insanlığın medeniyet destanı

roger garaudy'nin insanlık tarihini sabote eden batı dünyasına ve batı'nın her türlü zorbalığına karın tokluğuna ve çok daha azına minnet eden sömürülen toplumlara bir mesajı, tarihin gerçek yüzü. üstad kitabın hedefini şöyle izah ediyor; "açıkça ifade edelim ki, bu kitabın hedefi: tarihin bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini göstermek; sömürgeciliğin sona ermesin den sonra, tarihi inisiyatif ve hamlenin tek merkezi, değerlerin tek yaratıcısı sanki avrupa imişçesine, insanlık tarihine sadece avrupalı gözüyle bakmanın artık imkânsız olduğunu anlatmaktır."

üstad insanlığın altın yılları olarak yeryüzünde hakim olan ilahi aşkınlık zamanlarını gösteriyor. buda'nın manifestosunu, zerdüşt'ün İran'ın İslam inancından sonra dahi etkisinden çıkamayacağı ilkelerini, lao tsö ve konfüçyüs'ün öğretilerini, hezekiel peygamberin davasını, pisagor'un bilgeliğini, olmekler'in medeniyet algısını, afrika nok medeniyeti'nin deruni sanat anlayışını anlatıyor ve bu medeniyetlerin ardından doğan greklerin, yani batı'nın fikir babalarının dünya'ya ve insana bakış açısını şöyle özetliyor; batının tercihi, hesap ve ölçüye dayanarak dünyayı zaptetmek ve tabiata karşı bir fatih edasıyla davranmak şeklinde gelişti. onun temel ve kendine has tecrübesi, artık "ben tabiata aitim" değil, aksine "tabiat bana aittir" oldu.

üstad batı'nın aydınlanma dönemi diyerek pazarladığı rönesansı şöyle tanımlıyor; rönesans'la birlikte çok şey öldü. ve bugün bizi öldürmekte olan çok şey doğdu.

kendilerini dünyanın ilk ve tek medeni toplumu gibi lanse etmenin yanında buna ikna etme başarısını da gösteren batı dünyasının insana ve medeniyete olan tutumunun resmi olarak şu alıntıları sunuyor;

--- alıntı ---

barış zamanında çok sayıda amerika yerlisini öldürdükleri, parçalamaları için onları köpeklere attikları, diri diri yaktıkları, ellerini, ayaklarını, burunlarını ve göğüslerini kestikleri, karılarının, kızlarının irzlarına geçtikleri, evlerini atese verdikleri, ekinlerini talan ettikleri, neticede de soğuktan ve açlıktan ölmeye terk ettikleri için, artık sırf mecburiyetten ötürü kendilerinin birbirlerini yemeye alışmaktan başka çareleri kalmadı.

hakim fernando da santillan'ın raporu 5 haziran 1559

maden ocaklarındaki cesetlerin kokusu o kadar fazlalaştı ki, bu durum sonunda veba salgınına yol açtı. özellikle huaxican maden ocaklarında, yarım millik çevrede cesetlerin veya kemiklerin üzerine basmadan yürüyüp gitmek, daracık bir yol bulabilmek neredeyse imkânsızdı.

rahip motolinia hatıralar, charles quint'e mektuplar


--- alıntı ---

keşfettikleri(?) toprakları istila ve işgal edip soykırıma doyduktan sonra kendilerine köle edinmek için yüzlerini afrika'ya çevirdiklerinde ise bir köleyi/insanı/canı zorbalıkla başka bir kıtaya götürerek ölene kadar en aşağılık şartlarda çalıştırmak için ise on köleyi telef etmeyi kendilerinde hak görürler. üstad bu durumu da şu cümlelerle açıklıyor; 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren köle ticaretinin uygulanması, ardından 1885'ten yani berlin konferansından itibaren kıtanın içlerine doğru saldırılanın başlatılması ve hammaddelerin yağmalanmasıyla devam eden avrupa istilası, afrika'nın gerileyip çökmesine sebep oldu ve kara afrika'nın eski kültürlerini toplumun içinden yıkıp yok eden bir boşluk meydana getirdi.

bu gelişmelerin ardından doğanın ve insanlığın hakimiyetini eline geçiren batı ve hegemonyası üstadın deyimiyle; maalesef bu gidiş, bilimle bilgelik arasındaki bir ayrılıkla, yani vasıtaların tertibi ile gayelerşn tefekkürü arasında bir kopmayla sonuçlandı.

son söz niyetine: batı medeniyeti, insanı üretim ve tüketime, ruhu akla, sonsuzu kemiyete indirger. tarihte hiçbir insani gaye üzerine kurulmamış tek medeniyet olan bu medeniyet, tabiatı depo ve çöplüğe çevirir, toplumda bir cangıl ferdiyetçiliği veya bir beyaz karınca yuvası totalitarizmi oluşturur ve insanı her türlü ilahi boyuttan koparıp sakat bırakır.
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.