john berger

''kafasında ağaçları belli sınıflara sokmuştu. sevdiği ağaçlarla sevmedikleri (nedenler yok). kolayca tırmanılanlar. gözünü azıcık korkutanlar. tepeleri manzara görenlerle görmeyenler. daha karmaşık sınıflamalar da var. gerçi ağaçlar canlı ama hayvanlar kadar canlı değil. ayrım ne? bir kere ağaç daha uysaldır. ikincisi ağaç daha gizemlidir. üçüncüsü, ağaç yerinden oynamaz. kabuğunu oyduğunda ağacın acı duyduğuna inanmıyor. koca bir dal kesildiğinde ne bir acı çığlığı ne bir acı kokusu. yine de sıkıca sarılındığında ağaç, bu sınıflandırmalardan çok daha kolay anlaşılır ölçüde canlı geliyor tenine. hayvana dokunduğunda, hayvanın iradesi aralarına giriyor. cesaret edip de tepesine tırmandığında öptüğü bir ağaç var. hep aynı yerden.''