plaza dili ve edebiyatı

bir süredir yüksek dozda maruz kaldığım olay...

şimdi iş yerinde bir asıl işi yapan ürün geliştirme bölümü var daha çok teknik işlerle filan uğraşıyorlar, laboratuvar fareleri gibi kapalı bir ortamda full erkek olunca bir süre sonra kıraathane gibi oluyor mekan.. bir de o ürünü satan, ödemeleri takip eden, şirketin personelin işleyişini kontrol eden yani temelde işin kendisi ile ilgili bir durumları olmayan tipler var. içeride çikolatalı antep fıstıklı tahin helvası da yapıyor olsan, nükleer başlık da üretiyor olsan yaptıkları iş çok fazla değişmeyecek yani. aşırı ağdalı bir plaza dili ile sanki bütün işi kendileri yapıyormuş gibi davrananıyorlar, şirket hiyerarşisi içinde de teknik işleri yapanlardan daha yukarıdalar nedense. böyle masalarında tuhaf tuhaf cam mataralar, pop art biblolar, herkesin gözüne sokulmak istercesine arz-ı endam ettirilen liderlik, çalışma motivasyonu temalı kişisel gelişim kitapları...hee zaten bir tek siz kitap okuyorsunuz, felsefe filan biliyorsunuz... kişisel gelişimci olmadığından pek reğabet görmez ama baudillard diye bir abi var ne güzel tanımlamış bunları (bkz: simulakr) tanımı altında.. olmayan şey gibi görünmeye çalışırken aslolandan daha gerçek görünme refleksiyle doğan sahtelik... bence bu ağdalı plaza dili de tamamen olmaması gereken yerlere konmuş insanların bu komplekslerinden türemiş bir olay. biz kurşun solumaktan balici gibi yaşayan amelasyon takımı da inanılmaz dalga geçeriz bunlarla kendi aramızda...mesela günün bombasını anlatayım, olay yeri: yemekhane sırası. diziliş en önde ben, arkamda cevval mühendis, karabüklü tesla ekrem abi, onun arkasında saçlarını iki kulak toplayıp, kalın çerçeveli gözlüğü ve abartılı makyajıyla hala ofisin en genç ve enerjiği benim imajı vermeye çalışan 40a merdiven dayamış ayşin abla...birden şöyle bir şey dedi;

"merhaba ekrem bey, henüz kesinleşmedi ama geçen toplantı da konuştuk markıting dipartmınt size end user rekuest(request)leri hakkında bir brif vermeyi talep ediyor, bununla ilgili bir ivınt ayarlayalım mı?"
-ben hemen önden ekrem abi'nin kulağına eğilerek "ohaa ne değişik, abi keşke bana da brif verseler, benim de brifim olsa"
e: (ağzının içinden)jübü sus lan, kadın bize bakıyor hala... ımmm şey, ayşin hanım bu talebi mail olarak atarsanız, ayarlarız bir tarih.
a: tabi ki, kesinleşince ...
j: abi Allahını seversen beni de sisiye eklesin, nolur eklesin. sisilerde ışıksızım, katıksızım, viraneyim, kanım aksın.
e: yoğurt almican mı sen jübü (zehirlendin heralde demeye getiriyor)


**, tabi bir iş yerlerinde böyle geyikler çabuk yayılır.
-ekrem bey, süleyman beyden coffee rikuest edeceğim, size de riküest edeyim mi?

-abi üç yüz defa söyledim şu masada çay içerken bardak altlığı kullanın diye hep leke kalıyor masada çıkmıyor
+oğlum adam haklı, imörcint bir ivınt düzenliyoruz kim orda çay içtiyse brif verecek hemen

a: hacılar haftasonu halısaha ivıntı yapalım diyoruz,
b:ben varım müdür
c: ben de varım. ekrem abiye haber verdiniz mi?
a: yok daha vermedim ama söylicem
b: tamam jübüye de ekle sisiye...zuhahaha

brif vermek/almak: konuya hakim kişinin, kendilerini rezil etmesinler diye ötekilere yaptığı işi anlatması olayı.
marketing departmentmarkıting dipartmaa: bildiğimiz satış pazarlama
end user/end yuzır: ürünü satmak üzere alan bayi değil de, kullanmak üzere alan kimseler bütünü
request/riküest: talep
event/ivınt: etkinlik
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.