engizisyon mahkemeleri

13. yüzyılın başlangıcında kurulan ve asırlarca devam eden vahşet ocağı. bilhassa işkence ve infaz metotlarıyla, bizdeki istiklal mahkemeleri'ni hatırlatır. tek benzerlik bu da değildir; tarihî ve siyasî arkaplanına bakıldığında, her iki zulüm devresi de iktidarın, arzu ettiği sonuçları alamamasının verdiği bir eziklik psikolojisini yansıtır. haçlı seferleri'ndeki kayıpların müsebbibi olarak, tüm gücüyle otoritesini yeniden tesis etmek isteyen katolik kilisesi'nin yaptığı gibi, istiklal harbi'nden sonra ilan edilen cumhuriyet rejiminin müstebid idarecileri de farklı düşünce ve inançları en ağır şekilde cezalandırmıştır.

aklıma kumandan'ın mısraları geliyor:

yeni biten savaş ertesi
beraber geçen bir günün batımında

-henüz silahları çatmadan
sessizliği duyamadan orman
çocuk sarılamadan babaya
baba yiğidine kavuşamadan
kadın erini karşılamadan
yavuklular göremeden birbirini
çiçeği burnunda delikanlıların
analar sırtını sıvazlayamadan-

kurtuluş savaşıyla kurtardıklarımız
birlik oldu birlikte savştıklarımızla
-bedeli ihanet oldu kanımızın-
kara bir bulut gibi
kapkara düşünceyle
-kiralık düşünceleriyle-
"giydiler çıkardıkları çizmeleri"
emperyalistlerin.
-efendi olma hevesiyle
silahları bize döndü-

(gözardı olurken
çürüten, iyiyi, doğruyu, güzeli
çelik örgülü canavar çenesi.
)

canavar ki engizisyon kültürlü
-dişleri çağımı dişleyen
-dişleri birbirini dişleyen
-dişleri moro'yu dişleyen
kendi için kendi benzerine
-çağdaş uygar- marcos'a bıraktı
çizmelerini.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.