babanın sevgisinin anlaşıldığı anlar

26 yaşlarımda idim. insanın hayatını en büyük oranda değiştirecek olan evlilik hayatına giriş yapmak üzereydik. malumunuz evlilik alışverişi gerek. bilezik gerek. altın gerek vs. o sıralarda babam işsiz. çalışmıyor. ama düğün meselesi var. benim de kendi biriktirebildiğim 5-10 bin tl'm. altına mı yetsin. beyaz eşyaya mı? mobilyaya mı? salona mı? vs masraflara mı? işte böyle bir hengamede bilezikleri almamız gerekiyordu. istanbul pendikte çarşıdaki merkez camiini çoğu kimse bilir. o civarlardaydık. bir namaz öncesiydi. 4 tane bilezik aldık.bakmayın dört dediğime gramları az. maksat çok gözüksün. sonra namaza gittim. babam dışarıda bekliyordu.oturmuştu cami etrafındaki sandalyelerin birisine.namazı kıldım çıktım. babacığım gözlerime bakamıyordu. bu yaşımda idim ve babamı hiç o halde görmemiştim. utangaç bir bebek gibi, utangaç bir çocuk gibi gözlerime bakamadan iç geçirerek ağlıyordu. ne oldu babacığım dedim. sarıldım o kalabalıkta. aslında anlamıştım. "oğlum dedi, herkesin düğününü babası yapar, bir şeyler alabilir, bir şeyler koyar, ben sana hiç bir şey yapamadım, bir bilezik bile alamadım, hiç bir katkım olmadı" dedi. bunları derken utanıyor ve gözlerime bakamıyordu. ve hıçkırarak iç geçirerek kendini sıkarak bir mahcubiyetle ağlıyordu. şu an bunları yazarken bile gözlerim doldu ve o zamana gittim. he bu arada o altınlar da yar olmadı. düğünümüzden 4-5 ay sonra çaldırdık. neymiş efendim; çok da önemli değilmiş altın vs. altından daha kıymetli bir anne babaya ve elmas gibi bir eş'e sahip olmak dünyada hiç bir maddi şeye değiştirilmez ve hepsinden kıymetlidir.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.