dorian gray'in portresi

oscar wilde'ın muhteşem eseri.
dorian gray kusursuz güzelliği temsil ediyor. dorian gray o kadar yakışıklı o kadar güzel ki dorian gray'in kendisi dahi kendini kıskanıyor.

kitabı ilk okumaya başladığımda bir miktar itici geldi. bunun iki nedeni var.
birincisi ressam basil hallward'ın dorian'ı aşık olmuş gibi beğenmesi.**
ikincisi ise ressamın dostu* lord henry wotton'ın çok ukala bir tip olması.
asıl hikaye 116ıncı sayfada başlıyor diyebilirim. hikaye genel olarak çok akıcı ve heycanlı.

lord henry için ayrı bir paragraf açmak istiyorum. henry ağzı iyi laf yapan, her sözü toplum normlarına aykırı olan, her şeye muhalif biri. bana çoğu zaman itici geldi. böyle tipler toplumda herkesi etkliler ama bana çoğu zaman gereksiz laf ebeliği yapan biri gibi geldi. diğer taraftan onu dinlemek oldukça eğlenceli. her sözü ayrı bir alıntı olabilir. birkaç tanesini yazayım.

"dorian bir budalalık yapmaktan kaçınmayacak kadar akıllıdır, azizim basil"
"kadınlar bizden çok daha pratiktir. bu gibi durumlarda bizler evlilikten söz açmayı çoğu zaman unuturuz da onlar hep aklımıza getirir...erkekler evlenme teklifi etmez. evlilik teklifi her zaman kadından gelir"
"bir erkek herhangi bir kadınla mutlu olabilir, yeter ki onu sevmesin"
"her skandalın dayanağı aklakdışı bir güvendir"
"kişi ancak iki yolla ulaşabilir uygarlığa. biri kültürlü olmak, öbürü de ahlaksız olmak"

neyse böyle işte.

ayrıca bu başlıktaki çoğu yazarın gömüldüğünü fark ettim. kim bilir belki de dorian gray'in kendisi buralarda bir yerlerde dolaşıyordur.*