ellerin

yavuz bülent bakiler şiiri. muazzam.

senin, ince uzun, beyaz ellerin
yüreğimi alan bir serinlik sanki
al bir kadife üstünde ellerin dursa biraz
tabloların en güzeli olur inan ki.

ellerini düşündüm geceler boyu
ellerin içimde akıp duran su
ellerin, türküler uykular kadar güzel
ellerin karanfil kokusu...

mısra mısra beyit beyit ördüğüm
ellerindir düşlerimde ayan beyan gördüğüm
uzat ellerini avuçlarıma
uzaktan bakmak mı yüz görümlüğüm.

ateşim var, hastayım, sayıklıyorum
ellerin aklımda en güzel yorum
koysan ellerini alnıma biraz
bütün ateşimi alır diyorum.

kapı, pencere, masa, duvar...
odamın her yerinde ellerinden gölge var
bir gün gelsen evime şaşıracaksın
açılacak birer birer kendiliğinden kapılar..
devamını gör...
a. kadir bilgin şiiri.

--- alıntı ---

ellerimden çikmiyor ellerinin izi yalnizlik çalarken sirenlerini, sensiz duygular da anlamsiz nasil yigdin aramiza bunca dagi ovayi denizi ayaklarima dolasiyor gözyaslarim özlem yine dizi dizi sular akmiyor sevismeler yakmiyor tenimizi. ben hüzün avcisiyim bilirsin bu yakinmalar kendime sen üstüne alinma yalniz da çogaltirim gizi gece beni çagiriyor bak simdi dalarim cadde sokak yüregimde gecikmis bosluk ellerimde ellerinin izi.

--- alıntı ---
devamını gör...
zülfü livaneli'nin "gözlerin" şarkı sözünde çok güzel anlatılmıştır.

"bir orman bir gece kar altındayken
çocuksu, uçarı koşmak seninle
elini avcumda bulup yitirmek
sığınmak ellerine bir gece vakti
ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek
ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken"
devamını gör...
gittiğin yerlerden zehirli masallar getirdi rüzgar bana.
dudakların benim dudaklarıma değdiği an güzeldi, yalan dolan tenlerde kirlendi. kirlendik.

öyle aşklar yaşadımki hepsi senden bir parça. zamana yalvardı acılar, ben hep sakıncalıyı seçtim.

susarak, yıpratarak, acıtarak, çıldırarak büyüttüm umarsız gözlerimde sevdanı.
sersem rüzgarlara aldanmama sebep sensin. tanımadığım tenle terlememe sebep sen! saf alkol içeriyor ruhum, hiç olmazsa bugün ölmüyorum senin için...
gül desenli gecelerimize açılan müzik kutuları uzaklarda çalıyor, duymuyoruz sesini...
elimdeki son mürekkebi içiyor kağıtlar... saçlarımda yağmur, avuçlarımda gece... hiç yaşlanmasak, hiç ölmesek derdik... öldürdük bizi bizde, köşebaşında tanıdığım adam gençleşti benle...

ben hep sakıncalıyı seçtim, hep yanlışı...
fazla mesaiye kalmış olmalı yüreğimin doğrulukları...nereye gider, nerde susup beklerim bilmiyorum... yıllardır aradığım neydi, fazla mı durağandı hayat ya da durağan mıydım ben hayata bilmiyorum... kabullenemedim paslanmış yağ tenekeleri sıradanlığında bir aşkı ve ben üç yanlışın götürdüğü tek bir doğru olmayı seçtim...gittiğin yerlerden zehirli masallar getirdi rüzgar bana...

ellerin benimken güzeldi... benim ellerim kimde? bilmiyorum.ararsan yokum... günahlar işliyorum ve sana yalanlar hazırlıyorum... gidişimi öperek uyandır koynunda... gidiyorum...ben bu günahları sen yoksun diye işledim, taş yapar mı Allah beni bilmiyorum...
devamını gör...
iç anadolu'da 1. şahıs eki -m değil -n olarak kullanılır. yaparım değil yaparın gibi. böyle düşününce kelime taciz kelimesi oluyor.
devamını gör...
ellerin bir şiiri, bir deseni...

bilmem mi ellerin vardır, umuttan yuvarlar çizerler
bakılan bir şeydir el, boşluğu dengede tutan
bir uzantıdır işte umutla insan arası
bir yönüdür ne belli, görmekle anlaşılan
geceden gün yapılan o sevişme yakınlığında
*


*
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar