amour

sinema tarihinde şiddete hiç kimsenin yaklaşamadığı kadar realist ve sert yaklaşan michael haneke'nin tahrip gücü hayli yüksek son bombası.

modern dünyanın bize unutturmaya çalıştığı ölüm kavramını hatırlatır haneke. elias canetti'nin ölüm üzerine kitabında yaptığı 'öyle güçlü yaşanıyor ki hiç kimse ölmüyor' tespitini hatırlattı bana amour filmi. insanoğlu yüksek binalar inşa ediyor artık, çünkü toprakla arasına mesafe koymak istiyor. yani ölümle. toprağa bakamıyor modern insan, yaklaşamıyor. geldiği ve gideceği yeri hatırlatacak çünkü bir anlığına baksa. mezarlar artık yüksek duvarlarla örülüyor etrafından geçenlerin göremeyeceği şekilde. ve şehrin en ücra yerlerine konuşlandırılıyor. çünkü insanlar yaşamak istiyor delice, bir hızlı dünyada ölümden ve Allah'tan uzak şekilde sefahat dolu bir eğlence sürmek istiyor. oysa insan ölüm olmayınca ve ölümle karşılaşmayınca hiçbir zaman kendini bulamaz, bilmiyor. bir tek ölüler doğru fotoğraf verir çünkü.

--! spoiler !--
felç olan karısının üstüne şefkat, merhamet ve aşkla titreyen kahramanımız georges'i ne komşular anlar, ne bakıcılar anlar, ne de kızları. çünkü ölümü unuttuğu gibi aşkı da unutmuştur modern insan. georges gibiler artık sistemin dışında duran bir delidir onlara göre. geoerges artık öyle bir konuma gelmiştir ki; karısını yastıkla boğarak kendisini öldürür. onun öldürdüğü karısı değildir aslında, yeryüzünün ayakta durma sebebi olan aşktan bihaber kalmış modern insanlıktır. bir güvercin gezinir sonra boş koridorlarda. sahi, aşk hiçbir avcının öldüremeyeceği bir rahmani kuş idi değil mi? insanlar ölümü bile öldürür de aşkı öldüremez değil mi? ölmedi o yüzden aşk, öldürmedi haneke, öldüremedi georges, ölmedi hamdolsun.
--! spoiler !--

son yılların en çarpıcı, en eli yüzü düzgün filmlerinden biri olan amour'u ne yapıp edin izleyin. sonra haneke'nin yedinci kıta filmini izleyin ardından.
sonrası Allah kerim.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.