ebu hureyre

#din 

rivayet ettiğŸi 5374 hadisle "muksirun" şŸeklinde anılan sahabeler arasındadır.
devamını gör...

--- alıntı ---
çok hadis rivâyet eden meşhur sahâbã®.

adı, abdurrahman b. sahr; künyesi, ebã» hureyre'dir. câhiliye döneminde ismi abdüşşems idi. hz. peygamber onu, abdurrahman (bazı rivâyetlere göre abdullah, hattâ başka isimler de ileri sürülmektedir) diye adlandırdı (el-hâkim en-nisâbã»rã®, el-müstedrek, beyrut, t.y, ııı, 507). ne sebeple ebã» hureyre diye künye edindiğini kendisi şöyle açıklamıştır: 'bir kedi bulmuştum, onu elbisemin yeninde taşırdım; bundan dolayı ebã» hureyre (kedicik babası) künyesiyle çağrılır oldum (ez-zehebã®, tezkiretü'l-huffâz, haydarâbâd 1376/1956, ı, 32). hayber gazvesi sıralarında yemen'den medine'ye gelip müslüman olmuştur (h. 7/m. 629) (ez-zehebã®, a.g.e., aynı yer). o tarihten itibaren hz. peygamber'in vefâtına kadar ondan ayrılmayan bir sahâbã®si olmuş, kendisini onun hizmetine adamıştır. hizmet süresi yaklaşık dört yılı buluyordu (ibn kesir, el-bidâye ve'n nihâye, beyrut 1966, vııı, 108,113).
--- alıntı ---
devamını gör...
yanlış hatırlamıyorsam ismi kedilerin babası anlamına geliyor. kedileri çok sevdiği için efendimiz tarafından konulmuş.
devamını gör...
Allahrasulu'ne gelip hafızası icin dua istedikten sonra Allah'ın izniyle bir daha resulullah'ın sozlerini unutmayan sahabedir. kendi ikrarıdır ki "nerde bir hadis oldugunu duysam gidip ögrendim" demiştir. ayrıca resullahtan bir an olsun ayrılmamıstır. resullah'ın " ya ebu hüreyre biraz uzaklaş bevl edecegim" dedigi sabittir. bu bilgiler ısıgında hem resullah'ın duasını almıs, hem hadis ögrenmek icin cok caba sarfetmiş, hem de resullahın yanında bulundugu süre zarfında gölge gibi onu takip etmiş olan bu sahabe efendimizin bu kadar cok hadis rivayet etmiş olması gayet normaldir. ayrıca ebu hüreyre(ra)'nın rivayet ettigi hadislerin nerdeyse hepsi baska sahabelerden de rivayet edilmiştir. yalancı diyen şahsiyetler şayet hadisi reddediyorsa zaten söylencek birşey yoktur. Allah hidayet etsin deriz. hadisi kabul edipte bu mübarege yalancı diyolarsa öyle işkembeden atmakla olmaz delil getirmek gerekiyor.
devamını gör...
sahabe olma şerefine nail olmuş büyük zat.
"ameller niyetlere göredir" hadisi şerifinden kendimize ders çıkarmamız gereken insandıhttp://r.Ne yapmış ebu hureyre ; hadis ezberlemiş , hadis toplamış , amacı ne ? ne için yapıyor bunu ?

Allah aşkıyla peygamber sevgisiyle yanan ve kendini o gül yüzlü peygamberin sözlerini insanlara ulaştırmaya adayan bir insandır.ama sonuçta insandır , hata yapabilir , hadislerin bazılarında hata olabilir ama sonuçta kutsal bir dava için çalışmış büyük bir sahabedir.

hz ebubekirin , hz osmanın, hz ömerin az hadis rivayet ettiği doğrudur fakat onların niyeti hataya düşmekten muazzam derecede kaçınmalarıdır.

ebu hureyre ise onlardan farklı olarak hafıza konusunda peygamberden dua isteyen , aklına gelenleri sormaktan çekinmeyen bir sahabeydi.

åžimdi tutupta ebu hureyre güvenilir değildi demek hangi akla mantığa sığar , hz muhammed bu adamı sevmiş bu adamla yakın bir sohbet içine girmişken şimdi biz nasıl kalkıpta dürüstlüğü konusunda ahkam kesebiliriz , yarın mahşerde ne hesap veririz .

kendisi hakkında ayrıntılı bilgi aşağıdadır ve ona güvenilmez diyenler özellikle okumalıdır.



--- alıntı ---

adı, abdurrahman b. sahr; künyesi, ebã» hureyre'dir. câhiliye döneminde ismi abdüşşems idi. hz. peygamber onu, abdurrahman (bazı rivâyetlere göre abdullah, hattâ başka isimler de ileri sürülmektedir) diye adlandırdı (el-hâkim en-nisâbã»rã®, el-müstedrek, beyrut, t.y, ııı, 507). ne sebeple ebã» hureyre diye künye edindiğini kendisi şöyle açıklamıştır: "bir kedi bulmuştum, onu elbisemin yeninde taşırdım; bundan dolayı ebã» hureyre (kedicik babası) künyesiyle çağrılır oldum (ez-zehebã®, tezkiretü'l-huffâz, haydarâbâd 1376/1956, ı, 32). hayber gazvesi sıralarında yemen'den medine'ye gelip müslüman olmuştur (h. 7/m. 629) (ez-zehebã®, a.g.e., aynı yer). o tarihten itibaren hz. peygamber'in vefâtına kadar ondan ayrılmayan bir sahâbã®si olmuş, kendisini onun hizmetine adamıştır. hizmet süresi yaklaşık dört yılı buluyordu (ibn kesir, el-bidâye ve'n nihâye, beyrut 1966, vııı, 108,113).

hz. peygamber'in misafirperverliği ve cömertliği sayesinde yaşayan ebã» hureyre, rasã»lullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle meşgul olan ehl-i suffe'nin en ileri gelen siması idi. hz. peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmiş, onun sünnetine uygun olarak yaşamış ve manevã® yüce mertebelere erişmiştir (ibn kesir, a.g.e., vııı, 108, 110).

iffet sahibiydi, eli açık ve cömertti. hz. osman'ın şehid edilmesinden sonraki fitne olaylarında köşesine çekildi. halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde rasã»lullah (s.a.s.)'in şu hadisini rivâyet ediyordu: "fitneler çıkacak. o zamanda, oturanlar ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlıdır. kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir. kim bir sığınak veya korunak bulursa onunla korunsun" (buhâri, menâkib, 25; müslim, fiten, ı0).

hoşsohbet, temiz ve ince duygulu, saf gönüllü idi (zehebã®, tezkire, 1, 33). emirlik ve valilik ona kibir vermedi. üstelik alçak gönüllülüğünü arttırdı. medine valisi mervan'a vekâlet ettiği sıralarda, üzerine semeri bağlanmış bir eşekle, hurma lifinden örülmüş bir başlık başında olduğu halde çarşıya çıkar ve, "savulun emir geliyor!" dermiş (ibn sa'd, et-tabakatü'l-kübrâ, beyrut 1380/1960, ıv, 336).

