çocuklarla girilen amansız diyaloglar

348.
akşam yemeği yenirken huzursuz bacak'ın eşi, "huzursuz, zülal gökçe'nin bir sorusu var, biz nasıl yaratılmışız?" diyerek pimi çekilmiş bir el bombasını masaya bırakır. 4 yaşındaki bir kız çocuğuna uygun bir cevap veremeyeceğinden endişe eden huzursuz meseleyi bir tür bilinmezciliğe bağlamak için "onu biz de tam olarak bilemiyoruz kızım." manevrasını yapar. akabinde sarkan bir alt dudak, yaşaran gözler ve "ama siz de bilmiyorsanız ben kimden öğreneceğim nasıl yaratıldığımızı." diye bir ağıt kopar. güçlükle yatıştırılan hanım kıza aşağı yukarı şöyle bir izah getirdim:

önce hiçbir şey yokmuş. Allah küçük bir nokta yaratmış, minicik. sonra ona "ol!" demiş ve nokta bir balon gibi şişmeye başlamış. sonra bir daha "ol!" demiş. bu sefer de yıldızlar, galaksiler, nebulalar, gök taşları, kuyruklu yıldızlar ve gezegenler oluşmaya başlamış. sonra bir daha "ol!" demiş. böylece güneşimiz ve onun etrafında dönen gezegenler oluşmuş. işte bunlardan biri de dünyamız.

zülal gökçe: aaaa, ben onu biliyorum. biz dünyamızın üstünde yaşıyoruz.

huzursuz: hah işte dünya o zaman bütünüyle suyla kaplıymış. sonra Allah sulara "çekil!" ve dağlara "yüksel!" demiş.

bu sırada hanımın çocuğun anlayacağı dilden olsa ya biraz iması içeren keskin bakışlarıyla karşılaştım. hâlbuki iyi gidiyordum. çözüm yolu bulamayıp işte Allah çamurdan önce bir erkek ve bir kadın yaratmış. bütün insanlar onların çocukları işte, dedim.

gelen cevap: aaaaa, ne kadar da ilginç bir hikâye!

bugünü de böyle kurtardık sözlük.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.