devlete sızma yok devleti bir tarikata cemaate teslim ederseniz böyle olur

aslında iki taraflı bir hastalık söz konusu. türkiyede iktidar olanlar sağ cenahta cemaatlerin ve tarikatlerin oylarını almak zorunda hissediyor kendisini. oy istemek noktasında sıkıntı yok. sıkıntı bundan sonra başlıyor. oy veren cemaat veya tarikat iktidarla yakınlaşıyor. cemaatler şunu açıkça beyan edemiyorlar "ben oy'umu verdim benim işim bitti. cemaat ve tarikat olarak bizim işimiz siyaset değil iman hizmeti, siz bizim iman hizmetimize karışmayın biz sizin siyasetinize müdahil olamayız. bizim vazifemiz bu değil. yanlış bir şey olursa elbette kardeş olarak uyarmak üzerimize borçtur ama bunu siyasi figür olarak değil dışarıdan yapabiliriz. biz siyasi araç değiliz".

yıllardır iktidar tarafını da cemaat tarafını da müspet manada eleştirip uyarıyorduk. gelinen noktada haklılığımız ortaya çıktı. şu an günahın büyüğü bir cemaatin üzerinde ama siyasilerin de kusuru yok diyemez kimse. uygun bir dille siyasiler cemaatlere şunu demeli; siz vazifelerinize dönünüz. bizi oylarınızla destekleyiniz. filanca cemaatten boşalan kadrolara sizi yerleştirelim vs gibi beyanlar olmamalı. hiç bir tarikat ve cemaatte buna talip olmamalı. cemaat ve tarikatler buna talip olursa "kendi iman hizmetine zarar verecekler ve veriyorlar".aksi taktirde ehl-i dünya nazarında "sohbetlerinde züht ve takva ve ahiret sevgisi olan ama aslında dünyadan iktidardan, makamlardan mevkilerden vazgeçemeyen, iktidara talip" iki yüzlü kişiler damgası yiyecekler. cemaat ve tarikatlerin ellerinde bulunan elmas kıymetindeki hakikatler ehl-i dünya nazarında cam parçalarına inecek...

şu an da böyle olmuş değil midir? hangi kişi gönül rahatlığı ile bir cemaat ya da tarikate gidip bir sohbete katılabiliyor? içlerinde bir şüphe...içlerinde bir acaba eksik olmuyor. ifrat derecede olanlar ise "başlatma lan tarikatine, cemaatine" dahi diyor. eee nerde kaldı iman hizmeti? bu durumda dine ve islamiyete dost değil düşman kazanmak gibi bir şey söz konusu oluyor.

bu sıkıntılar işin cemaat ve tarikatlere bakan vechesi. iktidara gücünü elinde bulunduran dindar iktidara bakan vechesini de başka bir zamana bırakıyoruz. zira söyleyeceklerimizin şu an tesiri olmayacaktır. şu an iktidar en kutsal şey. ve o iktidarı muhafaza etmek için her şey meşru. böyle bir iktidara kusur atfetmek bazılarınca tekfir sonucunu dahi verebileceğinden şimdilik kalsın...zira bazı şeylerin anlaşılması için maalesef sıkıntılarını yaşamaları gerekiyor...

ek 1:(şimdi aklıma geldiği için ekliyorum): ayrıca 28 şubat'a kadar devlet kadrolarında kısmi yer bulan dindar kesimin 28 şubat'tan sonra mal bulmuş mağrip gibi bir anda bütün devlet kadrolarını dindarlaştırma (zahiren güzel görünüyor) aslında oyunun başka bir yüzü. perde altında ehl-i zındıka müspet ve dindar insanları kendileri devlet kadrolarına sokup kendileri şimdi çıkarsa idi çok ses olurdu lakin kağıt üzerinde dindar iktidar ve kağıt üzerinde dindar cemaatin kardeşlerinin birbirine kırdırılması ile bunları kendileri değil birbirlerine yaptırıyorlar. muhtemeldir ki amaç diğer dindarları da lekedar etmek. cemaat vs olayları üzerinden diğer bütün vatandaşların -siyasetle ilgisi olmayan cemaat ve tarikatlere de- öcü gözüyle bakması... ne cemaati ne tarikati hepsi bir aslanım hepsi aynı terane dedirtmesi ise bu oyunda istenilen şeylerden bir tanesi idi maalesef ve başarılmış durumda. iktidar ve gülen cemaatinin şu an şu şarkının sözleri geçiyor olması lazım içlerinden; "masum değiliz hiç birimiz"....
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.