imam şâfii gibi büyük âlimlerin bildirdiğine göre ebã» hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafızası en sağlam olanıdır (ibn hacer, el-isâbe fã® temyã®zi's-sahâbe, mısır 1328, ıv, 205). hz. peygamber ile nisbeten kısa sayılabilecek bir süre birlikte olmasına rağmen, onun hadislerini bu kadar büyük bir sayıda elde edebilmesinin sırrı ve sebebleri şöyle açıklanabilir:

a) birinci sebep: hz. peygamber ile sık sık görüşmesi ve ona hiç çekinmeden her çeşit sorular sormasıdır (ibn hacer, a.g.e., ıv, 206). nitekim buhâri ve müslim'in naklettiklerine göre ebã» hureyre şöyle demiştir: "siz, ebã» hureyre'nin çok hadis rivâyet ettiğini söyleyip duruyorsunuz. ben fakir bir kimseydim. karın tokluğuna hz. peygamber'e hizmet ediyordum. muhâcirler çarşıda, pazarda alışverişle, ensâr da kendi malları, mülkleriyle uğraşırken, ben hz. peygamber'in meclislerinin birinde bulunmuştum; buyurdu ki: 'içinizden kim cübbesini yere serer de ben sözümü bitirdikten sonra toplarsa benden duyduğunu bir daha unutmaz. 'bunun üzerine ben üzerimdeki hırkayı yere serdim, hz. peygamber de sözünü bitirince, onu topladım. nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o andan sonra ondan duyduğum hiçbir sözü unutmadım" (müslim, fadâilü's-sahâbe, 159; buhâri, ilim, 42).

b) ikinci sebep: ilme olan tutkunluğu ve hz. peygamber'in ona bildiğini unutmaması için dua buyurmasıdır. el-hâkim en-nisâbã»rã®, müstedrek'te (111, 508) şu haberi vermektedir: "bir adam zeyd b. sâbit'e gelerek ona bir mesele sordu. o da ebã» hureyre'ye gitmesini söyledi ve şöyle devam etti; çünkü bir gün ben, ebã» hureyre ve bir başka sahâbã® mescid'de oturuyorduk, dua ve zikirle meşgul idik. o sırada hz. peygamber geldi, yanımıza oturdu; biz de dua ve zikri bıraktık. buyurdu ki: 'her biriniz Allah'tan bir dilekte bulunsun. ' ben ve arkadaşım, ebã» hureyre'den önce dua ettik, hz. peygamber de bizim duamıza âmin dedi. sıra ebã» hureyre'ye geldi ve şöyle dua etti: 'allah'ım, senden iki arkadaşımın istediklerini ve de unutulmayan bir ilim dilerim.' hz. peygamber bu duaya da âmin dedi. biz de, 'ey Allah'ın rasã»lü, biz de Allah'tan unutulmayan bir ilim isteriz' dedik. hz. peygamber, 'devsli genç sizden önce davrandı' buyurdu.

buhâri, ilim bahsinde, hadise olan tutku bâbında (nr. 33) ebã» hureyre'nin şöyle dediğini nakletmiştir: "ey Allah'ın rasã»lü, kıyâmet gününde senin şefâatine nâil olacak en mutlu kişi kimdir?" diye sordum. rasã»lullah buyurdu ki: "ey ebã» hureyre, senin hadise olan aşırı tutkunluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. kıyâmet gününde benim şefâatime nâil olacak en mutlu kişi lâilâhe illallah diyen kimsedir."

c) üçüncü sebep: ebã» hureyre'nin büyük sahâbã®lerle görüşmesi, onlardan birçok hadis alması ve bu sayede ilminin artıp ufkunun genişlemesidir (ibn hacer el-askalâni, el-isâbe, ıv, 204).

d) dördüncü sebep: hz. peygamber'in vefâtından sonra uzun süre yaşamış olmasıdır. nitekim hz. peygamber'den sonra kırkyedi yıl yaşamış, hadisleri halk arasında yaymakla meşgul olmuştur (muhammed ebã» zehv, el-hadis, ve'l-muhaddisã»n, kahire 1958, 134).

bütün bunların neticesinde ebã» hureyre, sahâbe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis almada ve rivâyet etme hususunda diğerlerinden daha üstün bir duruma gelmiştir. onun rivâyet ettiği hadisler, diğer sâhâbilerde veya birçoğunda dağınık halde bulunuyordu. bu yüzden onlar ebã» hureyre'ye başvuruyor, hadis rivâyetinde ona dayanıyorlardı. ibn ömer, onun cenaze namazında, ona Allah'tan rahmet dileyerek, "hz. peygamber'in hadisini müslümanlar adına muhâfaza ediyordu" demiştir (ibn sa'd, tabakât, ıv, 340). buhâri, 'ebã» hureyre'den 800 kadar sahâbe ve tâbiã®n âlimleri hadis rivâyet etmişlerdir' diyor (ibn hacer, a.g.e., ıv, 205).

kendisinden beşbinüçyüzyetmiş dört hadis gelmiş, bunlardan üçyüzyirmibeş tanesini buhâri ve müslim müştereken, doksanüç tanesini yalnız buhâri, yüzseksendokuz hadisini de yalnız müslim sahã®h'lerine almışlardır (muhammed ebã» zehv, a.g.e., 134).

ebu hureyre, asırlar boyunca tetkik ve tenkid konusu olmuştur. gerek doğu dünyasında gerek batı dünyasında ebã» hureyre hakkında ileri geri konuşulmuştur. bunun sebebi, keyif ve arzulara karşı gelen dine yönelik hile ve tuzakları sonuçsuz bırakan bir kısım hadislerinden kurtulmak istenmesidir. bu hücumlar ya yalan ve zayıf rivâyetlere, ya da bazı sahã®h hadislere dayanır. fakat bu tür sahã®h hadisleri de doğru-dürüst anlayamazlar, bu yüzden de kendi arzuları doğrultusunda yanlış yorumlara başvururlar.(muhammed ebã» zehv, a.g.e., 153; el-hâkim en-nisâbã»rã®, a.g.e., ııı, 5 1 3). bu hadislerden bir kısmını ve cevaplarını özet olarak verelim:

ebã» hureyre'nin hadis konusundaki güvenilirliğine gölge düşürecek şüphe kaynaklarından biri, onun rasã»lullah (s.a.s.)'den: "bir kimse ramazan ayında cünüp olarak sabahlarsa, o gün oruç tutmasın " hadisini nakletmesi ve halka bu yolda fetvâ vermesidir. onun böyle rivâyet ettiğini âişe ve ümmü seleme haber alınca, onun bu rivâyetini kabul etmemişler, şöyle demişlerdir: "hz. peygamber ailesiyle birlikte olması neticesinde cünüp olarak sabahlar, sonra da boy abdesti alıp orucunu tutardı." bunun üzerine ebã» hureyre onların dediklerini kabul etmiş ve demiştir ki: "bu hadisi bana fadl b. abbâs ile üsâme b. zeyd hz. peygamber'den nakletmişlerdi. mü'minlerin anneleri ise bu gibi konuları erkeklerden daha iyi bilirler" (buhâri; savm, 23; ibn hacer, fethu'l-bâri, mısır 1300, ıv, 123-124; muhammed ebã» zehv, a.g.e., 155).

buna şu cevap verilmiştir: ebã» hureyre sözkonusu hadisi rasã»lullâh (s.a.s.)'den kendisi işitmemiştir. hadisi fadl ve üsâme vasıtasıyle rivâyet etmiştir. bu iki sahâbã® ise doğru ve güvenilir kişilerdir. âişe ile ümmü seleme'nin hadisi, onun yanında ağırlık kazanınca, onların rivâyetine dönmüş, hakka uyarak önceki fetvâsından vazgeçmiştir (ibn hacer, a.g.e., ıv, 126; m. eba zehv, a.g.e, 155). fadl ve üsâme'nin naklettiği hadise gelince, âlimler bu konuda şunları söylediler: birincisi, bu hadis kendisinden daha kuvvetli hadisle çelişmektedir; dolayısıyle onunla değil kuvvetli olanla amel edilir. ikincisi, bu iki sahâbã®nin hadisi orucun farz kılındığı dönemin başlarına aittir. o sırada oruçlunun uyuduktan sonra yemesi, içmesi, cinsel münasebette bulunması haramdı. daha sonra Allah'tan yeri ağarıncaya kadar bütün bunları mübah kıldı. onun için karı-koca ilişkisi sabaha kadar devam ederdi. fecrin doğuşundan sonra da yıkanması gerekmekteydi. bu da gösteriyor ki âişe ile ümmü seleme'nin naklettiği hadisin hükmünü neshetmiştir. ne fadl ile üsame'nin ne de ebã» hureyre'nin bu son hükmü bildiren hadisten haberleri vardı. bu yüzden ebã» hureyre hâlâ önceki hadise göre fetvâ vermeye devam ediyordu. kendisine bu haber ulaşınca da bu fetvâsından dönmüştür (ibn hacer, a.g.e., ıv, 127-128). ibn hacer şöyle der: "ebã» hureyre'nin hakkı teslim edip ona dönmesi onun faziletini gösterir" (a.g.e. ve yer; kastallâni, irsâdü's-sârı, mısır 1326. ıv, 443; m. ebã» zehv, a.g.e., 155).

bir başka itiraz da şudur: ebã» hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapardı (hz. peygamber'den duymadığı bir hadisi kendisine rivâyet eden şahsın ismini vermeyerek, hz. peygamber'den rivâyet ederdi). meselâ, yukarıda geçen "cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur" hadisinde durum böyledir. tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardeşidir (ibn kesir, el-bidâye, vııı, 109).

bu itiraza şöyle cevap verilir: ebã» hureyre'nin islâm'a girişinin hicretin 7. yılına kadar geciktiği dikkate alınırsa, hz. peygamber'in pekçok hadisini ondan duymadığı ortaya çıkar. bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, hz. peygamber'den duymuş olan sahâbã®lerden almasını gerektiriyordu. onun bu hali, ya dünyevi meşguliyetlerinden dolayı, ya da yaşlarının küçük olması, yahut da sonradan müslüman olmaları gibi sebeplerle hz. peygamber'in meclislerinde bulunmayan diğer sahâbã®lerin durumuyla aynıdır. humeyd'den gelen şu haber de bunu teyid eder: "biz enes b. mâlik'in yanında idik. bize şöyle dedi: vallahi size hz. peygamber'den naklettiğimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymuş değiliz. fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazdık" (ahmed b. hanbel, müsned, mısır 1313, ıv, 283; m. ebã» zehv, a.g.e., 157).

hadisi duyan ve diğerlerine nakleden sahâbã®nin isminin zikredilmemesini tedlis saymak uygun değildir. zira ehli sünnet âlimlerinin ittifakıyla sahâbenin hepsi âdildir. âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâfı, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyişi sebebiyledir. ibnu's-salâh bu hususta şöyle der: "ibn abbâs ve benzeri yaşça küçük sahâbã®lerin hz. peygamber'den işitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsã»l ve müsned hükmündedir. çünkü onlar bu hadisleri sahâbã®lerden almışlardır. bir sahâbã®nin kim olduğunun bilinmemesi, hadisin sıhhatine zarar vermez. çünkü sahâbã®lerin tamamı âdildir" (ibnu's-salâh, mukaddime, mısır 1326, 22). bütün bunlardan anlaşılıyor ki ebã» hureyre'den hiçbir yalan çıkmış değildir. zira bu tür mürsel hadislerde ebã» hureyre, "rasã»lullah'ın şöyle dediğini işittim, ya da şöyle yaptığını gördüm" demiyor; aksine, "rasã»lullah şöyle buyurdu veya şöyle yapmıştır" gibi ifadeler kullanıyordu. burada onun tedlis yaptığı da söylenemez. çünkü adını zikretmediği sahâbeden biridir ve sahâbã®nin âdil olduğuna dair icmâ vardır (m. ebã» zehv, a.g.e., s.158).

bir başka itiraz: hz. ömer, ebã» hureyre'yi hadis rivâyetinden alıkoymuş ve ona, "ya hz. peygamber'den hadis rivâyetini bırakırsın, ya da seni devs topraklarına sürerim" demiştir (ibn kesir, el-bidâye, vııı, 106; m. ebã» zehv, a.g.e., 159). ömer'in bu tutumu ebã» hureyre'nin yalan söylediğini göstermektedir.

buna şöyle cevap verilmiştir: ebã» hureyre, hz. peygamber'den naklettiği hadisleri halka öğretmeyi, ilmi gizlemenin günahındân kurtulmak için, kendisine bir görev sayıyordu (buhâri, ilim, 43). bu anlayış onu çok hadis rivâyet etmeye sevketti. bir tek mecliste bile hz. peygamber'in birçok hadisini naklederdi. fakat hz. ömer, halkın herşeyden önce kur'ân ile meşgul olmasını, amelle ilgili olanların dışında kalan hadisleri az rivâyet etmelerini, halkı yersiz bir tevekküle götürecek ruhsat hadisleriyle, halkın anlayamayacağı müskil hadisleri halka rivâyet etmeyi uygun görmüyordu. bu arada, çok hadis rivâyet edenlerin, rivâyet sırasında hata yapabileceklerinden ve benzeri şeylerden de endişe ediyordu. bütün bu sebeplerle, hz. ömer sahâbã®leri çokça hadis rivâyet etmekten alıkoymuş, ebã» hureyre'ye de ağır konuşmuş ve onu devs'e sürmekle tehdid etmiştir. çünkü sahâbe içerisinde en çok hadis rivâyet eden oydu. ibn kesir bunu naklettikten sonra şöyle der: "bildirildiğine göre hz. ömer (r.a.) daha sonra ebã» hureyre'nin hadis nakletmesine izin vermiştir (ibn kesir, a.g.e., vııı, 106; m. ebu zehv, a.g.e., 159).

bir başka menfã® tenkid: ebã» hureyre'nin diğer sahâbã®lerden daha çok hadis rivâyet etmesini sağlayan şey, hz. peygamber söylesin veya söylemesin, helâl ve haramla ilgili olmayan, fakat güzel ahlâka teşvik, cennet ve cehennem haberleri gibi bütün güzel sözleri ona isnad etmeyi kendine câiz görmesidir. onun bu konudaki dayanağı şu hadislerdir: "benden size hakka uygun bir söz ulaştığında, ben onu ister söylemiş olayım isterse olmayayım, onu alınız' "benim söylemediğim fakat benden size ulaştırılan güzel bir sözü, ben söylemişimdir" (m. ebã» zehv, a.g.e., 160).

buna verilen cevap şudur: geç müslüman olmasına rağmen ebã» hureyre'nin çok hadis rivâyet etmesi, onların ileri sürdükleri sebeplere bağlanamaz. bunun asıl sebebi, dünyadan el-etek çekip hz. peygamber'in toplantılarına katılması, savaşta ve savaş dışında onun yanından ayrılmaması, hadisleri unutmaması için hz. peygamber'in duasını alması, hz. peygamber'in vefâtından sonra elli yıl kadar daha yaşaması ve duymadığı hadisleri diğer sahâbã®lerden alarak insanlara rivâyet etmesidir (a.g.e. ve yer). helâl ve haram dışındaki konularda hz. peygamber'e yalan isnad etmesini kendisi için câiz görmesi iddiası da geçersizdir. çünkü o, "kim bilerek bana yalan isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın" hâdisinin râvã®lerinden biridir. birçok toplantılarında hadis rivâyet etmek istediğinde bu hadisi zikrettiği sâbittir. sahâbiler, onun hadis rivâyetindeki üstünlüğünü kabul ettiler ve ondan hadis naklettiler. hz. ömer, osman, talha, ibn abbâs, âişe, abdullah b. ömer ve diğerleri (r.anhum) bunlardandır (hâkim en-nisâbã»rã®, a.g.e., ııı, 513; ibn kesir, a.g.e., vııı, 108). bu da onların, ebã» hureyre'nin güvenilirliği ve doğruluğu hususunda ittifak ettiklerini gösterir. diğer taraftan, ebã» hureyre'nin rivâyet ettiği hadislerin çoğunun, başka sahâbã®ler tarafindan da nakledildiği görülür (m. ebã» zehv, a.g.e., 160, 161).

ebã» hureyre'nin dayandığını ileri sürdükleri hadislere gelince, bu hadisleri ebã» hureyre rivâyet etmemiştir. aksine bunlar onun adına uydurulmuş sözlerdir. bu hususta ibn hazm şöyle demiştir: "allah'tan korkmaz bazı insanlar birtakım hadisler rivâyet ettiler. bunların bazısı islâm'ın temel prensiplerini geçersiz kılmakta, bazıları da hz. peygamber'e yalan isnat etmeyi mübah saymaktadır. " ibn hazm bu iki hadisi de, râvã®lerinin çok zayıf olmasından ötürü geçersiz saymaktadır (ibn hazm, el-ihkâm fã® usã»li'l-ahkâm, mısır 1345, ıı, 76, 78, 80; m. ebã» zehv, a.g.e., 161, 162).

macar asıllı ünlü müsteşrik yahudi ıgnaz goldziher de ebã» hureyre'nin hadis uydurduğunu ve bunda hayli ileri gittiğini ileri sürmüştür. böyle bir tenkid tümüyle bâtıldır, geçersizdir ve hiçbir haklı tarafı yoktur. buhâri'nin söylediği gibi ebã» hureyre'den sekizyüz âlim hadis rivâyet etmiştir. o, sahâbe ve muhaddisler nazarında son derece güvenilir yüce bir şahsiyettir. ibn ömer şöyle demiştir: "ebu hureyre benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir." cennet'le müjdelenenlerden biri olan talha b. ubeydullah da: "şüphe yok ki ebã» hureyre hz. peygamber'den bizim işitmediğimiz hadisleri işitmiştir" demiştir (el-hâkim en-nisâbã»rã®, a.g.e, ııı, 511, 512). mervan'ın sekreteri ebã» zualza'a da ebã» hureyre'nin hadis rivâyetinde ne derece güçlü olduğunu gösteren şu haberi nakleder: "mervan, ebã» hureyre'yi saray'da hadis rivâyet etmek için dâvet etmişti. mervan beni divanın arkasına oturtmuştu ve ben de ebã» hureyre'nin naklettiklerini gizlice yazıyordum. ertesi yıl yine onu dâvet etti ve ondan hadis rivâyet etmesini istedi. bana da bir yıl önceki yazdıklarımdan takip etmemi tenbih etti. neticede, onun bir tek kelime bile değişiklik yapmadan rivâyet ettiğini gördüm (ibn kesir, a.g.e., ııı, 106; m. ebã» zehv, a.g.e., 162-164).

ebã» hureyre 78 yıl yaşadıktan sonra hicrã® 57/676 yılında medine'de vefât etmiştir.
--- alıntı ---

devamını gör...
beni en çok düşündüren, niçin peygamberimizin en yakınında buluna hz. ebubekirden hemen hemen hiç hadis gelmemiş olmasıdır. ebu hureyre sadece birkaç yıl peygamberimizin çevresinde olmasına karşı bu kadar çok hadis rivayet etmesidir.
devamını gör...
hakkında türlü yorumların yapıldığı, yalancılık başta olmak üzere bir sürü sıfata layık görülmüş hadis toplayıcısı.

şimdi gayet safça soruyorum...bu insan hakkında bir sürü zan var ise bu insanın güvenilir olduğunu ispat edecek deliliniz nedir?

hureyreyi savunma amacınız hadislerin dinin kaynağı olduğunu kabullendirmeye çalışmak mı ?

niçin kendisi hakkında en ufak bir şaibe ve kuşku duyulmayan bir kitap var iken güvenilmez bir adamın söylediklerini rehber edineyim ?

hurayrenin niyetini nasıl bilebileceğim ?

kuran bu tür şahısları izlememiz gerektiğini işaret etmiş midir ?

herşeyi geçtim, hakkında yüzde yüz sağlamlık delili olmayan bu adamın iftiralarını kutsaldan saymak şirk değil midir ?
ve aklıma gelen bir söz şunu diyor;
çok laf yalansız olmaz...

varın cevaplayın.



devamını gör...
hz. ebu bekir ve diğer raşit halifeden daha fazla hadis rivayet etmesinin sebeplerinden biri de hz. peygamber sonrası ömrünün onlardan daha uzun olması olabilir. ayrıca kendisi ashab-ı suffa'dan olup sürekli peygamberimizin dibinde yaşamıştır. eleştirilecek yanları olabilir, fakat bunu saygıda kusur etmeden yapmak gerekir.
devamını gör...
Allah rasulü'nden sonra yaklaşık elli sene yaşamış, Allah rasulü'nün yıldızlarından bir yıldız!

bu elli sene zarfında bulduğu her fırsatta hem de sahabelerin arasında hadis rivayet eden bir yıldızı yalancılıkla suçlayan nadanlara bilmem ne denir ki? sizler; Allah rasulü'nün sahabisini yalancılıkla suçlayan nasipsizler, sahabilerden daha fazla mı bu dine sahip çıktınız? onlar hiç böyle bir şeye müsaade ederler miydi? etmezlerdi, etmediler de.

anlamak isteyene delil çok ama ya anlamak istemeyene? sahabiye dil uzatana?


benden günah gitti editi:

sahabilere dil uzatanlara nadan dediğim için seni olan yenilgi kardeş( her ne kadar beni kardeşi olarak kabul etmese de, inananlar kardeşimdir) iki tanım sonra sahşını kasdetmediğim halde "nasipsiz babandır" diye şahsımı, daha doğrusu babamı hedef almış. Allah biliyor bu kardeşimle uzlaşmaya çalıştım. mesajlarıma cevap vermeye bile tenezzül etmedi. daha sonra da meseleyi moderasyona taşıdım. onlar da hakaret olarak kabul etmedi. ne yapalım, bu işler böyle oluyor demek ki.
sahabeyi yalancılıkla suçlayan birinden başka türlü bir ahlak beklenmezdi zaten. beni asıl hayal kırıklığına uğratan moderasyon oldu. hala daha bu meselenin hallolmasını bekliyorum.


edit:

tanım silinmiş, mesele hallolmuştur ama olan kalplere olmuştur. değer miydi?
devamını gör...
hz.ömer'in hadis rivayet etmesini yasakladığına dair rivayetler vardır.
devamını gör...
asıl niyet ebu hureyre değil, hadis ilmini yok sayılmasıdır. hadissiz bir islam, merdivensiz gökdelene benzediğini munafıklar biliyor.saf müslüman kardeşlerim de onlara inaniyor. yalancı peygamber, ve son zamanlarda pakistanda peygamberliğini ilan eden ahmedilik da bu mantıktadır.yalnızca kurana göre hayat yaşadığını iddia etti ve geberdi...ebu hureyrenin tek başına rivayet ettiği hadıs sayısı 200 geçmez, peygamberimizle geçirdiği senelerin sayısını hadislere böldüğümüzde, günde ortalama 2 hadis bile çıkmıyor.
devamını gör...
hadis rivayetinde ölçüyü kaçırdığı düşünülen bazı kişiylerin eline mühür vurulmuştur, halife ömer'in ebu hureyre'yi sıkıştırdığı ve söz konusu mühürden vurduğu kayıtlarda geçer. kasıtlı olmasa bile kişiliğinden ve hafızasından dolayı sorunlara yol açtığı düşünülebilecek birisi.
devamını gör...
devs kabilesindendir. 1000'e yakın talebe yetiştirmiştir. Allah şefaatlerine nail eylesin.
devamını gör...
en çok hadis rivayet eden olduğu belirtilse de, kendi ağzından buhari'den okuduğuma göre başka bir ravi not etme tekniğini kullandığından daha fazla hadis rivayet etmiş.
devamını gör...
bugün yaşasaydı diye bize çok keşkeler söyleten ve yine bugün yaşasaydı kanunlarla tehlikeli görülecek o yüce şahsiyet.
devamını gör...
ashab i suffa dan dir.encok hadis rivayet eden sahabedir.ismi kedi yavrusu besledigi icin ebu hureyre olarak kalmistir.
devamını gör...
en çok hadã®s-i şerã®f rivâyet eden sahâbã®dir, asıl adi, abdurrahman b. sahr, künyesi, ebã» hureyre'dir. hicretin 7. senesinde müslüman oldu. gençliğinde fakã®rlik ve sıkıntı içinde yaşamıştır. müslüman olduğunda 30 yaşını geçmişti. ebã» hureyre, 'kedicik babasi' demektir. ne sebeple ebã» hureyre diye künye edindigini kendisi söyle açiklamistir: "bir kedi bulmustum, onu elbisemin yeninde tasirdim; bundan dolayi ebã» hureyre (kedicik babasi) künyesiyle çagrilir oldum." demiştir.
hz. peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan ebã» hureyre, rasã»lullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan ehl-i suffe'nin en ileri gelen simasi idi.
ebã» hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafizasi en saglam olanidir. hz. peygamber ile nisbeten kisa sayilabilecek bir süre birlikte olmasina ragmen, onun hadislerini bu kadar büyük bir sayida elde edebilmesinin sirri ve sebebleri söyle açiklanabilir:
birinci sebep: hz. peygamber ile sik sik görüsmesi ve ona hiç çekinmeden her çesit sorular sormasidir.
ıkinci sebep: ilme olan tutkunlugu ve hz. peygamber'in ona bildigini unutmamasi için dua buyurmasidir.
üçüncü sebep: ebã» hureyre'nin büyük sahâbã®lerle görüsmesi, onlardan birçok hadis almasi ve bu sayede ilminin artip ufkunun genislemesidir.
dördüncü sebep: hz. peygamber'in vefâtindan sonra uzun süre yasamis olmasidir.

kendisinden besbinüçyüzyetmis dört hadis gelmis, bunlardan üçyüzyirmibes tanesini buhâri ve müslim müştereken, doksanüç tanesini yalniz buhâri, yüzseksendokuz hadisini de yalniz müslim sahã®h'lerine almislardir

ebã» hureyre 78 yil yasadiktan sonra hicrã®57/676 yilinda medine'de vefât etmistir.
devamını gör...
cok sayida hadis rivayet ettigi icin oryantalistlerin dillerine doladigi sahabe. bir de kendisinden alinti yapalim:
hazret-i ebu hüreyre anlatır:

(annem müşrik bir kadın idi. ne kadar islam’a davet ettiysem de kabul etmedi. resulullaha gittim, (ya resulallah, dua edin de anneme iman nasip olsun, hidayete kavuşsun) dedim. dua buyurdu. ben de anneme müjde vermek için eve gittim. evin kapısı kilitli idi. su seslerinden guslettiğini anladım. annem az sonra elbisesini giyip kapıyı açtı, şehadet getirerek müslüman olduğunu bildirdi. hemen koşarak resulullahın huzuruna gittim. (müjde ya resulallah, annem müslüman oldu) dedim. sonra, (ya resulallah, bir dua daha edin de, beni ve annemi bütün müslümanlar sevsin, biz de bütün müslümanları sevelim) dedim. resulullah bunun için de dua buyurdu. hiçbir mümin yoktur ki, benim adımı işitsin de beni sevmemiş olsun.) (åževahid-ün-nübüvve)
devamını gör...
629 yılında müslüman olduğu gözönüne alındığında, 632'de de peygamber efendimiz'in vefatı sabit, bu zat-ı muhterem, 3 yıllık peygamber dönemi müslümanlığına haiz iken, peygamber efendimizden yaklaşık 5374 hadis nakletmiştir.

365*3= 1095 gün ettiğine göre, bu yüce deha, günün her saatini peygamberin sağında veya solunda geçiriyor, günde ortalama 5 hadisi/olayı/vakayı ezber ediyordu. çok şaşırtıcı, Allah Allah denilesi, üstüne düşünülesi ve zatı ve zatından rivayet hadisler hadis ilmi ile irdenilesi.
devamını gör...
ebu hureyre anlatıyor: resulullah'ı oturuyorken namaz kılıyor gördüm. yanına yaklaştım, namazı bitirince sordum:
- ya resulullah, hasta mısınız?
- hayır ya eba hureyre! açlık ayaklarımın takatini kesti.
bu sözünün üzerine hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. sonra bana dedi ki:
- ağlama, gözümün nuru eba hureyre! Allah'ın kıyamet günündeki şiddetli hesabı ve azabı, dünyada açlık çekenlere isabet etmez; meşakkatlere maruz kalanlara isabet etmez.
devamını gör...
en sevdiğim islam insanlarındandır..kedi sevmesi onu benim gözümde özel kılar
devamını gör...
şiilerin naklettiği hadisleri kabul etmediği sahabidir.ayıp etmişlerdir.
devamını gör...
bir dostumun rüyasında ona da bana da harikulade görünmüş kedilerin babası sahabedir (r.a.)
devamını gör...
hakkındaki olumsuz iddiaların hepsi şia kaynaklarında geçen sahabe. çok abartılı bir şekilde saldırmışlar. anlamsız mezhepsel reflekse kurban gitmiş biri.
devamını gör...
ashabım hakkında uygunsuz sözler söylemeyiniz.eğer sizden birinin yanında uhud dağı kadar altın olsa ve bunun tamamını Allah cc yolunda infak etse bu onların bir-iki avuçluk infakına bile mukabil gelmez.
buhari-muslim
işte kendini ateşe atmak bu kadar kolay bırakın ebu hureyreyi vahşiye dahi söz edenin imansız gitmesinden korkulur...
devamını gör...
çok hadis rivâyet eden meshur sahâbî.

adi, abdurrahman b. sahr; künyesi, ebû hureyre'dir

kedileri çok sevdiğinden ötürü rasulallah efendimiz kendisine ebu hureyre (kedilerin babası) lakabını takmıştır.
devamını gör...
mekke de kabe gölgesinde uyuklarken mekke kedilerin de gelip eteklerinde uyukladıkları rivayet edilen sahabe.

sahabelerden kendisine gelen eleştiriler ve eleştirilere cevapları kur an anlayışı bakımından çok önemli, bu münazaralar bile sahabelerin kur an anlayışını bize gösteriyor. ebu hureyre gelen bazı eleştirileri kabul ediyor hatasını düzeltiyor, bazı yerlerde o sahabelerin hatalarını düzeltiyor.
şimdi adam islam peygamberinin kim bana yalan hadis isnat ederse cehennemde yerini hazırlasın hadisini nakletsin, uydurma hadislere ta o zamandan dikkat çeksin hadis ilmini ve usulünü selefi tabiuna öğretsin hem de hadis uydursun.
bizde yedik!


devamını gör...
çok hadis rivâyet eden meshur sahâbî.

