuşmak üzeresiniz. sakın ha!

ey türkler!

bu da geçer" demeyiniz! sakın ha!
aksi takdirde, elbet de geçer; lâkin unutmayınız ki, '' geçer ammâ deler de geçer '' ve ölüyü
diriye, geceyi gündüze dönüştüren rabbim, efendileri kula, kulları da efendiye dönüştürür;
sizi indirir, ve hattâ yere çakar, çakar da dün yönettiklerinizi başınıza geçirir.

ey türkler!

milletler yükseldiği yerden düşer; ammâ, düştüğü yerden de yükselir.

ey türkler!

sizlerde yükselecek güç var; sizde her şey var. yeter ki gerçek ile sahteyi, gerçek aydın ile
propagandistleri ve lobicileri, gerçek lider ile fareli köyün kavalcılarını ayırdedebilecek bir
bilinç ve ferâsete kavuşunuz; gücünüzü keşfediniz ve irâdenizi hareket geçiriniz.

ey türkler!

bu bir manifestodur.
sizi, kanayan vicdânınız olarak, hiç rahat bırakmayacağım.



devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar