çarşaf

67.
yanılgı içinde değiliz. zaruri olanla ihtiyari olanı birbirine karıştırıyoruz sanırım. el, yüz dışında bedenin tüm hatlarını ve zineti saklayan örtüdür farz olan. bunun herhangi bir adı yada türü yoktur. mevcut şartlara göre ad değiştirir bu. cilbab olur, çarşaf olur, burka olur, pardesü olur. çarşaf farziyet değil hususiyettir. yani kadayıfın üstündeki kaymak gibidir. titizlik ve takva hassasiyetidir. ama takvadır, fetva değil. fetva ise el, yüz dışında bedeni örtmektir. örneğin bir çuvalla da bu sağlanabilir. çuval sadece hususiyet arz eder burada, farziyet değil. pardesü giyip zinetini saklayabilen, hatlarını saklayabilen takva sahibi mestureler de tanıyoruz elhamdülillah. çarşaf giyen de. örneğin annem çarşaf giyer, ablam pardesü. ve ikisi de özen gösterip titiz davranırlar. annem biraz daha takvadır derim sadece. neticede genç değildir, nefsi daha durgundur, her türlü çirkin sözü de göğüsleyebilir. ama ablam genç bir kız olduğundan ötürü bazen ister istemez çevrenin ne diyeceğine dair korkular taşıyor bilinçaltında, bu aşikar. bunu da çok görmemek gerekir. takvayı fetva diye tanıtırsak insanları soğuturuz herşeyden. neticede genç kızlardır, kanları deli akar, ister istemez çevreyi umursarlar, süsü ve güzelliği sadelik mikyasında da olsa önemserler. ama hamdolsun taşıyabiliyorlar. vücutlarının hatlarını belli etmeden, başörtüleriyle keops piramidi oluşturmadan tesettüre bürünebiliyorlar. ve bu eyleme kendini kandırmak demek acımasız ve yüksek perdeden bir su-i zandır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.