adi, abdurrahman b. sahr; künyesi, ebû hureyre'dir. câhiliye döneminde ismi abdüssems idi. hz. peygamber onu, abdurrahman (bazi rivâyetlere göre abdullah, hattâ baska isimler de ileri sürülmektedir) diye adlandirdi (el-hâkim en-nisâbûrî, el-müstedrek, beyrut, t.y, iii, 507). ne sebeple ebû hureyre diye künye edindigini kendisi söyle açiklamistir: "bir kedi bulmustum, onu elbisemin yeninde tasirdim; bundan dolayi ebû hureyre (kedicik babasi) künyesiyle çagrilir oldum (ez-zehebî, tezkiretü'l-huffâz, haydarâbâd 1376/1956, i, 32). hayber gazvesi siralarinda yemen'den medine'ye gelip müslüman olmustur (h. 7/m. 629) (ez-zehebî, a.g.e., ayni yer). o tarihten itibaren hz. peygamber'in vefâtina kadar ondan ayrilmayan bir sahâbîsi olmus, kendisini onun hizmetine adamistir. hizmet süresi yaklasik dört yili buluyordu (ibn kesir, el-bidâye ve'n nihâye, beyrut 1966, viii, 108,113).

hz. peygamber'in misafirperverligi ve cömertligi sayesinde yasayan ebû hureyre, rasûlullah (s.a.s.)'in mescidinde sadece ibadet ve ilimle mesgul olan ehl-i suffe'nin en ileri gelen simasi idi. hz. peygamber'i büyük bir muhabbetle sevmis, onun sünnetine uygun olarak yasamis ve manevî yüce mertebelere erismistir (ibn kesir, a.g.e., viii, 108, 110).

iffet sahibiydi, eli açik ve cömertti. hz. osman'in sehid edilmesinden sonraki fitne olaylarinda kösesine çekildi. halk onun bu halinden kendisine söz ettiklerinde rasûlullah (s.a.s.)'in su hadisini rivâyet ediyordu: "fitneler çikacak. o zamanda, oturanlar ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen kosandan daha hayirlidir. kim dönüp bakmaya yönelirse, o da ona yönelir. kim bir siginak veya korunak bulursa onunla korunsun" (buhâri, menâkib, 25; müslim, fiten, i0).

hossohbet, temiz ve ince duygulu, saf gönüllü idi (zehebî, tezkire, 1, 33). emirlik ve valilik ona kibir vermedi. üstelik alçak gönüllülügünü arttirdi. medine valisi mervan'a vekâlet ettigi siralarda, üzerine semeri baglanmis bir esekle, hurma lifinden örülmüs bir baslik basinda oldugu halde çarsiya çikar ve, "savulun emir geliyor!" dermis (ibn sa'd, et-tabakatü'l-kübrâ, beyrut 1380/1960, iv, 336).

imam sâfii gibi büyük âlimlerin bildirdigine göre ebû hureyre kendi dönemindeki hadis nakledenlerin içinde hafizasi en saglam olanidir (ibn hacer, el-isâbe fî temyîzi's-sahâbe, misir 1328, iv, 205). hz. peygamber ile nisbeten kisa sayilabilecek bir süre birlikte olmasina ragmen, onun hadislerini bu kadar büyük bir sayida elde edebilmesinin sirri ve sebebleri söyle açiklanabilir:

a) birinci sebep: hz. peygamber ile sik sik görüsmesi ve ona hiç çekinmeden her çesit sorular sormasidir (ibn hacer, a.g.e., iv, 206). nitekim buhâri ve müslim'in naklettiklerine göre ebû hureyre söyle demistir: "siz, ebû hureyre'nin çok hadis rivâyet ettigini söyleyip duruyorsunuz. ben fakir bir kimseydim. karin tokluguna hz. peygamber'e hizmet ediyordum. muhâcirler çarsida, pazarda alisverisle, ensâr da kendi mallari, mülkleriyle ugrasirken, ben hz. peygamber'in meclislerinin birinde bulunmustum; buyurdu ki: 'içinizden kim cübbesini yere serer de ben sözümü bitirdikten sonra toplarsa benden duydugunu bir daha unutmaz. 'bunun üzerine ben üzerimdeki hirkayi yere serdim, hz. peygamber de sözünü bitirince, onu topladim. nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, o andan sonra ondan duydugum hiçbir sözü unutmadim" (müslim, fadâilü's-sahâbe, 159; buhâri, ilim, 42).

b) ikinci sebep: ilme olan tutkunlugu ve hz. peygamber'in ona bildigini unutmamasi için dua buyurmasidir. el-hâkim en-nisâbûrî, müstedrek'te (111, 508) su haberi vermektedir: "bir adam zeyd b. sâbit'e gelerek ona bir mesele sordu. o da ebû hureyre'ye gitmesini söyledi ve söyle devam etti; çünkü bir gün ben, ebû hureyre ve bir baska sahâbî mescid'de oturuyorduk, dua ve zikirle mesgul idik. o sirada hz. peygamber geldi, yanimiza oturdu; biz de dua ve zikri biraktik. buyurdu ki: 'her biriniz Allah'tan bir dilekte bulunsun. ' ben ve arkadasim, ebû hureyre'den önce dua ettik, hz. peygamber de bizim duamiza âmin dedi. sira ebû hureyre'ye geldi ve söyle dua etti: 'allah'im, senden iki arkadasimin istediklerini ve de unutulmayan bir ilim dilerim.' hz. peygamber bu duaya da âmin dedi. biz de, 'ey Allah'in rasûlü, biz de Allah'tan unutulmayan bir ilim isteriz' dedik. hz. peygamber, 'devsli genç sizden önce davrandi' buyurdu.

buhâri, ilim bahsinde, hadise olan tutku bâbinda (nr. 33) ebû hureyre'nin söyle dedigini nakletmistir: "ey Allah'in rasûlü, kiyâmet gününde senin sefâatine nâil olacak en mutlu kisi kimdir?" diye sordum. rasûlullah buyurdu ki: "ey ebû hureyre, senin hadise olan asiri tutkunlugunu bildigim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacagini tahmin etmistim. kiyâmet gününde benim sefâatime nâil olacak en mutlu kisi lâilâhe illallah diyen kimsedir."

c) üçüncü sebep: ebû hureyre'nin büyük sahâbîlerle görüsmesi, onlardan birçok hadis almasi ve bu sayede ilminin artip ufkunun genislemesidir (ibn hacer el-askalâni, el-isâbe, iv, 204).

d) dördüncü sebep: hz. peygamber'in vefâtindan sonra uzun süre yasamis olmasidir. nitekim hz. peygamber'den sonra kirkyedi yil yasamis, hadisleri halk arasinda yaymakla mesgul olmustur (muhammed ebû zehv, el-hadis, ve'l-muhaddisûn, kahire 1958, 134).

bütün bunlarin neticesinde ebû hureyre, sahâbe içerisinde hadisi en iyi bilen, hadis almada ve rivâyet etme hususunda digerlerinden daha üstün bir duruma gelmistir. onun rivâyet ettigi hadisler, diger sâhâbilerde veya birçogunda daginik halde bulunuyordu. bu yüzden onlar ebû hureyre'ye basvuruyor, hadis rivâyetinde ona dayaniyorlardi. ibn ömer, onun cenaze namazinda, ona Allah'tan rahmet dileyerek, "hz. peygamber'in hadisini müslümanlar adina muhâfaza ediyordu" demistir (ibn sa'd, tabakât, iv, 340). buhâri, 'ebû hureyre'den 800 kadar sahâbe ve tâbiîn âlimleri hadis rivâyet etmislerdir' diyor (ibn hacer, a.g.e., iv, 205).

kendisinden besbinüçyüzyetmis dört hadis gelmis, bunlardan üçyüzyirmibes tanesini buhâri ve müslim müstereken, doksanüç tanesini yalniz buhâri, yüzseksendokuz hadisini de yalniz müslim sahîh'lerine almislardir (muhammed ebû zehv, a.g.e., 134).

