emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i anil münker

çağırmak, iyiliğe davet etmektir. farz-ı kifayedir.
"içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülükten meeden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (al-i imran: 3/104)
devamını gör...

hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

emr-i bil maruf, nehy-i anil-münker yapmak her mümine farzdır. yani her mümin bir şey anlatmak veya bir şey anlatılmasına sebep olmak zorundadır; ancak herkes emr-i maruf ve nehy-i anil-münker yapamaz. bunu yapması için üç ana şart lazım. bu üç şart noksansa faydalı olamaz.

1- ilim sahibi olacak. ilim de üçe ayrılacak. hem fıkıh ilmi, hem tasavvuf ilmi, hem de fen ilimlerinde mahir olacak, bilecek. ilimsiz emr-i maruf olmaz.

2- adil olacak. yaptığı işlerinde, hizmetlerinde adalet ön planda olacak. adalet nedir? çobanla sultan aynı haklara sahiptir. babası olsa, dedesi olsa, oğlu olsa, kızı olsa, fark gördüğü anda, farklı muamele yaptığı anda, o adil değildir.

3- güzel ahlak sahibi olacak. güzel ahlak nedir? kalb kırmamaktır, bağırmamak, darılmamaktır, gücenmemektir. ne kadar zor iştir! o halde, güzel ahlaklı olmayan emr-i maruf yapamaz.

