işten kaytarmak için rapor almak

Hava indirme, dağcı komando olarak askeri vazifemi ifa ettiğim çarli birliğinde; havan takımından çıkıp, gtt timine kumanda etmeye, uçaktan helikoptere atlarken şarjör değiştirip, obüs mevzilerinde pentatlon yapmaya üşendiğim bir gün; "bir yol vizite çavuşunu bulayım da, beni hastaneye götürsün de, bugün de raporlu geçsin" dedim.

İmzalar alınıp, hastaneye çıkan aracın sert plastik koltuğuna attım kendimi. Tabip yarbayın kapısında beklerken, bir kıyamettir koptu. Bizi hastaneye taşıyan aracın muhafızları, bir sebepten birbirlerine girmişler. Kasaturalarla dalmışlar birbirlerine. Ayırmaya çalışan askeri hastanenin birbirinden salak 4 kişilik nöbet değişim timini ve nöbetçi onbaşısını da yere indirmişler. Sanırım daha şapşal olduğu için onbaşı olan, aslında tören tüfeği olan m1'ini bizim muhafızlara doğrultmuş. Bizim salak muhafızlar da panikle zaten dolu taşıdıkları g3'leri, hastane nöbetçilerine çevirmiş. Hastane askeri ama sivillere de açık. Ortalık toz duman, çığlık atan mı ararsınız, ağlayan mı, kaçışan mı... bu arada hastaneye yakın birlikten tam teçhizatlı ani müdahale mangası da açık land'ı ile yola koyulmuş.

Muhafızlar benim bölükten ve benim takımdan. ama Araya girmem gerekmez, çünkü görevli değil "hastayım". Gel gör ki, şu rezillik gözümün önünde yaşanırken, öylece durduğum taburda duyulursa, o iki salakla aynı hücreye atarlar beni. Salaklara silahlarını indirttim kolayca. Birliklerinden birini görünce sakinleştiler. Ani müdahale mangası topladı bunları. Beni de aldılar. Doğrudan merkez komutanlığına. Komutanlıkta, kimse bize bir şey sormadığı ve konuşturmadığı için, muhafızlarla aynı muameleye tabi tutuyorlar. içim içimi yiyor, "Hay senin kaytarmana da, arazi olma amacına da, ne güzel ıhlamur içiyor olacaktım şimdi taburda"... nöbetçi subay sadece küfür ediyor. Ama çok başarılı; özne, nesne, yüklem, zarf, dolaylı tümleç olarak sadece küfür kullanıyor ama anlam bütünlüğü bozulmuyor, anlatım bozukluğu da yok.

Derken babacan bir subay geldi. Merkez komutanlığı komutanıymış, bu albay. Son derece olgun ve babacan tavırlarla geldi yanımıza. "Ölene kadar askersiniz lan siz. Hayatınızın kalanı askeri hapishanede geçsin diye elimden geleni yapacağım" filan dedi. Öyle küfürler etti ki, diğer küfürcü üsteğmen bile utandı. Döndü bana, "senin ne işin var lan bu ordu çocuklarıyla" dedi. "Komutanım ben hasta... vizite..." diye kekelerken, bir omuz vurdu, oturdum yerime. "Dağ indirmeci komandoya böyle muamele mi yapılır lan" diyecek gibi oldum. Ama aklımı komple kaplayan "boncuktan kuş mu, kibritten ev mi yapacağım, ömrümün kalanında" içsel muhasebesi baskın geldi ve sustum...

Derken, bir iki saate, olayla ilgili hastane nizamiye subayının raporu geldi. Beni ayırdılar o iki salaktan. Ama olayla ilgili şahitliğim istendiği için, merkez komutanlığı gazinosunda beklemem istendi.

Beni hastaneye getiren askeri aracın, akşam dönüş seferinden hemen önce, hastaneye bıraktılar. Hastaneye varır varmaz hemen araca bindim. Bir de içtima kaçağı olmak var, yoksa. Birliğe döndüğümde, saat 5 olmuş ve bizim subaylar gitmiş olduğu için, olayın birlik içinde takibini yapan nöbetçi subay ve amir aldılar beni ele. Gece 12'ye doğru saldılar ve yarın kendi bölük ve tabur komutanlarımla da bu konuda görüşeceğimi söylediler.

Velhasıl, kaytarmak için rapor alma işine girmeyin. İş iyi, iş. Çalışmak iyi.