bu böyledir

mustafa kutlu'nun hayatın izafiliğini, ölümün anidenliğini ve mutlaklığını, içine sürüklendiğimiz buhranı ise çıkışsız lunapark metaforuyla yüzümüze çarptığı hikayesi.

aklı bahriyelide olan zinnure'yi alabilmek için kravat takan süleyman, değişime direnen yorgancı hafız yaşar, dünya telaşında heder olan manifaturacı rafet efendi, meslektaşına duyduğu alaka yüzünden parkın müdavimi olan felsefeci şinasi...

--- alıntı ---

sanıyorum toprak, bundan böyle toprak olmaktan çıkacak, ağaca ağaç gibi bakmayan, toprağa toprak diyerek basmayan, adama da adam gibi muameleyi bırakacak.

--- alıntı ---
devamını gör...

Bu başlığa bir şeyler girmek için üye olabilirsiniz.