--- alıntı ---


devamını gör...
modern, pısık, pısırık, sönük müslümanların, kimliğinden utanan şahsiyetsizlerin özgürlüklere müdahale olarak gördükleri islamın emri.
devamını gör...
mutezilenin imanın şartları arasına koyduğu prensip. mutezilede kadere iman yoktur!. emirden anlaşılan Allahın emrettiğini tavsiye etmektir. Allahın emrettiğini emretmek değildir. imanın yaşatılacağı ortamlar hazırlamaktır. bireyi ilgilnedirdiği gibi toplum ilişkileri içinde önemli mevzudur. hukuk ile birebir alakadır.
devamını gör...
peygamberimizin (sallallahu aleyhi vesellem) ifadesine göre geminin alındakiler gemiyi deler gemi su alır. yukarıdakiler de mani olmazlar ise beraber suya batarlar hepsi yok olur gider.
peygamberimiz aleyhisselam hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor: “ya mâruf emr ve münkerden nehyedersiniz, yahud Allah u teala sizin kötülerinizi size musallat eder. sonra iyileriniz dua etmeye kalkışır. fakat duaları kabul olmaz.
devamını gör...
müslümanların belki de en zor vazifelerinden biri. bu konuda peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem tam örnek alınmalı. yoksa iyiliği emredicem derken kendinizi faşist bulabilirsiniz.
devamını gör...
bu dönemde artık herkes kafasına göre hizmet şeklinde,.ne yol bilir ne adab bilir...haram helal nedir bilmeyen küçük akılyla doğruyu gösterecem zanneden aslında nefsinin maşası olmuş tiplerle http://dolu.ne karışıyorsun ben onlara doğru yola sevkediyorum bir müslümana yakışan da budur ondan bu bara giricem,hehey sen ne diyorsun ben onlara tebliğde bulunuyorum bunun ne günahı var ondan ben bu plaja gidicem...devam, siz bu kafayla giderseniz
devamını gör...
marufu emretmek ve münkeri nehyetmek, islâm davetinden bir parçadır.
imam nevevi (r.a.), sahih-i müslim'i şerh ederken, emri bi’l ma’ruf ve nehyi ani’l münker konusu altında şöyle der: "ma’rufu emretmek ve münkeri nehyetmek konusu, uzun zamandan beri büyük bir kısmı tamamen ihmal edilmiş bir konudur. göstermelik birtakım işlerin dışında günümüzde bundan pek fazla bir şey kalmamıştır.
hâlbuki bu konu, çok büyük ve azametlidir. işlerin düzgünlüğü ve hayrın devamı onunla gerçekleşir. pislik yayılırsa, Allah'ın cezası salih olana ve olmayana da dokunur. zalimlerin ellerini zulümden uzaklaştırmadıkları takdirde, Allah'ın cezası onlara da dokunacaktır.
"o'nun emrine muhalefet edenler; bir fitnenin ya da pek acıklı bir azabın kendilerine isabet etmesinden sakınsınlar."
maruf ve münkerin anlamı
ayet ve hadislerde geçen “hayır” gerek din, gerekse dünya ile ilgili her iyiliği ihtiva eder. yani islam’a uygun her iş, söz ve davranışa hayır denilir. konumuzla bağlantılı olarak, “iyiliği emir ve kötülükten nehiy” ise hayrın en mühim kısmını teşkil eder.
“maruf”, islam’ın iyi kabul ettiği, Allah’a itaate götüren her şeydir.
“münker” ise islam’ın iyi görmediği, dini emirlere aykırı olan ve Allah’a karşı masiyete, günaha götüren her şeydir.
bu işi kim, nasıl yapacak?
marufu emir, münkerden nehiy vazifesi, öncelikle islam’ın ruhunu kavramış âlimlerin işidir. ümmet böyle âlimler topluluğunu yetiştirmek zorundadır. zaten ümmet olabilmenin ilk şartı da, bir imamın önderliğinde bir cemaat teşkil etmektir. hiç kimse ben fert olarak islamı eksiksiz yaşarım, diyemez. mutlaka, islam cemaatinin bir uzvu olmak zorundadır. denizler, okyanuslar su zerreciklerinin birbiri ile kenetlenmesiyle varlıklarını korurlar. denizden kopan damla buharlaşır.
al-i imran suresi 110. ayette şöyle buyruluyor: “ siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz.”
bu ayette hayırlı ümmet olmanın şartı, marufu emir, münkerden nehiy olarak gösteriliyor. mümin ile münafıkların farkı ise tevbe suresi 67 ve 71. ayetlerde ifade ediliyor. “ münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. kötülüğü emreder, iyilikten menederler.” (tevbe67)
tevbe 71 de ise: “ mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostudur. iyiliği emrederler, kötülükten menederler.” dost olmanın, dost kalmanın en önemli şartının nasihat olduğunu bu ayetlerden anlıyoruz.
hac suresi 41. ayette, müminler yeryüzünde iktidar olduklarında, namazı da, zekâtı da hakkıyla eda edecekleri, emr-i bil maruf nehyi anil münker, müesseselerini kurarak yapacakları ifade ediliyor.
kur'an-ı kerim; davanın önemini ve insanların ona ne kadar çok muhtaç olduklarını birçok ayette beyan etmiştir. kur'an'ın lafızları sadece dava kelimesi ile sınırlı kalmayıp davet konusu etrafında odaklaşan tüm anlamları ve kelimeleri de kapsamaktadır. rasulullah (s.a.v.)’in hadisleri de aynı şekildedir. kur'an-ı kerim, islâm'a davet etmenin farziyetini açıklarken, ma’rufu emretmek ve münkeri nehyetmek gibi lafızları da kullanmıştır. şöyle ki:
ma’rufu emretmek ve münkeri nehyetmek; dünya döndükçe, hayat devam ettikçe, emniyet ve sağlığa muhtaç oldukça çok gerekli ve zarurîdir. çünkü davet bunların tamamına denk bir iştir. rasulullah (s.a.v.) de ümmetin buna ne kadar da fazla muhtaç olduklarını bir örnek vererek şu hadiste açıkça ortaya koymaktadır:
"allah'ın hudutlarını koruyan ile bunları aşan kimseler; kura sonucunda bir kısmı geminin güvertesine bir kısmı da alt kata yerleşen gemi yolcularına benzerler. su ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli üst kata uğramak mecburiyetinde olan alt kattakiler: ‘biz bulunduğumuz yerde bir delik açarsak ve yukarıdakilere hiç dokunmasak’ derlerse ve yukarıdakiler de bunları arzularına göre bırakırsa hepsi helâk olur. onları engellerlerse hepsi kurtulur."
işte bu hadis-i şerif; ma’rufu emretmek ve münkeri nehyetmenin, topluma hayat ve afiyet veren bir husus olduğunu göstermektedir. bu hususta herhangi bir gevşeklik göstermek, gemiyi ve içinde olanların tümünü denizin dibine götürür.
"
"muhakkak ki siz insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz. ma’rufu emredersiniz, münkeri nehyedersiniz ve Allah'a inanırsınız."
"hayra (islâm'a) davet edecek, ma’rufu emredecek ve münkeri nehyedecek sizden bir grup veya hizb bulunsun. onlar felaha kavuşanların ta kendileridir."
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.

Benzer Başlıklar