ebu hureyre, asirlar boyunca tetkik ve tenkid konusu olmustur. gerek dogu dünyasinda gerek bati dünyasinda ebû hureyre hakkinda ileri geri konusulmustur. bunun sebebi, keyif ve arzulara karsi gelen dine yönelik hile ve tuzaklari sonuçsuz birakan bir kisim hadislerinden kurtulmak istenmesidir. bu hücumlar ya yalan ve zayif rivâyetlere, ya da bazi sahîh hadislere dayanir. fakat bu tür sahîh hadisleri de dogru-dürüst anlayamazlar, bu yüzden de kendi arzulari dogrultusunda yanlis yorumlara basvururlar

(muhammed ebû zehv, a.g.e., 153; el-hâkim en-nisâbûrî, a.g.e., iii, 5 1 3). bu hadislerden bir kismini ve cevaplarini özet olarak verelim:

ebû hureyre'nin hadis konusundaki güvenilirligine gölge düsürecek süphe kaynaklarindan biri, onun rasûlullah (s.a.s.)'den: "bir kimse ramazan ayinda cünüp olarak sabahlarsa, o gün oruç tutmasin " hadisini nakletmesi ve halka bu yolda fetvâ vermesidir. onun böyle rivâyet ettigini âise ve ümmü seleme haber alinca, onun bu rivâyetini kabul etmemisler, söyle demislerdir: "hz. peygamber ailesiyle birlikte olmasi neticesinde cünüp olarak sabahlar, sonra da boy abdesti alip orucunu tutardi." bunun üzerine ebû hureyre onlarin dediklerini kabul etmis ve demistir ki: "bu hadisi bana fadl b. abbâs ile üsâme b. zeyd hz. peygamber'den nakletmislerdi. mü'minlerin anneleri ise bu gibi konulari erkeklerden daha iyi bilirler" (buhâri; savm, 23; ibn hacer, fethu'l-bâri, misir 1300, iv, 123-124; muhammed ebû zehv, a.g.e., 155).

buna su cevap verilmistir: ebû hureyre sözkonusu hadisi rasûlullâh (s.a.s.)'den kendisi isitmemistir. hadisi fadl ve üsâme vasitasiyle rivâyet etmistir. bu iki sahâbî ise dogru ve güvenilir kisilerdir. âise ile ümmü seleme'nin hadisi, onun yaninda agirlik kazaninca, onlarin rivâyetine dönmüs, hakka uyarak önceki fetvâsindan vazgeçmistir (ibn hacer, a.g.e., iv, 126; m. eba zehv, a.g.e, 155). fadl ve üsâme'nin naklettigi hadise gelince, âlimler bu konuda sunlari söylediler: birincisi, bu hadis kendisinden daha kuvvetli hadisle çelismektedir; dolayisiyle onunla degil kuvvetli olanla amel edilir. ikincisi, bu iki sahâbînin hadisi orucun farz kilindigi dönemin baslarina aittir. o sirada oruçlunun uyuduktan sonra yemesi, içmesi, cinsel münasebette bulunmasi haramdi. daha sonra Allah'tan yeri agarincaya kadar bütün bunlari mübah kildi. onun için kari-koca iliskisi sabaha kadar devam ederdi. fecrin dogusundan sonra da yikanmasi gerekmekteydi. bu da gösteriyor ki âise ile ümmü seleme'nin naklettigi hadisin hükmünü neshetmistir. ne fadl ile üsamenin ne de ebû hureyre'nin bu son hükmü bildiren hadisten haberleri vardi. bu yüzden ebû hureyre hâlâ önceki hadise göre fetvâ vermeye devam ediyordu. kendisine bu haber ulasinca da bu fetvâsindan dönmüstür (ibn hacer, a.g.e., iv, 127-128). ibn hacer söyle der: "ebû hureyre'nin hakki teslim edip ona dönmesi onun faziletini gösterir" (a.g.e. ve yer; kastallâni, irsâdü's-sâri, misir 1326. iv, 443; m. ebû zehv, a.g.e., 155).

bir baska itiraz da sudur: ebû hureyre hadis rivâyet ederken tedlis yapardi (hz. peygamber'den duymadigi bir hadisi kendisine rivâyet eden sahsin ismini vermeyerek, hz. peygamber'den rivâyet ederdi). meselâ, yukarida geçen "cünüp olarak sabahlayan kimseye oruç tutmak yoktur" hadisinde durum böyledir. tedlis yapmak ise yalan söylemenin kardesidir (ibn kesir, el-bidâye, viii, 109).

bu itiraza söyle cevap verilir: ebû hureyre'nin islâm'a girisinin hicretin 7. yilina kadar geciktigi dikkate alinirsa, hz. peygamber'in pekçok hadisini ondan duymadigi ortaya çikar. bu durum, onun hadis bilgisini tamamlayabilmesi için, hz. peygamber'den duymus olan sahâbîlerden almasini gerektiriyordu. onun bu hali, ya dünyevi mesguliyetlerinden dolayi, ya da yaslarinin küçük olmasi, yahut da sonradan müslüman olmalari gibi sebeplerle hz. peygamber'in meclislerinde bulunmayan diger sahâbîlerin durumuyla aynidir. humeyd'den gelen su haber de bunu teyid eder: "biz enes b. mâlik'in yaninda idik. bize söyle dedi: vallahi size hz. peygamber'den naklettigimiz hadislerin hepsini bizzat kendisinden duymus degiliz. fakat (hadisi duyan duymayana naklederdi) biz de birbirimizi yalanlamazdik" (ahmed b. hanbel, müsned, misir 1313, iv, 283; m. ebû zehv, a.g.e., 157).

hadisi duyan ve digerlerine nakleden sahâbînin isminin zikredilmemesini tedlis saymak uygun degildir. zira ehli sünnet âlimlerinin ittifakiyla sahâbenin hepsi âdildir. âlimlerin, mürsel hadisi delil kabul etmek hususundaki ihtilâfi, ismi zikredilmeyen râvinin durumunun bilinmeyisi sebebiyledir. ibnu's-salâh bu hususta söyle der: "ibn abbâs ve benzeri yasça küçük sahâbîlerin hz. peygamber'den isitmedikleri halde ondan rivâyet ettikleri mürsel hadisler, mevsûl ve müsned hükmündedir. çünkü onlar bu hadisleri sahâbîlerden almislardir. bir sahâbînin kim oldugunun bilinmemesi, hadisin sihhatine zarar vermez. çünkü sahâbîlerin tamami âdildir" (ibnu's-salâh, mukaddime, misir 1326, 22). bütün bunlardan anlasiliyor ki ebû hureyre'den hiçbir yalan çikmis degildir. zira bu tür mürsel hadislerde ebû hureyre, "rasûlullah'in söyle dedigini isittim, ya da söyle yaptigini gördüm" demiyor; aksine, "rasûlullah söyle buyurdu veya söyle yapmistir" gibi ifadeler kullaniyordu. burada onun tedlis yaptigi da söylenemez. çünkü adini zikretmedigi sahâbeden biridir ve sahâbînin âdil olduguna dair icmâ vardir (m. ebû zehv, a.g.e., s.158).

bir baska itiraz: hz. ömer, ebû hureyre'yi hadis rivâyetinden alikoymus ve ona, "ya hz. peygamber'den hadis rivâyetini birakirsin, ya da seni devs topraklarina sürerim" demistir (ibn kesir, el-bidâye, viii, 106; m. ebû zehv, a.g.e., 159). ömer'in bu tutumu ebû hureyre'nin yalan söyledigini göstermektedir.

