mary stuart

aklıma geldikçe kendisini akranı i. elizabeth ile karşılaştırıp "acaba hangisi daha doğru olanı yapmış" diye düşündüğüm maktul-merhum iskoç kraliçesi.

yamulmuyorsam, kraliçe elizabeth evlenmiyor hatta ona bakire elizabeth diyorlar, mary'nin ise bir oğlu var ama kendisi bir kulede esir hayatı yaşıyor ve sonrasında idam ediliyor. oğlu ise elizabeth'in ölümünden sonra -işte önemli nokta bu- hem ingiltere hem de iskoçya'nın ortak kralı olmuş oluyor.

tahtta hakkı olmasına karşın gün yüzü görmeyip oğlunun iki devletin ortak kralı olması mı yoksa hayatın boyunca bekar kalıp kraliçe olarak hayata gözlerini yummak mı? ben kendimi elizabeth'e daha yakın buluyorum şahsen.

bu konuyla alakalı iki film izledim biri elizabeth'i anlatıyor diğeri mary'i. iki filmde de karşı taraf gömülmüş. gerçekten ikisinin de hayatında çok başka sorunlar var. ama ortak olan şey bence şu ki erkek gücü/desteği ne derseniz deyin işin içine fazlaca karışmış durumda. mary bunu fırsata çevirip bir çocuk sahibi oluyor ama bir kere o evlilik bağına düşmüş olması da hanım ablanın işlerini zorlaştırmıştır bence.
elizabeth biraz daha diş geçirmiş durumda iktidar bakımından. ama eminim o da gözünün içine bakan her erkek için "acaba seviyor mu yoksa gücümü mü paylaşmayı istiyor" diye düşüne düşüne paranoyak olmuş olabilir.

bu hesabın sahibi normal bir ev kızı ama seni iyi anlıyorum elizabeth. ve emin ol tatlım sen daha doğru bir seçim yaptın.
başlık mary'e aitti değil mi, elizabeth'in arkasından gerçekten onu devrimek için iş çevirdiysen çok yanlış yaptın abla benden sana demesi. ama yok iftiraya kurban gittiysen rahmetli bergen ablayla birlikte kaderdaşım olabilirsin.
neyse ikinizin de ruhu huzurla uyuyordur inşallah.