emperyalizm

bir devletin veya gücün bütün dünyada kendi isteği inançı , dili , kültürü yaymak ve bunun üzerinden insanları kendilerinin kölesi haline getirmek ve insaların hayatına yıkılmayacakmış gibi tabular dikmek. mesala afrikalının dilinden anlamdığı için bir avrupalının o dili ilkel görmesi ve insanları kendi dilini öğretip öz dillerini kullanımdan kaldırmaya çalışması ve diliyle beraber kendi kültürünü benimsetmesi.
devamını gör...
bir devletin veya milletin başŸka devlet veya milletler üzerinde kendi çıkarları doğŸrultusunda etkide bulunmaya çalışŸması, siyasal ve/veya ekonomik yönden sömürmesi.
devamını gör...
sömürü temeline dayanarak bir ulusun başka bir ulusu siyasal ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması ya da yayılmayı istemesi.
devamını gör...
emperyalizmi siyaset edinen devletler ve sömürülmeye devam eden devletler vardır. günümüzde yaşanılan şiddet olayları emperyalizmin sömürü düzeninin devamını sağlamak için yaşatılmaktadır.

nerede bir terör olayı ve örgütü var ise orada sömürenlerin bir oyunu ve çıkarı vardır.
devamını gör...
bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır.

emperyalizm terimi latince "imperium" sözcüğüne dayanmaktadır ve diktatörlük gücü, merkezã® hükümet, keyfã® yönetim metotları anlamına gelmektedir.
devamını gör...
emperyalizm gerçeği ve bir karalama çabası..!

günümüze dek ortaya atılan belki binlerce terim vardır siyasi, sosyal, askeri, kültürel... ve temeli batı kaynaklı fikirlere dayanan ve sonu -izm ile bitenler belki de insanlığı en çok etkileyen, belki de en çok zarar verenlerdir. -izmler çatışmayı doğurmuştur, kaosları doğurmuştur, ayrılıkçı düşünceleri doğurmuştur, nihayetinde ortaya çıkan eylemler de vahim sonuçları doğurmuştur. rönesans kökenli sözde aydınlatıcı pekçok ideolojik tavır, dünya savaşlarının temelini hazırlayan faktörlerin başında gelir, avrupa'dan insanlığın ulaştığı tüm noktalara yayılan defolu hak arayışları, kimlik bunalımlarına ve sürü psikolojilerine davetiye çıkarmıştır. åžimdi dünyamızda alt kimlik adı altında kendini sınıflandıran milyarlarca insan yolunu çizmek için bir -izmin bünyesinde bulunmakta yada karşısında durmakta ısrar etmektedir, bunu bir gereklilik addetmektedir...

bunlardan şüphesiz ağızlara sakız olan ve en çok yorumlananlardan biri olan 'emperyalizm'; kelime bakımından istismar etme, sömürme manasındadır. yağmaladıkları yerleri, işgal ettikleri toprakları, bu topraklardaki tüm zenginlikleri ve dolayısıyla oranın insan gücünü sömürüp, rahat bir yaşam süren, halk hayat mücadelesiyle boğuşurken kendileri debdebeli sarayvari bir ömür tüketen ve de toplum için endişelenmeyen kimseler haliyle emperyalist kapsamına girer. fakat emperyalist kimlik kavramı da son dönemlerde değişmiştir. günümüzde emperyalizm; askeri güce başvurmadan, siyasi entrikalardan bağımsız, kültürel, teknolojik ve ekonomik yollarla amacına ulaşmaktadır. gayelerine ulaşma yolunda engel tanımayan emperyalist güç; samanaltı oyunlar ve zorbalıkla insanlığı umursamaksızın ilerlemektedir. neticeyi görmek için insanların kobaylaştırılması da buna dahildir, bakınız sovyet zulmüne, bakınız hitler faciasına, bakınız ırak işgaline, bakınız gazze'ye, daha önceleri ise bir nagazaki ve hiroşima vahşeti vardır ki ardında yüzbinlere dayanan ölü, ve halen sürmekte olan radyoaktif etkiler bırakmıştır...

peki ya emperyalizm suçlaması altında kendi torunlarından bile ihanet görebilen, fikri bazda kabul edilmeyen osmanlı'da durum nasıldı..? tarihin kabullenebileceği en başarılı üniter devlet yapısı, hoşgörü politikası ve sınırları dahilindeki tebayı asırlarca hoşnut etmesi bir yana, sömürge adına zerre aktivitesi olmayan bir devleti biz nasıl bu kadar kötü lanse ediyoruz şaşıyorum, bunu gavur yapmaz, demekki gavurlaşmak için gavur doğmak, ecnebi olmak şart değil, zihniyet yetersizliği ve tıhniyet bozukluğu kafi imiş...

osmanlı; siyasi entrikadan uzak bürokratik anlayışı gereği, ekonomik zorbalıklardan arınmış iç yapısı gereği, milletlerin örf-adet-din-dil özgürlüğündeki politikası gereği sömürgeciliğe ve asimilasyona, soykırımlara ihtiyacı da olmamıştır, ideal toplum ideal devlet yapısına ulaşmıştır...

bir düşünelim, 300 milyona yaklaşan osmanlı tebası içinde safkan türk olanların sayısı en fazla 15 milyon civarındaydı. osmanlı'yı emperyalizm ve sömürge ile suçlayanlar düşünsünler; bu kadarcık insanın geri kalan 285 milyonu istismarı mümkün olabilir mi?

evet osmanlı kutsal değerleri için cihat ve harp etmişti, ancak işgal ve sömürü söz konusu olmamıştı, cennetin krallığı filminde gördüğümüz sahneleri hatırlayınız ki haçlı zülmü cok daha ağır acımasız ve sebepsiz idi... cihat neticesinde elde edilen ganimet iştirak edenlerin halis hakkı olmasına rağmen, tarihimiz boyunca ganimetten sebep zengin olan bir zat var mıdır? yahut ecnebi memleket ve gavur ili olmasına ragmen sırf tarihi doku, masum kimseler zarar görmesin diye viyana kuşatmasının ağırdan alındığı aşikar değil midir? nerede moğolların yaktıgı bagdat kütüphanesi, nerede ispanyolların harap ettiği emevi kütüphanesi!!!

tüm bunlara ragmen emperyalizmi ağızlara sakız etmelerine ragmen zihinlerinde kavrayamamıs baz kimselerin osmanlı'ya emperyalist deme ısrarları, ya tarih bilmemenin bir neticesi, ve yahut hıyanet ve gaflet içinde bulunmanın bir ifadesidir...

modern derviş - eren alp sıdkizade
devamını gör...
bir devletin kendi sınırları dışındaki başka halklar ve onların toprakları üzerinde onların rızası olmadan egemenlik kurma yönündeki politikası. dar anlamda emperyalizm ise avrupalı büyük devletlerin xıx. yüzyılın ikinci yarısında öteki kıtalar üzerinde genişlemelerine verilen addır.
emperyalizmin nedenleri ve ne anlama geldiği konusunda çok çeşitli tartışmalar vardır. bunları esas olarak dört grupta toplayabiliriz. birinci grup görüşler emperyalizmin ekonomik yanını ön plana çıkartır. biriken sermayeye yatırım olanak ve alanları bulma, makineleşme sonucu ortaya çıkan üretim fazlası için pazar yaratma, nüfus fazlası için yerleşim alanı bulma zorunluluğu ve üretim için gerekli hammaddeleri elde etme isteklerinin devletleri emperyalist politikalara zorladığı iddia edilir. bu tezlere karşı çıkan adam smith, rickardo, hobson gibi ekonomistler emperyalizmden sadece ufak bir grubun yarar sağladığına işaret ederler. marksist kuramcılara göre kapitalizmin en son aşaması olan emperyalizm, ekonomi tekelci bir durum aldığı ve diğer kapitalizmin en son aşaması olan emperyalizm, ekonomi tekelci bir durum aldığı ve diğer kapitalist devletler ile rekabet halinde yeni pazarlar bulmaya çalıştığı zaman ortaya çıkar. bu görüşe karşı çıkanlar, bu görüşün tarihsel kanıtlarca yeterince desteklenmediği ve kapitalizmden önceki emperyalizme açıklama getiremediğini öne sürerler.
emperyalizmle ilgili ikinci grup görüşler ise emperyalizm ile insanın ve devlet gibi insan topluluklarının doğası arasında bir ilişki kurarlar. farklı bakış açılarına sahip, machiavelli, bacon ve hitler gibi kişiler bu yolla benzer sonuçlara varmışlardır. bunlara göre emperyalizm var olabilmek için sürdürülen doğal mücadelenin bir parçasıdır. güçlü olanların diğerlerine egemen olmaları doğanın kanunudur.
üçüncü grup görüşler strateji ve güvenlik üzerinedir. bu görüşe göre devletler güvenliklerini sağlamak amacıyla stratejik noktalar, önemli kaynaklar tampon devletler ve "doğal" sınırlar ile ulaşım ve haberleşme yollarının denetimini ele geçirmek veya buraları başka devletlerin ele geçirmelerini önlemek zorundadırlar.
son grup görüşler ise ahlakla ilgilidir. buna göre emperyalizm halkları zorba yönetimlerden kurtaran ya da daha üstün bir uygarlığın nimetlerini sağlayan bir araçtır.
emperyalizmin zor bir şekilde ortadan kaldırabilmesi, kendilerini emperyalizmin etkisi altında hisseden devletlerin emperyalist amaç taşımayan politikalardan bile kuşku duymalarına sebep olmuştur. eski sömürgeci ve yeni gelişmiş bazı ülkeleri yeni-sömürgecilik* ile suçlayan üçüncü dünya ülkelerine göre azgelişmiş ülkelere verilen yardımların arkasında emperyalist amaçlar yatmaktadır.
devamını gör...
12.
20. yüzyılın başı ondan önceki yüzyılların siyasi tablosuna uygun ve o devirlere ait bir deyimdir. kelime anlamına uygun olarak bir ülkenin imparatorluk biçimi bir egemenlik kurması için başka ülkelere veya bölgelere doğru yayılma politikasıdır.
devamını gör...
diyelim ki tüm kültürler bir kazanda toplansın ve karıştırılsın , eşit kalıplara dökülsün ardından insanlara dağıtılsın. herkes ve herşeyin birbirinin benzeri olduğu değişen dünya ! bir köy olsun.
emperyalizm budur.
devamını gör...
birgün öğretmen sinan'a emperyalizmi açıklamasını yarına ödev vermiş.sinan eve gidince internetten araştırmış,ansiklopedileri incelemiş ama emperyalizmi bir türlü açıklayamamış. babasına sormuş, babası da şöyle cevap vermiş;

bak oğlum şöyle düşün, evin reisi ben olduğum için ben başbakan olayım. annen hükumet olsun. dadınız bizim evde çalıştığı için işçi olsun .kardeşin gelecek, sende halk ol. artık sen bunlarla bişeyler yazarsın.

sinan düşünmüş düşünmüş ama yine bulamamış.

gece kardeşinin ağlamasına uyanmış. bir de bakmış ki kardeşi altına yapmış. annesini uyandırmaya gitmiş ama annesi bir türlü uyanmıyormuş.

babasının yanına gitmiş babası dadısıyla alt üst halde görmüş.

sinan çaresizce odasında dolanıp durmuş.

sabah okulda öğretmen sorunca sinan;

''başbakan işçileri sömürüyor, hükumet uyuyor, gelecek pislik içinde, halk ne yapacağını bilmiyor!!!''
demiş...
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar