kaygı bozukluğu

hiç bitmeyen kaygı ve korkuların insan hayatını esir edip yaşam kalitesini düşürdüğü psikolojik rahatsızlık. aslında kaygı, doğal bir mekanizma olup insanı her zaman var olan küçük ihtimallere karşı temkinli olmaya ve tedbir almaya iter. ancak kaygıların her daim akılda deveran etmesi ve korkuya dönüşüp her an tetikte olmaya sevk etmesi, yaşamın olağan sürecinden kopmasına sebebiyet veriyor. hele ki kaygı bozukluğunun ilerleyen safhaları vardır ki kişi, kendi kaygılarını kendisi üretir. sonra bu kaygıların varlığına inanıp onlarla mücadele etmeye başlar. halbuki ortada bir tehlike yoktur. daha da ilerleyen sahalarında ise kişi, kendi ürettiği olmayan kaygıları ile mücadele ederken pes eder ve kabuğuna çekilir.

insan beyni bir şeye inandıysa beyni ikna etmek gerçekten çok zor. kaygı bozukluğu da beynin bir yanlışa yahut da çok küçük bir ihtimale ölümüne inanması ile vuku bulur. bu yanlış ve küçük ihtimale inanan beyin, insana olmayacak işler yaptırabilir. misalen kişi göğsünde var olan hafif bir ağrının kalp krizi başlangıcına işaret ettiğini düşünür. bu ihtimale kendisini öyle kaptırır ki bir süre sonra beyin, olması gerektiği gibi çalışamaz. kalp krizinin diğer belirtileri de suni olarak gerçekleşmeye başlar. mesela sol kol uyuşur. aslında uyuşma yoktur, olağandışı çalışan beynin yanılsamasıdır sadece. bu durumda kişi kalp krizi geçiriyorum diye acilde soluğu alır.

aslına bakılırsa kaygı bozukluğu sorunu yaşayan kişiler her durumda kaygı yaşamazlar. daha çok geçmişte var olan korkularının peşlerini bırakmamasıdır bu. bu korkular, ileride kaygıların temel sebebi olarak kişinin karşısına dikilir. insalar nelerden korkuyor ve çekiniyorlarsa bu korkular ile yüzleşmekten kaygı bozukluğu ile mücadele edemezler.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.