kadının çalışmasının topluma etkisi

onlarca farklı açıdan analiz edilebilecek etkiler bütünüdür.

kadının kısıtlanan potansiyelinin topluma muhtemel fayda sağlayacak yetilerinin ev içine hapsedilerek, ekonominin dışına itilerek ya da ekonomik girdi sağlaması beklendiği halde erkek bütçesine dahil edilerek iğdiş edilmesine engel olması bu etkilerden biridir misal.

kadın evini bırakıp! çalışmaya başladığında ihtiyaçlara destek olmaz evet, çünkü kadın evini bırakmıyor, evin çokluk yükü ile beraber başka yükler de sırtlanmış oluyor. olaya evini bırakıp dışarıda uçarı hayallaer peşinde koşma olarak bakıyor olanlar sadece daracık bir çerçevede yanılanlardır. kadın her zaman evine yardımcı tutamıyor çalıştığında, bizim gibi ekonomik düzeyi belli! ülkelerde çoğu kez tutamıyor. tuttuğunda da yine evini geçindirecek bir başka kadını kalkındırmış oluyor. kadın yalnızca eve para getirmek için çalışmıyor. kadın aynı zamanda kendini ifade etmek için, başka bir şey üretebiliyor olduğu için, yaşama değer katmak için de çalışıyor. birey olma mücadelesi için çalışıyor. erkek ile olan ilişkisinden bağımsız konuşuyorum ki erkek düşmanı yaftasını yapıştırıp olayı düşünsel zeminden alıp çirkeflik zeminine taşıma şansınız kalmasın. kadın kendisi de bireydir, erkekten dayak yediğinde çıkıp gideceği bir ev kurabileceği parası olsun diye değil, önce bir fert olarak kendi ayakları üzerinde durabilmek, kendi değerlerini oluşturmak için çalışıyor. önce insanlık onuru için ekonomik özgürlük gerekiyor. sonrasında da normal olmayan ve fakat haytlarımızdan bir türlü uzaklaşmayan türlü şiddetle savaşabilmek için, hukuki haklarını bilmek, öğrenmek ve onlardan istifade etmek için çalışıyor. bu ikincil bir fayda. çünkü normal şartlar içinde, doğal koşullar içinde bu tehlikeye karşı savunmada olmamak gerekir. ama tehlike kadın için sürekli mevcut. ve şiddet öylesine yaygın ki artık tehlike erkek için de sürekli mevcut. çünkü nesiller boyu şiddetle yetişen kadınlar da evlatlarına şiddet öğrettiler. nesillerce kızlarının da kendi mutsuzluğu içinde debelenmesini içten içe isteyen annelerle büyüdük. kadının kendisi de bu şiddetten müstesna kalmadı elbette.

şiddetin ilk sebebi birey olamamaktır.

birey olmak için, yaşam rehberi (anne-baba) olabilmek için, kendi benliğimizi gerçekleştirebilmek için, fiziki ihtiyaçlarımızın dışında kalan insanlık ihtiyaçlarımız için çalışıyoruz.

evde otursam babam iki tas çorba koyardı, muhtemelen çoktan koca sponsorluğuna geçmiş olurdum. ama çocuk yetiştirmede, ama finansal bir takım işlerde, ama sorun yaşayan çalışanların dertlerinde ama hukuki meselelerde yardım elini uzattığım kimseye anlatacak bir şeyim olmazdı çalışmasaydım. maddi ve manevi biriktirdiklerimi çalışmaya ve çalıştığımla kendime sağladığım eğitime borçluyum.

gücüm, fırsatım ve nasibim olduğunca çalışacağım.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.