nazlı çelik

boynunda taktığı ay yıldıza sevgiyle bağlı ve videodaki konuşmasına bakarak çok yakından birini şehit olarak mı verdi toprağa diye düşündürten spiker.




link e ulaşılamazsa bi zaman sonra :

--- alıntı ---

geçen yılın haziran ayında , 1 askerin şehit düştüğü haberi türkiyeyi ayağa kaldırdı. derken neye uğradığımızı şaşırdık. sonra, dağlıcada tek bir saldırıda 16 şehit birden verdik, ardından sokağa çıkma yasaklarıyla operasyonlar başladı ve şehitler değil; rakamlar konuşulmaya başlandı. mehmetler, okanlar yerine ; 3 şehit 5 şehit , 1 şehit denmeye başlandı. gelinen son noktada, şehit haberleri bir yana, şehit cenazelerinin haberleri dahi 1. sayfalardan iç sayfalara taşındı hatta orada bile sekiz sütunlardan iki sütunlara küçüldü. çünkü günlük beklenen hatta bilindik bir gelişmeye dönüştü. sıra şehit haberlerine gelince televizyonu kapatan, kanal değiştirdiğini söyleyen çok. "dayanamıyorum artık, çok üzülüyorum" diyerek. ama orada daha dün etten kemikten olan , daha dün yüreği atan; fırsat buldukça ailesine , sevdiğine telefon açıp "iyiyim " diyen o canlar , artık nefes alamıyorlar. ve o evlerde, şehit ailelerin evlerinde , çok ama çok uzun bir süre yüzler gülmeyecek. gülünecek bir şey olduğunda hatta tam da gülmeye başlamışken kayıpları gelecek akıllarına. gülümsemeler yüzlerde solacak. "dayanamıyorum, çok üzülüyorum" diye o haberlerden kaçmaya başlamış olabilirsiniz. bu yüzden medya şehit cenazelerine daha az yer ver vermeye başlamış olabilir . en büyük tehlike de burada başlar. çünkü herkes için, insan hayatı sadece rakamlardan oluşmaya başlar. ve o rakamların aslında bizler gibi nefes alan, kalbi çarpan , hatta yüreği daralınca korkan gerçek insanlar olduğu unutuluverir. evet , ateş düştüğü yeri yakar; ama canların rakamlara dönüştüğü durumlarda , ateş herkesin evine düşmeye başlar. işte o zaman herkes yanar.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.