chp'nin din politikaları

oldukça netameli bir konuyla karşı karşıyayız. konu chp ve din olunca malum kelime cümleye kendiliğinden dahil olur. yani chp'nin din politikası islam ve müslüman düşmanlığından ibarettir.

tabi burada ilahiyatçı akademisyen yazar ramazan akkır'ın 2019 tarihli kitabından bahsediyoruz.

aslında doktora tezi olan bu kitapta chp'nin tüm liderleri üzerinden din politikaları sırayla anlatılmış. böylelikle tezlerin bir geleneği olduğu üzere devasa bir kaynakça bölümüne de yer verilmiş.

kitabı bitirdikten sonra chp'nin insanlık tarihinde en başarısız parti olduğuna kanaat getirdim. on yıllardır yenilgi yenilgi büyüyen hezimetlerine rağmen, chp'nin hala bunca taraftarının bulunması, elde etmiş olabileceği olmayan başarılarıyla değil, yalnızca belli bir ideolojinin odak noktasını ele geçirmiş olması ile açıklanabilir.

kitaptan vardığım sonuç chp'nin hem dini açıdan, hem de idelojik olarak kendini asla net bir çizgiye oturtmadığı ve garip ideolojik önyargılarını millete dayatmaya çalışmaktan asla geri durmadığıdır.

* * *

yalnızca ideolojiden beslendiği için tarafgirlerince hizmet beklentisinin ön planda tutulmadığı bu nadide parti, hiç hakkı olmamasına rağmen devletin kuruculuğunu ve atatürk'ün ideolojik ve en önemlisi "ekonomik" mirasını tek başına sahiplenmektedir.

partiyi ele geçirmiş günümüz kadroları atatürk'ü sürekli gündemde tutarak kendi başarısızlıklarını ve bağnazlıklarını kamufle etmeye çalışmakta, birçokları onun adı üzerinden para kazanmakta, yüzlerce milyon liralık atatürk heykelciliği sektörü son hızla büyümekte, birtakım kirli paralar sözde sanat eseri adı altında aracılar üzerinden dağıtılmaktadır.

özetle chp'yi ele geçirmiş bu başarısız kadroların tek başarısı atatürk istismarcılığı'dır.

yoksa atatürk'ün görüşlerinin birçoğu, bu partililerin dışladığı kesimler tarafından da kabul edilebilir niteliktedir.

fakat istismarın boyu öylesine büyüktür ki, bu bir kısım faşist kitle kendi ideolojik yobazlığını kamufle etmek için atatürk simsarlığı yapmakta ve atatürk üzerinden diğer insanlara saldırmaktadırlar.

tabi bunlar benim tespitlerim olup bu kitabın konusu dışındadır.

* * *

kitapta atatürk ve inönü dönemlerinden sonra, her lider değişiminde gittikçe ılımlılaşan bir chp ile karşı karşıya olduğumuzu fark ediyoruz. önceleri anadolu halkına tepeden bakan, çok partili seçime geçerken "öküz anadolulu"lardan oy istemek zorunda olmayı hazmedemeyen oldukça kibirli, faşist ve zorba anlayış, günümüzde kırılıp partiye çarşaflıları üye yapmaya kadar evrimleşti.

tabii ki bunda bir mahzur yoktu, zira atatürk'ün karısı da çarşaflıydı.

fakat bu atatürk simsarlarının, atatürk'ün ve inkılaplarının sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve üstelik atatürk'ün görüşlerinin de ilelebet geçerli olduğunu söylemelerine rağmen, atatürk'ün getirdiği şapka inkılabına uymamaları samimi olmadıklarının delilidir.

hem atatürk inkılaplarının takipçisi olduğunu iddia edip hem de şapka takmamak, ya atatürk'ün görüşlerinin ilelebet yaşamadığına inanmak veyahut atatürk'ün emrine itaat etmemektir ki bu da yalancılık ve sahtekarlıktır.

ismet inönü'nün islam karşıtlığına karşı bülent ecevit chp'nin başına geçtiğinde "ortanın solu hazreti muhammedin yolu" diyerek chp'ye bir miktar eksen kaydırmış. sonraki liderler de hep öncekine göre ılımlı olmayı benimseyince zamanla ortaya şimdiki chp çıkmıştır.

* * *

atatürk cumhurbaşkanı olduğu dönemde yurtdışından gelen "diktatörlük" eleştirilerini gidermek için çok partili sisteme geçişin bir adımı olarak ali fethi okyar'a serbest cumhuriyet fırkası'nı kurdurur. fethi bey atatürk'e ve "devletin kurucu partisi chp'ye" karşı gibi görünmekten imtina etse de, atatürk kendisini "bana değil, ismet'e muhalefet edeceksin" diye yatıştırır.

buna rağmen 7 eylül 1930 serbest cumhuriyet fırkası fethi okyar'ın olaylı izmir mitinginde gördüğümüz üzere chp zulümlerinden, şapka mezaliminden, bu partinin diniyle diyanetiyle uğraşmasından yılmış olan fakir halk, chp gelmesin de ne gelirse gelsin diyerek, çareyi scf'ye sarılmakta bulur.

1930'da atatürk hayatta iken türk milletinin çoğunluğunun atatürk'ün iktidarını neden istemediği ve atatürk'ün partisinden neden nefret ettiği üzerinde tefekkür edilmelidir!

aslında arka planda fethi bey de, ismet bey de, mustafa kemal bey de birlikte çalışmaktadırlar. buna rağmen durumdan rahatsız olan atatürk milletin iradesini ve kendi partisinden başka bir partiye teveccüh göstermesini hiçe sayar ve fethi okyar'a kendisinin kurdurduğu scf'yi birkaç ay sonra kapatır.

chp ve sözde sol görünümlü zihniyetin zulümlerinden bıkan bu milletin her seferinde çareyi yeni kurulan birkaç aylık partilerde bulması ve 80 yıllık chp'nin birkaç aylık yeni kurulmuş partilere sürekli yenilmesi, halka hizmet eden parti yerine partiye hizmet eden halk anlayışını benimseyen bu tuhaf partinin asla peşini bırakmayacak lanetidir!


(bkz: dünya sözlük okunmuş kitap tanıtımları kulübü)

kitapyurdu
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.