sözlük yazarlarının karalama defteri

Hümayun Şeceryan'ın bir canlı konser kaydını dinlerken ilham olundu. Karaladım o an sadra akanları.

"Ey gönlümün ezhârını solduran!

Gümrah ırmakların akışına kapılmış ömrüm, deli bir çıvgın gibi ağmakta. Ümitsizlik dağının sarp kayalarında âteşîn adımlarla yürümekteyim. Yalıncak. Kâh alaca hazan savurur acı kahve saçlarımı, kâh gözlerimden rûz u şeb dökülen ezelî hicran. Kâh elemle otururum hilkât sofrasına, kâh ilâhî neşveyle.

Ey gönlümün kederiyle sadâ eyleyen mutrîban!

Züleyha gibi düşsem bir ışk-ı Yûsufa. Bir kuyuyla hasbihal etsem. Yüzüm sürsem Yakub'un gubârına. Yırtmadan edep gömleğini.

Çölde mükevvenat ile mahabbet eden Mecnun gibi. Dîvanelik çalsa kapımı. Dilim lâl. Taptuk eşiğinde yüzükoyun yatsam Yûnus gibi.
Yahut Hâfız şiirinde bir kelâm olsam. Yârin zülfünü anlatan.

Ey lisân-ı hafî! Ey lebimdeki esrâr!

Kim bakar sîretime câna şifâ nazarla? Kim göze alır Ankâ olmayı? Fenâ yurdu ki bin türlü ejderhâ, bağrında.

Bir ses ver âlem-i cenândan. Bir çal rebâbı âfâkı yarıp. Çatlasın tohum. İçsin hâk tâbı. Şerâbı."