akşam oturmalarını ayarlama enstitüsü

pandeminin hayata kattığı olumsuzluklar elbette küçümsenemez. ama diğer yandan bazı olumlu yanları da yok değil.

misafirliklerin ya da "oturmaların" belki de en sıkıntılı yanı kalkışlardır. hafta içi ya da hafta sonu fark etmeksizin, misafir olduğunuz ortamdan özellikle akşam vakitlerinde kalkmak tam bir işkenceye dönüşebilir. zira bizim gibi ısrar etmeyi oldukça seven ve bunu aslında bir ata sporu olarak ifa eden bir milletin "bir çay daha içip kalksaydınız" gibi tekliflerle oturma süresini uzatma çabaları herkesin malumudur. bazen ev sahibinin ısrar etmesine gerek kalmadan oturma süresi uzar da uzar. ama sonu çoğunlukla pişmanlıktır.

ama dedik ya, pandemi beraberinde sınırlı sayıda güzel şeyler de getirdi diye. sokağa çıkma kısıtlamaları sayesinde kendiliğinden oluşan akşam oturmalarını ayarlama mekanizması da bunlardan bir tanesi. misafirlik-ev arası mesafeye bağlı olarak kalkış saatleri istanbul içinde 8 gibi başlıyor. ne bir ısrar, ne bir telaş, ne bir pişmanlık, ne de uzatılan kapı önü vedalaşmaları. sanki olur da 9'dan önce evde olunamazsa, arabalar bal kabağına, insanlar da kül kedisine dönüşecekmiş gibi kurala genel bir riayet eğilimi var. evde ertesi günü düşünmek, 9 sonrası maçlarını izlemek ya da başka kişisel aktiviteler için geniş bir vakit. mis gibi. 9'da evde olmak çok iyi, 9.30 ya da 9.45 öyle değil mesela, orda bir tedirginlik var. ama saate bakıp 9 olduğunu fark etmek çoğunlukla iyi hissettirir.

1 mart itibariyle anlaşılan o ki birçok alanda "normalleşme" dedikleri şeyler başlayacak. dolayısıyla her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi, pandeminin "olumlu" yönleri de beraberinde gidecek gibi görünüyor. ama karar vericiler, hazır uygulanmış ve başarılı olmuş bu sistemi bir enstitüye dönüştürerek devam ettirebilirler. böylelikle akşam oturmalarını ayarlama enstitüsü, insanların varış ve kalkış zamanlarını belirleyerek tüm zaman kayıplarının ve muhtemel diğer problemlerin önüne geçebilir.