ahlat ağacı

#sinema/tv 

o sıralar -ve şu sıralar- sahip olduğum rahatsızlıkla gitmemem gerektiği halde gittiğim film. rahatsızlığım birkaç dakika bile otursam sağ bacağıma giren ve kalktığım an kendini hissettiren bir ağrı idi. üç saat oturdum, arada da kalkmadım. güzel bir deneyim oldu.

filme gelirsek ben öyle filmden sinemadan anlayan bir insan değilim, az buçuk edebiyatın içindeyim. sinan'da edebiyat konusunda kendi ukalalığımı buldum. bunun işlenmesini sevdim. daha neler neler işlenmiş ama öyle uzun uzadıya değil. üç saatlik filmde oturup da birsürü konuyu enine boyuna tartışmıyorlar yani. aksine, hepsini bir güzel toplayıp önümüze yığıyorlar. biz açtık, siz düşünün diyorlar sanki. esas bu güzel işte. "ben bunu bir düşüneyim" dedirtiyor insana. fikrim bu.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.