buna söyle cevap verilmistir: ebû hureyre, hz. peygamber'den naklettigi hadisleri halka ögretmeyi, ilmi gizlemenin günahindân kurtulmak için, kendisine bir görev sayiyordu (buhâri, ilim, 43). bu anlayis onu çok hadis rivâyet etmeye sevketti. bir tek mecliste bile hz. peygamber'in birçok hadisini naklederdi. fakat hz. ömer, halkin herseyden önce kur'ân ile mesgul olmasini, amelle ilgili olanlarin disinda kalan hadisleri az rivâyet etmelerini, halki yersiz bir tevekküle götürecek ruhsat hadisleriyle, halkin anlayamayacagi müskil hadisleri halka rivâyet etmeyi uygun görmüyordu. bu arada, çok hadis rivâyet edenlerin, rivâyet sirasinda hata yapabileceklerinden ve benzeri seylerden de endise ediyordu. bütün bu sebeplerle, hz. ömer sahâbîleri çokça hadis rivâyet etmekten alikoymus, ebû hureyre'ye de agir konusmus ve onu devs'e sürmekle tehdid etmistir. çünkü sahâbe içerisinde en çok hadis rivâyet eden oydu. ibn kesir bunu naklettikten sonra söyle der: "bildirildigine göre hz. ömer (r.a.) daha sonra ebû hureyre'nin hadis nakletmesine izin vermistir (ibn kesir, a.g.e., viii, 106; m. ebu zehv, a.g.e., 159).

bir baska menfî tenkid: ebû hureyre'nin diger sahâbîlerden daha çok hadis rivâyet etmesini saglayan sey, hz. peygamber söylesin veya söylemesin, helâl ve haramla ilgili olmayan, fakat güzel ahlâka tesvik, cennet ve cehennem haberleri gibi bütün güzel sözleri ona isnad etmeyi kendine câiz görmesidir. onun bu konudaki dayanagi su hadislerdir: "benden size hakka uygun bir söz ulastiginda, ben onu ister söylemis olayim isterse olmayayim, onu aliniz' "benim söylemedigim fakat benden size ulastirilan güzel bir sözü, ben söylemisimdir" (m. ebû zehv, a.g.e., 160).

buna verilen cevap sudur: geç müslüman olmasina ragmen ebû hureyre'nin çok hadis rivâyet etmesi, onlarin ileri sürdükleri sebeplere baglanamaz. bunun asil sebebi, dünyadan el-etek çekip hz. peygamber'in toplantilarina katilmasi, savasta ve savas disinda onun yanindan ayrilmamasi, hadisleri unutmamasi için hz. peygamber'in duasini almasi, hz. peygamber'in vefâtindan sonra elli yil kadar daha yasamasi ve duymadigi hadisleri diger sahâbîlerden alarak insanlara rivâyet etmesidir (a.g.e. ve yer). helâl ve haram disindaki konularda hz. peygamber'e yalan isnad etmesini kendisi için câiz görmesi iddiasi da geçersizdir. çünkü o, "kim bilerek bana yalan isnad ederse cehennemdeki yerine hazirlansin" hâdisinin râvîlerinden biridir. birçok toplantilarinda hadis rivâyet etmek istediginde bu hadisi zikrettigi sâbittir. sahâbiler, onun hadis rivâyetindeki üstünlügünü kabul ettiler ve ondan hadis naklettiler. hz. ömer, osman, talha, ibn abbâs, âise, abdullah b. ömer ve digerleri (r.anhum) bunlardandir (hâkim en-nisâbûrî, a.g.e., iii, 513; ibn kesir, a.g.e., viii, 108). bu da onlarin, ebû hureyre'nin güvenilirligi ve dogrulugu hususunda ittifak ettiklerini gösterir. diger taraftan, ebû hureyre'nin rivâyet ettigi hadislerin çogunun, baska sahâbîler tarafindan da nakledildigi görülür (m. ebû zehv, a.g.e., 160, 161).

ebû hureyre'nin dayandigini ileri sürdükleri hadislere gelince, bu hadisleri ebû hureyre rivâyet etmemistir. aksine bunlar onun adina uydurulmus sözlerdir. bu hususta ibn hazm söyle demistir: "allah'tan korkmaz bazi insanlar birtakim hadisler rivâyet ettiler. bunlarin bazisi islâm'in temel prensiplerini geçersiz kilmakta, bazilari da hz. peygamber'e yalan isnat etmeyi mübah saymaktadir. " ibn hazm bu iki hadisi de, râvîlerinin çok zayif olmasindan ötürü geçersiz saymaktadir (ibn hazm, el-ihkâm fî usûli'l-ahkâm, misir 1345, ii, 76, 78, 80; m. ebû zehv, a.g.e., 161, 162).

macar asilli ünlü müstesrik yahudi ignaz goldziher de ebû hureyre'nin hadis uydurdugunu ve bunda hayli ileri gittigini ileri sürmüstür. böyle bir tenkid tümüyle bâtildir, geçersizdir ve hiçbir hakli tarafi yoktur. buhâri'nin söyledigi gibi ebû hureyre'den sekizyüz âlim hadis rivâyet etmistir. o, sahâbe ve muhaddisler nazarinda son derece güvenilir yüce bir sahsiyettir. ibn ömer söyle demistir: "ebu hureyre benden daha hayirli ve naklettigini daha iyi bilendir." cennet'le müjdelenenlerden biri olan talha b. ubeydullah da: "süphe yok ki ebû hureyre hz. peygamber'den bizim isitmedigimiz hadisleri isitmistir" demistir (el-hâkim en-nisâbûrî, a.g.e, iii, 511, 512). mervan'in sekreteri ebû zualza'a da ebû hureyre'nin hadis rivâyetinde ne derece güçlü oldugunu gösteren su haberi nakleder: "mervan, ebû hureyre'yi saray'da hadis rivâyet etmek için dâvet etmisti. mervan beni divanin arkasina oturtmustu ve ben de ebû hureyre'nin naklettiklerini gizlice yaziyordum. ertesi yil yine onu dâvet etti ve ondan hadis rivâyet etmesini istedi. bana da bir yil önceki yazdiklarimdan takip etmemi tenbih etti. neticede, onun bir tek kelime bile degisiklik yapmadan rivâyet ettigini gördüm (ibn kesir, a.g.e., iii, 106; m. ebû zehv, a.g.e., 162-164).

ebû hureyre 78 yil yasadiktan sonra hicrî 57/676 yilinda medine'de vefât etmistir.


*


devamını gör...
ebu hırre de denirdi. kendinden nakledilen şöyle bir şey var;

bir gün peygamberimiz’e,
“ey Allah’ın resulü! sen’den duyduğum hiçbir sözü unutmak istemiyorum.” dedim.
efendimiz bana,
“elbiseni çıkar ve yere ser.” buyurdu.
öyle yaptım. Allah resulü ellerini açıp içinden dua etti. sonra da, sanki elleri bir şeyle doluymuş da elbisemin üzerine bir şey döküyormuş gibi yaptı. sonra,
“elbiseni katla ve bağrına bas.” dedi.
dediğini yaptım. yemin ediyorum ki, o günden sonra resulullah’tan duyduğum hiçbir hadisi unutmadım!
devamını gör...
"yav, bu hadis sahih midir acaba?" diye merak ettiğim hemen her hadisin ravisidir.

hz. ömer, hz ali ve aişe validemiz tarafından yalancılıkla, sahte hadisler üretmekle suçlandığı iddia edilir.
devamını gör...
türkiye de maalesef haksız eleştirilen, yerilen, küfredilen, yerin dibine sokulmaya çalışılan sahabe (allah hepsinden razı olsun) furyasındandır. gelgelelim, hakkındaki onca iftirayı atanların kimliklerine bakıyorsun, ya sünnet inkarcısı, ya şii, ya da bunların tamamı. bir üçünücüsünü söyleyemezsin, çünkü hadis ehli ve müslümanların geneline göre sahabe "adil"dir. gelgelelim rivayetlerine, hadis ilminden anlamayan kişiye "hadis" demek çok zor mesele.

(bkz: hadis ilminden nasibi olmayan kişi psikolojisi)
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar