ben bu yazıyı kediye yazdım

sevgili leman

o akşam sana fakültenin bahçesinde rastladığımda çalıların dibine girmiş yalanıyordun. koştum kantine gittim hele bir süt alayım da iç diye. valla kapanmıştı kantin. bahçenin öbür köşesine gittim hemen. biliyorsun, orada her zaman sizin için bırakılmış mamalar olur. ama ne göreyim.. senden bir gün önce tanışıp adını türkan koyduğum kardeşin azıcık kalan mamanın başındaydı. yazık. alamadım önünden. sonra yanına geldim, hala orada mısın diye kontrol etmeye. evet. oradaydın. dedim ki bekle, hemen geliyorum. ulan senin için fen fakültesinin ardına dolandım da o karanlıkta koca koca arkadaşlarının pis bakışları arasında oradaki mamalardan bir miktar çaldım senin için. koşa koşa geri geldim, aman bir yere ayrılma diye. oradaydın. ceplerime doldurduğum mamayı önüne döktüm. sen afiyetle yerken karşındaki banka oturup izledim seni. ne şirin bi'şeysin lan sen, kedi canını.. -hoooop.- sonra aldım seni, oturdum. sevdikçe sırnaştın, sevdikçe sırnaştın. dedim ulan senin adın leman olsun. peki abi der gibi melül melül baktın yüzüme. tuttum kafanı iki elimle, alnından öptüm. ama leman be, keşke deseydin ki abi ben dişi değilim, leman gitmez bana. -sonradan kardeşin türkan'ın da dişi olmadığını öğrendik.- neyse.. adın leman kaldı. o akşam leman aşağı leman yukarı derken bir saat oynadık senle. omuzumda dolandın. beraber fotograf bile çekildik 'lan kafir.

sonraki günlerde kimi görsem, hangi kediyi sevsem sendin. seni gidi beyaz şey. kaç defa kucağımda uyudun 'lan, biliyor musun sayısını... evde kaç kere senin tüylerin üzerimde olarak koltuklara oturdum diye fırça yedim valide hanımdan. seni öyle kucakta uyumaya alıştırdığım için fakülte sakinlerinin tepkisini de çektim. evladım, gidip her kucağa atlayıp on saniye içinde uyuduğunun, uyanmak bilmediğinin haberini alıyordum. durumun vehametini, yakın arkadaşlarımdan birinin sana benim adım da içinde geçen bir küfürle hakaret ettiğinde anladım. aldım seni karşıma.. yapma leman dedim, başka kucaklarda keyfediyormuşsun, etme. dinlemedin. ben de küf.. pardon, tepki çekmeye devam ettim.

hatırlar mısın bir gün ben kantin tarafından bahçeye açılan kapının önünde çay-sigara yaparken iki alımlı ablanın kucağında binadan dışarı çıktın. orana burana bakıp cinsiyetini tespit tmeye çalışıyorlardı. o kedi canını sevdiklerime en karizmatik ses tonumla erkek erkek dedim. iki kere. adı ne acaba dediler kendi aralarında konuşarak. beni sallamıyorlardı leman, nasıl olur bu. araya girdim tekrar, ismini söyledim. leman dedim. suratlarını buruşturdular, müstehzi güldüler, kim koymuş ki dediler -gene kendi aralarında.- ben dedim ben, yaşar usta, çeker vururum sizi, bırakın lemanım'ı. korktular. seni yere bırakı uzaklaştılar. aldım seni sevdim. seni kucağıma alabileyim diye bitmesine daha neler olan sigaramı attım 'lan kafir.

böylece aylar geçti. aylarca besledim seni. sonra yaz geldi. finaller başladı. dönem bitti. ben gene mezun olamadım. senle vedalaşamadık geçen sene, affet.

üç ay sonra okula tekrar geldiğimde seni aradı gözlerim. bulamadım. nerelerdeydin. nerdesin leman, hayırsız leman. birkaç gün daha göremedim seni. sonra havanın ve dolayısıyla okulun en civcivli günlerinden birinde ön kapıdan bahçeye girip havuza doğru yürürken seni gördüm. göz göze geldik. yanına gelmek istedim. gelemedim. yine bir alımlı kızlar grubunun arasındaydın. ne şerefsiz adamsın 'lan. dedim, buralardayım, gene geleceğim. gittim, hergelede volta attım. geri geldim. yoktun. alımlı arkadaşların da yoktu. bari onlar olaydı.

hayvan kadar olmuştun 'lan. nerde ilk gördüğüm günkü, omuzlarımda dolaşan leman, nerde bu aslan parçası. küçükken şinitsel yiyemiyordun 'lan. şimdi yemekhaneden getirdiğim kemikli etleri bile parça bırakmadan öğütüyorsun. eşşoğlueşşek. seviyorum 'lan seni.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.